# AKP düşük faiz politikasında kararlı

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/akp-dusuk-faiz-politikasinda-kararli-75659h/
- Yayımlanma: 2021-11-26T02:32:07+03:00
- Yazar: Haber Merkezi

Reklam

 [ ⌊Stablex Kare Banner⌉ ](https://track.adform.net/C/?bn=91045298;gdpr=${GDPR};gdpr_consent=${GDPR_CONSENT_50})

Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Nureddin Nebati, faiz indirimlerinin ardından 
TL’deki rekor değer kaybını değerlendirdi, “Düşük faiz politikamızı uygulamakta 
kararlıyız” dedi.

### Dar bakış açısı

Duvar’ın [haberine](https://www.gazeteduvar.com.tr/hazine-ve-maliye-bakan-yardimcisi-nebati-dusuk-faiz-politikamizi-uygulamakta-kararliyiz-haber-1543222)
göre, Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Nureddin Nebati Twitter hesabından yaptığı
açıklamada “Türkiye Ekonomi Politiğini tüm ezber ve önkabullerimizi bir yana bırakarak,
bilimsel veriler ışığında netleştirelim ve bilgi karmaşasını ortadan kaldıralım.
Türkiye [ekonomisini](https://www.borsatek.com/akp-benzin-kurugu-yok-arac-sayisi-fazla-75658h)
sadece döviz kurunu baz alan dar bakış açısı yerine büyük bir pencereden değerlendirmemiz
gerekiyor” dedi.

####  Bakan Yardımcısı Nebati’nin paylaşımları şöyle: 

 1) Sadece faiz ve [döviz](https://www.borsatek.com/benzin-zammi-vatandasi-kuyruga-soktu-75577h)
kuru ikilisini esas alan bir makroekonomik yaklaşım yerine düşük faiz yüksek üretim
hacmine dayanan temel politika ekseninde yüksek istihdam, yüksek ihracat, düşük 
cari açık ve düşük dış borç hedeflenmektedir.

2) Düşük faiz avantajı ile birlikte ihracat artışından elde ettiğimiz geliri ithalatımızın
en büyük kalemleri olan enerji, hammadde ve ara malı yatırımlarına yönlendireceğiz.
Bu sayede hem enflasyon üzerindeki kur baskısını azaltacağız hem de istihdamın artmasını
sağlayacağız.

3) Yakın ekonomik sürece baktığımızda 2019 yılında Çin’de başlayan Kovid-19 salgınına
rağmen, IMF’ye göre, 2020 yılında G20’de büyüyebilen iki ekonomiden birisiyiz. Fakat
herkesin bildiği gibi ekonomimizin en büyük sorunu cari açıktır. Bu da bizi hep 
dış borca bağımlı tutmuştur.

4) Küresel salgın sonucu tedarik zincirlerinin aksadığı bir dönemden geçmekteyiz.
Bu durum küresel çapta emtia, enerji ve navlun fiyatlarının fahiş oranlarda işlem
görmesine neden olmuştur. Yani enflasyon sadece ülkemizde değil, küresel çapta ortaya
çıkan dönemsel bir sorundur.

5) Mevcut piyasa koşullarında politika faizinin enflasyonun altında tutulmasında
herhangi bir sorun yoktur. Talep enflasyonunu azaltmak için faizlerin arttırılması
gerekirken, küresel salgının neden olduğu arz enflasyonunu azaltmak için faizlerin
düşürülmesi gerekmektedir.

6) Düşük faiz politikamız sonucu TL’ye yapılan manipülatif ataklar ekonomimize ciddi
zararlar veremez. Örneğin; bankacılık sektörünün sermaye yeterlilik oranı yasal 
ve hedef oranın oldukça üzerindedir. Bunun yanında bankacılık kredilerinin geri 
dönüşlerinde hiçbir sıkıntı yoktur.

7) Son kur atağında reel sektörde türbülanslar yaşansa da ekonomimiz tüm gücünü 
korumaktadır. Nitekim yeni kurulan şirket sayısı geçen yıla göre artarken, kapanan
ya da konkordato ilan eden şirket sayısı azalmaktadır. Karşılıksız çıkan çek oranları
da tarihi dip seviyesindedir.

8) 2013’ten beri düşük faiz politikamızı her uygulamaya yeltendiğimizde güçlü bir
itirazla karşılaştık. Bu sefer bunu uygulamada kararlıyız.

9) Milletimizin bağımsızlığı için verdiğimiz mücadelede olduğu gibi, bugün de Milletimiz
ile elbirliği içinde ekonomimizin bu bağımsızlık mücadelesinden de Allah’ın izni
ile zaferle ayrılacağız.

10) Bu politikamıza yönelik manipülatif kur ataklarının olduğu bir dönemden geçiyoruz.
Bunlarla mücadelede, tüm kesimlerin, bize dikte edilmiş “yüksek faiz, düşük enflasyon”
politikasının yanlışlığını yapısal cari açık veren ülkemiz özelinde tekrar değerlendirmelerini
öneriyorum.

11) Sonuç olarak, pandemi sonrası dönemde de ülkemiz genç nüfusu, kalifiye işgücü,
modern lojistik altyapısı, gelişen teknolojisi ve düşük faiz ortamı gibi birçok 
cazip yatırım olanaklarıyla istikrarlı bir şekilde kalkınmasını sürdürecek ve pozitif
ayrışmaya devam edecektir.
