# 1 Kasım seçimleri için şok rapor

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/1-kasim-secimleri-icin-sok-rapor-9760h/
- Yayımlanma: 2016-02-09T17:24:00+02:00
- Yazar: Murat Ali Oral

Raporda AGİT’in, daha önceki seçim raporlarında görülmediği şekilde Kasım 1 seçimlerinin
yapıldığı dönemki şartlara çok ağır eleştiriler getirdiği görülüyor. AGİT ilk kez
Türkiye’nin seçimlerle ilgili olarak AGİT’e üyelikten doğan uluslararası yükümlülüklerini
yerine getirmemekle suçluyor. Dahası, ABD Dışişleri Bakanlığı da özel olarak yaptığı
açıklamada AGİT raporu sonuçlarına katılıyoruz diyerek, bu ağır eleştirilen altına
imza atmış oldu.

**AGİT: Türkiye, seçimleri adil ve eşit şartlarda yapma yükümlülüğüne uymadı**

AGİT’in web sayfasına göre, kurum 1995 yılından beri diğer AGİT üyelerinin seçimlerini
gözlemliyor. ‘’Türkiye seçimleri’’ web sayfasında ise AGİT’in ilk raporu 2002 yılında
yazdığı görülüyor. AGİT raporu, Kasım ayı seçimlerinin, AGİT üyelerinin imzaladığı‘’
Kopenhag Dokümanları’’nda var alan ‘’seçim atmosferini özgür ve adil şartlarla uygun
hale getirme garantisini’ sağlayan hükmüne (1990 Kopenhag Dokümanlarının 7.7 sayılı
paragrafı) Türkiye’nin uymadığını rapor etti. Bu uyuşmazlığın AGİT raporlarında 
ilk kez Kasım 1 seçimleri raporunda yer aldığı görülüyor.

**Demokrasinin son ayağı da çöktü mü?**

Türkiye’nin demokrasi olduğuna ispat için kullanılan ‘’seçimlerin özgür, adil ve
şeffaf’’ şartlarda yapılmasının AGİT’in raporuna göre artık Türkiye için geçerli
olmadığı görülüyor. ABD Dışişleri Bakanlığı da Kasım 1 seçimleri sonrası, Türkiye’de
yapılan seçimlerin ‘’eşit, adil ve şeffaf’’ olup, olmadığı sorularına ‘’AGİT raporunu
bekliyoruz’’ diyerek cevap vermişlerdi. ABD yetkilileri bu hafta aynı soru karşısında‘’
AGİT’in raporlarının bulgularına katılıyoruz’’ diyerek cevap verdi.

Başta Cumhurbaşkanı Erdoğan olmak üzere, AKP’nin sürekli atıf yaptığı ‘sandıkta 
hesaplaşalım’ meydan okumasının da bu şekilde bir gerçekliği kalmıyor zira seçimlerin
adil ve özgür yapılmadığı uluslararası gözlemcilerle tespit edilmiş oldu.

AGİT’in Kasım 1 seçimleri raporu bu hafta açıklandı. AGİT raporu, adeta üçüncü dünya
ülkesinde yapılan seçim şartlarını anlatır gibi uzun paragraflarla geçtiğimiz aylardaki
Türkiye’nin halini tasvir ediyor.

**Türkiye, uluslararası yükümlülüklerini yerine getirmedi**

20 sayfayı aşan raporda bulunan eleştirilerin bazıları şunlar: ‘’AGİT, seçmenlerin
korkutulması ve baskı ile oy vermesi yönünde bazı haberlere ulaştı. CHP, MHP ve 
HDP’li bazı üyeler cumhurbaşkanı da içinde olmak üzere yetkili kurumlara hakaret
etmek suçlamasıyla soruşturuldu. Yüksek sayıda HDP ofislerine saldırıldı ve bazı
HDP üyeleri gözaltına alındı. HDP’nin AGİT’e ulaştırdığı bilgilere göre HDP bürolarına
129 saldırı düzenlendi ve 630 (partili) kişi Temmuz 20 ile 18 Ekim arasında tutuklandı.
İçişleri bakanlığına göre ise 9 saldırı AKP’ye, 7 saldırı HDP’ye ve 1 saldırı CHP’ye
karşı yapıldı.’’

‘’Bu korku yaratan gelişmeler ve oy verme baskıları ve siyasi kampanyaların özgürce
yapılmasının sınırlandırılması, uluslararası yükümlülükler ve standartları ile uyuşmuyor.’’

