# Akıncı: Kıbrıs’ta çözüm çok yakın

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/akinci-kibrista-cozum-cok-yakin-8891h/
- Yayımlanma: 2015-12-11T09:52:00+02:00
- Yazar: Murat Ali Oral

Kadir Has Üniversitesi’nde bir konferans veren Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC)
Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) ile yürütülen müzakerelerde
altı ana başlıkta çalıştıklarını, birçok başlıkta uzlaşma noktasına geldiklerini
açıkladı. Cumhurbaşkanı Akıncı, “Uzlaşma olması halinde Kıbrıs’ta yıllar değil, 
aylar içerisinde çözüme ulaşılabilir” dedi.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, 10 Aralık 2015 Perşembe
günü Kadir Has Üniversitesi’nde “Uluslararası Dinamikler Işığında Kıbrıs Müzakereleri
ve Geleceği” başlıklı bir konferans verdi.
Program Kadir Has Üniversitesi Rektörü
Prof. Dr. Mustafa Aydın’ın açılış konuşmasıyla başladı. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin
Türkiye için son derece önemli olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Aydın, Kıbrıs ve KKTC’nin
tarih boyunca, özellikle de 1980’lerden bu yana çok önemli dönemeçlerden geçtiğini
belirterek, “Kıbrıs ve KKTC şimdi de çokönemli bir dönemeçte. Umarım bu son dönemeç
olur ve en hayırlısı olur” dedi.

Daha sonra kürsüye gelen ve sözlerine Kadir Has Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa
Aydın’a ve katılımcılara teşekkür ederek başlayan KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı,
ilk olarak Kıbrıs sorununun tarihi geçmişiyle ilgili, kendi yaşamıyla da paralel
gidecek şekilde özet bilgiler verdi. “Ben 68 yaşındayım. Kıbrıs sorunu da aşağı 
yukarı benle yaşıt” diyen Cumhurbaşkanı Akıncı, “1 Nisan 1963’te Kıbrıs’ta ilk bomba
patladı. EOKA’nın patlattığı bu bomba, aynı zamanda EOKA’nın Enosis için attığı 
ilk adım oldu” dedi. Kıbrıs sorununda toplumlar arası ilk görüşmelerin 1968’de başladığını
hatırlatan Cumhurbaşkanı Akıncı, “2004 yılına geldiğimizde ise Annan Planı ve referandumu
gündemimize girdi. Ve referandum sonunda, dünyanın hiçbir yerinde görülemeyeceği
şekilde, Annan Planı’na hayır
diyen Rumlar tüm Kıbrıs’ı temsilen Avrupa Birliği’ne(
AB) üye olurken, plana evet diyen KKTC AB dışı kaldı ve izolasyon süreci devam etti”
diye konuştu.

**GÖRÜŞMELERE GEÇMİŞİ SİLMEDEN BAŞLADIK**

Annan Planı’ndan sonra da görüşmelerin Mehmet Ali Talat-Dimitris Hıristofyas, Derviş
Eroğlu-Nikos Anastasiadis isimleri çerçevesinde devam ettiğini ve 2015 yılında kendisinin
cumhurbaşkanı seçildiğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Akıncı, “Bu tip durumlarda bazen
daha önce yapılanlar bir kalemde silinerek sıfırdan başlanır. Ancak yine de o
başlanan
noktaya geri dönülür. Ben gelirken, daha önce yapılan görüşmeleri ve yakınlaşan 
ilişkileri çöpe atmama sözü vererek geldim. 11 Şubat 2014’te imzalanan metni ana
metin olarak benimsedim. Şimdi bu metin üzerinde müzakerelerimiz devam ediyor. Ben
bu şekilde davranarak Kıbrıs Türk ve Rum toplumlarına da kendimize de zaman kazandırdığımı
düşünüyorum. Zira yeni bir bina inşa etmeye başlamak yerine, zaten inşa edilen bina
üstüne devam ettik” ifadelerini kullandı.

