# ABD’de ivmelenen enflasyon Fed’in üzerindeki baskıyı artırdı

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/abdde-ivmelenen-enflasyon-fedin-uzerindeki-baskiyi-artirdi-86008h/
- Yayımlanma: 2022-06-11T11:21:48+03:00
- Yazar: Selim Soydan

Yeni tip [koronavirüs](https://www.borsatek.com/dunya-bankasi-cinin-ekonomik-toparlanmasi-bozuldu-85867h)(
Kovid-19) salgınının tedarik zincirini bozmasıyla ortaya çıkan ve [Rusya](https://www.borsatek.com/rusyada-enflasyon-faiz-karari-oncesi-geriledi-85880h)-
Ukrayna savaşının emtia fiyatlarını artırmasıyla ivmelenen enflasyon, ABD’de endişe
kaynağı olmayı sürdürüyor.

Savaşın yanı sıra Çin’de “sıfır Kovid-19” politikası kapsamında alınan önlemler 
de tedarik zinciri sıkıntılarının devam etmesine neden olurken, fiyat artışlarını
yukarı yönlü baskılamaya devam ediyor.

Enerjiden gıdaya hızla artan fiyatlar, ABD’de enflasyonu 41 yılın yeni zirvesine
taşıyarak Amerikalıların yaşam maliyetini her geçen gün artırıyor.

### Enflasyon beklentilerin aksine hızlandı

ABD Çalışma Bakanlığı’nın son verilerine göre, ülkede enflasyon piyasa beklentilerinin
aksine mayısta ivme kazandı.

Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE), mayısta aylık yüzde 1 ve yıllık yüzde 8,6’lık artış
gösterdi. Beklentiler TÜFE’nin bu dönemde aylık bazda yüzde 1 ve yıllık bazda nisan
ayında olduğu gibi yüzde 8,3 artması yönündeydi.

Mart ayında yüzde 8,5 ile Aralık 1981’den bu yana kaydedilen en yüksek seviyeye 
çıkan enflasyon, nisan ayında yüzde 8,3 ile gösterdiği yavaşlamanın ardından yeniden
41 yılın zirvesine çıktı.

### Enerji ve gıda fiyatlarındaki artışlar enflasyonu körüklemeye devam ediyor

ABD’de enerji ve gıda fiyatlarındaki hızlı yükseliş, bu dönemde enflasyonun itici
gücü olmayı sürdürdü. Mayıs ayında tüketici fiyatlarındaki yükselişe en çok katkıda
bulunan kalemler benzin, gıda ve barınma oldu.

Barınma fiyatları mayısta aylık yüzde 0,6 ve yıllık yüzde 5,5 yükselirken, gıda 
fiyatları aylık yüzde 1,2 ve yıllık yüzde 10,1’lik artış kaydetti.

Enerji fiyatları ise nisan ayında yaşanan gerilemenin ardından mayısta aylık yüzde
3,9 ve yıllık yüzde 34,6 arttı. Son dönemde ülkede rekor üstüne rekor kıran benzin
fiyatları ise mayısta aylık yüzde 4,1 ve yıllık yüzde 48,7 arttı.

Dünyanın en çok benzin tüketilen ülkelerinden biri olan ABD’de, artan petrol fiyatlarının
etkisiyle benzinin ortalama fiyatı galon (yaklaşık 3,8 litre) başına ilk kez 5 dolara
yaklaştı.

### Enflasyonun zirve yaptığına dair umutlar kırıldı

Son veriler, enflasyonun mart ayında zirve yaptığına dair umutları kırarken, Fed’in
agresif para politikasına daha uzun süre devam edeceğine yönelik beklentileri artırdı.

Fed’in gelecek hafta gerçekleştirilecek Federal Açık Piyasa Komitesi (FOMC) toplantısı
öncesi gelen enflasyon verileri, bankanın 50 baz puanlık faiz artırımına gideceğine
yönelik beklentileri güçlendirdi.

Piyasalarda haziranın yanı sıra temmuz ve eylül aylarında da 50 baz puanlık faiz
artırımları fiyatlanırken, 75 baz puanlık faiz artışına ilişkin beklentiler de yeniden
gündeme geldi.

Fiyat baskılarının artmaya devam edeceğine dair artan riskler olduğuna işaret eden
analistler, son enflasyon okumasının resesyon riskini de artırdığını belirtti.

### “Enflasyon rakamları, Fed’in ayağını para politikası freninden çekmesi için küçük bir alan bırakıyor”

American Enterprise Institute (AEI) Kıdemli Uzmanı Desmond Lachman, AA muhabirine,
enflasyonun 41 yılın yeni zirvesinde olduğunu gösteren ve çok büyük hayal kırıklığı
yaratan enflasyon rakamlarının, enflasyon üzerindeki kontrolün yeniden kazanılması
amacıyla Fed’in ayağını para politikası freninden çekmesi için küçük bir alan bıraktığını
söyledi.

Yılın başından bu yana düşüş gösteren hisse senedi ve tahvil piyasası fiyatlarının
hanehalkı servetinde yaklaşık 12 trilyon dolarlık kayba neden olduğunu belirten 
Lachman, bunun aynı zamanda gayrisafi yurtiçi hasılanın (GSYH) yüzde 50’sinin buharlaşması
anlamına geldiğini kaydetti.

