# ABD-Çin ticaret savaşını kim kazanır?

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/abd-cin-ticaret-savasini-kim-kazanir-38070h/
- Yayımlanma: 2018-07-06T12:56:17+03:00
- Yazar: Haber Merkezi

Reklam

 [ ⌊Stablex Kare Banner⌉ ](https://track.adform.net/C/?bn=91045298;gdpr=${GDPR};gdpr_consent=${GDPR_CONSENT_50})

ABD Başkanı Donald Trump’ın Mart ayındaki “Ticaret savaşları iyidir” açıklamasının
ardından Çin’den ithal edilen ürünlere yönelik ek gümrük vergisi uygulaması bugün
resmen başladı.

ABD’nin bir dizi Çin ürününe getirdiği gümrük vergisinin tutarı yaklaşık 34 milyar
dolar ancak Trump bu miktarın 500 milyar dolara çıkabileceğini duyurdu.

Trump’ın ülkesinde çelik ithalatına yüzde 25, alüminyum ithalatına yüzde 10 ek gümrük
vergisi getireceğini açıklaması dünyanın en büyük iki ekonomisi arasındaki “ticaret
savaşının” başladığı yorumuna neden oldu.

Çin’in de misilleme olarak ABD ürünlerine getirdiği ek gümrük vergilerini devreye
sokması bekleniyor.

ABD sadece geçen yıl Çin’den 500 milyar doların üzerinde ithalat yapmıştı.

İki ülke arasındaki ticaret rakamlarına hızla göz atıldığında, tahminen yaklaşık
15 trilyon dolarlık ekonomisiyle Çin’in, kısa vadede daha kötü etkileneceği görülüyor.

Eski bir IMF ekonomisti olup şu anda Standard Chartered Bank’ın Çin baş danışmanı
olan Shuang Ding, iki ülkenin ekonomilerinin gerçek manada birbirine bağımlı olduğunu
söylüyor.

Amerikan ticaret yetkililerince verilen 2016 yılı rakamlarına göre Çin’in ABD ile
ithalat ve ihracatı içeren toplam dış ticaret hacmi 578,2 milyar dolar. Yani ABD,
Çin’in en çok ticaret yaptığı ülke.

Bu miktarın 115,6 milyar doları ABD’nin Çin’e sattığı ürünler, 462,6 milyar doları
ise Çin’den aldığı ürünler. Bu da ABD’nin Çin ile 347 milyar dolarlık bir dış ticaret
açığı olduğunu ortaya koyuyor.

Ding bu açığa rağmen Çin ekonomisinin yine de ABD’ye daha çok bağımlı olduğunu, 
buna karşılık eğilim olarak ABD’nin Çin’e bağımlılığının arttığını, Çin’in ABD’ye
bağımlılık düzeyinin ise zamanla azalmakta olduğunu söylüyor

Bu karmaşık bağımlılık ilişkileri içinde Ding’e göre, bir ticaret savaşının kazananı
olmaz. Doğru soru daha ziyade “Kim daha çok kaybedecek?” olmalı.

Çin’in zor duruma düşmesinin ABD açısından ilk aşamada bir Pirus zaferi olabileceğini
ama bu savaşın iki tarafa da büyük zarar vereceğini düşünüyor.

Çin uzmanı iktisatçı, ABD açısından özellikle tarım, motorlu araçlar, enerji ve 
bankacılık piyasasının ciddi şekilde etkileneceğini düşünüyor.

‘Aptalca bir ticaret’
ABD Başkanı Trump bir dizi hasmane tweet atarak Çin’in ticaret
kısıtlamalarının kaldırılması gerektiğini savunmuş ve mevcut durumu “aptalca bir
ticaret” olarak nitelendirmişti.

Trump ABD otomotiv üreticileri yüzde 25 gümrük vergisi öderken aynı işi yapan Çin
firmalarının sadece yüzde 2,5 vergi ödediğinden yakınmıştı.

Fakat ticaret anlaşmaları öyle bir kaç günde kolayca varılabilen uzlaşmalar değil.