Türkiye seçimlerini adil ve özgür yapma garantisine uymadı

AGİT raporu bu cümleye atıf olarak 1990 AGİT Kopenhag Dokümanının 7.7 nolu paragrafını
gösteriyor: ‘’üye ülkelerin yasalar ve kamu politikası çalışması yoluyla, politik
kampanyaların adil ve özgür atmosferde yapılmasına uygun haline getirilmesine garanti
edilmesini öngörmektedir’’ hükmünü hatırlatarak ekliyor: ‘’ne yönetim icraatı, şiddeti
ne de korkusu, siyasi partilerin ve adayların özgürce kendi görüşlerini ve özelliklerini
ortaya koymasını engellememeli ve seçmenlerin bunları öğrenmesini ve tartışmasını
veya onların intikam korkusuyla oy vermek zorunda kalmasını engellemeli.’’

‘**’Cumhurbaşkanına hakaretten açılan soruşturmalar’’**

AGİT, bu yılki raporunda çok daha uzun ve ağır eleştirileri yaptığı görülüyor: ‘’
Medya ortamı farklı kurumlardan oluşuyor. Bununla birlikte meşru olmayan hukuki 
sınırlamalar ifade özgürlüğünün üstünde olmaya devam ediyor. Gazetecilere ve medya
kurumlarına terörizm desteği iddiası veya cumhurbaşkanına hakaretten dolayı açılan
cezai soruşturmalar, web sitelerin engellenmesi, birkaç televizyon istasyonunun 
digital servisten hizmeti veren gruplardan çıkarılması ve etkili şekilde bazı ileri
gelen medya kurumlarına el konulması seçmenlerin çoğulcu görüşlere ve bilgiye ulaşımını
azalttı..’’

**Özgürce kampanya yapılamadı**

‘’Doğu ve Güneydoğu’daki bazı illerde özgürce seçim kampanyası yapma imkanı, güvenlik
durumunun kötüleşmesinden dolayı ve özellikle özel güvenlik bölgelerinde ve sokağa
çıkma yasağı ilan edilen yerlerde ciddi bir şekilde sınırlandırıldı. Bazı AGİT muhatapları
bu alınan tedbirleri siyasi nedenlerle alındığı ve yasal çerçevenin dışına çıkıldığı
için eleştirdiler.’’

**HDP’ye para vermedi**

AGİT aynı zamanda Türkiye’nin seçimler için fonu Ocak ayından önce vermeyi reddederek,
HDP’nin seçim kampanyası yapma imkânını ciddi şekilde sınırladığını söyledi.

**ABD de AGİT’in sonuçları ile aynı fikirde**

ABD Dışişleri Bakanlığı yetkilileri, AGİT’in yayınladığı son rapor sonrası 1 Kasım
seçimlerini ‘’özgür, eşit ve şeffaf’’ olarak görüp, görmedikleri sorulduğunda şu
açıklamayı yaptılar: ‘’ABD, bu seçimler için Türkiye’ye gözlemci göndermedi. Gelişmeleri
yakından takip ettik ve AGİT’in değerlendirmeleri sonucuna katılıyoruz.’’

ABD Dışişleri Bakanlığı ayrıca ‘’AGİT’in son raporunun not ettiği gibi, 1 Kasım 
2015 erken seçimlerinin farklı seçenekleri seçmenlere sunduğunu, ama çok zorlu güvenlik
ortamı, parti üyeleri ve parti varlıklarına yönelik şiddet içeren saldırılar, medya
özgürlüğü üstündeki kısıtlamalar nedeniyle seçim kampanyalarını gerçekleştirme ve
bilginin serbest dolaşımı imkanını azalttı’’ açıklaması yaptı.

**ABD: Siyasi muhalefeti zayıflatacak tarzda korku ve baskı..**

ABD yetkilisi açıklamaya şöyle devam etti: ‘’Biz, hükümeti eleştiren gazeteciler
ve medya gruplarının seçim kampanyaları döneminde, siyasi muhalefeti zayıflatacak
tarzda korku ve baskıya muhatap olmaları ile ilgili kendi endişelerimizi tekrar 
ettik. Bu görüşümüz, AGİT’ten çıkan son rapor ile değişmedi.

**ABD: Türkiye’ye her düzeyde anlatıyoruz**

Basın özgürlüğü, konuşma özgürlüğü ve toplanma özgürlüğü ile ilgili endişelerimizi
Türk yetkilileri ile her düzeyde yaptığımız görüşmelerde ve kamuoyu önünde açıkça
söylemeye devam ediyoruz. Türk hükümetini yaptıklarının uluslararası hukuk ve sorumluluklar
ile uygun, Türkiye anayasasında belirtildiği gibi olması konusunda ısrarla teşvik
ediyoruz.’’

