Turkcell yurtdışında büyüyecek

Turkcell yurtdışında büyüyecek

Turkcell Genel Müdürü Kaan Terzioğlu, önümüzdeki 3 yıl içinde yurt dışı gelirlerini yüzde 7'den yüzde 40'lar seviyesine çıkaracaklarını söyledi.

A+A-

Geçtiğimiz yıl 1 Nisan'da Turkcell'de büyük bir değişim yaşandı. Süreyya Ciliv'den boşalan genel müdürlük koltuğuna iş dünyasının başarılı profesyonellerinden Kaan Terzioğlu oturdu. İşte şirkette stratejiden organizasyon yapısına kadar neredeyse her şeyi kapsayan büyük dönüşüm de böyle başladı. Göreve gelir gelmez yönetim kurulunun kendisine, "Hissedarlarımız için en büyük değeri yaratacak planı yap" dediğini belirten Terzioğlu. o günden itibaren bu plan üzerinde çalışıyor. Plan kapsamında Terzioğlu, şirketin stratejisini 3 ayaklı bir kolon üzerine oturtmuş durumda. Bunlardan ilki Turkcell'i Türkiye'de güçlü ve entegre bir telekom hizmetleri şirketi olarak konumlandırmak. İkincisi bölgede büyümek. Üçüncüsü ise küresel anlamda kullanılabilecek hizmetler yaratmak.

Bu stratejiler hayata geçirilirken Turkcell de oldukça hareketli bir yılı geride bıraktı. Grup içinde şirketler ve kadrolar birleşti. Yeni ürün ve hizmetler oluşturuldu. Yurt dışı pazarlarda büyümek için ciddi adımlar atıldı.

Turkcell'in başarı hikayesini bölgeye taşımanın kendisi için en önemli misyon olduğunu belirten Kaan Terzioğlu, "Önümüzdeki 3 yıl içinde hedefimiz uluslararası operasyonlarımızdan elde ettiğimiz geliri yüzde 7'den yüzde 40'lar seviyesine çıkarmak. Faaliyet gösterdiğimiz ülke sayısında 10'a yaklaşacağımızı tahmin ediyorum" diyor.

Turkcell Genel Müdürü Kaan Terzioğlu, göreve gelişinin birinci yılında ilk özel söyleşisini Capital'e verdi. Şirketteki misyonunu, ilk geldiği günden itibaren nasıl bir dönüşüme imza attığını ve Turkcell'i taşımak istediği noktayı Capital Dergisi’nden Nilüfer Gözütok Ünal’a anlattı:

-Geçtiğimiz yıl 1 Nisan'da göreve geldiniz. Öncelikle genel müdürlük teklifi size nasıl geldi?

-Ben kariyerimde operasyonel olarak 2 şirkette çalıştım. Bunlardan bir tanesi Arthur Andersen. Andersen'a üniversiteden mezun olunca girdim. İlk olarak İstanbul daha sonra Şikago ardından Brüksel ofislerinde çalıştım. 10 yılın ardından Cisco'ya girdim. 12 yıl orada Brüksel'de ve Londra'da çalıştım. 2012 yılında eşimin rahatsızlığı nedeniyle Türkiye'ye döndüm. Türkiye'ye döndükten sonra kafamda 2 tane Türk şirketinde operasyonel anlamda çalışmak vardı ve bunlardan bir tanesi Turkcell'di. O dönemde fırsat olmadığından yönetim kurullarında katma değerde bulunacağım Akbank, Abdi İbrahim, CarrefourSA, Aksigorta ve Teknosa gibi şirketlerin yönetim kurulu üyeliklerini yaptım. 2015 yılının nisan ayında Yönetim Kurulu Başkanımız Ahmet Akça tarafından bana genel müdürlük teklifi yapıldı. Teklifi kabul ettim ve bu kararımdan çok memnunum.

