# ABD, Suriye’den gerçekten çekiliyor mu?

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/abd-suriyeden-gercekten-cekiliyor-mu-42078h/
- Yayımlanma: 2018-12-20T19:42:11+03:00
- Yazar: Haber Merkezi

Reklam

 [ ⌊Stablex Kare Banner⌉ ](https://track.adform.net/C/?bn=91045298;gdpr=${GDPR};gdpr_consent=${GDPR_CONSENT_50})

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 12 Aralık’ta Fırat’ın doğusundaki PYD’ye yönelik
operasyonun “birkaç gün içerisinde başlayacağı” yönündeki açıklaması, hem Ankara-
Washington hattında yoğun diplomatik süreci tetikledi; hem de ABD’yi diplomatik 
anlamda köşeye sıkıştırdı. ABD, bir hafta içerisinde, Suriye’nin kuzeydoğusundaki
operasyonu “kabul edilemez” olarak nitelendirme noktasından ABD Başkanı Donald Trump’ın
tweetiyle birlikte “Suriye’deki işlerinin bittiği” noktasına geldi.

Halbuki, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 18 Aralık’ta “Fırat’ın doğusuna askeri operasyona
başlayacağımızı resmen ilan ettik. Sayın Trump ile bunları görüştük, olumlu cevap
verdiler” açıklamasına Pentagon’dan “yanıltıcı beyan” yanıtı gelmişti. Yine aynı
tarihlerde, yakın zamanda “Astana’nın fişini çekmek” niyetiyle Türkiye’ye gelen 
ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey ise “Suriye’nin kuzeydoğusuna herhangi
biri tarafından yapılacak herhangi bir operasyonun kötü bir fikir olduğunu düşünüyoruz”
açıklaması yapmıştı.

**ABD’DEN GELEN ÇELİŞKİLİ AÇIKLAMALAR**

Bütün bu açıklamaların üzerinden 48 saat geçmeden, Trump’tan “Suriye’deki işlerinin
bittiği” tweeti geldi. Trump’ın tweetini, Reuters’e konuşan ABD’li bir yetkili, 
Amerikan askerlerinin “60 ila 100 gün arasında çekileceği” yönündeki açıklaması 
takip etti. Ardından Pentagon Sözcüsü Dana White “IŞİD’le mücadele henüz sona ermedi.
IŞİD’e karşı harekâtta yeni aşamaya geçilirken ABD askerlerinin Suriye’den geri 
dönüş süreci başladı” şeklinde bir açıklama yaptı. Hâlbuki Beyaz Saray’ın çekilme
duyurusunun öncesinde Pentagon Sözcüsü Albay Rob Manning, “bölgedeki ortaklarıyla”
çalışmalarının sürdüğüne işaret etmişti.

**ABD’NİN KARARININ TETİKLEDİĞİ SORU İŞARETLERİ**

Peki, ABD, Trump’ın Twitter üzerinden açıkladığı ve bir sürü çelişkili açıklamayı
tetikleyen bu kararında samimi olabilir mi? ABD’nin bu kararı niçin Türkiye’nin 
Fırat’ın doğusuna yönelik operasyonu an meselesi iken alındı? ABD’nin, 3’ünün inşası
süren 20’nin üzerinde askeri üssünün bulunduğu Suriye’den çekilme kararı, son dönemde
YPG’ye yönelik yoğunlaştırdığı silah yardımı ve Türkiye sınırına 12 gözlem noktası
inşa etme çabalarıyla çelişmiyor mu? ABD destekli YPG’ye ne olacak? Suriye yönetiminin,
oluşacak tablo karşısında tutumu ne olur? Ve en önemlisi de Türkiye, Suriye’de hangi
adımları atacak? Uzmanlar, Trump’ın açıkladığı ve soru işaretlerini beraberinde 
getiren bu kararını birçok yönüyle Sputnik’e değerlendirdi.

