Büyüme rakamı gerçeği yansıtmıyor mu

Büyüme rakamı gerçeği yansıtmıyor mu

Son çeyrek büyüme rakamları gerçeği yansıtmıyor mu? 2015 ilk çeyrekte küçülme bekleyen Prof. Dr. İbrahim Öztürk'e göre şaibeli

A+A-

Son çeyrek büyüme rakamları gerçeği yansıtmıyor mu? 2015 ilk çeyrekte küçülme bekleyen Prof. Dr. İbrahim Öztürk'e göre şaibeli. Rotahaber'de yer alan İbrahim Öztürk röportajı şu şekilde:

"Türkiye’nin 2014 büyüme rakamları açıklandı. TÜİK’in açıkladığı rakamlara TÜİK rakamlarına göre Türkiye, 2014'te yüzde 2,9 büyüdü, 2014 son çeyrek büyümesi ise yüzde 2,6 oldu. Bu büyüme rakamlarının ne anlama geldiğini Marmara Üniversitesi İktisat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof.Dr. İbrahim Öztürk’e sorduk.

Ekonomi Profesörü Öztürk piyasaların beklentisinin altında bir büyüme gerçekleştiğini belirterek özellikle 2014 son çeyrek büyüme rakamlarının ise gerçeği yansıtmadığını ve rakamlarda kurumlara siyasi baskı nedeniyle şeffaflık sorunu olduğunu düşündüğünü vurguladı.

Dördüncü çeyrekte yüzde 2,6 büyüme olanağı imkansız

Öztürk bu hususla ilgili şu görüşleri ortaya koydu: “Orta vadeli progframa göre başlangıçta yüzde 4 büyüme hedefi vardı. Sonradan bu yüzde 3 buçuğa revize edildi. Benim Ekim ayından beri öngördüğüm Türkiye’nin yüzde 2,8 kadar büyüyeceğiydi.

Görüldüğü üzere beklentilerin altında bir büyüme gerçekleşti ve son çeyrek büyümesi 2,6 olarak açıklandı. Ancak son çeyrek ihracat ve sanayi verileri bunu desteklemiyor. Burada bir şeffaflık sorunu olduğunu gündeme getirmek istiyorum. Elimizdeki umumi veriler bu rakamların doğru yansıtılmadığını gösteriyor. Zira son çeyrekte korkunç bir çöküş yaşandığı görülüyordu. Üçüncü ve dördüncü çeyrek sanayi verilerini, ihracat verilerini mukayese ettiğiniz zaman bu tablo net görünüyor. Üçüncü çeyrekte yüzde 1,7 büyüyen ekonominin dördüncü çeyrekte yüzde 2,6 büyüme olanağı imkansızdır. Zira bu dönemde tam tersine sanayi ve ihrcatta düşüş keskinleşti.”

Sıfır büyüme olması gerekiyordu

Öztürk 2014 son çeyrekle ilgili gerçek büyüme rakamlarını ise şu ifadelerle açıkladı: “Olup bitenden sonra kurumların otonomisi ve bağımsızlığına olan güvenimiz kalmadı. Üçüncü çeyrek ve dördüncü çeyrek verilerini mukayese ettiğimizde dördüncü çeyrekteki işsizlik rakamları, ihracattaki düşüş, sanayideki travma, tüketici beklentilerindeki kötüleşmeyi de göz önüne aldığımızda, sıfır büyüme olması gerekirdi.”

2014 gerçek büyüme yüzde 2.5

“Benim bugüne kadar Türk ekonomisiyle ilgili yapıp da tutmayan büyüme tahminim hiç olmadı” diyen Öztürk bu tespitinde ısrarlı. Öztürk, “2,6 rakamını görünce şaşırdım. Şaibeli bir rakam olduğunu düşünüyorum. Dolayısıyla 2014’ün 2,9’luk büyüme rakamının da gerçek olmadığını düşünüyorum. Gerçek rakamların yüzde 2 buçuk kadar bir büyümeye işaret ettiğini söyleyebilirim” ifadelerini kullandı.

Kişi başına gelir 10 bin doların altında

Açıklanan büyüme rakamlarının Türkiye için ne anlama geldiğini sorduğumuz Öztürk, “Türkiye’de nüfus artış oranını bundan çıkarttığınız zaman elde bir şey kalmıyor. 2008 yılında Türkiye kişi başı gelirde 10 bin 500 doları görmüştü. O günden beri niye onun üzerine çıkamıyoruz. İşte bu tür büyümeler nedeniyle… Türkiye’de nüfus artıyor ancak kişi başı gelir artmıyor. Şu sıralar kişi başı gelirde 10 bin doların altına düşmüş olabiliriz” dedi.

