# AB, Türkiye için yeni plan arayışında

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/ab-turkiye-icin-yeni-plan-arayisinda-31858h/
- Yayımlanma: 2018-01-20T17:48:21+03:00
- Yazar: Murat Ali Oral

Fransa Cumhurbaşkanı Emanuelle Macron’un, Türkiye’nin Avrupa Birliği sürecinde “
tam üyelik dışında bir ortaklık arayışı için zaman geldiğini” belirtmesinin ardından,
gözler AB’de yürütülen alternatif model arayışına çevrildi. 

AB kurumlarında ve düşünce kuruluşlarında farklı modeller üzerinde yapılan gayriresmî
çalışmalarda, “İsviçre modeli”, “Gümrük Birliği yerine Serbest Ticaret Anlaşması”
modelleri öne çıkan alternatifler arasında bulunuyor. 

Almanya Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel’in İngiltere’nin AB’den ayrılma süreci Brexit’e
atıfla, İngiltere ile geliştirilecek işbirliğinin Türkiye için de örnek olabileceği
yönündeki açıklamaları ise AB’li diplomatlar tarafından gerçekçi bulunmuyor.

**İmtiyazlı ortaklık konuşulmuyor**

AB Bakanı Ömer Çelik alternatif model tartışmaları konusunda hafta sonunda yaptığı
açıklamada, “ikinci sınıf bir statü kabul etmeyeceklerinin” altını çizerken, “ahlaksız
teklif” olarak nitelendirdiği “imtiyazlı ortaklık” gibi bir öneriyi de reddedeceklerini
vurgulamıştı. 

Ancak geçmişte Alman Hristiyan Demokratlar tarafından gündeme getirilen, “imtiyazlı
ortaklık” konsepti, Avrupa’da hâlen devam eden alternatif model tartışmalarında 
zaten kullanılmıyor.

Tartışmalarda asıl can alıcı noktayı, AB ile Türkiye arasındaki Gümrük Birliği’nin
geleceği oluşturuyor. Türkiye, AB ile Gümrük Birliği’nin modernizasyonunu ve güçlendirilmesini
isterken, AB bu konuda frene başmış durumda. Bunda Almanya ile yaşanan siyasi gerginliklerin
yanı sıra, AB üyeleri Yunanistan ve Kıbrıs’ın itirazları da büyük rol oynuyor. 

**Gümrük Birliği yerine STA önerisi**

Almanya’nın önde gelen düşünce kuruluşlarından Ekonomi Araştırma Enstitüsü (ifo)
de daha önce AB ile Türkiye arasında Gümrük Birliği’nin modernizasyonuna destek 
açıklarken, son gelişmelerin ardından bu konudaki yaklaşımını revize etti. 

ifo Dış Ekonomik İlişkiler Bölümü Başkanı Yardımcısı Erdal Yalçın, DW Türkçe’nin
sorularını yanıtlarken, bunun nedenini şöyle açıkladı:

“Gümrük Birliği’nin derinleştirilmesi önerimizin dayanağı, bunun Türkiye’nin AB 
üyesi olacağı varsayımına dayanmasıydı. Oysa içinde bulunduğumuz konjonktürde, hem
AB’de hem Türkiye’de yaşanan büyük değişimler ışığında, öngörülebilir bir gelecekte
Türkiye’nin üye olması mümkün görünmüyor.”

Yalçın, Gümrük Birliği’nde tüm dış ticaret politikalarının AB denetiminde olduğunu
ancak Türkiye’nin AB üyesi olmaması nedeniyle karar verme sürecinde masada olmadığını
hatırlattı. Yalçın, AB’nin ABD ve Japonya ile sürdürdüğü serbest ticaret anlaşmaları
nedeniyle Türkiye’nin cazibesini kaybedebileceğini, asimetri sorunun çözümlenemediğini
ve Türkiye ekonomisinin zarar görme riskiyle karşı karşıya kaldığını sözlerine ekledi.

Yalçın, Almanya ile Fransa’nın destekleyeceğini söylediği alternatif modeli şöyle
anlattı:

“Bu biraz ağır gelebilir ama bize göre çözüm; Türkiye ile AB arasındaki Gümrük Birliği’nin,
güçlü ve kapsamlı bir serbest ticaret anlaşmasına dönüştürülmesidir. Bu ek maliyetlere
yol açacak ama bunu ek anlaşmalar yoluyla azaltmamız mümkün. Bu yolla Türkiye ekonomik
şartlarını istikrara kavuşturabilir, bununla birlikte kendi tercihleri doğrultusunda
bir dış politika izleyebilir.”

