# Akşener: Cahilce konuştukça enflasyon artıyor

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/aksener-cahilce-konustukca-enflasyon-artiyor-76014h/
- Yayımlanma: 2021-12-01T12:56:26+03:00
- Yazar: Haber Merkezi

Reklam

 [ ⌊Stablex Kare Banner⌉ ](https://track.adform.net/C/?bn=91045298;gdpr=${GDPR};gdpr_consent=${GDPR_CONSENT_50})

[Devlet Bahçeli](https://www.borsatek.com/bahcelinin-mansur-yavasi-tehdidine-chpden-jet-yanit-75946h),
partisinin grup toplantısının ardından Alparslan Türkeş anması esnasında yaşanan
saldırıya ilişkin sorulan soruya etkinliğin yapıldığı Ankara Büyükşehir Belediyesi’ne
ait salonda yapılmasına ilişkin Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ı hedef almıştı.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Bahçeli’nin sözlerine grup toplantısı kürsüsünden
yanıt vererek, “Bahçeli, Gazi Meclisi’mizin çatısı altında çıktı, Sayın [Mansur Yavaş](https://www.borsatek.com/bahcelinin-tehdidi-mansur-yavastan-geri-dondu-75975h)‘
ı tehdit etti. Neymiş, Mansur Bey bu arkadaşların nefesini ensesinde hissedecekmiş.
Yok öyle yağma, Mansur Yavaş’ın arkasında biz varız, Ankaralılar var. Yalana, talana,
yoksulluğa ses çıkarmayacaksınız, sonrada çıkıp tek derdi Ankara’ya hizmet olan 
belediye başkanımızı tehdit edeceksiniz. Ayıptır, ayıp” dedi.

Akşener’in gündeminde iktidarın ekonomi politikası vardı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip
Erdoğan’ın açıklamalarının ardından döviz kurunun yükseldiğini söyleyen Akşener,“
İktidardakilerin başımıza bela ettiği bu ucube sistemin zararlarını hep birlikte
yaşıyoruz. Bu zararın sorumluları yaşadıklarımı görmüyor, gerçeklerimizi duymuyor.
Çünkü sarayın oluşturduğu paralel bir evrene hapsoldular. Sefaya dalıp, milletten
koptular” ifadelerini kullandı.

### ‘O cahilce konuştukça enflasyon artıyor’

#### Akşener’in konuşmasından satır başları şu şekilde:

Ekonomimizin Sayın Erdoğan’la imtihanı devam ediyor.

Bu arkadaş hala utanmadan, sıkılmadan televizyonlara çıkıp ‘faiz sebep, enflasyon
neticedir’ demeye devam ediyor. O cahilce konuştukça dolar zıplıyor. O cahilce konuştukça
enflasyon artıyor. O cahilce konuştukça olan her zamanki gibi milletimize oluyor.
İnsanlarımız fakirleşiyor, gençlerimiz işsiz kalıyor.

Bir arkadaşımız bu cahilliği anlatmak için ‘Şemsiye sebep, yağmur neticedir’ diyor.
Şemsiyeyi açarsan yağmur yağar, şemsiyeyi kaparsan yağmur durur. İşte size Erdoğan’ın
olağanüstü mantık örgüsü. Bu tezi savunan ciddi bir makale bile yoktur. Bu tezin
yanlış olduğunu anlatan bir makale de yok. Öyle bir cahillikle karşı karşıyayız 
ki bilimsel olarak incelemeye bile gerek duymamışlar.

Buna rağmen maalesef bu cahillik koca bir ülkeyi bu teze mahkum etmeye devam ediyor.
Gerçekten ibretlik. Dünyada parası değer kaybederken milleti zenginleşen hiçbir 
ülke yoktur. Sayın Erdoğan, bir zamanlar ‘Para tıpkı bayrak gibi, milli marş gibi
bir ülkenin itibarını, bağımsızlığını simgeler’ diyordun. Nereden nereye… Dün bunları
söylerken, bugün memleketi düşürdüğün duruma bak. Bugün paramızın değerini düşürerek
gönlerdeki bayrağımıza el attınız. Bugün paramızın değerini düşürerek itibarımızı
lekelediniz, bağımsızlığımızı tehlikeye atıyorsunuz. Bu sorumsuzluğun neticesinde‘
Teslim olmayız’ dediğin güçler bugün Ordu’da Giresun’da çiftçimizin fındık bahçelerini
satın alıyor. Türkiye’nin her yerinde ucuza arsa kapatıyor. O güçler, bugün Türkiye’de
3 kuruşa fabrika satın alıyor. Türk insanının alın teri o güçler tarafından sömürülüyor.