Turkcell, gerçekten müthiş bir şirket. Bana göre Türkiye'nin en iyi insan kaynaklan potansiyeline sahip. Bugüne kadar teknoloji ve hizmet anlamında Türkiye'nin en büyük başarı hikayelerinden biri olan bu markayı ve bu başarıyı Türkiye'nin dışında, bölgeye de taşımak benim için önemli bir misyon. Kariyerimde de çok uluslu faaliyetlerde bulunduğum için buradaki fırsatları çok net görebiliyorum. Bu alanda Turkcell'e yeni bir dinamizm getirebileceğimize inanıyorum.

-İlk etapta sizden beklentiler ne olarak dile getirildi?

-Biz yönetim kurulumuzla çok yakın ilişki içindeyiz. Yönetim kurulunun talebi belliydi. "Hissedarlarımız için en büyük değeri yaratacak planı yap" dediler. Ben de başladığımdan beri bu plan üzerinde çalışıyorum.

-Peki, bu plan nedir?

-Bu plan doğrultusunda Turkcell'in stratejisini 3 önemli kolon üzerine oturttuk. Bunlardan ilki Türkiye'de güçlü ve entegre bir telekom hizmetleri şirketi olarak kendimizi konumlandırmak. Buna yönelik olarak bu yıl içinde bir çok adım attık. İkincisi bölgede büyümek. Türkiye'deki başarımızı bölgeye bir anlamda ihraç edeceğiz. Üçüncüsü ise küresel anlamda müşterilerimizin kullanabileceği hizmetler yaratmak. Bu üç ana kolon üzerinde faaliyetlerimizi birbiri ardına gerçekleştiriyoruz. O yüzden 2015 bizim için önemliydi. 2015'te stratejimizi çok net belirlediğimizi düşünüyorum. Buna yönelik olarak gerekli organizasyonel değişimleri ve insan kaynakları yapılanmasını tamamladık. Önümüzde güzel bir 3 yıl var. Bu 3 yılla ilgili olarak da her yılı her ayı neredeyse santim santim planlamış durumdayız. Futbol takımında olduğu gibi sahaya indiğimiz zaman kim defansta kim orta sahada olacak bilincindeyiz ve ekip olarak çok güzel bir çalışma çıkarıyoruz.

-Organizasyonel yapılanma anlamında neler yaptınız?

-Turkcell'de 16, Superonline'da da 8 yönetici pozisyonumuz vardı. Geçtiğimiz yıl mayıs ayında aldığımız bir kararla bu iki şirketimizin yönetim kadrolarını tek bir yönetim kadrosu haline getirdik. 16 artı 8'den, 8 artı 1 kişilik bir yönetici kadrosuna indik. Bu iniş bize müthiş bir verimlilik, müthiş bir hız ve aldığımız kararlarda doğru öncelikleri koyabilme şansı verdi. Hemen akabinde network'lerimizi, kanal yapımızı ve satış teşkilatlarımızı birleştirdik.

-Tüm bu kritik süreçlerin yaşandığı bir yılda Turkcell'in performansı nasıl oldu?

-2015, Turkcell için çok başarılı bir yıl oldu. Her çeyrek sürekli ivme kazanan bir şekilde hem büyümemizi hızlandırdık hem kârlılığımızı artırdık. 2015 yılı başında hissedarlarımıza yüzde 6 ila 9 arasında ciro büyümesi, yüzde 31 ila 32 arasında kâr marjı hedefi vermiştik. Yıl sonunda Türkiye'de yüzde 9,5 büyümeye ulaştık. Konsolide düzeyde yüzde 6 büyüme gerçekleştirdik, kârlılığımız Türkiye'de yüzde 32,7, konsolide bazda 32,4 olarak gerçekleşti. Mali açıdan bu sonuçlar bizi fevkalade mutlu ediyor. Verdiğimiz tüm sözleri tuttuk ama bunun da ötesinde 2015 bizim için önemli bir dönüşüm yılıydı. Öncelikle 21 yılda ulaştığımız Türkiye'nin lider cep telefonu operatörü pozisyonumuzu artık Türkiye'nin lider entegre bütünleşik hizmetler şirketi haline çevirmeye karar verdik.