BBC Ekonomi Muhabiri Andrew Walker, mevcut küresel gümrük vergisi yapısının onlarca
yıl süren çok taraflı pazarlıklarla oluştuğunu hatırlatıyor.

Genel olarak ülkeler lehlerine olan gümrük düzenlemelerinde değişikliğe gidilmesini,
çekici bir teşvik paketi içermiyorsa pek kolay kabul etmiyorlar.

Siyasi mi ekonomik mi?

Geçtiğimiz bir kaç hafta karşılıklı açıklamalarda bir sertleşme görüldü ama gerçekte
iki ülke arasındaki ticari ilişkilerde pek bir değişiklik yaşanmadı.

İki taraf da gümrük vergilerini artıracaklarını söyledikleri ürünlerin listelerini
yayınladılar ama henüz bir şey yapılmış değil.

Dahası iki ülke de geri adım atan taraf olarak görünmek istemiyor.

Çin lideri Xi Jinping ekonomide bir “reform” vaadetmişti ama bunu ABD’ye ödün veriyor
gibi görünmeden yapması gerekiyor.

Ekonomist Ding, “Bir bakıma bu ikili görüşmeler sonunda Çin uzun vadeli reform planıyla
uyumlu bazı taahhütlerde bulunabilir. Hizmet sektörünü dışarıya açmak, ithalat vergilerini
düşürmek ve fikri mülkiyet haklarını daha iyi koruyacak düzenlemeler yapmak bunlar
arasında sayılabilir” diyor.

Teknoloji savaşı

Teknoloji ve Yapay Zeka söz konusu olduunda ABD geleneksel olarak büyük farkla rekabet
avantajını elinde bulunduruyor.

Çin ise “Çin Malı 2025” projesiyle Çin sanayinin bütün sektörlerinde teknolojiyi
güncelleyerek bu uçurumu kapatmaya kararlı.

Çin’in teknoloji yarışında mesafeyi kapatması ihtimali ABD’de kaygıları artıran 
bir konu ve BBC Ekonomi Muhabiri Andrew Walker, yaşanan ticaret çekişmesinin bilhassa
Başkan Trump açısından önemli bir boyutunun da bu kaygı olduğuna dikkat çekiyor.

Faturayı kim ödeyecek?

Sonuçta eğer ticaret çekişmesi ticaret savaşına doğru tırmanırsa, konacak yeni gümrük
vergileri ve yasaklar her iki ülke ekonomisine de zarar verecek. Başlangıçta ABD
ve Çin’de alış veriş yapan, fiyatı yükselen malları alan tüketici etkilenecek, diğer
ülkelerdeki tüketiciler bu dalganın kendilerini de vurmamasını umarak kaygılanacak.

Bunda çok da haksız olmayacaklar çünkü iki ülke arasındaki mesele, ekonomik ilişkilerin
giriftliği gözönüne alındığında ister istemez küresel etkide bulunma riski de taşıyacak.

Birçok malın üretimine katılan unsurlar bilhassa teknoloji sektörü dikkate alındığında
küresil piyasalarda da bir belirsizlik ve risk durumu ortaya çıkacaktır ki bu da
ticareti olumsuz etkileme potansiyeline sahip bir durum.

Örneğin bugün çok az telefon ya da tablet tamamen tek bir ülkede üretiliyor. Daha
ziyade dünyanın çeşitli yerinde üretilmiş parçalar, uzun mesafelerden getirtilerek
birleştiriliyor ve nihai ürün bambaşka bir yerde ortaya çıkabiliyor.

Bu küresel arz zinciri mesela Çin malı bileşenler birden bire pahalandığı takdirde
başka yollar bulmak zorunda kalacak.

Örneğin bir telefon üreticisi, telefon pillerini Çin’de ürettiriyorsa, bunu başka
bir yere taşımak zorunda kalabilir, bu da yer değiştirme, nakil ve iş gücü maliyetlerini
artıracak.

Maliyetler sonuçta ürünlerin fiyatlarını etkileyecek bu da tüketiciye yansıyacak.
BBC Türkçe
