# 4 yıldır zarar eden Çaykur’un geleceği için ne yapılmalı?

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/4-yildir-zarar-eden-caykurun-gelecegi-icin-ne-yapilmali-63227h/
- Yayımlanma: 2021-05-04T20:56:45+03:00
- Yazar: Selim Soydan

Çay tarımı, Rize, Artvin, Trabzon, kısmen Giresun ve Ordu şehirlerini kapsayan 787
bin dekar alan üzerinde yaklaşık 182 bin üretici aile tarafından yapılıyor.

Bu üretimin en büyük alıcısı ise Çay İşletmeleri Genel Müdürlüğü (ÇAYKUR).

1985’te yaş çay üretiminin en büyük alıcısı yüzde 95 ile ÇAYKUR iken bu oran özel
sektörün payının artmasıyla yüzde 52’ye kadar düştü.

Diğer yandan ÇAYKUR’un sürekli artan zararı, dünyanın kişi başı en çok çay tüketen
ülkesi Türkiye’de kurumun gidişatı açısından soru işaretleri doğuruyor.

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Kamu İktisadi Teşebbüsleri (KİT) Komisyonu’nun
Nisan ayındaki toplantısında açıklanan verilere göre ÇAYKUR 2020’de 547 milyon TL
zarar etti.

Uzmanlara göre ÇAYKUR’un çayın en çok tüketildiği ülkelerden birinde, sektörün önemli
bir oyuncusuyken zarar etmesi anlaşılması güç bir durum.

**‘Bu koşullarda kâr etmemesi tuhaf’**

Ailesi de çay üreticisi olan araştırmacı Fatma Genç, “ÇAYKUR’un şu koşullarda kâr
etmemesi tuhaf” diyor.

ÇAYKUR, 2017’den beri sürekli zarar açıklıyor.

2015 yılında 22,7 milyon TL kâr etmişti. 2016 yılında da 82,1 milyon TL kâr eden
kurum, 2017 yılında ise 267,7 milyon lira zarar etti.

Zararı 2018 yılında 657 milyon, 2019’da ise 635 milyon lira oldu.

BBC Türkçe’ye konuşan Genç, “Üreticiden çayı alıyor, işliyor, fabrika yatırımı yapıyor,
bundan dolayı zarar ediyor gibi bir şey diyemiyoruz” diyor.

6 Nisan’da düzenlenen TBMM KİT Komisyonu toplantısında CHP Amasya Milletvekili Mustafa
Tuncer de benzer bir tespitte bulundu.

Tuncer, Sayıştay raporlarına atıfta bulunarak ÇAYKUR’u “neredeyse iflasa sürükleyen
bu zararın”; büyük harcamalar, kamulaştırma masrafları, özel sektörden fabrika alınması,
çay bahçelerinin yenilenmesi gibi yatırım kalemlerinden kaynaklanmadığını vurguladı.

**‘Amaç dışı harcamaları fazla’**

Araştırmacı Fatma Genç, Sayıştay raporları ve ÇAYKUR’un faaliyet raporlarına atıfta
bulunarak kurumun amaç dışı harcamalarının fazla olduğunu söylüyor.

Genç, buna örnek olarak ÇAYKUR’un reklam ve promosyona yaptığı harcamaların büyüklüğünü
gösteriyor:

“Nakit akışını sağlayamadığı için sürekli bankalardan kredi alarak borçlarını ödediği
görülüyor. Borçlarının nasıl yaratıldığına bakıyorsunuz, pazarlama yapma kabiliyetine
sahip bir kurum iken pazarlama işlerini bayiler aracılığıyla başka kurumlara, yan
şirketlere yaptırıyor. Bu şirketlerden çıkan zararı da kendisi üstleniyor.”

Muhalefet partilerinin milletvekillerine göre ÇAYKUR’un stevia bitkisiyle ilgili
çalışmalar için yaptığı 16 milyon TL’lik harcama boşa yapılan yatırımlarından biri.

KİT Komisyonu’nun muhalefet partilerinden olan üyeleri, Güney Amerika menşeili bir
bitki olan stevia’nın Doğu Karadeniz bölgesinde yetiştirmeye uygun olmadığının bilinmesine
rağmen bu harcamanın yapılmasını eleştiriyor.

Üreticiye ödemelerin kredi çekilerek yapılması
Türkiye’de çay üretimi, işgücünün
daha ucuz olduğu diğer üretici ülkelere göre pahalı.

Hükümet ve ÇAYKUR tarafından bugüne kadar kurumun zarar etmesine gerekçe olarak 
üreticilere yaş çay için yapılan ödemeler ve bu ödemeler için kredi çekilmesi gösterildi.

Habertürk gazetesinin 2019 tarihli “ÇAYKUR neden zarar etti?” başlıklı haberinde,
ÇAYKUR’un zararına neden olarak rekor miktarda yaş çay alınması ve ödemelerin yüksek
faizlerle borçlanılarak yapılması gösterildi.

Haberde seçim zamanı çayın fiyatının yükseldiği vurgulanarak ÇAYKUR’un çay fiyatlarına
iki defa zam yaptığı aktarıldı.

ÇAYKUR, bu bedeli ödeyebilmek için kredi çekti, faizlerde yaşanan artışlarla da 
kurumun finansman giderleri yükseldi.

**‘Siyaset üstü konumlandırılmalı’**

Bloomberg HT ekonomi kanalının tarım editörü İrfan Donat, ÇAYKUR’un da çoğu KİT’te
olduğu gibi operasyonel sorunlar, finansal maliyetlerin yüksek olması , stok tarafındaki
planlamanın eksikliği ve insan kaynakları yönetimindeki sorunlar nedeniyle zarar
ettiğini vurguluyor.

