# Akenerji neden refinansman yapıyor?

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/akenerji-neden-refinansman-yapiyor-7348h/
- Yayımlanma: 2015-07-23T11:01:00+03:00
- Yazar: Murat Ali Oral

Akenerji dün yaptığı bir açıklamayla, kendisinin iştiraklerinin mevcut tüm borçlarının
refinansmanı ve vade uzatımını sağlamak üzere Yapı ve Kredi Bankası AŞ ile ön protokol
imzaladığını duyurdu. Protokole göre Yapı Kredi, Akenerji ve iştiraklerine 1.1 milyar
ABD dolarına kadar tutarda bir kredi temin edecek. 

[Akenerji’ye 1.1 milyar dolarlık refinasman](https://www.borsatek.com/haber-7346/19/ak-enerjiye-11-milyar-refinansman/)

Peki bu borç yapılandırmasının perde arkasında ne var? Bu sorunun cevabı, Akenerji
Genel Müdürü Ahmet Ümit Danışman’dan geldi. Danışman, konunun ayrıntılarını DÜNYA
Gazetesi Enerji Editörü ve Enerji Günlüğü Haber Sitesi Yayın Yönetmeni Mehmet KARA’ya
anlattı.

**YÖNETİLMESİ GEREKEN EN BÜYÜK RİSK KURLAR**

Akenerji Genel Müdürü Ahmet Ümit Danışman, Türkiye’deki elektrik santrali yatırımlarının
büyük çoğunlukla uzun vadeli döviz kredisi kullanılarak finanse edildiğini, bu santrallerde
üretilen elektriğin ise TL cinsinden fiyatla satıldığını hatırlattı. Danışman, bu
yüzden enerji şirketlerinin üzerindeki en büyük riskin, kur artışları olduğunu vurguladı.

**BORÇLAR DÖVİZ İLE SATIŞLAR TL İLE**

Danışman “Yatırımı yaptığınızda dolar 1.5 TL iken bugün 2.7 TL oluyorsa, ya satacağınız
elektriğin değerinin yükselmesi ya da üretiminizin artması lazım. Bunlar da olmadığına
göre enerji sektörüne yatırım yapmış şirketlerde en büyük sıkıntı borçlarının sağlıklı
bir şekilde geri ödemesindedir. Şirketlerin tümü bunu iyi yönetmeye çalışıyor. Akenerji
de bunu yapıyor” dedi.

**“AKENERJİ İÇİN SIKINTI GÖRMÜYORUM”**

Bu durumun Akenerji’de sermaye artırımına ihtiyaç gösterip göstermediği sorusu üzerine“
Sermaye artırımı düşünmüyoruz” diyen Danışman şöyle devam etti:
“Mevcut borçlarımızın
yeniden yapılandırılması, üretim ve satış miktarlarımızın artırılması, piyasadan
alıp satarak gelirlerimizin artırılması gibi değişik yöntemler izliyoruz. Şirketlerimizin
kendi içinde reorganizasyonu, operasyonelanlamda verimliliği artırmak, mali açıdan
güçlü yapabilmek için gereken tedbirleri alıyoruz. Akenerji özelinde herhangi bir
sıkıntı görmüyorum.”

Ahmet Ümit Danışman’ın, Mehmet Kara’nın sorularına verdiği cevapların ayrıntıları
şöyle:

_**Sektördeki son durumu değerlendirmenizi istesek?**_

Enerji sektörü geçtiğimiz 10 yılda çok ciddi bir gelişme gösterdi. Temelinde de 
özel sektörün yaptığı yatırımlar var. Çünkü Türkiye, yatırımcıları cesaretlendirdi.
Bugün ise gerek Milli Gelir’deki (GSMH) gerekse elektrik talebindeki artışın öngörülenin
altında seyrettiğini görüyoruz. Buna rağmen önceden başlanan yatırımların bir bölümü
finanse edilip devreye alındı ya da inşaatları sürüyor. Dolayısıyla talepteki düşüş,
başlamış ve süren yatırımları etkilemedi. Nitekim son üç yıl içinde de her yıl 5
bin MW’lerin üzerindeki kapasiteler eklendi.

_**Arz-talep dengesinde durum?**_

Talep beklenen ölçüde artmadığı için enerji açığı değil tam tersine kapasite fazlası
olduğunu görüyoruz. İleriye baktığımızda elektrik talep artışının 3-4 bandında seyredeceğini
düşünüyoruz. Tabii bu büyüme hızıyla da bağlantılı. Şu anki görünümde, önümüzdeki
3-4 yıllık dönem içinde mevcut talep seviyesinin çok fazla artmasını ve 2008-2009
dönemindeki yüksek seviyelere çıkmasını beklemiyoruz.