**Af Örgütü: Türkiye seçimleri özgür ve adil demek çok zor**

Uluslararası Af Örgütü Washington merkezinde Türkiye masası uzmanı olan William 
Jones, AGİT’in bulguları ile ilgili olarak şunları söyledi: ”Af Örgütü, Freedom 
House, basın STK’ları Türkiye’deki basına yapılan baskılarla ilgili olarak birkaç
yıldır açıklamalar yapıyorlar. Gazetecilerin hükümeti eleştirdiği için hapse gönderildikleri
ve muhalefet partilerinin ofislerinin hiçbir cezaya muhatap kalınmadan saldırılıp,
yakıldığı bir dönemde herhangi bir seçimin özgür ve adil bir şekilde yapıldığını
kabul etmek çok zor.”

**Eski yetkili: Böyle bir Türkiye hatırlamıyorum**

ABD Dışişleri Bakanlığında kariyer diplomatlık yapmış, Türkiye’yi de 1980li ve 1990lı
yıllarda yakında takip etmiş bir başka Amerikalı kaynak da Türkiye’deki seçimlerin
adil ve özgür olmadığını ve son on yılların en kötü dönemi olduğu yönündeki şu yorumu
yaptı: ”Ben Türkiye seçimlerine 1970li yıllardan beri ‘adil, özgür ve şeffaf’ denmediğini
hatırlamıyorum. 1980 darbe dönemi tabi ki bir darbe dönemi idi ve onu bu değerlendirmenin
içine sokmuyorum. Aynı zamanda siyasi partilerin geçen yıl Türkiye’de olduğu gibi
dört bir yanda birlikte saldırıldığı ve seçim öncesi yakıldığı bir zamanı da yakın
tarihte hatırlamıyorum. Herhangi bir hükümetin basın üzerinde tam bir kontrolünün
bugünkü gibi olduğunu da hatırlamıyorum.”

Bir önceki genel seçimler 2011’in 12 Haziran tarihinde yapılmıştı, seçimden sadece
2 gün sonra Beyaz Saray’dan Başkan Obama, zamanın başbakanı Erdoğan’ı arayarak, 
seçimin ‘tarihi zaferinden’ dolayı tebrik etmişti. Bu kez Obama telefon açmak için
bir hafta bekledi ve hem cumhurbaşkanı hem de başbakanı tebrik için aradı.

**Raporun detayları**

20 sayfayı aşkın raporda 1 Kasım seçimleri ile ilgili şu tespitler var: ‘’Şiddetin
artması bazı adayların özgürce kampanya yapma yeteneğini engelledi. Kampanyanın 
son iki haftası genelde HDP parti üyelerine ve aktivistlere yapılan saldırıların
artması ile geçti. 10 Ekim’de Ankara’da ölen 100 kişinin ardından, çok ciddi şekilde
atmosfer etkilendi ve bütün partiler geçici olarak kampanyalarını durdurdu. Parti
aktivistlerinin tutuklandığı ve oy verenlerin korku ve baskı altına alınarak oy 
vermeye zorlandığı yolundaki haberler not edildi.’’

‘’Hukuki çerçeve, eğer uygulanırsa, genel olarak demokratik seçimler yapılması için
uygun. Bununla birlikte seçme ve seçilme hakkı ile ifade özgürlüğü sebepsiz şekilde
anayasa ve yasalarla sınırlandırılmış durumda. Özellikle cumhurbaşkanına hakaret
de dahil, geniş hakaret kanunları gereksiz yere ifade, konuşma ve düşünce özgürlüklerini
sınırlıyor. Milletvekili koltuk dağılım sistemi, eşitlik prensibine aykırı ve vatandaşın
milletvekili seçiminde büyük farklılıklar yaratıyor.’’

‘’Medya ortamı farklı kurumlardan oluşuyor. Bununla birlikte meşru olmayan hukuki
sınırlamalar ifade özgürlüğünün üstünde olmaya devam ediyor. Gazetecilere ve medya
kurumlarına terörizm desteği iddiası veya cumhurbaşkanına hakaretten dolayı açılan
cezai soruşturmalar, web sitelerin engellenmesi, birkaç televizyon istasyonunun 
dijital servis hizmeti veren gruplardan çıkarılması ve etkili şekilde bazı ileri
gelen medya kurumlarına el konulması seçmenlerin farklı görüşlere ve bilgiye ulaşımını
azalttı..’’

