# 2025’te küresel ekonomi için riskler birikiyor

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/2025te-kuresel-ekonomi-icin-riskler-birikiyor-115118h/
- Yayımlanma: 2024-12-23T07:14:47+03:00
- Yazar: Selim Soydan

2024 yılında dünya merkez bankaları, küresel bir resesyona yol açmadan enflasyonla
mücadeleyi büyük ölçüde kazandıktan sonra nihayet faiz oranlarını düşürmeye başlayabildi.

Hisse senetleri Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa ‘da rekor seviyelere ulaştı
ve Forbes, süper zenginler listesine 141 yeni milyarderin katılmasıyla “mega zenginler
için parlak bir yıl” ilan etti.

Ancak bunun iyi bir haber olması gerekse de, birileri seçmenlere söylemeyi unuttu.
Seçmenler, yoğun bir seçim yılında Hindistan’dan Güney Afrika’ya, Avrupa’dan Amerika
Birleşik Devletleri’ne, hissettikleri ekonomik gerçeklikten dolayı iktidardakileri
cezalandırdı. Salgın sonrası biriken fiyat artışlarının getirdiği acımasız bir hayat
pahalılığı krizi buram buram hissedildi, hissedilmeye de devam ediyor.

Birçokları için 2025 yılında işler daha da zorlaşabilir. Donald Trump başkanlığında
ABD’nin ithalat tarifeleri bir ticaret savaşına yol açarsa, bu yeni bir doz enflasyon,
küresel bir yavaşlama ya da her ikisi anlamına gelebilir. Şu anda tarihi düşük seviyelere
yakın olan işsizlik artabilir.

Ukrayna ve Orta Doğu’daki çatışmalar, Almanya ve Fransa’daki siyasi tıkanıklıklar
ve Çin ekonomisine ilişkin sorular tabloyu daha da bulanıklaştırıyor. Bu arada, 
birçok ülke için endişeler sıralamasında iklim hasarının maliyeti de yükseliyor.

### Neden önemli?

Dünya Bankası’na göre, en yoksul ülkeler salgın sonrası toparlanmayı kaçırdıkları
için yirmi yıldır ekonomik durumu çok kötü. İhtiyaç duyacakları son şey, daha zayıf
ticaret veya finansman koşulları gibi yeni rüzgarlar.

Daha zengin ekonomilerde hükümetlerin, pek çok seçmenin satın alma güçlerinin, yaşam
standartlarının ve gelecek beklentilerinin düşüşte olduğuna dair inancına nasıl 
karşı koyacaklarını bulmaları gerekiyor. Bunun yapılmaması, halihazırda parçalanmış
ve askıda kalmış parlamentolara neden olan aşırılık yanlısı partilerin yükselişini
besleyebilir.

İklim değişikliğiyle mücadeleden orduların güçlendirilmesine ve yaşlanan nüfusun
bakımına kadar, COVID-19’dan sonra zaten gerilmiş olan ulusal bütçeleri yeni harcama
öncelikleri bekliyor. Sadece sağlıklı ekonomiler bunun için gereken gelirleri üretebilir.

Hükümetler yıllardır yaptıklarını yapmaya karar verirlerse – sadece daha fazla borçlanırlarsa–
o zaman er ya da geç bir mali krize yakalanma riskiyle karşı karşıya kalırlar.

### 2025 için tüm bunlar ne anlama geliyor?

Avrupa Merkez Bankası (ECB) Başkanı Christine Lagarde’ın ECB’nin yılın son toplantısının
ardından yaptığı basın toplantısında söylediği gibi, 2025 yılında “bol miktarda”
belirsizlik olacak.

Trump’ın tüm ithalatta %10-20, Çin mallarında ise %60’a varan gümrük vergilerini
uygulamaya koyup koymayacağı ya da bu tehditlerin sadece bir pazarlığın açılış hamlesi
olup olmadığı henüz bilinmiyor. Eğer uygulamaya geçerse, bunun etkisi hangi sektörlerin
zarar göreceğine ve kimin misilleme yapacağına bağlı olacak.

Dünyanın en büyük ikinci ekonomisi olan Çin, son yıllardaki büyüme ivmesi tükenirken
derin bir dönüşüm başlatmak için artan bir baskıyla karşı karşıya. Ekonomistler,
Çin’in üretime aşırı bağımlılığına son vermesi ve düşük gelirli vatandaşların cebine
daha fazla para koyması gerektiğini söylüyor.

Pandemiden bu yana ekonomisi ABD’nin daha da gerisine düşen Avrupa, yatırım eksikliğinden
nitelikli işgücü eksikliğine kadar temel nedenlerden herhangi biriyle başa çıkabilecek
mi? Öncelikle Euro bölgesinin en büyük iki ekonomisi olan Almanya ve Fransa’daki
siyasi çıkmazları çözmesi gerekecek.

Diğer pek çok ekonomi için, Trump politikalarının enflasyon yaratması ve dolayısıyla
Fed’in faiz indirimlerinin hızını yavaşlatması halinde daha güçlü bir dolar ihtimali
kötü olacak. Bu durum yatırımları onlardan çekecek ve dolar cinsinden borçlarını
daha pahalı hale getirecek.

Son olarak, Ukrayna ve Orta Doğu’daki çatışmaların büyük ölçüde bilinmeyen etkilerini
de tüm bunlara eklemek gerekiyor. Her ikisi de dünya ekonomisini besleyen enerjinin
maliyeti üzerinde bir etkiye sahip olabilir.

Şimdilik politika yapıcılar ve mali piyasalar, küresel ekonominin tüm bunları atlatabileceğine
ve merkez bankacılarının normal faiz oranı seviyelerine dönüşü tamamlayacağına güveniyor.

Ancak Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) son Dünya Ekonomik Görünüm Raporu’nda işaret
ettiği gibi, “Belirsiz zamanlara hazır olun”.
