# 55 bin kişinin virüsten ölümü kayıtlarda yok

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/55-bin-kisinin-virusten-olumu-kayitlarda-yok-72959h/
- Yayımlanma: 2021-10-20T00:18:09+03:00
- Yazar: Murat Ali Oral

Reklam

 [ ⌊Stablex Kare Banner⌉ ](https://track.adform.net/C/?bn=91045298;gdpr=${GDPR};gdpr_consent=${GDPR_CONSENT_50})

Türk Tabipleri Birliği (TTB), yeni tip Koronavirüs (Covid-19) salgını nedeniyle 
fazladan ölümlerde artışın sürdüğü açıklandı. 2020 yılında Türkiye’de 65 yaş ve
üzerindeki nüfusta Covid-19’dan en az 75 bin kişinin hayatını kaybettiğinin belirtilirken,“
Bu sayı, bakanlığın tüm yaşlar için resmi açıklaması olan 20 binin 3,5 katı.
2020’de en az 55 bin can, Covid-19’dan kaybedildiği halde, istatistiklere bu şekilde
girmedi” dendi.

Diken’den Mesude Erşan’ın haberine göre; TTB’nin bugün açıkladığı ‘Covid-19 Pandemisi
18 ay değerlendirme Raporu’nda, ‘Hakikati Gizleyemezsiniz: Fazladan Ölümlerde Artış
Devam Ediyor’ bölümünü Uzm. Dr. Nasır Nesanır, Uzm. Dr. Alican Bahadır, Güçlü Yaman
hazırladı.

Türkiye’de pandeminin boyutları ve sonuçlarının şeffaf şekilde raporlanması konusundaki
eksiklikler bulunduğunun vurgulandığı raporda, “Resmi olarak açıklanan günlük
Covid-19’a bağlı ölüm sayıları 15 Mart-31 Aralık 2020’de 20 bin 881 iken, diğer
resmi veriler ile birlikte değerlendirildiğinde bu sayının gerçeği yansıtmadığı
ortaya çıkmaktadır” dendi.

**Sadece İstanbul’da 25 bin fazla ölüm**

Çalışmada, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) nüfus bilgileri ve e-devlet belediye
defin istatistikleri gibi tamamen resmi veriler ve beş farklı yaklaşım kullanılarak
benzer sonuçlara ulaşıldı. Söz konusu çalışmanın tespitleri şöyle:

TÜİK Türkiye nüfusu yaş dağılım verisi analiz edildiğinde, 2020 yılında 65
yaş üzerinde olan nüfus, geçen dört yılda (2016-2019), yılda ortalama 309 bin
kişi azalırken, 2020’de 411 bin kişi azalmıştır. Yaklaşık 100 bin kişilik fark,
fazladan ölümlere işaret etmektedir.

TÜİK yerli nüfus verisi incelendiğinde, 2015-2019’da yerli nüfus, her yıl ortalama
889 bin artarken, 2020 yılında 657 bin artmıştır. Özet olarak, yerli nüfus artışında,
232 bin kişilik bir azalma vardır.

Nüfusun yüzde 42’sinin yaşadığı 20 ilde, belediye, e-devlet, TÜİK ve diğer 
resmi yollardan elde edilen tüm veriler analiz edildiğinde, 2020 yılında, son 
üç yılın ortalamasına göre 48 bin fazladan ölüm kayda geçmiştir. Bu Türkiye’nin
tamamı için 114 bin fazladan ölüm demektir.

Nüfusun yüzde 49’unu oluşturan 21 ilde, belediyelerin verilerine göre Mart 2020-
Nisan 2021 arasında bulaşıcı hastalıklardan resmi ölümler 47 bin kişidir. Türkiye
nüfusuna oranlandığında bulaşıcı hastalıktan ölüm sayısı 97 bin olmaktadır.

Türkiye nüfusunun beşte birinin yaşadığı İstanbul’da, belediye e-devlet verileri
incelendiğinde, Mart 2020-Mayıs 2021 arasında önceki beş yıla göre 25 bin fazladan
ölüm yaşanmıştır. Bu veri, Türkiye’nin tamamına uyarlandığında, 134 bin fazladan
ölüm anlamına gelmektedir.

**Dörtte üçü doğrudan Covid-19’a bağlı**

Rapora göre, 2020 yılında, Türkiye’de 65 yaş ve üzerindeki nüfusta, Covid-19’
dan en az 75 bin kişinin hayatını kaybettiğini söylemek mümkün. Fazladan ölümlerin
yaklaşık dörtte üçünün, doğrudan Covid-19’a bağlı ölümler olduğu tahmin
ediliyor. Bu bakanlığın tüm yaşlar için resmi açıklaması olan 20 bin sayısının
3,5 katı. 2020’de en az 55 bin can, Covid-19’dan kaybedildiği halde, istatistiklere
bu şekilde girmemiş.

Raporda şu görüşlere yer verildi:

“2020 yılı pandemi döneminde yaşanan fazladan ölümlerin yaklaşık dörtte birinin
ise “Covid-19 hastalığı dışı” olduğunu tahmin ediyoruz. Bunlar, doğrudan korona
virüs enfeksiyonu nedeniyle olmasa da pandemi koşullarından, daha doğrusu pandemi
yönetimi adına yapılanlardan ve yapılmayanlardan kaynaklanan ölümlerdir.

