# 2017’ye en kötü başlayan para TL oldu

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/2017ye-en-kotu-baslayan-para-tl-oldu-18614h/
- Yayımlanma: 2017-01-12T00:28:16+03:00
- Yazar: Murat Ali Oral

2016 yılını Amerikan Doları’na karşı yüzde 17 değer kaybıyla kapatan Türk Lirası,
2017’de şu ana kadar en kötü performansa sahip para birimi oldu.

Yeni yılın başından beri Amerikan Doları’na karşı yüzde 10’un üzerinde değer kaybeden
Türk Lirası’nı Meksika Peso’su takip ediyor. Ancak Meksika Pesosu’nun değer kaybı
bile bu oranın yarısına, yüzde 4,91’e denk geliyor.

Kasım 2016’da Donald Trump’ın ABD’nin 45. Başkanı seçilmesinin yarattığı siyasi 
belirsizlik, gelişen para birimlerinde dolara karşı değer kaybının yaşanmasına yol
açmıştı.

Bu yüzden JP Morgan’ın gelişmekte olan ülkeler para endeksinin Kasım ayından sonra
düşüş yaşadığı görülüyor.

Ancak bu endeks 2017 başından beri yatay bir seyir izlerken Türk Lirası’ndaki değer
kaybı, kurdaki hareketin sadece küresel ekonomik sebeplerle açıklanamayacağını gösteriyor.

![tl.jpg](https://www.borsatek.com/d/other/tl.jpg "tl.jpg")

B

loomberg’in haberine göre gelişmiş piyasaların getirdiği kazançlar arttıkça yatırımcılar
elinde Türk Lirası varlıkları tutmak için daha büyük getiriler talep ediyor.

Bu da Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) üzerindeki faiz artırım baskısının
güçlenmesine yol açıyor.

Türkiye’de hükümet ise büyümeyi teşvik etmek amacıyla TCMB’nin faizleri düşük tutmasından
yana bir tutum izliyor.

TCMB, değer kaybeden Türk Lirası’na rağmen 2016 yılında yedi kere faiz indirirken
yılın ilk ve tek faiz artımını Kasım ayında gerçekleştirdi.

Bu da Kasım 2016’da ABD başkanlık seçimini Donald Trump’ın kazanmasının ardından
gelişmekte olan ülke para birimlerinde görülen değer kaybı sonrasında geldi.

TL’de yaşanan değer kaybı karşısında TCMB şu ana kadar bankaların Merkez Bankası’nda
tutmak zorunda oldukları yabancı para cinsi zorunlu karşılık oranlarının düşürülmesi
oldu.

TL, dolar karşısında değer kaybettikçe bundan sonra TCMB’nin nasıl bir politika 
izleyeceği ise merak ediliyor. Şu ana kadar faiz artırımı ya da döviz satım ihaleleri
gündeme gelmiş değil.

Amerikan yatırım bankası JP Morgan, Türkiye ile ilgili notunda, kurdaki değer kaybını
önlemek için sadece para politikasındaki sıkılaşmanın işe yaramayacağını aktarıyor.

Ancak Merkez Bankası’nın agresif bir faiz artırımına gitmesinin beklenmediğinin 
de altını çiziyor.

Kurdaki yükseliş, enflasyonun da yükselmesine neden oluyor.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı verilere göre Aralık ayında yıllık
enflasyon yüzde 8,53 oldu.

Analistler enflasyondaki yüksek seyri kurun yükselişine bağladı.

Merkez Bankası’nın son 2016 enflasyon tahmini yüzde 7,5’du. Merkez Bankası’nın 2017
sonu enflasyon hedefi ise yüzde 5’ti.

Bu hedef gerçekleştirilemediği ve sapma yüzde 2’den fazla olduğu için Merkez Bankası’nın
hükümete, neden bu hedefin tutturulamadığına yönelik yasa gereği mektup yazması 
gerekiyor.

Enflasyonun yüksek seyretmesi ise cari açığın yabancı yatırımla dengelenmeye çalışılmasının
önünde bir sorun.

Yabancı yatırımcılar, enflasyon ve zayıf seyreden kur performansı yüzünden varlıklarının
eriyeceğini düşünüyor.

2011 yılında cari açığın gayri safi yurtiçi hasılaya (GSYH) oranı yüzde 9 iken bu
oran 2015 sonunda yüzde 3,75’e inmişti.

Ancak bu oran 2016’nın üçüncü çeyreğinde tekrar yüzde 3,82’ye çıktı.

Kurdaki yükseliş, döviz cinsinden borcu olan özel şirketler üzerindeki baskının 
da artmasına yol açıyor.

Merkrz Bankası verilerine göre özel sektörün varlıkları ve yükümlülükleri (döviz
cinsinden ödemesi gereken borçları) arasındaki farkı gösteren net döviz pozisyonu,
Ekim’de eksi 213 milyar dolara ulaştı.

Rusya merkezli finans kuruluşu Renaissance Capital’in Türkiye ile ilgili olarak 
en son yayınladığı raporda, kurdaki artışın özel sektördeki borç yüküne dikkatleri
çektiği vurgulanıyor.

Türkiye’de şirketlerin döviz borcunun, ülkenin gayri safi yurt içi hasılasının (
GDP) yüzde 30’una denk geldiğini ifade eden rapor, bu borcun çoğunun hedge (koruma)
edilmediğini belirtiyor.

Bu durumun Türkiye ekonomisi için olumsuz bir durum yarattığını, yatırımların azalmasına
ve işten çıkarmaların artmasına yol açabileceğini söyleyen rapor, büyümenin darbe
alabileceğini aktarıyor.

Rapor ayrıca zayıf kurun resesyona, düşük büyümenin ise kurun zayıflamasına yol 
açtığını kaleme alıyor.

Bloomberg, düşük hacimlerin de kurun aleyhine işlediğini aktarıyor.

Kurumun verilerine göre son yedi gündür Türk Lirası’ndaki en sert hareketlerin görüldüğü
saatler, dünya borsalarının en düşük hacimde seyrettiği zaman dilimine denk geliyor.

Türkiye’nin kış saati uygulamasını bırakması, özellikle Avrupa ve ABD borsalarının
işlem gördüğü zaman dilimi ile arasındaki saat farkının açılmasına yol açmıştı.