**DÖRT MADDELİK VİZYON**

Altı aydır devam eden görüşmeler sürecinde KKTC adına dört maddelik bir vizyon belirlediklerini
ifade eden Cumhurbaşkanı Akıncı, bu vizyonu “çözüm odaklı siyaset, iç politikaya
duyarlılık, Türkiye ile daha sağlıklı ve kişilikli ilişkiler ve bağımsız-tarafsız
cumhurbaşkanlığı” olarak sıraladı. “Bu vizyon aslında sadece bizim değil, Kıbrıs
Türk halkının da vizyonu” diyen Cumhurbaşkanı Akıncı,  “Aslına bakarsanız benim 
aktif siyasete dönmemin en önemli sebebi de Kıbrıs’ın çözüme olan ihtiyacıdır. Bunun
için de her iki taraf da geçmişle yüzleşmek durumunda. Bizim yüzleşmemiz gereken
nokta, 1983’te kurduğumuz KKTC’yi Türkiye’den başka kimseye tanıtamamış olmamızdır.

Türkiye de KKTC’yi tanımış olsa da tanımanın gereklerini yeteri kadar yerine getiremedi.
Aynı şekilde Güney Kıbrıs’ı tanımıyor olsa da, tanımamanın gereklerini yerine getiremiyor.
Rumların yüzleşmesi gereken nokta da şudur ki, 1960’ta umutla kurulan ortak devleti
1963’te kendi elleriyle yıkmış olmalarıdır. Bunun sonucu olarak da 1974’te Kıbrıs’ın
kuzeyini kaybettiler. Ayrıca Rumlar 2004’te AB’ye girdiklerinde en geç bir yıl içinde
sorunu lehlerine çözebileceklerini düşünüyorlardı ama bekledikleri olmadı. AB konusunda
ev ödevlerini iyi yapmadıkları için ekonomi başlarına çöktü. Bugün Güney’de dükkanların
neredeyse yarısı boş” dedi.

**ALTI BAŞLIKTA MÜZAKERELERE DEVAM**

Görüşmelerde bugün gelinen noktayı “Her iki taraf olarak mümkün olanın en iyisini
elde etme noktasındayız” diye tanımlayan Cumhurbaşkanı Akıncı, “İki kurucu devlet
olarak coğrafi esasa dayalı federatif sistem üzerinde bir çözüm arayışı üzerindeyiz.
Zira Rumlar da artık adaya tek başlarına hakim olamayacaklarını, örneğin Kıbrıs’a
çok yakın konumda olan Doğu Akdeniz doğalgazına da tek başlarına sahip olamayacaklarını
gördüler. Ya da artık görmüş olmaları lazım. İki kurucu devlet olarak adil bir çözüm
arayışı üstünde görüşmelere devam ediyoruz” şeklinde konuştu.
Müzakerelerin altı
başlık üstünden devam ettiğini kaydeden Cumhurbaşkanı Akıncı, “İlk üç başlık olarak
sıralayabileceğimiz yönetim ve güç paylaşımı, ekonomi ve Avrupa Birliği konularında
birbirimizin tezlerine çok yakınlaştık. Diğer üç başlıkta da bu seviyede yakınlaşmayı
sağlayabilirsek, bu ilk üç başlıkta kısa süredeuzlaşma sağlarız. Devlet başkanlığı
noktasında, dönüşümlü başkanlık sisteminde henüz uzlaşıya varılmamış olsa da ben
o yönde bir umut görüyorum” dedi. Diğer üç müzakere başlığının ise “mülkiyet, toprak
düzenlemeleri ve garantörlük hakları” olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Akıncı, “Son
zamanlarda bu başlıklardan mülkiyet başlığı üzerine yoğunlaştık. Önemli ölçüde de
ilerleme kaydettik. Toprak düzenlemelerini ve garantörlük konusunu ise en sona bırakıyoruz.
Zira bu konular hem her iki toplumun da hassas olduğu noktalar, hem de bu noktada
görüşülenler maalesef gizli kalmıyor. Biz Rumlarla bu konuyu görüşüyoruz, ertesi
günü görüştüklerimizi Rum basınında manşettenokuyoruz. Bu yüzden son aşamaya toprak
ve garantörlük konularını bıraktık” ifadelerini kullandı.