İntiharlar oldu

“2020 yılında en az 25 bin canın ölümünün nedenleri sağlık hizmetlerine başvurunun
ve erişimin azalması, hizmetlerdeki aksamalar, haftalar süren sokağa çıkma yasakları
sırasında ağırlaşan kronik hastalıkların yanı sıra genel olarak sosyoekonomik 
durumdaki kötüleşme ve intiharlardır. Sağlık Bakanlığı 2020 yılında fazladan
ölümlerin beşte birini, 01.01.2021 ile 14.09.2021 tarihleri arasında yarısını
açıklamıştır. Bu sayılar bile fazladan ölümlerin 2021 yılında artarak sürdüğünü
göstermektedir.

“Belediye ölüm verilerine göre 2019 yılında Türkiye’deki ölümlerin yüzde 48’
inin yaşandığı kentlerde 11 Mart 2020 ile 14 Eylül 2021 tarihleri arasında önceki
üç yılın ortalamasına göre tespit edilen fazladan ölüm sayısı 92 bini buldu;
bu ölümlerin Türkiye projeksiyonu ise sayıyı 189 bine taşıdı.

**Ağustos-eylülde 10 kat fazla ölüm**

“Sağlık Bakanlığı verilerine göre Türkiye’nin 2020 ve 2021 yıllarının ağustos
ve eylül aylarındaki günlük Covid-19 ölümleri karşılaştırmasını yaptığımızda;
2021 yılındaki bazı günlerdeki Covid-19 ölümlerinin, 2020 yılındaki aynı günlerdeki
Covid-19 ölümlerinin yaklaşık 10 katı olması dikkat çekici.

“Türkiye’de son üç ay (2021 temmuz, ağustos ve 1-22 Eylül) içinde milyon kişi
başına en fazla ölümlerin yaşandığı ülkelerden birisi olmasının nedenleri 
arasında; sınıfsal eşitsizliklerin sonucu yoksul mahallelerdeki fazladan ölümler
ve iş cinayetleri, bölgesel eşitsizlikler, ertelenen sağlık hizmetleri, Sağlık
Bakanlığının risk gruplarında üçüncü doz aşı çalışmasının etkili bir şekilde
yapmaması ve aşı kararsızlığı ile ilgili bir çabaya girmemesi, delta varyantı,
Covid-19’a bağlı anne ölümleri sayılabilir.

“Türkiye’de şeffaflık ve bilimsellik kriterlerinin ihmal edilmesi; yerel yönetimler,
sağlık, emek ve meslek örgütlerinin ve toplumun pandemi sürecine dahil edilmemesi,
Covid-19’un sınıfsal yapısından dolayı çalışan veya işsiz toplum katmanlarına,
yoksul ve yoksullaşacak kesime özellikle kapanma dönemlerinde ekonomik ve sosyal
kayıp yaşatmadan destek sunulmaması; vaka temelli müdahalelerin (test, temaslı
izleme, izolasyon karantina dahil) ve nüfus temelli müdahalelerin (yüz maskelerinin
takılması, fiziksel mesafe ve kalabalıklardan, başta parti kongreleri olmak üzere
toplantılardan ve kapalı alanlardan kaçınma) birlikte yürütülmemesi on binlerce
insanın, onlarca sağlık çalışanın ölmesine neden olmuştur.”

**TÜİK neden ölüm rakamlarını açıklamıyor?**

Öte yandan, TÜİK, her yıl haziran ayının üçüncü haftasında, bir önceki yıla
ait ölüm ve ölüm nedenleri istatistiklerini yayınlıyordu. Ancak yayınlanması
beklenen tarihten sadece bir gün önce TUİK 23 Haziran’da bir açıklama yaptı idari
kayıtlardan üretilmekte olan istatistiklere ilişkin çalışmaların henüz tamamlanamaması
nedeniyle ileri tarihe erteledi.

Sayıların netleşmesi için TÜİK ölüm ve ölüm nedeni istatistiklerinin derhal açıklanması
istenen raporda, şöyle dendi:

“Ölümlerin gizlenmesinden vazgeçilmelidir. Sağlık Bakanlığı; hasta ve ölüm
sayılarının doğru olarak paylaşılırsa riskin hangi işlerde, hangi mekânlarda,
hangi kişilerde yoğunlaştığını bilerek gerekli önlemleri alabiliriz. Gerçeği
saklayarak sorunları çözmek, salgını yönetmek mümkün değildir. Türkiye’nin
ekonomik bir kriz içinde olduğu unutulmamalıdır. Krizin ölüm göstergelerinde
ciddi değişikliklere yol açtığı bilinmektedir.

Pandeminin var olan ekonomik krizi derinleştirdiği kabul dilmelidir. Bu iki faktör
sosyal sınıflar-yoksulluk üzerinden eşitsizlikleri daha da derinleştirmiştir.
Bu nedenle ölüm sayıları yaş, cinsiyet, eşlik eden hastalık (komorbidite) değişkenlerinin
yanı sıra sosyoekonomik düzey, hane halkı büyüklüğü, oturulan mahalle ve sosyal
sınıf bağlantısı ile birlikte Sağlık Bakanlığı ve TÜİK tarafından kamuoyu ile
paylaşılmalıdır. Salgını kontrol altına almak ve önlenebilir ölümleri engellemek
için iktidarı bilime ve demokrasiye dayalı bir salgın yönetimine davet ediyoruz.”
