# Abdullah Gül’den sert ifadeler

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/abdullah-gulden-sert-ifadeler-8646h/
- Yayımlanma: 2015-11-20T18:40:00+02:00
- Yazar: Murat Ali Oral

11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Kanada’da yayınlanan National Post gazetesinin 18
Kasım tarihli Full Comment bölümünde gündemle ilgili açıklamalarda bulundu.

Gül yayınlanan makalesinde, “Müslümanlara atfedilen sıfatların başında mantıksızlık
gelir ve bunu tehlikeli, baskıcı, demode, aşırı ve geri kalmışlık izler. Bunun en
büyük nedeniyse medyanın yansıttığı haberlerdir. Ama kendimizi aklamak amacıyla 
sadece kolonializmi ve Batı medyasını suçlayamayız” dedi.

**“BAŞLATTIKLARI HİKAYENİN BİTİRİLMESİ LAZIM”**

Ankara saldırısının Türkiye tarihinin en kötü terör saldırısı olarak tarihe geçtiğini
belirten Abdullah Gül, şunları kaydetti:

“Bu korkakça işlenen terör saldırısı İŞİD tarafından gerçekleştirmişti. Katiller
bu korkunç eylemle halkımızı bölmeyi başarmış, nihayetinde faydasız, yaralayıcı 
bir suçlama oyununu sadece ülke içinde değil komşularımız arasında da tetiklemişlerdir.
Artık bu kişilerin durdurulması ve başlattıkları hikayenin bitirilmesi lazımdır.
Bunların karşısında durulacaksa din, ırk ve mezhep ayrımı olmaması insanların bu
ortak düşmana birlikte karşı koyması lazımdır.”

**“İSLAM YARALANDI”**

Yıllarca süren bölücü görüş ve davranışlar ile hiç bitmeyen suçlamaların, İslam’ı
yaraladığına değinen Gül, makalesinde şu görüşlere yer verdi:

“Fakat bizler defansif ve inkarcı duruşa geçemeyiz. Ben konu hakkında yeni bir yol
haritası çizmek istiyorum. Bilindiği gibi Batıda İslam, bir doğu dini ve Müslümanlar
da okumamış, demokrasiden anlamayan, barbarca kolay ölen ve öldüren ve her şeyden
fazla Batıdan nefret eden kişiler olarak lanse ediliyor.

Müslümanlara atfedilen sıfatların başında mantıksızlık gelir ve bunu tehlikeli, 
baskıcı, demode, aşırı ve geri kalmışlık izler. Bunun en büyük nedeniyse medyanın
yansıttığı haberlerdir. Ama kendimizi aklamak amacıyla sadece kolonializmi ve Batı
medyasını suçlayamayız.

Bizler ne olduğumuzla, medyada lanse edilişimiz arasında bir fark görüyorsak, tarafsız
olarak sorunları araştırmamız gerek. İlk ve en önemli olarak baktığımızda, IŞİD’in
ana görüşlerinin neden Selefilikten geldiği ve neden Sünniliğin veya Şialığın ılımlı
görüşlerini benimsemediklerini görüyoruz. Bunun nedenini Irak’ta, Afganistan’da 
ve Suriye’de demokrasi adına başlatılmış ve hiç bitmeyen savaşlara mı atfetmeliyiz
yoksa İslam’ın ana dallarının uzun süredir yeniden yorumlanmamasına mı?”

**“HAYALİ OLAN ÜMMET KAVRAMI”**

Araştırılması gereken ikinci konun, İslam ve Müslümanların homojenik bir yapı olarak
lanse edilmesi olduğunu aktaran Abdullah Gül, “Müslümanlar, Mağrib’in batı kıyılarından
Endonezya’ya, oradan Sibirya ve Sahra Altı Afrika’ya kadar uzanan ve değişik kültür
ve milletlerden oluşan bir din topluluğudur.

Fakat Hristiyanlık için hiçbir şekilde bir homojenik kavram yoktur. Bu homojenik
görüşün nedenini, kendi kültürü dışında kaldığı için herkesi tek gören Batılılara
mı atfedelim yoksa birlik yani ‘ümmet’ kavramıyla tek bir aile olarak kendilerini
tasvir eden Müslümanlara mı ? Hayali olan ‘ümmet’ kavramı son yıllarda Ortadoğu’nun
haline bakıldığında yoksa gerçeğe mi dönüştü?” diye sordu.

**“TÜRKİYE ÖRNEĞİ TARTIŞILAN BİR KONUDUR”**

Gül, Müslümanlar ve demokrasi ilişkisinin de araştırılması gerektiğinin altını çizerek,
makalesine şöyle devam etti:

“Fark ettiyseniz ‘İslam ve demokrasi’ demedim. Çünkü bence İslam, hiçbir şekilde
bir yönetim şeklini dikta ettiğini düşünmüyorum.

Batılı çevrelerde genel düşünce İslam ve demokrasinin bir arada iyi gitmediğidir.
Bu yüzden çok kıymetli olan Türkiye örneği tartışılan bir konudur. Tarihe bakarsanız,
14. yüzyıldan bu yana Müslüman şehir ve devletlerde demokratik yönetilme uygulamalarını
görebilirsiniz ve bu Batının demokrasiyi yeniden bulmasından çok ama çok öncedir.
Bu yüzden bu konuya derin bir şekilde bakılması lazımdır.