**“PAPA SEÇİMİ” BENZETMESİ**

Müzakerelerin “bütünlüklü çözüm anlayışı” ile yürütüldüğünü belirten Cumhurbaşkanı
Akıncı, “Bu şu demek: Bütün başlıklarda uzlaşma sağlanması halinde anlaşma olacak
ve iki toplumlu, iki kurucu devletli Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti kurulacak. Ancak
başlıklardan birinde bile uzlaşma sağlanmaması halinde, bu devlet kurulamayacak.
Bu noktada
belki de bir aşamadan sonra Papa seçimine benzer bir şekilde, bir yere
kapanıp, uzlaşana kadar oradan çıkmama durumuna benzer bir görüşme usulüne de geçebiliriz”
dedi.Mülkiyet konusunda toprak değişimlerini mümkün olduğunca az tutacaklarını, 
çünkü kimseyi yerinden etmek istemediklerini ifade eden Cumhurbaşkanı Akıncı, “Ben
bu görüşmeleri bizim neslimizin son çözüm denemesi olarak görüyorum. Zira yeni yetişen
gençler giderek birbirineyabancılaşarak yetişiyor. Düşünün benim babam mükemmel 
Rumca konuşuyordu. Ben çat-pat biliyorum. Benim çocuklarım ise kelime bilmiyor. 
Dolayısıyla bu hem bizim neslimiz için, hem de federasyona dayalı yapı için son 
çözüm denemesi. Bu olmazsa bizden sonra gelenler başka formüllere dayalı çözümler
geliştirebilir. Ancak ben inanıyorumki, eğer ortada çözüm iradesi varsa, bu sorun
aylar içinde çözülebilir” ifadelerini kullandı.

**SORUN ÜRETEN ADADAN ÇÖZÜM ÜRETEN YAPIYA**

Çözüm için özellikle mülkiyet ayağı sırasında kapsamlı finansal desteğe de ihtiyaç
duyulacağını ifade eden Cumhurbaşkanı Akıncı, “Bunun için uluslararası finans kuruluşları
şimdiden sözler vermeye başladı. Bu sözlere inanmak istiyorum ancak ben bu konuya
son derece temkinli bakıyorum. Zira 2004 referandumu sürecinde de bu sözler verildi
ama bir sonuç çıkmadı. Aslında önümüzde bu ayağa yönelik fırsatlar da var. İşte 
Türkiye’den su geldi. Bu noktadaki kapasite artırılıp Rum tarafının da yararlanması
sağlanabilir. Yine Türkiye’den elektrik de getirilebilir. Doğu Akdeniz doğalgazı
birlikte işletilebilir. Kıbrıs’ı elektrik, su ve doğalgaz hatlarıyla çevirebiliriz.
Bu büyük bir ekonomik gelişme getirir ve çözüm için gereken finansman desteğini 
sağlar. Bu süreçte Suriyeli mülteciler nedeniyle de olsa yaşanan Türkiye-AB yakınlaşması
da önemli. Son dönemde Rusya ile yaşanan krizin de AB ilişkilerinin ne derece önemli
olduğunu ortaya koyuyor” diye konuştu.

Konferans gününün (10 Aralık) Dünya İnsan Hakları Günü olduğunu da hatırlatan Cumhurbaşkanı
Akıncı, “Umuyorum, bundan sonra dünya halkları, insan haklarına saygılı, demokratik
ve çoğulcu bir dünyada yaşar” dedi. Sözlerini Kadir Has Üniversitesi Rektörü Prof.
Dr. Mustafa Aydın’a teşekkür ederek noktalayan Cumhurbaşkanı Akıncı,
“Kadir Has 
Üniversitesi için bir yerlerde ‘tütün üreten fabrikadan bilim üreten üniversiteye’
gibi bir ifade okumuştum. İnşallah Kıbrıs da ‘sorun üreten adadan çözüm üreten yapıya’
dönüşecek” şeklinde sözlerini noktaladı.”  
