# AK Parti kurucusundan iktidara ağır eleştiriler

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/ak-parti-kurucusundan-iktidara-agir-elestiriler-18376h/
- Yayımlanma: 2017-01-04T16:45:13+03:00
- Yazar: Murat Ali Oral

Reklam

 [ ⌊Stablex Kare Banner⌉ ](https://track.adform.net/C/?bn=91045298;gdpr=${GDPR};gdpr_consent=${GDPR_CONSENT_50})

AK Parti’nin kurucularından, eski ekonomiden sorumlu Başbakan Yardımcısı Abdüllatif
Şener, 2017’nin ekonomik olarak zor bir yıl olacağını belirterek “İktidarın ülkeyi
yönetme biçimi ekonomiyi çökertecek niteliktedir” dedi.

Şener, yeni anayasa paketinde ‘demokrasi’ kavramından söz etmenin zor olduğunun 
altını çizerek “Bütün bunlar paketle şu demektir; yürütme dediğiniz tek bir kişidir,
yasama dediğiniz tek bir kişidir, yargı dediğiniz tek bir kişidir. Bu gelen rejimin
ne olacağıyla ilgili genel kabul görmüş bir kavramlaştırmaya gidilmedi. Şu kesin,
bunun adı demokrasi değil” değerlendirmesinde bulundu. Sözcü gazetesinden Veli Toprak’a
konuşan Şener’in açıklamaları şöyle:

_**Anayasa paketi hayata geçtiğinde nasıl bir Türkiye olacak?**_

12 Eylül 1980’den bugüne kadar Türkiye’de hem kamuoyunun hem de siyasetin temel 
talebi daha fazla demokratikleşmeye olan ihtiyaçtı. Bu son 35 yılın en temel çizgisidir.
Fakat Türkiye’nin daha demokratik bir ülke inşa etme projesinin tamamen tersyüz 
edildiği bir sürece girmiş olduk. Mevcut anayasaya rağmen son yıllarda özellikle
Sayın Erdoğan’dan kaynaklı olarak daha da otoriterleşen bir rejim görmeye başlamıştık.

**‘TÜRKİYE’NİN 90 YILLIK BİRİKİMLERİNİN GERİSİNE DÜŞÜYORUZ, ASLINDA İRTİCA DEDİĞİNİZ
ŞEY BUDUR’**

Bütün bunlar paketle şu demektir; yürütme dediğiniz tek bir kişidir, yasama dediğiniz
tek bir kişidir, yargı dediğiniz tek bir kişidir. Bu gelen rejimin ne olacağıyla
ilgili genel kabul görmüş bir kavramlaştırmaya gidilmedi. Şu kesin, bunun adı demokrasi
değil. Geldiğimiz nokta, Türkiye’nin 90 yıllık birikimlerinin gerisine düşüyoruz.
Aslında irtica dediğiniz şey budur.

_**Paket TBMM’den geçer mi?**_

Buna en fazla dikkat etmesi gereken TBMM’dir. Bunu Erdoğan’ın isteyip istememesi
de önemli değil. Sorumluluk Meclis’e, milletvekillerine aittir.

_**Böyle bir Türkiye nasıl oldu?**_

Böyle bir Türkiye’ye girilmesinde iktidar ile Gülen Cemaati işbirliğinin de önemli
payı vardı. Bu işbirliği 2010 ve sonrasında çok koyu bir şekilde işlemiş yargıda,
Emniyet’te, istihbarat birimlerinde, TİB’de iktidarın yerleştirmesi sonucunda Gülen’in
hakim konumuna gelmiş olması Türkiye’de hukuk devleti, insan hakları ihlallerinin
yaşanmaya başladığı bir dönem olmuştur. 15 Temmuz’la birlikte düzenli ve sistematik
bir şekilde FETÖ’nün üzerine gidilmeye başlandı. Ama işbirliği dönemindeki ana çizginin
kaybolmadığını görüyoruz. Nedir o? Devletten FETÖ temizleniyor ama hukuk devleti
çok daha fazla ihlal ediliyor. Yargı bağımsızlığı daha fazla ortadan kaldırılıyor.

**‘AK PARTİ’NİN EN ÜST İSTİŞARE TOPLANTILARI, BANK ASYA’NIN KIZILCAHAMAM TESİSLERİNDE
YAPILDI’**

_**AK Parti’nin içindeki FETÖ’cüler temizlenmek istenmiyor mu?**_

Sen kendi içini temizlemediğin sürece FETÖ ile mücadele etmiş olamazsın. Bank Asya’da
hesabı var, okuluna çocuğunu göndermiş diye hesap soruyor. Sen 10 yıl boyunca partinin
en üst istişare toplantılarını Bank Asya’nın Kızılcahamam tesislerinde yaptın, bunu
sorgulamayacaksın. Aynı bankaya para yatırmış insanı sorgulayacaksın. Bunda adalet
ve eşitlik yok. Sayın Erdoğan’ın etrafında ve kendi teşkilatı içindeki FETÖ’cüleri
temizlemesi şart. Yoksa gizli düşmanlarla kuşatılmış olur.