_**Buradan nereye doğru ilerleyeceğiz?**_

Elektrik üretim projeleri arz ve talebe göre şekilleniyor. Yatırım sonra geliyor.
Bugün elektrik fiyatları çok düşük. Piyasa tamamen tüketicilerin kullanıcıların 
lehine bir görünüm arz ediyor. Özellikle bu yıl suyun bol, HES kapasitesinin de 
yüksek olması fiyatların aşağıda seyretmesine yol açıyor. Bu da doğalgaz santrallerinin
maliyetlerini karşılayamamaları, bu nedenle de çalışmamaları veya kısmen çalışmaları
realitesini beraberinde getiriyor.

_**Fiyatların düşüşü yatırımları nasıl etkiler?**_

Yatırımcının kararını belirleyen faktör arz talep dengesiyle oluşan fiyattır. Bu
fiyattan yatırım yapıp kâr edeceğini düşünenler varsa elbette yatırımlarına devam
edecek. Önümüzdeki birkaç yıl içinde yeni kapasiteler talep artışından yüksek olsa
bile devam eden projelerin devreye gireceği kesin. Ama mevcut fiyatlar, sıfırdan
yeni yatırımları tetikleyecek noktada değil. Sıfırdan yatırım için çok daha dikkatli
olmak gerekiyor. Düşük maliyetle elektrik üretebilecek projelere öncelik vermek 
gerekiyor.

_**Akenerji’de durum nedir?**_

Akenerji’nin 1292 MW kurulu kapasitesi var. 8 HES, bir RES, bir de kombine çevrim
doğalgaz santrali mevcut. En büyük tesisimiz, 904 MW’lik Erzin Doğalgaz Çevrim santralimiz.
2014 yılı son çeyreğinde devreye aldık. Şu anda herhalde en yüksek verimlilikte,
en yeni teknolojiye sahip santrallerden biri.

_**Elektrik ucuzsa Erzin Gaz santrali nasıl çalışıyor?**_

Doğalgaz santrallerini, fiyatların maliyetleri karşıladığı noktada çalıştırabiliyorsunuz.
Ama bu santralin farklı bir fonksiyonu da var. Dengeleyici olduğu için yan hizmetlerden
yararlanıyorsunuz. Yük-al, yük-at talimatları var. Bölgesel ihtiyaca göre talimatla
çalışma imkanı var. Bütün bunların hepsine birlikte dikkat etmek lazım.

_**Erzin santrali ortalama kaç saat çalışıyor?**_

Gün içinde, maliyetlerimizi karşıladığı saatlerde çalıştırıyoruz. Ama arz talep 
dengesi açısından sistemde en son devre dışı bırakılacak bir santral varsa o da 
bizimkidir.

_**Üretim portföyünüzün genel durumu?**_

Toplam 10 santralimiz var. Hepsi de yeni teknolojilerin kullanıldığı, 2010, 2012
ve 2014’te devreye girmiş tesisler. Bunların dışında Erzincan Kemah’ta 198 MW’lik
HES projemiz var. İlk aldığımızda 163 MW’lik bir projeydi. Kurulu gücünü yükselttik.
Lisans değişikliklerini aldık. Şu anda teknik çalışmaları yapılıyor. İhaleye çıkabilmek
için gereken detaylı proje çalışmaları yürütülüyor.

_**ÇED engeli yok muydu bu projenin?**_

ÇED ile ilgili açılmış bir dava var ama henüz kesinleşmiş bir karar yok. Biz Akenerji
olarak zaten çevre konusuna son derece duyarlı bir şirketiz. Bu duyarlılık kurumsal
kimliğimizin bir parçası, önceliğimiz. Halka açık bir şirketiz, yabancı ortağımız
da var. Tüm santrallerimizde olduğu gibi Kemah projesini de yönetmeliklerdeki prosedürlerdeki
gerekli onayları alarak hazırladık. Elbette herkesin yargıya gitme hakkı vardır.
Yargı kararı doğrultusunda hareket edeceğiz. Ama biz herhangi bir sıkıntı görmüyoruz.
İki adet barajı olan bir HES bu. Devreye girmesi için nereden bakarsanız, 4 yıllık
bir süre gerekir. Sahaya girilip fiilen inşaata başlanmış değil.