**ABD, SURİYE’DEN GERÇEKTEN ÇEKİLİYOR MU?**

ABD, Suriye’den gerçekten çekiliyor mu? ORSAM Suriye Çalışmaları Koordinatörü Oytun
Orhan’a göre bu sorunun yanıtı “evet”. ABD’nin en azından Suriye’deki fiziksel varlığını
sonlandırdığını ve 2 bin Amerikan askerinin ülkesine döneceğini söyleyen Orhan “
Bu karar uygulanmaz gibi bir endişem yok. Çünkü bu sefer yapılan açıklamanın şekli
çok daha farklı. Tarihler verildikten, kamuoyu önünde açıklamalar yapıldıktan sonra
ben açıkçası geri dönüşün çok mümkün olduğunu düşünmüyorum. Bu karar, özellikle 
Pentagon ve Amerikan ordusu kanadında büyük bir şok etkisi yaratsa da sonuçta bu
bir siyasi karar ve askerler de Beyaz Saray’ın aldığı bu karara uymak zorunda kalacaktır.
Ama ben Trump’ın bu kararı bir günde aldığını düşünmüyorum. Zaten baştan beri Suriye’den
çekilme konusunda kararlıydı, şimdiyse şartların olgunlaştığını düşünüyor. Özellikle
Türkiye’nin Fırat’ın doğusuna dönük operasyon kararını almış olması, Trump’ın bu
düşüncesini hayata geçirmede de etkili oldu” dedi.

ABD’nin çekilme kararının “Suriye oyunundan tamamen çekilme” anlamına gelmediğine
işaret eden Orhan “ABD, bir şekilde oyunda kalmaya çalışacak olsa da artık daha 
eli zayıf bir Amerika söz konusu olacaktır. Çünkü Amerika’nın sahadaki askeri varlığı
ona diplomatik masasında bir güç kazandırıyordu. Artık bunu kaybetmiş oldu. Şimdi
başta Türkiye olmak üzere yerel güçlerle çalışmak için daha istekli bir Amerika 
olabilir” ifadelerini kullandı. Gazeteci Ceyhun Bozkurt’a göre, ABD’nin kararının
gerekçelerini anlamak için, Astana sürecinin gidişatı ile Türkiye-Rusya ilişkilerinin
gelişimini hatırlamak gerekiyor. Astana sürecinin ABD’nin bütün planlarını bozduğuna
işaret eden Bozkurt “Astana süreci başlayınca ABD’nin tüm planları bozuldu.

Bu süreçte, Türkiye, Rusya ve İran’ın ortak aklı devreye girdi. İdlib’de çözüm yoluna
girildi, Fırat’ın doğusunda üç ülkede ortak tavır oluştu. Suriye’deki tek gayri 
meşru güç Amerika kaldı. Amerikan varlığı, Astana üçlüsü de dâhil bölge ülkelerini
rahatsız ederken, Batı’dan bile beklediği desteği görmedi. Almanya, Fransa, Rusya
ve Türkiye’nin Suriye konusunda çözüm odaklı uzlaşısı da bunun göstergelerinden 
biriydi. ABD’nin müttefiklerinden PYD, PKK bağlantısı sebebiyle zaten sorunluydu;
Kaşıkçı cinayeti de Suudi Arabistan’ın gerçek yüzünü gösterince, ABD hamle yapmak
zorunda kaldı. Washington, tam bu noktada, ya yenilecek ya da yeni bir hamle yapacaktı.
Ben ABD’nin Menbiç’te olduğu gibi bir oyalama taktiği içinde olduğunu düşünüyorum.
Neticede Astana, ABD’nin planlarını bozdu. Ancak Çavuşoğlu’nun da açıkladığı üzere,
anayasal süreç işler ve Suriye de bu işbirliğine doğrudan dahil edilirse, ABD’nin
ilerideki olası planları engellenebilir” değerlendirmesinde bulundu.

