# Abdullah Gül aday olup olmayacağı iddialarına son noktayı koydu

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/abdullah-gul-aday-olup-olmayacagi-iddialarina-son-noktayi-koydu-35454h/
- Yayımlanma: 2018-04-28T16:20:11+03:00
- Yazar: Haber Merkezi

24 Haziran seçiminde cumhurbaşkanı adaylığı konuşulan 11. Cumhurbaşkanı Abdullah
Gül, günlerdir beklenen açıklamasını İstanbul’da yaptı. Ayazağa Kasrı’nda gazetecilerin
karşısına çıkan Gül, “Erken seçimlerle birlikte Saadet Partisi Genel Başkanı Sayın
Temel Karamollaoğlu’nun ismimi zikretmesiyle başlayan hareketlilik benim dışımda
gelişti. Geniş bir mutabakat söz konusu olursa üstüme düşeni yapmaktan çekinmeyeceğimi
söylemişimdir. Temel Bey’in yaptığı görüşmeler neticesinde böyle bir mutabakatın
olmadığı görülmüştür. Böylece adaylığımla ilgili bir süreç artık söz konusu değildir”
dedi. Gül’ün diğer açıklamaları şöyle:

– “Öncelikle seçimlerin ülkemiz için hayırlı olmasını temenni ediyorum. Hepimiz 
şahidiz ki Türkiye yakın tarihinin en zor dönemlerinden biri içerisinde. İç ve dış
şartlarda büyük zorluklarla karşı karşıyayız. İçeride daha çok huzura, güvene ihtiyaç
varken maalesef daha çok kutuplaşma, ayrışma, korku ve kaygı ortamı var. Dışarıda
ise tarihimizin çok ciddi beka sorunlarıyla karşı karşıyayız. Ekonomik kaygıların
da ciddi seviyelere ulaştığını görüyoruz. Ayrıca hamasetin, karşılıklı hakaretlerin
siyaseti esir aldığını görüyoruz. Türkiye için neyin iyi olduğunu konuşmak yerine
kişiler üzerinden saldırılarla meşgulüz.”

– “Benim ismim de yoğun bir şekilde gündemde. Bir faninin ulaşabileceği bütün makamlara,
mevkilere ben ulaştım ve bütün bunlar benim gerimde kalmış şeyler. Bu yolların hepsini
yürüdüm. Yeri geldiğinde şerefle temsil ettim. Ne ben ne ailem herhangi bir beklenti,
herhangi bir arzu içinde değiliz. Bütün beklentimiz memleketin huzurlu, istikrarlı
geleceğimizin güçlü olması. Çocuklarımızın daha güçlü, barış, huzur içinde yaşayabilecekleri
bir Türkiye olması. Bunun dışında hiç bir arzum beklentim olamaz. Her şeyi geride
bıraktım. Bir çok kişinin ulaşmak için uğraştığı şeyler benim için mazi olmuştur.
Bunu bütün samimiyetimle söylüyorum. İnsanlar şeffaftır. Söylediklerine baktığınızda
doğru mu, yanlış mı söylüyor. İnanırsınız veya inanmazsınız.”

– ”Cumhurbaşkanlığından sonra aktif bir siyaset içinde olmayacağımı bir çok vesile
ile söyledim ve öyle de yaptım. Öyle ki arkadaşlarımın düğün davetlerine bile gidemedim.
İllerde herhangi bir hareketlilik olmasın diye. Buna özellikle dikkat ettim. Ama
bu şu anlama gelemezdi; bilgilerimi, tecrübelerimi bütün bunları kendime saklayacağım.
Ülkem, insanlık, memleketim ile kayıtsız kalacağım. Hayati gördüğüm konularla ilgili
fikirlerimi, sayın Cumhurbaşkanı ile baş başa görüşme fırsatım oldu. Günü geldi 
hain darbe teşebbüsü ortaya çıktığında hiç arkama bakmadan üstüme düşenleri yaptım.
Bazen de temel hak ve özgürlükler ile ilgili yanlış uygulamaları gördüğümde basın
hürriyeti, adaletsizlikler, haksızlıklar bütün bunlarla ilgili düşüncelerimi de 
kamuoyu ile paylaşmaktan geri kalmadım.”

– ”Seçimlerin aniden erken yapılacağının anlaşılması üzerine SP Genel Başkanı sayın
Temel Karamollaoğlu’nun ismimi zikretmesi ile başlayan hareketlilik tamamen benim
dışımda gelişmiştir. Benim organizem, talebim veya organize ettiğim bir süreç değildir.
Benim bilgime ve tecrübeme, siyaset ve devlet yönetim anlayışıma güvenen kişilerin
bir talebi ile ortaya çıkmıştır. Bunun içerisinde benim camiamdan insanlar olduğu
gibi toplumun geniş tabakalarından da bir çok kişiler böyle bir talep içerisinde
olmuşlardır.”