**Türkiye için İsviçre modeli**

Bu modelde, İsviçre modelinde olduğu gibi Türkiye ile ilişkilerin AB ile ikili düzeyde,
ayrı ayrı başlıklarda ele alınabileceğini söyleyen Yalçın, “Mesela ticarette serbest
ticaret anlaşması, vize için vize anlaşması, göç konusunda göç anlaşması yapılır.
İlişkiler her başlıkta düzenlenirse, AB’de onay süreçleri daha kolay işler. İsviçre
modeli, Türkiye’nin hem iç hem dış politika tercihleri bağlamında gerçekleştirilebilir,
gerçekçi bir model olarak ortada” yorumunda bulundu.

“Macron’un kastettiği model bu mu sizce?” sorusuna Yalçın, “Bence evet. Türkiye 
bu modelde AB karar alma süreçlerinde yer almayacak. Ama Türkiye her başlıkta AB
ile kendisi ikili düzeyde müzakere edebilecek” yanıtını verdi. 

AB’nin de değişimden geçmekte olduğunu, çok vitesli bir nitelik kazanmaya başladığına
dikkat çeken Yalçın şu değerlendirmeyi yaptı:

“Merkezde güçlü bir şekilde entegre olmuş ülkeler yer alacak. Ayrıca Macaristan 
ve Polonya gibi siyasi karar alma süreçlerinde yer alan, ama tüm reformları kabul
etmeyenler olacak. Bundan başka siyasi karar alma süreçlerinde yer almayan, ancak
ikili anlaşmalarla entegre edilmiş İsviçre, İngiltere, Ukrayna gibi ülkelerin yer
aldığı yeni bir katman daha oluşacak.”

**TÜSİAD, üyelik perspektifinde kararlı **

AB’de alternatif modeller konusunda tartışmalar hız kazanırken, Türkiye’nin AB sürecinde
en aktif aktörlerden olan Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD), Türkiye
için tam üyelik hedefinin korunması gerektiği görüşünde.

Brüksel’deki TÜSİAD Avrupa Birliği Temsilcisi Dilek Aydın, tam üyelik dışında tartışılan
seçeneklerin AB’nin siyasi koşulluluğunu (üyeliğin kriterlere bağlanması durumu)
ortadan kaldırdığına dikkat çekerek, “Müktesebat uyumu öngörmeyen bir model bu ilişkinin
ana dinamikleri ve hedefleriyle uyumlu olamaz. Tam üyelik dışında, AB’nin karar 
alma mekanizmalarında yer alınmayan bir model, Türkiye’nin milli menfaatleri açısından
uygun bir çözüm değildir” dedi.

Aydın, Türkiye’nin demokrasi, hukukun üstünlüğü, öncelikli ekonomik reformlar, eğitim
alanlarında ilerleme sağlaması durumunda, AB’de yerini alacağına inandığını söylerken,
bu denklemin küresel etki alanını genişleten bir AB için de önemli olduğunu vurguladı.

Aydın, “AB ile müzakereler fiilen ilerlemese de; daha olumlu siyasal koşullar oluşana
kadar Gümrük Birliği, güvenlik ve enerji gibi somut alanlarda entegrasyon devam 
etmelidir. TÜSİAD’ın üye olduğu Avrupa Özel Sektör Konfederasyonu BusinessEurope
da Türkiye’nin AB süreci çerçevesinde Gümrük Birliği’nin güncellenmesine destek 
veriyor” diye konuştu.  

**‘Yeni model zaman alacak’**

Türkiye’nin AB sürecine ilişkin gelişmeleri yakından takip eden uzman Bernd Hüttemann
ise AB’nin gelecek günlerde hızlı bir şekilde Türkiye ile ilişkilerde dümeni kırıp
rotayı değiştirmesinin beklenmemesi gerektiğini savundu.

Almanya Avrupa Hareketi’nin Genel Sekreterliğini yürüten Hüttemann, AB’de Türkiye’nin
tam üyeliğine inancın kalmadığını, fiilen durmuş müzakere sürecine paralel olarak
alternatif model tartışmalarının bir süre daha devam etmesini beklediğini söyledi.