### ‘Ucube sistemin zararlarını yaşıyoruz’

İktidardakilerin başımıza bela ettiği bu ucube sistemin zararlarını hep birlikte
yaşıyoruz. Bu zararın sorumluları yaşadıklarımı görmüyor, gerçeklerimizi duymuyor.
Çünkü sarayın oluşturduğu paralel bir evrene hapsoldular. Sefaya dalıp, milletten
koptular.

Kasım ayında bütçe görüşmeleri vardı. İYİ Parti olarak görüşmelere aktif olarak 
katıldık. Arkadaşlarımız milletimizin sorunlarına ve beklentilerine çözüm olması
için 19 önerge verdiler. 19 önergemizin tamamı Cumhur İttifakı tarafından reddedildi.
Bunların her biri milletimizin dertleri için üzerinde hassasiyetle çalışılmış önergelerdi.
Mesela yükseköğretimde öğrenim gören öğrencilerimizden yalnızca 414 bini burs alabiliyor.
Biz, Gençlik ve Spor Bakanlığı bütçesine 8 milyar 500 milyon lira ilave ödenek verilsin
böylece 1 milyon öğrencimize ayda bin lira burs verelim dedik onlar hayır dediler.

Mesela biz, 3600 ek göstergeyi verelim, bunun için Çalışma ve Sosyal Politikalar
Bakanlığı bütçesine 7 milyar 250 milyon lira ekleyelim. Onlar, ‘Biz 3600 ek gösterge
sözümüzden döndük’ dediler. EYT’li kardeşlerimiz için adım atalık dedim, onlar ne
halleri varsa görsünler dediler.

İçinde tarıma destek, orman yangınları için hazırlık, bebeklere bez ve mama desteği
var, kadınlara maddi destek var, yoksul vatandaşlarımıza kış için ısınma yardımı
var, esnafımıza pandemi destekleri var, sağlık çalışanlarımız için ek kadro var.
Biz, milletimizin sorunlarını çözelim, onlar millet bizim umurumuzda değil dediler.

### ‘Erdoğan’ın gözüne girmek için saçmalama kabiliyeti önemli kriter’

Her hafta birbirinden fantastik açıklamalarla karşılaşıyoruz. Belli ki Sayın Erdoğan’ın
gözüne girmek saçmalama kabiliyeti önemli bir kriter taşıyor. Benzin istasyonlarında
araç kuyrukları oluşuyor vatandaş zamdan önce deposunu doldurma derdine düşmüş ama
empati yoksunu bir vekil çıkıp ‘Zamdan değil, araç bolluğundan yaşanıyor’ diyor.
Simit 3.5 olmuş, milletimize beslediği engin sevgisiyle bildiğimiz bir AK Parti 
yönetici, ‘Bizden önce dağlarda aç yaşayan insanlar vardı’ diyor.

### ‘Milletin nefesi asıl sizin ensenizde’

Bahçeli, Gazi Meclisi’mizin çatısı altında çıktı, Sayın Mansur Yavaş’ı tehdit etti.
Neymiş, Mansur Bey bu arkadaşların nefesini ensesinde hissedecekmiş. Yok öyle yağma,
Mansur Yavaş’ın arkasında biz varız, Ankaralılar var. Yalana, talana, yoksulluğa
ses çıkarmayacaksınız, sonrada çıkıp tek derdi Ankara’ya hizmet olan belediye başkanımızı
tehdit edeceksiniz. Ayıptır, ayıp siz hükümetin küçük ortağısınız. Milletimiz sizden;
zamlara, işsizliğe, yoksulluğa, pahalılığa çare bekliyor. Siz ise utanmadan salon
basma peşindesiniz. Millet sizden memleketi içine düşürdüğünüz durumun hesabını 
vermenizi bekliyor. Siz ise gündem saptırma peşindesiniz. Milletin nefesi asıl sizin
ensenizde. Siz ise sandıktan kaçacak yer arıyorsunuz. Millet iradesinden, hesaptan
kaçış yok. O sandık milletimizin önüne gelecek. O gün geldiğinde nefesi de iradeyi
de karşınızda göreceksiniz.

