# 19 yılda aldığımız reytingi, 3 yılda kaybettik

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/19-yilda-aldigimiz-reytingi-3-yilda-kaybettik-21296h/
- Yayımlanma: 2017-03-25T17:41:40+03:00
- Yazar: Haber Merkezi

Türkiye İş Bankası Yönetim Kurulu Üyesi ve Genel Müdürü Adnan Bali, Uludağ Ekonomi
Zirvesinde “Feragat Zamanı” konulu oturumdaki konuşmasında, Türkiye’de epey bir 
zamandır pek normal olmayan, gerçek üstü gündem değişiklikleri, olaylar yaşandığını
söyledi. Bu olayların ülkeyi hem ekonomik hem de siyasi olarak etkilediğini ifade
eden Bali, 2014 yılında iki seçim birden yaşandığını, 2015 için 1 seçim öngörüldüğünü
ancak sonrası 2 seçim olduğunu belirtti.

“Biz ikinci seçimden sonra tam hepimiz işimize gücümüze döneceğiz diye düşünüyorduk
daha 2016 yılına girerken. Daha belirli bir gelecek bizi bekleyecek diye düşünüyorduk.”
ifadesini kullanan Bali, ancak aynı yıl uçak düşme hadisesinin yaşandığını ve yılı
Rusya krizi ile kapattıklarını kaydetti.

Bali, jeopolitik sorunlar, terör, patlamalar, ne kadar sıra dışı olay varsa hepsinin
2016 yılının içine sığdığını dile getirerek, şöyle konuştu:

“Dışarıdaki gündem zenginliği de Türkiye’yi etkiledi. Trump’un seçimi kazanması,
ABD’de Fed’in faiz politikalarının nasıl olacağı gibi… Yani gündemde yok yok diyecek
kadar her şey son derece farklıydı. Bütün bunların üstüne sanki bu tablonun eksiği
darbe girişimiymiş gibi bir de üzerine o oldu. Ve maalesef bunların ekonomik sonuçları
oldu. Mesela, 19 yılda geri aldığımız reytingimizi 3 yılda kaybettik. Aşağı yukarı
1994’te yatırım yapılabilir ülke notunu kaybetmiştik, 2013’te geri alabildik ve 
3 yıl içinde geri kaybettik. Ve tabi bütün bu tabloların yarattığı çok ciddi sermaye
çıkışları, doların dolu dizgin yükselişi vs…

Böyle art arda sayınca olumsuzluk depreşiyor biraz, işi tatlıya bağlamak için bir
anekdotla işi bağlayayım yakın zamanda kaybettiğimiz Yaşar Kemal anlatmıştı bana.
Eskiden arzuhalciler vardı, adliyenin etrafında dururdu bunlar. Siz giderdiniz halinizi
arz ederdiniz, onlar da yazıya döker nereye sunulacaksa oraya gönderirlerdi. Bir
vatandaş gelmiş arzuhalciye, anlatmış halini, arzuhalci, ‘Ben senin durumunu anladım,
sen 1-2 saat dolaş, ben yazarım ondan sonra da sana sunarım’ demiş. Hazırlamış, 
gelmiş adamcağız, arzuhalci yüzüne okumaya başlamış onun için yazdıklarını. Bir 
süre sonra adam ağlamaya başlamış. Arzuhalci, ‘Ne oldu niye ağlıyorsun’ demiş. Adam,‘
Ya benim başıma neler gelmiş?’ diye yanıtlamış. Bizim memleket böyle oldu maalesef.
Art arda saydığınız zaman bizim başımıza neler geldi hakikaten, bunların hiçbirisi
normal değil.”

**Ekosistemi koruyacak feragat anlayışı**

“Yaşanan tüm olumsuzluklara rağmen sistem çalışmaya devam etti. Kolay bir hadise
değil. Bu dönem sıra dışı, rutin dışı bir dönem olduğuna göre, yönetme prensipleri
açısından başında bulunduğumuz kurumlardan tutunuz alabileceğimiz bütün kararlar
açısından bu dönemin rutin dışılığına uygun tavırlar ve refleksler geliştirmemiz
gerekiyor.” diyen Bali, şöyle devam etti:

“Olağan durumlarda herkes kendi çıkarını maksimize etmeyi düşünebilir, başarabilir
de. Böyle yaptığında da ekonomiye katkısı olur, zararı olmaz. Kaybedenler olabilir,
kazananlar olabilir ama sistematik bir riske maruz kalmadığınız için devam edebilir
bunlar. Ama olağan dışı dönemlerde sadece kendi doğrunuzun peşinde olmaya başlarsanız,
yani muhatabınızı zayıflatmak pahasına kendi doğrunuzu gözetirseniz belki kısa süreli
kazanımlar elde edebilirsiniz ama ekosistemin sağlığını bozduğunuz anda bumerang
gibi döner dolaşır sizi vurur o sistem içinde aşağıya çeker. 

Onun için bu süreçte bankaların da üzerine düşen feragati yani fedakarlığı yapması
gerektiğine işaret eden Bali, “Mesela bu dönemde kredi inisiyatifleri, kredi yapılandırma
inisiyatifleri, fiyatlamalardan tutunuz birçok konu muhataplarınızın sürdürülebilirliğini
gözeterek yapılacak şeylerdir. Bu da yanlış anlaşılmasın, bir popülizm ya da teknik
tutarlığı zayıf, ihtiyaç gösterenle göstermeyeni, doğru olanla olmayanı ayırt etmeyen
bir kampanya değil. Yaptığınız işi meslek erbaplığıyla bu ülkenin ve muhataplarınızın
genel doğrusuna göre ayarlayacak bir tahammülde olmanız… Yapmaya, anlatmaya çalıştığımız
bu oldu.” 
