# ABD’nin elinde IŞİD- Erdoğan belgeleri var

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/abdnin-elinde-isid-erdogan-belgeleri-var-8996h/
- Yayımlanma: 2015-12-22T14:30:00+02:00
- Yazar: Murat Ali Oral

The New Yorker yazarı ABD’li gazeteci Seymour Hersh, ABD ordusu ile Beyaz Saray’ın
Suriye politikasının farklı olduğunu iddia ederek, ABD ordusundan Esad yönetimine
istihbarat gittiğini yazdı. London Review of Books’un 1-7 Ocak 2016 tarihli 38. 
sayısında yayımlanan makalesinde Hersh, Türkiye’nin Suriye ve Libya’daki rolü hakkında
da önemli iddialar yer alıyor.

Hersh, Barack Obama’nın “Esad gitmeli” ısrarına en fazla muhalefet edenlerin, Savunma
Bakanlığı’ndaki (Pentagon) ortak karargah üst düzey yetkililier olduğunu söyledi.

Bu yetkililer, Obama’nın siyasetini “soğuk savaş”ın devamı olarak görüyor ve Rusya
ile Çin’e odaklanmasının yanlış olduğunu düşünüyor. Zira bu iki ülke de, İslamcı
aşırıcılığın yayılmasından ABD kadar endişeleniyor.

Ordunun Washington’un Suriye politikasına olan muhalefeti, 2013 yılında Savunma 
İstihbarat Teşkilatı (DIA) ile Genelkurmay Başkanlığı’nın ortak yazdığı rapora kadar
gidiyor.

Raporda, Esad’ın devrilmesinin ülkede kaosa neden olacağı ve potensiyel olarak, 
Libya örneğindeki gibi, cihatçı bir yönetime yol açacağı vurgulanıyor.

Eski bir Genelkurmay danışmanı, raporun uydu görüntüleri, sinyallerden elde edilen
bilgiler ve insan istihbaratından yola çıkılarak hazırlandığını kaydediyor.

Sol Haber’in çevirisine göre Hersh’in kaleme aldığı makale şöyle devam ediyor:

**Türkiye ve ABD, Nusra ile IŞİD’i destekledi**

O vakte kadar, CIA Katar ve Suudi Arabistan’ın desteğiyle, Libya’daki silahları 
Türkiye aracılığıyla Suriye’ye taşıyordu. Yeni istihbarat raporu, Türkiye’yi Obama’nın
Suriye politikası önünde en büyük engel olarak gösteriyordu.

Aynı danışman, raporun, Esad’a karşı savaşanları silahlandırma ve destekleme yönündeki
ABD politikasının Türkiye ile birlikte belirlendiğini ve bu politikanın Nusra ve
IŞİD dahil bütün muhalefete destek haline dönüştüğünü söylüyor.

Raporun söylediği açıktı: Ortada “ılımlı” muhalefet filan yoktu ve ABD aşırılıkçıları
silahlandırıyordu.

2012-2014 yıllarında DIA’nın şefliğini yapan Tümgeneral Michael Flynn, teşkilatının
sürekli olarak Esad’ın devrilmesinin berbat sonuçlarına ilişkin gizli bilgiler gönderdiklerini
doğruluyor.

Flynn, cihatçıların muhalefeti kontrol ettiklerini ve Türkiye’nin yabancı militanların
ve silahların sınırdan geçişini engellemek için gerekeni yapmadığını bildiklerini
aktarıyor.

Flynn, “IŞİD’in uzun vadeli stratejisini ve mücadele planını anlamıştık, aynı zamanda
Türkiye’nin de İslam Devleti’nin Suriye’de güçlenmesi söz konusu olduğunda başka
tarafa baktığını tartışıyorduk” dedi.

Ancak Flynn’e göre, Obama yönetimi raporu geri ittirdi, çünkü “gerçeği duymak istemiyordu.”

**PENTAGON, BEYAZ SARAY’I ‘BYPASS’ EDİYOR**

Hersh’e göre, Obama yönetimini değiştiremeyeceğini anlayan ordu, 2013 Güzü’nden 
başlamak üzere kendi planları doğrultusunda hareket etmeye başladı.

Bu plan, siyasi kanalları devre dışı bırakarak, askeri kanallar eliyle Esad’a istihbarat
geçirmeyi hedefliyordu.

Bunun için, ABD ordusu doğrudan Suriye ordusu ile temas kurmadı. Bunun yerine, istihbaratı
Şam’a ileteceğini bildikleri başka ülkelerle temas etmeye başladılar.

Habere göre göre bu ülkeler Almanya, İsrail ve Rusya’ydı. Her üç ülkenin, yine habere
göre, bu istihbaratı Suriye ordusuna geçirmek için başka başka nedenleri vardı.

Yukarıda bahsedilen eski danışmana göre, Esad’ın taktik istihbarata ve operasyonel
danışmanlığa ihtiyacı vardı ve bunu yaptıkları takdirde “İslamî terörizm”e karşı
mücadele güçlenecekti.

