# 100 kişiden 71’i seyahat etmeyi düşünüyor

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/100-kisiden-71i-seyahat-etmeyi-dusunuyor-63267h/
- Yayımlanma: 2021-05-05T11:01:13+03:00
- Yazar: Haber Merkezi

2020’de tarihinin en kötü yılını geçiren küresel turizm sektörünün bu yıl toparlanmaya
geçmesi bekleniyor.

Uluslararası yönetim danışmanlığı şirketi Simon-Kucher & Partners’ın salgın sonrası
otel, turizm ve eğlence sektöründeki değişen tüketici alışkanlıklarını inceleyen
araştırma sonuçları, 2021’de seyahat talebinin önemli ölçüde artacağını gösteriyor.
Araştırmaya göre tatil amaçlı seyahat eden her 100 kişiden 71’i önümüzdeki dönemde
seyahat etmeyi düşünebileceğini açıklıyor.

COVID-19 pandemisi dünya genelinde tüm ekonomileri etkiledi. En ciddi daralmayı 
yaşayan sektörlerden biri de turizm oldu. Birleşmiş
Milletler Dünya Turizm Örgütü(
UNWTO), 2020’nin küresel turizm tarihinin en kötü yılı olduğunu açıkladı. Sektör,
dünyada 1,3 trilyon dolarlık kayıpla yılı kapatırken Türkiye’de de bir önceki yıla
göre yüzde 65,1 küçülerek gelirde 12,1 milyar dolara geriledi. Ülkeye giriş yapan
yabancı turist sayısı ise yüzde 69,5 azalarak 15,8 milyon kişi oldu. 1

Son 1 yılda pandemi ve kısıtlamalar nedeniyle seyahat edemeyen milyonlarca kişi,
2021 yılında aşılama çalışmalarının giderek yaygınlaşmasıyla seyahat ve tatil konusunda
harekete geçecek gibi görünüyor. Uluslararası yönetim danışmanlığı şirketi Simon-
Kucher &
Partners’ın salgın sonrası otel, turizm ve eğlence sektöründeki değişen
tüketici alışkanlıklarını inceleyen araştırma sonuçları, insanların seyahat etmek
için sabırsızlandığını ve 2021’de seyahat etmeye olan talebin önemli ölçüde artacağını
gösteriyor. Dolayısıyla otel, turizm ve eğlence sektörü şirketlerinin değişen tüketici
alışkanlıklarına adapte olmaları ve 2021 yılı için gerekli hazırlıkları yapmaları
büyük önem arz ediyor.

**100 kişiden 71’i seyahat etmeyi düşünüyor**

Simon-Kucher & Partners tarafından 2020 yılı Aralık ayında 25 ülkede 3 bin 500’den
fazla kişinin katılımıyla yapılan araştırma, radikal bir daralma yaşayan turizm 
sektörünün, bu yıl karşı karşıya kalacağı tabloyla ilgili çarpıcı veriler içeriyor.
Öncelikle tatil amaçlı seyahat eden her 100 kişiden 71’i önümüzdeki dönemde seyahat
etmeyi düşünebileceğini açıklıyor. Simon-Kucher & Partners’ın 2020 yılı Mayıs ayında
ilkini gerçekleştirdiği araştırmada her 100 kişiden sadece
17’si seyahat kısıtlamaları
kalktığı anda seyahat etmeye başlayacağını belirtmişti. Bu ciddi artış, kişilerin
seyahat özlemini de ortaya koyuyor.

Seyahat etmeyi düşünebileceğini ifade eden yüzde 71’in bir takım ön koşulları da
var. Buna göre katılımcıların yüzde 29’u seyahat için kendilerinin veya halkın çoğunluğunun
aşı olmasını bekleyeceğini dile getirirken, yüzde 30 da seyahatle ilgili kısıtlamaların
kaldırılmasının yeterli olduğunu söylüyor.

**Dört önemli trend**

Pandemi birçok sektörde tüketim alışkanlıklarını değiştirdi. Bu nedenle her sektörde
değişen tüketici davranışlarını anlamak ve ona göre pozisyon olmak kritik önemde.
Simon-Kucher & Partners’ın araştırması turizm ve seyahat sektörüne yönelik değişen
tüketici davranışlarına da dikkat çekiyor. Sektör şirketlerinin yeni dönem yol haritaları
için mutlaka göz önünde bulundurmaları gereken 4 önemli trendi ortaya koyuyor.

**1) Pandemiye rağmen seyahat bütçesi artabilir**

Araştırmaya göre 2021 yılı seyahat bütçeleri, mevcut ekonomik sıkıntılara rağmen
pandemi öncesi dönemle aynı kalabilir hatta daha da artabilir. Araştırmaya katılanların
yüzde 69’u 2021’de seyahat bütçelerinin pandemi öncesi dönemle aynı kalacağını hatta
daha da artabileceğini açıklıyor.

Öte yandan seyahat etmek ve diğer ülkeleri ziyaret etmek için sabırsızlanan büyük
kesime rağmen, katılımcıların görünür bir kısmı istihdam durumu ve COVID-19 kaynaklı
gelir belirsizliklerini ana sebep olarak göstererek seyahat bütçesini azaltmayı 
planladığını açıklıyor. Pandemi kaynaklı kaygıların sebep olduğu bu durum, seyahat
harcamalarındaki azalışın kalıcı değil geçici olacağını da gösteriyor.