Lachman, “Servette daha fazla kayıp, gelecek yılın başlarında sert bir ekonomik 
inişe girme riskimizi artıracaktır.” dedi.

### “Petrol fiyatlarındaki artış, enflasyonun yakın zamanda zirveye ulaşacağı fikrini şüpheye düşürmeli”

Petrol fiyatlarındaki yükselişe işaret eden Lachman, “Uluslararası petrol fiyatlarını
son zamanlarda varil başına 120 doların üzerine çıkaran artış, enflasyonun yakın
zamanda zirveye ulaşacağı fikrini şüpheye düşürmelidir.” diye konuştu.

Lachman, petrol fiyatlarındaki artışın, ABD’de benzinin ortalama fiyatını psikolojik
eşik olan galon başına 5 doların üzerine çıkarmasını an meselesi olduğunu belirterek,
Goldman Sachs gibi yatırım bankalarının, Rusya-Ukrayna savaşının bir sonucu olarak,
uluslararası petrol fiyatlarının yakında 140 dolara yükselmesini beklediğini aktardı.

Fed Başkanı Jerome Powell’ın enflasyonun düştüğüne dair açık işaretler görülmedikçe
şahin para politikası duruşundan geri adım atmayacaklarına ilişkin açıklamalarını
anımsatan Lachman, “Yüksek enflasyon okuması dikkate alındığında Fed, gelecek haftaki
FOMC toplantısında, büyük olasılıkla faiz oranlarını 50 baz puanlık adımlarla artırmaya
devam edeceğini ve sonbaharda bilanço büyüklüğünü 95 milyar dolar küçültmeye başlayacağını
teyit edecek.” dedi.

### “75 baz puanlık faiz artışı söylentilerini yeniden alevlendirebilir”

Moody’s Analytics Kıdemli Ekonomisti Ryan Sweet de mayıs ayı enflasyon verilerinin
Fed’in beklentileriyle pek uyumlu olmayacağını ancak bunun politika yapıcıların 
panik yapması ve gelecek hafta faiz oranlarını 50 baz puandan fazla artırması gerektiği
anlamına gelmediğini söyledi.

Sweet, “Fed, gelecek birkaç toplantıda agresif bir şekilde faiz oranlarını artırmaya
devam edecek, ancak mayıs ayı tüketici fiyat endeksi bu aydan sonra 75 baz puanlık
faiz artışı söylentilerini yeniden alevlendirebilir.” dedi.

Ryan Sweet, mayıs ayı enflasyonun “sıcak” gelmesinin ardından Fed yetkililerinin
açıklamalarının önem taşıdığını vurguladı.

### “Gelecek iki toplantıda 50’şer baz puanlık faiz artırımına gidileceğine yönelik tahminimizi değiştirmiyor”

Benzin fiyatlarındaki yükselişe dikkati çeken Sweet, “Pompadaki rahatlamanın yakında
gerçekleşmesi pek mümkün değil.” değerlendirmesinde bulundu.

Sweet, bu dönemin 1970 ve 1980’lerin yüksek enflasyon dönemleriyle karşılaştırılmasının
doğru olmadığını belirterek, bu dönemde enflasyonun yüksek olmasının nedenlerinden
birinin tedarik zinciri sorunları olduğunu, sadece yüksek enerji fiyatlarının bir
benzerlik oluşturduğunu ifade etti.

Risklerin yukarı yönlü olduğuna dikkati çeken Sweet, ancak varsayımın arz tepkisinin
küresel enerji fiyatları üzerinde aşağı yönlü baskı oluşturacak kadar güçlü olduğu
yönünde olduğunu aktardı.

Sweet, “Mayıs TÜFE, Fed’in gelecek iki toplantının her birinde 50 baz puanlık faiz
artırımına gideceğine yönelik tahminimizi değiştirmiyor, ancak eylül ayında 50 baz
puanlık bir artışa dair öznel olasılığımızı artırıyor.” dedi.

### “Enflasyonun umduğumuz kadar düşmeme riski gerçekleşti”

ING Uluslararası Başekonomisti James Knightley ise enflasyon “sürprizinin” daha 
fazlasını yapması için Fed üzerinde baskı oluşturduğunu belirtti.

Knightley, “Korktuğumuz gibi enflasyonun umduğumuz kadar düşmeme riski gerçekleşti.”
değerlendirmesinde bulundu.

Talebin ABD ekonomisinin arz kapasitesini geçmeye devam ettiğine dikkati çeken Knightley,
arz faktörlerinin kısa vadede iyileşmeye dair çok az işaret göstermesiyle birlikte
devam eden faiz artışlarıyla denklemin talep tarafını azaltma yükünün Fed’de olduğunu
ifade etti.

Knightley, Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik saldırılarında geri adım atma belirtisi 
göstermediğini, Çin’deki karantina önlemlerinin hafiflediğini ancak ülkenin sıfır
Kovid-19 stratejisinin devam ettiğini ve ücretlerdeki keskin artışa rağmen ABD’de
iş gücüne katılımın tarihsel standartlara göre düşük kalmaya devam ettiğini belirterek,
talebi arz ile dengeye getirme görevinin Fed’e düştüğünü aktardı.

James Knightley, haziran ve temmuz aylarında 50 baz puanlık artışlarla birlikte 
daha fazla faiz artırımının “denklemin talep tarafını azaltmak” için geleceğini 
kaydetti.