Danışman, Obama’nın bu durumdan haberdar olmadığını, her başkan gibi ordunun gündelik
faaliyetinin tamamından haberdar olamayacağını ekliyor.

Buna göre, ordu adı geçen ülkelere istihbarat verince, bu ülkelerde de özellikle
cihatçı grupların konumları ve niyetleri hakkındaki istihbaratları Şam’a iletmeye
başladı.

Şam ise bunun karşılığında kendi kapasitesi ve niyetleri hakkında bilgi veriyordu.

Ancak danışman, bunun Obama’nın etrafından dolaşıp Esad’ı desteklemek değil, “askeri
bir şey” olduğu konusunda ısrar ediyor. Danışman, “Eğer Esad iktidarda kalırsa bu
bizim yaptığımız şey nedeniyle olmayacak. Bu, Esad’ın bizim diğerlerine verdiğimiz
taktik danışmanlığı ve istihbaratı kullanacak kadar akıllı olmasından kaynaklanacak”
dedi.

**Suriye’den beklenenler**

Danışmana göre, Genelkurmay bu doğrudan olmayan istihbarat paylaşımına karşılık 
olarak Suriye’den 4 şey istediğinin bilinmesi için uğraşıyordu.

Bunlar;

* Esad Hizbullah’ın İsrail’e saldırısını frenlemeli
* Golan Tepeleri konusunda başlayan
ancak durdurulan müzakerelerin yeniden başlaması* Rusya ve diğer ülkelerden gelen
askeri danışmanları kabul etmesi* Savaşın ardından geniş bir skalada olan siyasi
partilerin katılacağı açık seçimlerin yapılması

Genelkurmay danışmanı, İsraillilerin bunu olumlu karşıladığını, ancak İran ve Suriye’nin
tepkisini merak ettiklerini söylediklerini aktarıyor.

Esad’ın tepkisi ise, yine danışmana göre, şuydu: “Tek başıma karar veremem, Askeri
ve Alevi müttefiklerimin desteğine ihtiyacım var.”

İddiaya göre Esad’ın kaygısı, İsrail’in evet demesi ancak pazarlığın sonuçlanmasının
onaylamaması ihtimaliydi.

Hersh, 2012 yılında Kremlin’den bir danışmanın, Esad’ın o dönem İsrail’le Golan 
Tepeleri müzakerelerini yeniden başlatmak için Moskova ile temas kurduğunu, ancak
İsrail’in bu talebi “Esad artık bitti” diyerek reddettiğini söylediğini aktarıyor.

**“Erdoğan’a sadık olmayan Türklerle çalıştık”**

Bu noktada Hersh ilginç bir hikaye anlatıyor. İddiaya göre ABD Genelkurmayı, Esad’a
niyetinin iyi olduğunu göstermek için bir jest yapmalıydı. Bunun için bulunan çözüm,
Libya’dan Suriye’ye giden silah akışına sekte vurmaktı.

Genelkurmay danışmanına göre, Başkan Obama’nın emri ile devam eden silah akışını
durdurmak mümkün değildi. Bu nedenle Genelkurmay başka bir yol izledi.

Genelkurmay’ın CIA’e önerisi şuydu: “Libya’daki silah pazarı pahalı, ayrıca silahların
Suriye’ye gitmesi için deniz yolculuğu da riskli. Bunun yerine, Türkiye’nin cephaneliğindeki
silahları Suriyeli muhaliflere gönderelim. Hem daha ucuz, hem ulaşması daha az zaman
alır.”

Fakat iddiaya göre, bu öneriden yalnızca CIA faydalanmadı. Genelkurmay danışmanı,
bu süreçte “ABD ordusunun güvendiği, ancak Erdoğan’a sadık olmayan Türklerle çalıştıklarını”
iddia ediyor.

Böylece modası geçmiş, düşük model silahları cihatçılara gönderdiklerini söyleyen
danışman, “Bu sayede Esad’a, Başkanlık politikasına zarar verebileceğimizi gösterdik”
diyor.

Haberde, Amerikan istihbaratının, telefon dinlemeleri ve insan kaynakları aracılığıyla,
Tayyip Erdoğan’ın yıllar boyunca Nusra Cephesi’ni, daha sonra da IŞİD’i desteklediğini
kanıtladığı söyleniyor.

“Suudilerle başa çıkabiliriz, Müslüman Kardeşler’le başa çıkabiliriz” diyen eski
danışman, Ortadoğu’daki tüm dengelerin “İsrail ve Ortadoğu’nun geri kalanı arasındaki
karşılık yok ediş garantisine dayandığını”, Erdoğan’ın rüyasının ise bu dengeyi 
bozmak olduğunu ileri sürüyor.

Erdoğan’ın “Osmanlı’yı restore etme hayalinin” olduğunu söyleyen danışman, bununla
birlikte Erdoğan’ın bu işin büyüklüğünü kavrayamadığını belirtiyor. 

 