_**Başka projeleriniz var mı?**_

Bunların dışında gündemimizde yeni bir projemiz yok. Mevcut 10 santrali kurarken
ciddi bir sermayeye ihtiyacımız oldu. Ortaklardan sermaye aldık. Artı, tabii ki 
borçlanılarak yapıldı. Şu andaki yaklaşımımız, elimizdeki tesisleri optimum şekilde
işletip, verimlilik unsurunu ön planda tutup, yükümlülüklerimizi yerine getirmek.

_**Yükümlülükler?**_

Bunlar dövizle yapılan tesisler. Çünkü enerji sektörü döviz bazlı çalışan bir sektör.
Özelleştirme ihaleleri bile dövizle yapılıyor. Dağıtım tesislerinin tamamı özelleştirildi,
13 milyar dolar döviz olarak ödendi. Bunların finansmanının çok büyük bölümü dolarla
borçlanılarak tedarik ediliyor. Dolayısıyla döviz yükü enerji sektörünün sırtındaki
yönetilmesi gereken en büyük yük.

_**O halde kur hareketleri çok önemli…**_

Evet, bu anlamda da sektörün en ciddi sorunu, döviz kurundaki değişiklikten ötürü,
yatırımcıların TL bazında sattıkları enerjinin bedelini alıp, bankalara dolar olarak
borçlarını geri ödemesi. Yatırımı yaptığınızda dolar 1.5 TL iken bugün 2.7 TL oluyorsa,
ya satacağınız elektriğin değerinin yükselmesi ya da üretiminizin artması lazım.
Bunlar da olmadığına göre enerji sektörüne yatırım yapmış şirketlerde en büyük sıkıntı
borçlarının sağlıklı bir şekilde geri ödemesindedir. Şirketlerin tümü bunu iyi yönetmeye
çalışıyor. Akenerji de bunu yapıyor.

_**Bunlar sermaye artırımına ihtiyaç gösteriyor mu?**_

Burada yapılabilecek şeyler bellidir. Biz Akenerji olarak sermaye artışı öngörmüyoruz.
Mevcut borçlarımızın yeniden yapılandırılması, üretim ve satış miktarlarımızın artırılması,
piyasadan alıp satarak gelirlerimizin artırılması gibi değişik yöntemler izliyoruz.
Şirketlerimizin kendi içinde reorganizasyonu, operasyonel anlamda verimliliği artırmak,
mali açıdan güçlü yapabilmek için gereken tedbirleri alıyoruz. Akenerji özelinde
herhangi bir sıkıntı görmüyorum.

_**Ama ortada kâr da, kâr payı da yok herhalde…**_

Siz operasyonel anlamda kârlı bile olsanız bilançonuzda kur farkı zararı yazdığınızda
net kârınızı götürüyor. Bizi bugün için en fazla olumsuz etkileyen faktörler operasyonel
konular değil, döviz kurundaki TL aleyhine olan gelişme. Çünkü borçlarımız dolar,
gelirlerimiz TL, kur farkı zararı yazmak durumunda kalıyoruz, diğer şirketler gibi.
Ve bu bizim kontrol edebildiğimiz bir faktör değil. Tamamen dışarıdan gelip sektörü
etkileyen bir sorun.

_**Bu şartlar altında Akenerji’yle ilgili gelecek projeksiyonunuz nedir?**_

Biz ileriye yönelik projeksiyonlarımızı yapıp altı ayda bir güncelliyoruz. Fakat
tabii bunlar şartlara göre değişiyor. Şartlar nelerdir? Birincisi iklim. Geçen sene
kuraklık vardı, su yoktu, fiyatlar yükseldi, öngörülenin üzerinde bir yüksek fiyat
oluştu. Bu sene su çok fazla, öngörülenin çok altında bir piyasa fiyatı var. Temmuz
ortasına geldik ama hava sıcaklıklarına bakınca olsa olsa Haziran’ın 15’i gibi geliyor.
Oysa yazın ortasındayız. Talep artışı ve ekonomik büyüme de sektör oyuncularının
kontrolünün dışındaki faktörler. Bunların değişmesine göre bizim projeksiyonlarımız
da değişiyor. Ama en önemli unsur, az önce de dediğimiz gibi kur farkından gelen
etki.

_**Ama herkes yatırımı yaparken bu riskleri biliyordu…**_

Enerji sektörü yatırımlarının patlamasının temelinde yatan faktör, hükümetin 2007
yılında uygulamaya başladığı otomatik fiyatlandırma mekanizmasıydı. Ne zaman ki 
bu mekanizma açıklandı ve buna göre hareket edildi, kömür ve doğalgaz fiyatlarının
maliyetlere yansıtılarak tarifenin belirlenmesi prensibi uygulandı ve yatırımcı 
buna inandı, bütün yatırımlar ondan sonra gerçekleşti. Oysa son iki yıldır dört 
seçim yaşadık. İlk seçim öncesinde otomatik fiyat mekanizmasının uygulanması askıya
alındı. Benim ümidim bu kararın gözden geçirilip otomatik fiyatlandırma mekanizmasının
yeniden uygulanmaya başlanması.