Bu amaçla Superonline ve Turkcell yönetim kadrolarını tek bir yönetim kadrosu altında topladık. Bu attığımız adım bize ciddi anlamda verimlilik ve sinerji kazandırdı. Bunun faydalarını da kârlılığımıza yansıtarak yaşıyoruz. 2015'te başka önemli gelişmeler de oldu. Son 6 ay içinde 3 uluslararası reyting şirketinden "yatırım yapılabilir" reytingini aldık. Türkiye'de 3 reytinge sahip tek şirketiz. Yatırım yapılabilir notumuz Türkiye'nin ülke notunun bile üstünde. Uluslararası piyasadan 2,4 milyar dolarlık fon bulduk. Önümüzdeki 3 yıllık büyümemizi fonlayacak şekilde kendimizi hazır hale getirdik.

-2016'ya hangi hedeflerle girdiniz?

-2016'da yatırımcılarımıza yüzde 8-10 arası ciro büyümesi sözü veriyoruz. Kârlılığımızın da yüzde 31-33 seviyelerinde olmasını hedefliyoruz. Ciromuzun yüzde 20'sine yakın bir kısmını tekrar işimizin büyümesi için altyapı yatırımlarında değerlendireceğiz.

Tabii ki 4,5G bizim açımızdan çok önemli bir gelişim. Yaklaşık 10 kat fazla hız geliyor. Bu 10 kat daha fazla hız 10 kat daha fazla tüketim kapasitesi demek. Elimizde bu tüketim kapasitesini taşıyabilecek altyapı mevcut. Doğal olarak müşterilerimiz çok daha fazla ve zengin içeriği küçük ekranlarından tüketmeye başlayacak. Bu bizim için büyük bir fırsat. İşimizi büyütecek ve müşterilerimize çok daha yakınlaşma şansı verecek. Bunun da hedeflediğimiz büyümeyi sağlayacağını düşünüyorum.

-Büyümeniz ağırlıklı olarak hangi alanlardan gelecek?

-Ağırlıklı olarak büyüme mobil data ve sabit data kullanımından gelecek. Biz bunun üzerinde sağladığımız BiP, TV Plus, müzik ve akıllı depo gibi uygulamalarla müşterilerimize daha iyi hizmet vereceğiz, onlar da bizden aldıkları hizmeti kullanarak daha çok data tüketecek.

-Sektörün gündemindeki bir numaralı konu 4,5G. Sizin 4,5G'de konumunuz nedir?

- 4,5G için bir spekturum ihalesi oldu. Bu ihalede spektrumun yüzde 47'sini biz aldık. Bu önümüzdeki 13 yıl boyunca Turkcell'e çok önemli bir rekabet avantajı kazandıracak bir kapasite. 1 Nisan'da 81 ilde aynı anda 375 megabit hızla sinyal vermeye başlayacağız. Bu mobil internet alanında yeni ve heyecan verici bir dönem olacak.

-4,5G'ye şu ana kadar ne kadarlık bir yatırım yaptınız? Ne kadarlık bir yatırım yapacaksınız?

-Bugüne kadar altyapısal olarak 34 milyar TL yatırım yaptık. Önümüzdeki 3 yıl içinde de 13 milyar TL daha yatırım yapmayı planlıyoruz. Her yıl ciromuzun yüzde 20'sini tekrar yatırıma harcıyoruz. Bu yıl içinde Türkiye'nin her noktasındaki baz istasyonlarımıza dokunacağız. Bir kısmına 4,5G koyacağız bir kısmında belli hizmetlerin kapasitesini artıracağız. Network departmanımız arı gibi çalışıyor, şu anda Türkiye'nin dört bir tarafında 1 Nisan'a hazırlanıyorlar.

-Bu yeni teknoloji rekabet açısından sektörü nasıl etkileyecek?