– ”Ben de çok geniş bir mutabakat söz konusu olursa o zaman üstümüze düşeni arkadaşlarımla
birlikte yapmaktan kaçınmayacağımı da söylemişimdir. Toplumun büyük bir kesimden
de böyle bir talep ve sorumluluk yüklenmem gerektiği talebi söz konusu olunca da
bunun uzağında durma gibi bir sorumsuzluk göstermeyeceğimi de ifade etmişimdir. 
Hepimizin bildiği gibi dindar kimlikli bir siyaseti ile tanınan Temel beyin diyalog
ve uzlaşı çabalarını takdirle karşılıyorum. Temel beyin yaptığı temaslar sonrasında
böyle bir geniş bir mutabakatın ve arzunun olmadığı gözükmüştür. Dolayısıyla adaylığım
ile ilgili bir süreç artık söz konusu değildir.”

– “Tarih önünde vicdanen müsterihim. Benimle ilgili çeşitli görüşleri olan bazılarının’
risk alamaz’ bazılarının ’hep geride durur’ gibi seviyeli seviyesiz bir çok eleştirileri
karşısında bir şey söylemek istemiyorum. Tarih karşısında vicdanen sorumluyum. Böyle
bir talep ve gelişme söz konusu değildi. Yine hakkımda söylenen bir çok şeylerle
ilgili çok konuşmak istemiyorum. Zaten seçim kampanyası, polemikler bunlar benim
siyaset anlayışıma da pek yakışmaz.”

– “Ben siyaseti ilkeli, dürüst yaptım. Bilmeyenler bazen kasıtlı bazen de çeşitli
manipülasyonlar ile benimle ilgili bir çok şey söylemiştir. Bunların hepsini geri
bırakıyorum ama AK Parti’den bazı arkadaşlarımın benimle ilgili ileri geri konuşmaları
karşısında da şunu hatırlatmadan geçemeyeceğim; AK Parti’nin kuruluşuna öncülük 
etmiş, prensiplerini, ilkelerini o günkü bütün erdemli değerlerini, programlarını
hazırlayanlardan bir kişi olarak ben bugün de bu değerleri, prensipleri aynı şekilde
onaylıyorum. Görüşlerim de aynıdır. Bu ilkeleri, prensipleri destekliyorum.”

– “Kimseyle herhangi bir şahsi meselem yok. Sıkıntım da yok. Ben sadece politikalar
ve gelecek vizyonuyla ilgileniyorum. Benimle ilgili zaman zaman çok saygısızlık 
boyutuna ulaşan sözleri söyleyen arkadaşlara şunu söylem isterim; başlarını iki 
ellerini arasına alıp söylediklerini, bugünkü olup bitenleri ve konumlarını şöyle
bir muhasebe etsinler, gözden geçirsinler. Bunun dışında söyleyeceğim başka bir 
şey yok. Bütün arzum bu seçim döneminin Türkiye’yi daha çok kutuplaştırıcı, ayrıştırıcı
bir atmosferde geçmemesi bunun yerine daha pozitif bir gündemle herkesin ortaya 
çıkması. Unutmayalım ki seçimler bir gün biter kendi gerçeğimiz ile karşı karşıya
kalırız. Daha yapıcı bir şekilde kampanya yürütülmesini herkese öneririm. Tüm birikimimle
şuna inanıyorum ki Türkiye’nin geleceği güçlü bir demokrasiden, hukukun üstünlüğünden,
kuvvetler ayrılığı prensibinin gerçekleşmesinden temel hak ve özgürlüklerin, evrensel
nitelikli standartların uygulanmasından, liyakat, şeffaflık, hesap verebilirlik 
ilkelerinin hakim olduğu bir düzenden ve sistemden geçtiğidir.”

– ””Ümit ederim ki Türkiye bu seçimden sonra bütün bunları gerçekleştirir. Bunun
dışındaki çabalar beyhude ve boşa enerji harcamadır. Bütün arzum, Türkiye’nin geleceğinin
bu ilkler çerçevesinde parlak olması, enerjimizi negatif meselelerle değil pozitif
gündemlerle doldurmak gelecek nesillere yaşanabilir huzurlu barış içerisinde bir
ülke bırakmak olmalıdır. Ayrılıklar şüphesiz demokrasinin gereğidir. Ama ayrılıklar,
çoğulculuk hiç bir zaman düşmancılık anlamına gelmez. Farklı farklı düşüncelere 
saygı gösteren bir anlayış içerisinde doğrularımızı savunmalıyız. Hepimiz bütün 
çiçeklerin birleştiği bir demet gibi olmalıyız. Ümit ederim ki bu seçimler böyle
bir Türkiye’ye götürür. Hepimiz çocuklarımız daha güzel bir Türkiye’de yaşarız. 
Cami kapılarında falan sordunuz. Oralarda açıklamak istemedim buraya davet ettim
sizleri. Seçimlerin başarılı geçmesini diliyorum. Soru sormak istersiniz ama seçim
kampanyası başlamış ve ben şu an pozisyonumu ilan ettikten sonra polemik konusu 
olacak. Onu bunu eleştirecek bu tip şeylerden de uzak kalıp sorularınızı almayacağım.”
