# “7,14’ün üzerindeki her seviye MB’nin rezerv zararı”

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/714un-uzerindeki-her-seviye-mbninrezerv-zarari-59522h/
- Yayımlanma: 2021-01-18T09:21:09+03:00
- Yazar: Haber Merkezi

Reklam

 [ ⌊Stablex Kare Banner⌉ ](https://track.adform.net/C/?bn=91045298;gdpr=${GDPR};gdpr_consent=${GDPR_CONSENT_50})

SESMİR Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Ökmen TCMB rezervleri ve dolar kurunu değerlendirdi.
Ökmen’in değerlendirmeleri şöyle:

Dolar kurunun 7.14 üzerindeki her seviyesi MB’nin son iki yılda sattığı rezervlerin
zararı olarak Türkiye ekonomisine yansımaktadır: 2019 ve 2020 yıllarında döviz rezervlerinden
6,5 TL ortalama dolar kuru üzerinden satılan 126 milyar dolar karşılığında 819 milyar
TL anapara, 88 milyar TL de faiz geliri elde edilmiştir. Faiz gelirlerinin etkisi
de dahil edildiğinde rezervlerin son iki yıldaki ortalama reel satış kuru 7,14 TL
olarak gerçekleşmiştir. İlerleyen dönemlerde faizlerin genel seviyesindeki gelişmelere
dayalı olarak ortalama reel satış kuru olan 7.14 noktasının yeri de zamanla değişecektir.

Her bir kuruşluk kur artışının, rezerv kayıpları açısından Merkez Bankası’na getirdiği
direkt zarar 1.72 Milyar TL’dir. Kurun 8.5 sevilerine dayandığı günlerde rezerv 
satışlarının oluşturduğu direkt kaybın tutarı 173 Milyar TL ’olarak hesaplanmaktadır.

Dolar kurunun 7,14 veya daha altındaki seviyelerinden TCMB’nin rezerv alımlarını
başarması, kendi nezdinde oluşan direkt zarar tutarını telafi etme imkânı oluşacaktır.
Ancak rezerv kayıplarının ekonomi genelinde sebep olduğu dolaylı zararların telafisi
ise yapısal reformlar başta olmak üzere siyasi maliyetleri bulunan daha kapsamlı
başka tedbirler gerektirmektedir.

Türkiye’de yaşanan faiz artırım politikaları döviz ihtiyaç ve kıtlığının yarattığı
sorunları IMF koşullarında halletmenin alternatifidir. Zira yüksek faiz sayesinde,
sermaye akımlarıyla aracılar olmadan direkt muhatap olma avantajı sağlanmaktadır.

Yüksek gıda fiyatları devam edecektir. Tarımsal alanda, arazi ekim oranlarının düşmesi,
üreticilerin ürünlerini pazara erişim ve sunum isteksizliği, tarım sektöründeki 
borç yükünün artması, net olarak tarımda ithalatçı olunması ve kuraklık riski arz
eksikliğine neden olacaktır.

Ekonomik ihtiyaçların gerektirdiği döviz arzının devamlılığı ve uluslararası finans
çevreleriyle entegrasyon için uyum reformlarının yapılması gecikmektedir.

Yapılacak reformların sadece yatırımcıları hedefleyerek tek yanlı kurgulanması doğru
sonuç vermeyecektir.

Uzun süren işsizlik derin bir yoksullaşma yaratmaktadır. İşgücü kapsamında değerlendirilmeyen
kitlelerin tekrar hem iş gücüne ve hem de işsizler listesine ve dolayısıyla işsizlik
oranlarına dahil olmaya başlamış ve yoksulluk en önemli sosyal problem haline gelmiştir.
Zira, İş gücü piyasasından kopanların çoğunluğunun kadın olması sosyal problemleri
daha da artırmaktadır.

Birleşik Krallık ile yapılan serbest ticaret anlaşması Türkiye’nin kazanımı iken,
AB’nin Çin ile yaptığı ve gelecek yıl devreye girecek olan yatırım anlaşması ise
Türkiye açısından etkinlik alanında alternatif kayıp riskleri barındırmaktadır.