-Şunu net şekilde görüyoruz müşterimiz artık bizden içerik ve çok daha zengin hizmet bekliyor. Sadece bir telefon konuşması tatmin etmiyor. Anlık mesajlaşma uygulamaları, görüntülü konuşma bekliyor. İçerik açısından filmlere, spor içeriğine ulaşmak istiyor. Önümüzdeki dönemde rekabet hep bu hizmet alanında olacak. Teknoloji bugün hepimizin elinde olan bir şey ama bu teknolojiyi en etkili şekilde hizmete çevirebilecek şirketler başarılı olacak.

-Mevcut oyuncular arasında pazar payı dengeleri değişir mi?

-Biz şirket olarak kendi kendimize bir söz verdik: Bizim artık amacımız mobilin bir numarası olmak değil, toplam telekom sektörünün bir numarası olmak. O yüzden de artık işimize hep toplam telekom olarak bakıyoruz. Bu tabii ki rekabeti daha da coşturacak. Bu rekabet ümit ediyoruz ki kırıcı olmaz, hizmet yarışı olur. Biz hizmet yarışında her zaman varız ve en iyi hizmeti vermeye devam edeceğiz.

-Bu yıl sektörün büyüme hızı ne olur?

-Uzun zamandır telekom artık büyümeyen heyecanını kaybetmiş bir sektör olarak eleştiriliyordu. Biz şuna inanıyoruz: Telekom sektörünün çok büyük bir büyüme potansiyeli var. Türkiye'de enflasyonun en az yarısı kadar bir hızla büyüyebileceğimize inanıyoruz. O yüzden kendimize hedef olarak yüzde 8-10 arasında bir büyüme hedefi koyduk. Hatta önümüzdeki 3 yıl için yıllık yüzde 10-14 arasında bir büyüme hedefi var. Tabii ki enflasyona bağlı olarak bu hedefler tekrar yukarı doğru da gelebilir.

-O yurt dışında da büyüme konusunda iddialı bir döneme girdiniz. Şu an yurtdışındaki pozisyonunuz nedir?

-Türkiye dışında 4 ülkede faaliyet gösteriyoruz. Almanya'da bir sanal operatörümüz var. Belarus, Ukrayna, Kuzey Kıbrıs ve Türkiye'de faaliyet gösteriyoruz. Aynı zamanda yüzde 42'sine sahip olduğumuz Fintur isimli bir iştirakimiz var. Fintur da Kazakistan, Gürcistan, Moldova ve Azerbaycan'da faaliyet gösteriyor. Hepsini sayarsak aşağı yukarı 70 milyona yakın müşterimiz var.

-Gelirlerin yüzde kaçı yurtdışı faaliyetlerinizden geliyor?

-Yüzde 7'si yurt dışından.

-Uluslararası genişleme anlamında önünüzde nasıl bir yol haritası var?

-Bu yıl ilk uluslararası yapılanmamızı Ukrayna'daki iştirakimizin yüzde 100'ünü satın alarak gerçekleştirdik. Bu satın almayla Ukrayna'daki operasyonlarımızda tam anlamıyla konrol ve karar verme gücü sağladık, bunun üzerine Ukrayna ve Belarus'taki operasyonlarımızı yeniden yapı-landırdık. Orada markamızı Lifecell olarak değiştirdik ve 3G'yi lanse ettik. Şu anda da azınlık hissedarı olduğumuz Fintur operasyonunda bir pazarlık sürecindeyiz. Buradaki hisselerimizi artırmak istiyoruz. Arzumuz, buradaki operasyonları direkt olarak kendimizin yapacağı bir modele geçmek.

Bunun dışında Balkanlar'da Ortadoğu'da Kuzey Afrika'da ve Orta Asya'da fırsatlar olduğunu, Türkiye'deki deneyimlerimizi bu pazarlarda da tekrarlayabileceğimizi düşünüyoruz, Türkiye çok zor bir pazar, telekom sektörü için çok ağır bir vergilendirme ve çok sıkı bir regülasyon politikası var. Böyle bir pazarda Turkcell gibi bir başarı hikayesini yaratan bizler, eminim ki uluslararası pazarlarda çok daha büyük başarıları çok daha hızlı bir şekilde hayata geçirebiliriz.