Açıklanan büyüme rakamlarının görünüşte büyüme olmasına rağmen sevindirici hiçbir tarafının olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Öztürk, “Mevcut kur üzerinden bakıldığında bu büyüme Türkiye gibi ülkeler için hiçbir sevindirici haber içermiyor. Türkiye’de işsizliği düşürmüyor. İşsizliği düşürmek için yüzde 7 büyüme gerekiyor. Yüzde 5 ile işsizlik sabit kalıyor. Yüzde 3 gibi büyümelerde ise işsizlik artmaya devam etmiyor” ifadelerini kullandı.

Bu durgunluktur

Bu büyüme rakamlarının Türkiye için olumlu olmadığını Çin örneği üzerinden anlatan Prof. Öztürk, “Çin yüzde 7 büyüdüğünde durgunluğa giriyorsa ve alarm zilleri çalıyorsa Türkiye için de bu geçerlidir. Türkiye için de yüzde 4 ve altındaki her rakam sıkıntılıdır. 2012, 2013 ve 2014’te üç sene üst üste Türkiye yüzde 4’ün altında büyüdü. Dolayısıyla ciddi bir durgunluk sürecindedir diyebiliriz” dedi.

2015 ilk çeyrekte küçülme olabilir

2015 için öngörülerini de açıklayan Prof. Dr. Öztürk şunları söyledi: ”Öncü göstergelere göre 2015'in ilk çeyreğinde yüzde 2 civarında küçülme öngörüyorum. Ocak Şubat ihracat rakamlarını biliyoruz. Türkiye’nin yüzde sekiz, dokuzlara varan oranlarda ihracatı daraldı. Mart ayında da daralma devam ediyor. Sanayi üretiminde 2009 krizinden bu yana en sert daralma yaşıyor. Dolayısıyla 2015'in ilk çeyreğinde daralma görülebilir…

” Hükümetin tedbir almak yerine daha çok tahribe yönlendiğini belirten Öztürk, “Yaklaşan krize karşı tedbir almaktan ziyade daha çok tahribat yapılıyor. 2015 yılı Türkiye için pozitif olabilirdi. Zira Çin, Japonya ve Avrupa’da parasal genişleme vardı. Faiz oranlarının düştüğü bir süreç yaşanıyordu. Enflasyon ve cari açık daralabilirdi. Bol kredi gelebilirdi. Ama bunun karşılığında siyasi gerilim yumuşamalıydı.

Kurumların bağımsızlığına saldırılmamalıydı. Maalesef yapılmaması gereken her şey yapıldı. Ahmet Davutoğlu ekonomide reform dönemi yaşayalım diye paket açıkladı. Bunun içinde şeffaflık da vardı. Ancak Cumhurbaşkanı şeffaflık gelirse parti teşkilatlarına adam bulamayız dedi ve o yasayı engelledi. Çünkü herkes çalmış ve biliyorlar bunu. Bütün bu tahribattan sonra, ekonomiye güven 15 puan düştü. Tüketici güven endeksi 5 puan geriledi yüzde 60 oldu. Bunlar 2009 krizinden beri en kötü seviyelerdir” dedi.

Reel ekonomik krize geçiyoruz

Prof. Öztürk bu süreçte hükümetin seçime yönelik göstermelik tedbirler alabileceğini vurgulayarak, “Seçim sathına girdik. Her şey seçmeni aldatmaya yönelik bir sürece girdi. Davutoğlu’nun açıkladığı teşvik paketinin hiçbir geçerliliği olacağını düşünmüyorum. Seçmene kaynak aktarma tedbirleri alabilirler. Bu kalıcı bir çözüm sunmaz. Yolun sonunda Türkiye ekonomisinde bir reel ekonomi krizi yaşanabilir. Finansal bir kriz olmayabilir ama sonradan finansal krize de dönüşebilir. Ama Türkiye şu an açık bir şekilde bir reel ekonomi krizinin içinden geçiyor. Finansal krizden farklı olarak reel ekonomi krizi kolay atlatılamaz ve kalıcı hasarları olur. Bu krizin ciddi sonuçları olacaktır.”

Bu haber toplam 720 defa okunmuştur

YORUM YAZ

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar; inançlara saldırı içeren ve doğru imla kuralları ile yazılmamış,ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.