AGİT bunların yanı sıra Türkiye’deki seçim kanunlarının düzeltilmesi, seçim barajının
düşürülmesi, seçim yönetiminin şeffaflaşması için Seçim Yüksek Kurulu toplantılarının
açık yapılmasını önerdi.

AGİT’in kampanya sürecinin eşitsizliğine dikkat çektiği bölüm çok dikkat çekici.
AGİT’e göre, kampanya ortamı eşitliğinin sağlanabilmesi için ”iktidar kaynakları
ve resmi görevlerin seçim kampanyalarında kötüye kullanılmaması da dâhil bütün kampanya
yasaklarının seçim döneminde uygulanması” gerekiyor.

”Seçim Yüksek Kurulu, AKP’nin dini referanslı seçim şarkısını yasakladı. AGİT, AKP’nin
Samsun, Manisa, Bursa ve Konya kampanya organizelerinde din referanslarının kullanıldığını
ve AKP’nin yasaklanmış olan seçim şarkısının yine de çalındığını gözlemledi.”

**AGİT raporları**

2002 Seçimi: AGİT’in AKP’yi iktidara geldiği yıl yayınladığı 3 Kasım 2002 seçim 
raporu, Türkiye’de yapılan seçimlerin en çok övüldüğü, şartlarından memnun olunan
rapor olarak da dikkatleri çekiyor. %10 barajı dışında rapor gerek ülke atmosferinin
güvenliğine olan övgü gerekse muhalefetin yenmesi itibariyle canlılığı yönüyle 2002
seçimlerini adeta örnek bir seçim olarak gösteriyor.

2007 Erken Seçimi: 22 Temmuz 2007 erken genel seçimleri ile ilgili olarak AGİT’in
raporu ‘’siyasi partilerin mesajlarını seçmenlerine iletme şansı bulabilmişlerdir…
seçimle ilgili haberlerin verilmesinde büyük ölçüde denge bulunabilmiştir’’ demekte.
Seçimlerin cumhurbaşkanını Meclis’te seçilememesi üzerine ‘kutuplaşmış’ bir ortamda
yapıldığını hatırlatan rapor, Türkçe’den başka dilde kampanya yapılamamasını eleştirdiği
görülüyor.

2011 Seçimi: 11 Haziran 2011 seçimleri AGİT raporunda ise daha önce görülmeyen şekilde‘‘
ifade özgürlüğünü, toplanma özgürlüğünü ve seçimle ilgili hakları yersiz
bir şekilde’’ kısıtlanmaya devam ettiği ‘’düşünce özgürlüğüne getirilen
kanuni sınırlamalar, tutuklu ve hükümlü çok sayıda gazeteci ve devletin nüfuz
sahibi medya kuruluşları üzerindeki kontrolü konusundaki kaygılar dile getirilmiştir.
Siyasilerin sıklıkla gazetecilere karşı açtığı hakaret davalarının, hızla büyüyen
oto sansürün ve ters tepkilere yol açmaktan korkan yazı işleri müdürlerinin
uyguladığı sansürlerin gazetecilerin mesleklerini icra etmelerine ve araştırmacı
gazeteciliğe ket vurduğu konusunda hemfikirdirler.’’

2015 Haziran: AGİT’in 7 Haziran 2015 seçimleri lie ilgili yayınladığı raporunda 
ise seçimleri ”genelde özgür” olarak gördüğünü, ”adayların genelde seçim kampanyalarını
özgür şekilde yapabildiklerini” vurguladığı görülüyor. Bununla birlikte AGİT’in 
Haziran seçimlerinde şikayet ettiği ana konunun anayasal olarak tarafsız olması 
gereken cumhurbaşkanının kampanyalara karışmış olması: ‘’Cumhurbaşkanına hakaret
ve aşağılamanın ceza hukukuna tabii olması ifade ve kampanya özgürlüğünü
gereksiz yere sınırlandırmaktadır’’ denmiş, medya üzerinde kurulan baskıdan uzunca
bahsedilmiş. Haziran seçim atmosferine, toplanma ve ifade özgürlüğü kısıtlamalarına
getirilen eleştiriler, rekora ulaşıyor. Ama her şeye rağmen AGİT, Türkiye’deki seçimlerin‘’
adil’’ ve ‘’eşit’’ olmadığını yazmamış.

**KAYNAK: HABERDAR   **            

 