-Yurt dışında hangi pazar payı ile ilerliyorsunuz? Pazar payı hedefiniz nedir?

-Bizim odağımız bulunduğumuz pazarda birinci ya da ikinci oyuncu olmak. Stratejimiz birinci ya da ikinci oyuncu olmadığımız pazarlarda ya birinci ya ikinci olacak şekilde satın almalar gerçekleştirmek ya da o pazarlardan çıkmak.

-Yeni planınıza göre gelecek 3 yılda gelirlerinizin yüzde kaçı yurtdışından gelecek?

-Önümüzdeki 3 yıl içinde hedefimiz uluslararası operasyonlarımızdan elde ettiğimiz geliri yüzde 40'lar seviyesine çıkarmak. Faaliyet gösterdiğimiz ülke sayısında 10'a yaklaşacağımızı tahmin ediyorum.

-Gelecek 5-10 yılda gelirler ve pazar payı anlamında Turkcell'i hangi noktaya taşımayı düşünüyorsunuz?

-İç pazara yönelik en önemli hedefimiz 4.5G ile beraber büyük ekranlı televizyondan küçük ekrana doğru giderken kendimizi Türkiye'nin bir numaralı televizyon platformu haline getirmek. Buna yönelik yatırımlarımızı hızla yapıyoruz. En önemli yatırımımız spektrum yatırımı. Şu anda televizyon yayıncılığı ve video tüketimi açısından gerekli kapasiteye sahip tek operatörüz. Bu da bizi çok heyecanlandırıyor.

FIRSATI GÖREN İLK OPERATÖRLERDEN BİRİYİZ

*Sektöre yönelik eleştiriler: 1 Nisan'da 4,5G lansmanımız var. Bu bizim için markamızı tekrar yenilikçi ve dijital servislerle müşterisine en iyi hizmet veren marka olarak konumlandırmak için bir fırsat. Son 10 yılda telekom sektörü çok eleştirildi.

"Sıkıcı, artık heyecanını kaybetti, büyümüyor, herkes para kazanıyor bunlar kazanmıyor" denildi. Ama son 3 yılda akıllı cihazların müşterilerimizin cebine girmesiyle beraber biz aslında müşterisine en yakın sektör olduk.

*Müzikte bir numarayız: Hiçbir sektör yok ki her müşterisinin cebinde sürekli internete bağlı sanal bir mağaza olsun. Bu bir fırsat. Bu fırsatın farkına varan dünyadaki ilk operatörlerden bir tanesiyiz. Bu nedenle dijital servis alanına çok yatırım yapıyoruz. Son 9 ay içinde Türkiye'de müzik alanında bir numaralı şirket olduk. Turkcell Müzik'in şu anda 5,5 milyona yakın kullanıcısı var. Türkiye'deki en büyük müzik platformunu yönetiyoruz.

*600 bin TV abonemiz var: Aynı şekilde akıllı bulut teknolojisinde akıllı bulut uygulamamızı 1,7 milyon müşteri kullanıyor, dünyada ismi bilinen birçok uygulamadan çok daha ilerideyiz. Televizyon alanında 600 binden fazla abonemiz var. Bu müşterilerimizin 12 aylık dönemde 10'a katlandığını düşünürseniz burada da çok güzel bir büyüme ivmesi var.

*Heyecanlandıran proje: Ama beni en çok heyecanlandıran BiP uygulamamız. Bundan 9 ay önce herkes bize "WhatsApp aldı başını gitti, siz bunu geçemezsiniz" derken biz BiP diye bir uygulamaya inandık. Ve BiP bugün Türkiye'de 6 milyona yakın kullanıcısıyla anlık mesajlaşma, telefonda konuşma ve görüntülü konuşma servislerinde çok iyi bir pazar payı kazandı. Bu ürünümüzün Turkcell'in küresel anlamda müşterilerine hizmet vermeye başladığı ilk platform olacağını düşünüyorum. Şu anda da 180'e yakın ülkede kullanılıyor.