BBC Türkçe’ye konuşan Donat’a göre ÇAYKUR’un tekrar kâra geçebilmesi için siyaset
üstü konumlandırılması gerekiyor.

“Bölgede üretim yapanlarla konuştuğunuz zaman çay alımındaki kalite kriterlerinden
tut da fiyatlamaya kadar siyasetin belirleyici olduğunu görüyorsunuz” diyen Donat,
ÇAYKUR’un özerk ve hesap verilebilir bir yapıya kavuşturulması gerektiğini söylüyor.

**Depolarda bekleyen çaylar küflendi mi?**

ÇAYKUR’a yöneltilen eleştirilerden bir başkası da çayların depolarda bekletildiği,
kimilerinin de çürüdüğüne dair.

Sözcü gazetesi Sayıştay raporuna atıfla bu yılın başında yaptığı haberinde ÇAYKUR’un
20 ton organik çayın küflenmesine neden olduğunu ve bu çayların imha edildiğini 
belirtti.

ÇAYKUR ise bu haberleri reddederek 2015-2016’da aşırı yağışlar ve yaşanan seller
nedeniyle zarar gören ve usulü gereğince imha edilen 20 ton çay dışında zarar gören
veya imha edilen herhangi bir çayın olmadığını açıkladı.

ÇAYKUR yine aynı açıklamada haberlerde iddia edilenin aksine stoklarının makul seviyede
olduğunu belirtti.

Geçen ay düzenlenen KİT Komisyonu toplantısında ise CHP İzmir Milletvekili Atilla
Sertel bu iddialara atıfta bulunarak, “Sayıştay’ın 2019 raporundan bir örnek vermek
istiyorum. Sayıştay, 2015-2016 üretimi 20 tona yakın organik çayın küflendiğini,
bu nedenle 218 bin liralık bir zarar oluştuğunu söylüyor. Sayıştay mı doğru söylüyor,
siz mi doğru söylüyorsunuz?” dedi.

**Dünyanın en doğal çayı olmasına rağmen çay ithal ediliyor**

Türkiye’deki çay bahçelerine kış aylarında kar yağdığı için zararlı oluşumu baskılanıyor,
bu sayede zirai ilaçlama yapılmasına gerek kalmıyor.

Bu da Türkiye’de üretilen çayın dünyanın en doğalı olmasını sağlıyor.

Rize Ticaret Borsası’na göre bu sayede Türk çayı iyi bir tanıtımla dünya pazarında
en pahalı satılan, en kaliteli çay olabilir.

Ancak buna rağmen Türkiye çayda net ithalatçı konumunda.

Tarım ve Orman Bakanlığı verilerine göre 2019’da 19 bin ton çay ithal edilirken 
4 bin ton çay ihraç edildi.

Bu da Türkiye’yi çay ithalatında dünyada 25’inci sıraya, çay ihracatında ise 31’
inci sıraya konumlandırıyor.

En son olarak Cumhurbaşkanlığı kararıyla Türkiye’den çok daha az çay üreten Azerbaycan’dan
300 ton çay alımının önü açılmıştı.

2021 raporunda Rize Ticaret Borsası, çay üretiminden alınan verimin artırılabilmesi
için öncelikli olarak kalitesi düşen çay bahçelerinin yenilenmesi gerektiğini vurguluyor.

Aynı zamanda ÇAYKUR’un bankalardan kredi alarak ödeme yapmasının önüne geçmek için
12 aya yayılan kademeli ödeme sisteminin getirilmesi ve çay yasasının çıkarılması
gerektiğini belirtiyor.

**Özelleştirilmesinin önü mü açılıyor?**

Muhalefet milletvekilleri, ÇAYKUR’un 2017 yılında Varlık Fonu’na devredildiğinden
beri zarar ettiğini özellikle vurguluyor.

Kimilerine göre ÇAYKUR’un zarar etmesiyle Türkiye Şeker Fabrikaları’nda olduğu gibi
özelleştirilmesinin önü açılıyor.

CHP Ordu Milletvekili Mustafa Adıgüzel Ekim ayında Halk TV’ye yaptığı açıklamada,“
Kamu İktisadi Teşebbüsleri önce zarar ettiriliyor, sonra da satışa çıkarılıyor. 
Bu bir yöntem aslında” dedi.

Araştırmacı Fatma Genç de ÇAYKUR’un Varlık Fonu’nda olmasının statüsünü belirsizleştirdiğini
aktarıyor.

Uzun bir süre genel müdür ataması yapılmayan ÇAYKUR için, “Ne yaptığı ve amacı belli
olmayan bir kurum” diyen Genç, ÇAYKUR’un zarar etmemesi için kurumsal faaliyetlerinin
geri kazandırılması, denetleyici ve düzenleyici bir işlevde konumlandırılması gerektiğini
belirtiyor.

ÇAYKUR’un değerli bir marka olduğunun altını çizen tarım yazarı İrfan Donat da KİT’ler
için, “Bu kurumlar kamu zararı yazıyor ve bu zarar hepimizin cebinden çıkıyor” ifadesini
kullanıyor.

Donat’a göre ÇAYKUR’un tekrar kâra geçirilmesi için durum tespiti yapılmalı, bilançosu
doğru okunmalı ve giderlerde sıkıntının olduğu noktalar tespit edilmeli.