_**AK Parti’de ‘Erdoğan sonrası ne olacak’ tartışması var…**_

Bu yetkiyi kime verirseniz verin çok güzel bir şekilde kullanır. Çünkü her şeye 
müdahale hakkı var. Ne getiriyor? Cumhurbaşkanı başbakanlığı da üstleniyor. Hükümeti
kendisi kuruyor. Hükümet ve tüm idare bir kişiye bağlı. Yasama organı ortadan kaldırılmış
vaziyette. İktidar milletvekillerini belirleyecek olan Cumhurbaşkanı. Bu milletvekilleri
hükümetin kuruluşunda güvenoyu vermeyecekler. Meclis’in içinden ve dışından isimler
hükümeti kuracak Cumhurbaşkanı. Hükümet yanlış işler yapıyor, ülkeyi felakete götürüyorsa
Meclis’in hükümeti düşürme hakkı da yoktur.

_**Anayasa değişikliği ile gelen rejimin dünyada örnekleri var mı?**_

Aklıma Arap baharının uğradığı ülkeler geliyor. Kuzey Afrika’dan Ortadoğu’ya kadar
bunun etkisini yaşayan ülkeler. Libya, Tunus, Yemen, Suriye, Irak ve Mısır. Bu ülkelerde
ne vardı? Bu ülkelerde tek adam liderliği vardı. 2004 yılında ABD’de G-8 toplantısı
yapıldı. Türkiye üye değildi ama gözlemci olarak katıldı. İlk kez bu toplantıda 
Büyük Ortadoğu Projesi’ni (BOP) açıkladılar. Kuzey Afrika ve Ortadoğu’daki ülkelerde‘
tek adamdan demokrasiye geçileceğini’ açıkladılar. Batının dış dinamiklerle etkilemesi
sonucunda insan hakları ve demokrasi standardı yükselecek dendi. Sayın Erdoğan, 
BOP’un eş başkanı ilan edildi. Siz bölgenize demokrasi getirmek için eş başkanlığı
üstleniyorsunuz, kızdığınız zaman o ülke liderlerine ‘hadi bakalım Esad demokrasiye
geç’ diyorsunuz. Sonra da o değiştirmek istediğiniz ülkelerin modeline uygun bir
modeli Türkiye’de inşa etmeye çalışıyorsunuz.

Ortadoğu’yu kasıp kavuran şiddet hareketleri böylesine rejimin ortaya çıktığı ülkelerde
gerçekleştirilmişken Türkiye de mi Arap baharı sınırının içine çekilmeye çalışılıyor?
Bunun çok ciddi sonuçları olabilir. Bu konuda en fazla düşünecek olan da yasama 
organıdır.

_**2016’yı ekonomik olarak kötü geçirdik. 2017’de nasıl bir tablo öngörünüz var?**_

2002-2007 arasında Başbakan Yardımcısı olarak ekonomiden sorumluydum. Ekonomiye 
yol haritası çizerdik. Bırakırken geldiğimiz nokta şu idi; Türkiye 800 milyar dolarlık
bir milli gelire, kişi başına 10 bin dolara yakın bir gelire ulaşmıştı. Aradan geçti
9 sene. Bir ay önce yapılan hesap değiştirme yöntemini saymazsanız, Türkiye’nin 
milli geliri bıraktığım 9 yıl öncenin gerisine düşmüştür. Kişi başına gelir de 9
yılın gerisinde. Görev yaptığım 5 yılda, yıllık ekonomin büyüme oranı yüzde 6.9’
dur. Benden sonraki 9 yılın ortalaması yüzde 3 civarındadır. Önce bu ülkeye ne hale
getirmişler bunun hesabını versinler. Ben bırakırken dolar 1.1 lira idi. Şimdi dolar
3.5 lirayı geçti. Paranın değeri 10 para olmuş. Ekonominin rekabet gücü bitmiş. 
2017 ekonomik olarak zor geçecek bir yıl olacak.

**‘SÜREKLİ MALA EL KONMASI SADECE CEZALANDIRMA ANLAMINA GELMİYOR’**

_**Bu sıkıntılar nasıl atlatılabilir?**_

Ülkenin demokratik niteliğini artırarak yakalarsınız. Tek bir kişinin aklı ülkeyi
küresel rekabette en iyi olmaya taşıyamaz. Mümkün olduğu kadar çok aklın, hatta 
muhalif ve aykırı görüşlerin özgürce haykırdığı öneriler geliştirip, iktidar sahiplerini
zorladığı bir ortamı oluşturamadığınız sürece bu ülke ekonomik olarak da çöker. 
Şu anda iktidarın ülkeyi yönetme biçimi ekonomiyi çökertecek niteliktedir. Üretim
tıkandı, üreten ekonomimiz yok. Mülkiyet hakları son derece önemlidir. Sürekli mala
el konması sadece cezalandırma anlamına gelmiyor.

**‘177 YIL ÖNCE İLAN EDİLMİŞ OLAN TAZMİNAT FERMANI’NDA BİLE MÜSADERE YASAKLANMIŞTIR’**

Bir insan 40 yıl emekli keseneği ödemiş; memur, kamu görevlisi. Siz bunu içeri atıyorsunuz.
Suçun şahsiliği ilkesi var. Bütün malına el koyduğunuz gibi emekli maaşını da kesiyorsunuz.
Onun evindeki masum çocuğa yaşama hakkı vermiyorsunuz. Bu tür müsadereler iyi değil.
177 yıl önce ilan edilmiş olan Tazminat Fermanı’nda bile müsadere yasaklanmıştır.
Bu ülkede askeri darbeler oldu, başbakanlar, bakanlar idam edildi ama mülkiyete 
dokunmadılar.