**WASHINGTON’DAN ÇIKAN KARAR KİME AİT?**

Vatan Partisi Genel Başkan Yardımcısı Emekli Amiral Soner Polat, ABD’nin kararının“
Amerikan devleti tarafından değil bizzat Trump tarafından” alındığına işaret etti.
Polat “Bu, bir devlet kararı değil. Savunma Bakanı James Mattis de dâhil, ABD Başkanı’nın
en yakınındaki kişilerin açıklamalarına baktığımızda, Suriye’den ayrılma niyetleri
olmadığı ortada. Başından beri Başkan Trump Suriye’den çekilmek konusunda diretiyor
ama Amerikan derin devleti buna şiddetli şekilde karşı koyuyordu. Şimdi Başkan Trump
kararını verdi, imzaları attı. Diğer tarafı biraz da açmaza düşürmüş oldu. Her ne
kadar Trump’ın kararlarına uymak zorunda olsalar da, Amerikan derin devletini küçümsememek
gerek. ABD’nin önceki başkanı Barack Obama döneminde Washington ve Moskova’nın IŞİD’le
Nusra’ya karşı ortak hareket etmesi için anlaşmaya varılmasının ardından, koalisyon
gücü ama tabii Amerika’nın yönlendirmesiyle, Deyr Ez Zor’da Suriye askerlerine saldırdı,
61 kişi ölmüştü. Yani Obama’ya bile bu konuda geri adım attırıldı. Dolayısıyla burada
derin devlet bir takım adımlar atabilir ama bu sefer Trump’a hazırlıksız yakalandılar.
Bakın Afganistan’dan da çekileceğini söyledi ama çekilemedi. Amerikan sistemi buna
direndi. Dolayısıyla burada şu an için hiçbir zaman Amerikan derin devleti geri 
adım atmadı. Geri adım atmış gibi gözüktü, mutlaka bir mücadelenin içine gireceklerdir”
dedi.

**TÜRKİYE, SURİYE’DE HANGİ ADIMLARI ATMALI?**

Türkiye’nin ABD’deki sancılı karar verme süreci devam ederken derhal Fırat’ın doğusuna
yönelik operasyona başlaması gerektiğine işaret eden Polat “Bence Türkiye bir an
önce Fırat’ın doğusundaki harekâta başlamalıdır. Aynı zamanda Suriye’de eğer Deyr
Ez Zor’la, Rakka’yla ilgili bir takım planları varsa onu hayata geçirmek için öncelik
vermelidir. Bölge ülkeleri, Amerikan derin devletinin alternatif bir takım yöntemler
bulması, tekrar Suriye dâhiline girecek mekanizmalar oluşturmalı. Eğer Avrasya ülkeleri
Rusya, Türkiye, İran, Suriye ve hatta Irak kendilerine güvenirlerse çok kısa süre
içinde Suriye’deki inisiyatifi bütünüyle ellerine geçirebilirler. Tıpkı Barzani 
referandumunda, bağımsızlık girişiminde olduğu gibi.” yorumunda bulundu.

**‘ABD, SURİYE’DE NELERE SEBEP OLDU? **

ABD’nin özellikle Suriye’ye resmen girdiği 2015’ten bu yana Suriye’yi “enkaza” çevirdiğine
değinen Polat “Amerika, çok kötü olarak hatırlanacak. Suriye’nin alt yapısını felç
etti. Her hava harekâtında Suriye’nin alt yapısına da zarar verdi. Şehirler enkaza
dönüştü. Rakka’da taş üstünde taş kalmadı ve o harekâttan sonra bir koridor açıldı.
Üstelik bunu da Amerika’ya en yakın İngilizler söylüyor. Güvenli bir koridordan 
İŞİD tahliye edildi. Kuzey Suriye’de demografik yapı ezici bir şekilde Kürtler lehine
değiştirildi. Araplar, Türkmenler, diğer etnik gruplar, dini gruplar, mezhep grupları
doğrudan ya da dolaylı baskılarla ve Amerikan bombalarıyla ya PKK’nın zulmüyle ya
da IŞİD nedeniyle yerlerinden yurtlarından oldu. Boşalan yerlere Kürtler yerleştirildi,
Ayn el-Arap, Kobani gibi yerlerde hemen hemen hiç Kürt yoktu ya da az sayıdaydı,
çoğunluk Kürt oldu. Dolayısıyla Amerika gerçek anlamda Suriye’de ciddi sıkıntılara
neden oldu” dedi.

ABD’nin Suriye’de hidrokarbon kaynaklarına yöneldiğinin bizzat kendileri tarafından
itiraf edildiğini hatırlatan Soner “Hidrokarbon kaynaklarının olduğu bölgelerin 
Amerikan şirketlerinin istifadesine sunulacağı bir ortam yaratmaya çalışıldı. Bu
kaynakları PKK’ya yönlendirdi. Hatta tarım alanlarındaki ürünleri de zorla PKK’ya
yönlendirdi. PKK bunları Kuzey Irak’tan pazarlayarak aynı zamanda devletçik kurma
yolunda mali olarak güçlendi. Baştan itibaren baktığımız zaman, Amerikan hava harekâtlarında
her koşulda Suriye’nin altyapısı, sanayi tesisleri, önemli ulaşım şebekeleri hedef
alındı. Dolayısıyla Amerika gerçekten bu ülkeye başından itibaren çok büyük kötülükler
yaptı” diye ekledi.