**2) Yakın tatil yerleri güvenli bir seçenek olarak ortaya çıkıyor**

Yeniden seyahat etmek konusunda sabırsızlananlar için COVID-19 pandemisi öncesi 
çok değerlendirilmeye alınmayan yakın tatil yerleri, güvenli ve oldukça çekici bir
seçenek olarak ortaya çıkıyor. Araştırmaya katılanların yüzde 39’u pandemi öncesine
kıyasla yurt içinde daha fazla seyahat etmeyi planladığını açıklarken, yüzde 49’
u da daha az uluslararası seyahat gerçekleştireceğini belirtiyor.

Türkiye ve çevresindeki ülkelerdeki (Mısır, Cezayir, Arnavutluk ve Birleşik Arap
Emirlikleri) katılımcılar da bu konuda benzer görüşte. Türkiye ve yakın bölgesindeki
ülkelerden araştırmaya katılanların yüzde 78’i pandemi öncesine kıyasla yurt içinde
daha fazla seyahat gerçekleştireceğini ifade ediyor.

**3) Son dakika rezervasyon daha fazla tercih ediliyor**

Pandeminin küresel olarak yarattığı belirsizlik, turizm sektöründe son dakika rezervasyona
ilgiyi artırdı. Araştırmaya katılanların yüzde 51’i belirsizlikler nedeniyle daha
fazla son dakika rezervasyon yapmayı planlıyor. Yüzde 44’lük bir kesim iptali kolaylaştırmak
için daha çok paket tatil rezervasyonunu tercih edeceğini belirtiyor. Ancak artan
son dakika rezervasyon tercihlerine rağmen katılımcıların yüzde 47’si ise fiyat 
avantajlarından yararlanmak için daha erken rezervasyon yapmayı planladığını da 
ekliyor.

Simon-Kucher & Partners Müdürü Öykü Elmas bu durumun şirketler açısından önemini
şöyle özetliyor, “Şirketlerin bu belirsizlik ortamında müşterilerin endişelerine
cevap verebilmek için esnek rezervasyon imkanı sunmaları ve bunun için yüksek ek
ücretler talep etmemeleri kritik. Bu sayede nakit akışının önemli olduğu bu dönemde
rezervasyon sayılarını arttırabilir ve uzun dönemde müşteri bağlılığı ve markalarına
yatırım yapma fırsatı bulabilirler.”

**4) Özel araçla seyahate ilgi artmaya devam ediyor**

Pandemiyle birlikte sosyal mesafe ve hijyen kaygısı hayatın her alanında kendini
göstermeye başladı. Ulaşımda toplu taşımanın her türü de bu durumdan oldukça etkilendi.
Söz konusu tatil olduğunda uçak yolculuklarının yerini özel araçla yapılan seyahatler
aldı. Pandeminin ilk yazı olan 2020 yazında bunun etkilerini ciddi anlamda görmüştük.

Türkiye ve yakın bölgesine baktığımızda bu tercihin daha da güçlendiğini görüyoruz.
2020 yılı Mayıs ayında Simon-Kucher & Partners’ın yaptığı araştırmada Türkiye ve
çevresindeki ülkelerdeki katılımcıların yüzde 51’i özel araçla seyahati tercih ettiğini
belirtirken son yapılan araştırmada bu oran yüzde 78’e yükseldi.

**“Sektör yeni tüketici ihtiyaçlarını iyi okumalı ve artan talebe hazırlanmalı”**

Araştırma sonuçlarını değerlendiren Simon-Kucher & Partners Yönetim
Kurulu Üyesi
ve Yönetici Ortağı Mert Terzioğlu, turizm sektörünün başta oteller, tur şirketleri
ve eğlence şirketleri olmak üzere tüm paydaşlarıyla birlikte yılın ikinci yarısına
çok iyi hazırlanmaları gerektiğini belirtiyor. 2020 yılında pandemiyle birlikte 
tüm dünyada yaşanan kısıtlamalar ve ekonomik belirsizlikler nedeniyle tüketicilerin
tatil taleplerini ertelemek zorunda kaldığını hatırlatan Terzioğlu, sözlerini şöyle
sürdürüyor: “Geldiğimiz noktada ertelenen bu talebin harekete geçme potansiyeli 
çok yüksek. Birçok tüketici tekrar seyahat etmek ve tatil yapmak istiyor. Ancak 
pandemi koşulları devam ederken belli kaygıları da var. Bu nedenle sektörün araştırma
sonuçlarını çok iyi okuyarak kaygıları gidermeye yönelik aksiyon alması gerekiyor.
Aşılama çalışmalarının yaygınlaşmasıyla yılın ikinci yarısından sonra seyahat yasaklarının
hafiflemesi yönünde bir beklenti var. Bu durumda ertelenen talep harekete geçecek.
Turizm sektörü de bu artışa yanıt verebilmek için hazırlığını yapmalı. Seyahat şirketleri
erken rezervasyona teşvik eden avantajlı ve güçlü paket teklifleriyle beklenen artışa
hazır olmalı. Otel, turizm ve eğlence şirketleri, turistlere, seyahat planlarını
iptal etme veya değiştirme esnekliğine sahip oldukları konusunda güven vermeli.”

 