SATIN ALMALARLA BÜYÜYECEĞİZ

*Yurt dışı gelir hedefi: Bugün Turkcell'in gelirlerinin yüzde 93'lük kısmı Türkiye, yüzde 7'lik kısmı uluslararası operasyonlarından geliyor. Ben 5-10 yıl içinde Turkcell'in gelirlerinin yüzde 50'sinden fazlasının Türkiye dışındaki operasyonlarından geleceğini düşünüyorum.

*Global marka olacak: Türkiye'den çıkacak üç-beş global marka varsa bunlardan biri Turkcell olacak. Belki Türkiye'nin dışında Turkcell adını değil Lifecell adını kullanacağız. Ama telekom hizmet şirketi olarak muhakkak bölgede faaliyetlerini artıracak bir Turkcell göreceksiniz.

*Genişlemeci bakış: Orta Asya'da, Balkanlar'da, Ortadoğu'da ve Kuzey Afrika'da sürekli olarak genişlemeci bir bakışla planlarımızı yapıyoruz. Bu pazarların çoğunda satın almalarla büyüyeceğiz. Satın alırken de "Çok paramız var her şeyi alırız" diye bir mantığımız yok. Son derece disiplinli bir prensip içinde hareket edeceğiz.

İLGİLENDİĞİMİZ ŞİRKETLER

Baktığımız pazarlarda ilgilendiğimiz şirketler mobil ve sabit altyapılarda dengeli yatırımlar yapmış şirketler. Her şeyden önemlisi bizim kârlılığımıza gerçek anlamda ilave katkı getirecek şirketlere bakacağız ve bu yönde ilerleyeceğiz.

*Suriye fırsatı: Bu sırada bazı pazarlarda sıfırdan oluşacak fırsatlar da olabilir. Bunlarla da ilgilenebiliriz ama artık bu sektörde sıfırdan oluşacak çok fırsatın kaldığını zannetmiyorum. Belki Suriye olabilir, savaş bittikten sonra Suriye'de fırsat çıkabilir.

*"Altılı oyun" stratejisi: Ses geliri düştü: İlk defa geçtiğimiz yıl dördüncü çeyrekte ses gelirlerimiz, toplam gelirlerimizin yüzde 50'sinden aşağı düştü. Bunu söylediğim zaman herkes endişeli bakıyor. Halbuki bu bizim istediğimiz bir şey. Çünkü ses, hizmetlerimiz içinde en dar alan. Sesin üzerine data, onun üzerine de dijital servislerle gelirlerimizi zenginleştirmek istiyoruz. Bu amaca yönelik hamleleri yapıyoruz.

*Televizyon ve müzik: Benim "altılı oyun" adını verdiğim yeni bir stratejimiz var. Bu da mobil tarafta tekli, ikili, üçlü oyun. Mobil tarafta tekli, ikili, üçlü oyun ne demek? Ses hizmeti alan müşterilerimiz var, bunlar sadece telefonla konuşuyor. Sesle beraber geniş bant hizmeti alan müşterilerimiz var, onlar hem internetle ilgili içeriğe ulaşıyor hem sesle konuşuyor. Bir de televizyon, müzik gibi abonelikle hizmetlerimizden yararlananlar var. İşte o bizim mobildeki üçlü oyunumuz.

*3 yıllık projeksiyon: Hanelere baktığınız zaman, hanelerde bizden internet, telefon ve televizyon hizmetini alanlar var. 3 mobilde 3 sabitte bunları topladığınız zaman biz 6 değişik alanda müşterilerimize hizmet vermek istiyoruz.
Buna yönelik olarak programlarımızı uyguluyoruz. Bugün yüzde 50'nin altına düşen ses hizmetinin de gelecek 3 yılda yüzde 30'lara düşeceğini düşünüyoruz. Bu şu demek: Müşterilerimizin yüzde 70'i bizden sesin üzerinde ilave hizmetler alıyor olacak.

 

Bu haber toplam 588 defa okunmuştur

YORUM YAZ

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar; inançlara saldırı içeren ve doğru imla kuralları ile yazılmamış,ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.