_**Bunu biraz açar mısınız?**_

Maliyet bazlı, kömür ve gazın gerçek maliyetini elektrik tarifesine yansıtan bir
fiyat politikasından söz ediyorum. Bunun uygulandığı, şeffaf bir piyasa sisteminin
devrede olduğu, fiyatın gerçekten piyasada oluştuğu bir yapıda, likiditenin de olduğu
bir ortamda herkes yatırımını yapmaya devam edecektir. Piyasada gerçekten herhangi
bir dış müdahale olmaksızın fiyat oluşmalı ve yatırımcı da bunu görmeli, buna inanmalı.
Ama şu da doğaldır. Sonuçta elektrik herkesi ilgilendiren bir konu. Herkesin evinde,
işyerinde, ticarethanesinde, fabrikasında tükettiği bir mal. Gaz için de aynısı 
geçerli. O yüzden, özellikle belli dönemlerde, seçim dönemlerinde bu konuda daha
hassas davranıldığı da bir vakıadır, dünyanın her yerinde de böyledir… Ama bizde
peşpeşebir çok seçim oldu. Süre uzadı. Hala da bitmiş gözükmüyor. Yarın tekrar bir
erken seçim olup olmayacağı tartışma konusu.

_**Elektrik ithalat ve ihracatında ne durumdasınız?**_

Biz daha en başından beri Bulgaristan ve Yunanistan ile ticaret yapıyoruz. Bazen
dışarıya verdiğimiz de oluyor ama daha çok ithal ediyoruz. Aslında dış ticaret için
kullanılan iletim kapasiteleri nispeten küçük ama orada aktif bir oyuncuyuz. Yine
de dış ticaret, bizim toplam 8.85 milyar kWh’lık satışımızın içinde çok dikkate 
alınacak bir rakam değil. Çünkü ithalat ve ihracatta 5-10 MW’ler düzeyinde rakamlardan
söz ediyoruz.

_**Finansal yeniden yapılandırmayı biraz açar mısınız?**_

Finansal yapımızı güçlendirmek istiyoruz. Finansal borçların yeniden yapılandırılması
üzerinde çalışıyoruz. Zamanında santrallerin kurulması için alınmış yatırım kredileri
var. Tesisler artık işletmeye geçti, çalışıyor. Dolayısıyla o zamanın şartlarına
göre alınmış kredileri, bugünkü piyasa şartlarına adapte edip, yeniden yapılandıracağız.
Toplam borç rakamımız artmıyor, borç yapısının şirketin yapısına uyarlanması için
çalışıyoruz.

_**Faizler ve vade yapısı ne yönde değişiyor?**_

Bugünün faizleri de vade yapısı da geçmişten farklı. O zaman 5 sene vade yapan bankalar
şimdi daha uzun vadeler yapabiliyor. Yatırım dönemi kredisinin riski şu; Banka yatırım
risklerini dikkate alarak kredi veriyor. Henüz ortada olmayan bir tesisi kredilendiriyor.
Bunu değerlendirme şekli farklı. Bugün ise yapılıp bitirilmiş en son teknolojiyle
en iyi şekilde işletilen bir tesisin kredilendirilmesi söz konusu. Daha iyi şartlarla
finansman bulma, yeniden finansman sağlama imkanı mevcut. Finansal yeniden yapılandırma
konusunda yılın son çeyreğinde bir netlik sağlamış oluruz.

_**Borçlanma yerine sermaye artırımı çözüm olamaz mı?**_

Hedefimiz ilave sermayeye ihtiyaç olmadan, finansal yapıyı güçlendirmek. Bunu niye
yapıyoruz? Bugün bir sıkıntımız olduğundan değil. Yarın öbür gün bir sıkıntıyla 
karşılaşma ihtimaline karşı. Darboğazdan değil, gerek dünyada, gerek bölgede, gerek
Türkiye’de ortaya çıkabilecek belirsizliklerin yol açabileceği sıkıntılı ortamda
daha rahat hareket edebilmek için gereken tedbirleri bugünden alıyoruz. Yani önümüzdeki
10 yılı rahatlatıyoruz.

————————————————–

[**AKENERJİ NEDEN REFİNANSMAN YAPIYOR**](https://www.borsatek.com/haber-8069/19/akenerji-kur-riskini-azaltti/)

 

 

 