**YPG’Yİ BEKLEYEN OLASI SENARYOLAR NELER? **

ABD’nin, Türkiye’nin “terör örgütü” olarak gördüğü YPG’ye yönelik Fırat’ın doğusunda
operasyona başlamasına ramak kala, Suriye’den çekilmesinin Suriye’nin kuzeydoğusundaki
YPG açısından sonuçları ne olur? Sputnik’in bu sorusunu Gazeteci Musa Özuğurlu yanıtladı.
YPG’nin akıbetinin bölge ülkelerinin tutumuna ve ABD’nin Türkiye’den YPG için bir
garanti alıp almamış olmasına bağlı olduğuna işaret eden Özuğurlu “Bu sorunun yanıtına
ulaşmak için Suriye, Rusya, Türkiye ve İran’ın Kürtler konusunda nasıl bir mutabakata
varacaklar, buna bakmak lazım. Suriye, Kürtlere siyasi özerklik ya da federasyon
vermeyecek. ABD ise uzun bir süredir Kürtlerin Şam’la anlaşmasını engelliyordu. 
Kürtler, ABD’ye güvenerek Şam’ın bütün bu isteklerini reddediyordu. Bundan sonra
Kürtler Şam’ın isteklerine ‘evet’ derse, Suriye Fırat’ın doğusunu iç meselesi olarak
görerek Türkiye’nin olası bir operasyonuna engel olabilir. Ancak Kürtler ve Şam 
arasındaki olası bir anlaşmadan önce Türkiye acele eder ve orada bir fırsat yakalamışken
oraya girmek isterse, bu Suriye’yle Türkiye arasında çok büyük bir probleme de dönüşebilir.
Eğer Türkiye buradan çıkmazsa, Suriye için ikinci bir Golan meselesi olur ve iki,
ülke karşı karşıya gelebilir. Ancak Rusya da, Amerikan faktörü ortadan kalktığında,
Kürtlerle ilgili kontrolü sağlamak konusunda Türkiye’yi iknaya girişebilir. Bu bir
takım sorunları da beraberinde getirebilir” dedi.

Özuğurlu “Türkiye’nin olası bir operasyonuna karşı Şam Kürtlere ‘Benim devlet olarak
pozisyonumu kabul ediyorsanız, o zaman silahları bırakıp benimle birlikte hareket
edin’ diyebilir. Çünkü eğer ABD’nin bölgeden çekilme takvimi hayata geçerse, bu 
artık geri dönülmez bir biçimde, Kürtlerin artık on yıllarca bir kazanım elde edemeyeceği
anlamına geliyor. Çünkü Kürdistan Bölgesel Yönetimi’ndeki referandumdan sonra destek
verilmediği için, Barzani yönetimine, çok büyük bir sürpriz oldu. Benzer şekilde
ABD, Suriye’den de çekilirse bu sefer Kürtlerin bir diğer kanadı olan Suriye tarafında
da büyük bir boşluk içine düşecekler. Çünkü uluslararası hiçbir destek kalmayacak.
Dolayısıyla Amerika’nın çekilmesi uzun yıllar daha Kürt hareketi için bir darbe 
olacaktır. Tabii gerçekleşirse ve ortada bir pazarlık yoksa. Amerika mesela Rusya’yla
şu konuda anlaşmış olabilir; Rusya belki Kırım ya da Ukrayna’yla ilgili bir taviz
verecektir, Amerika da buna karşılık Suriye’de Rusya’nın istediğini gerçekleştirecektir.
Eğer Kürtlerin yok edilmesini engellemeye ilişkin bir madde varsa; o zaman Rusya
da bunu kabul etmiş olabilir. O zaman Türkiye, Suriye’ye girmekten vazgeçirilebilir.
Ancak her ne olursa olsun, bu savaşın kazananı Beşar Esad’dır” değerlendirmesinde
bulundu. Sputnik