Bu iktidar paramızı pul etti. Bu iktidar kınadığı ne varsa daha beterine dönüştü.
Sayın Erdoğan ne zaman sıkışsa eskinin akaryakıt kuyruklarından, önlenemeyen fiyat
artışlarından söz eder. 2021’in Türkiye’sinde durumlar nasıl? Akaryakıt kuyrukları,
kotalı satışlar var mı? Var. Önlemeyen fiyat artışları var.

Birkaç gün önce Sakarya’da karşılaştığım tekstilci bir kardeşim, ‘İthal edilen kumaşlara
dolar olarak da zam yapıyorlar’ diyor. Sayın Erdoğan ve arkadaşları gerçek durumu
görmezden gelseler de ülkemizde kur da enflasyon da almış başını gidiyor.

Sakarya milletvekilimiz Ümit Dikbayır eşiyle birlikte her ay pazar ve market alışverişi
yapıyor. Her ay aynı listeyle aynı ürünleri alıyor. Milletimizin gerçek enflasyonunu
ölçüyor. Son alışverişi de birlikte yaptık. Bir sene önce 558 lira 17 kuruşa yaptıkları
alışverişi, bir sene sonra 871 lira 94 kuruşa yaptık. Bir sene önce 15 lira 75 kuruş
olan ayçiçek yağı, bir sene sonra 29 lira 95 kuruşa aldık. Bir sene sonra milletin
enflasyonun yüzde 50,76 olarak hesapladık.

### ‘Asgari ücret en az 4 bin olmalı’

Önümüzdeki günlerde TÜİK’in yıllık enflasyon oranını göreceğiz. Maaş zamları da 
buna göre belirlenecek. Biliyoruz ki Tayyip beyi üzmeyen istatistikler kurumu yani
TÜİK sarayı memnun etmek için elinden geleni ardına koymayacaktır. Gizlenen gerçeklerden
Saray memnun olacak ama milletimizin gerçekleri değişmeyecek.

Asgari ücret en az 4 bin TL olmalıdır. Ancak mevcut uygulamayla bekar bir asgari
ücretlinin eline 4 bin lira geçmesi durumunda bunun işverene maliyeti en az 6 bin
574 lira olacak. İktidarın beceriksizliği nedeniyle zaten iflasın eşiğine getirilen
işverenimiz için bu maliyet malesef karşılanabilir değildir. Bu durumda ne istihdamı
artırabiliriz ne de güvencesiz çalışmanın önüne geçebiliriz. Nitekim geçmiş verileri
incelediğimizde işgücü maliyetlerindeki ciddi artışların kayıt dışı istihdamı arttırdığını,
asgari ücretle çalışanların toplam çalışanlar arasındaki payını yükselttiğini, fazla
almasına rağmen asgari ücretle SGK’yı kaydedilenlerin sayısının arttığını görüyoruz.
İşveren maliyetini düşük tutan ama işçinin eline geçen tutarı arttıran bir çözüme
ihtiyacımız var.

### ‘Türkiye’nin karşılayamayacağı bir para değil’

Bizim asgari ücret önerimiz brüt ücretin yüzde 22 artırılıp 4 bin 360 liraya çıkartıldıktan
sonra çalışanlarımıza devlet tarafından 555 lira ek bir ödeme yapılarak ellerine
geçen net ücretin 4 bin lira olmasıdır. Bu sayede işçinin eline geçen parayı yüzde
41,5 arttırıp, işverene olan maliyeti ise ÜFE’nin yaklaşık yarısı olacak şekilde
yüzde 24 seviyesinde tutuyoruz. Bu önerimiz ilk etapta bütçeye 106 milyar liralık
bir maliyet getiriyor. Bu önerilerimiz hayata geçtiği takdirde vatandaşımız borçlanmadan
tüketebileceği için iç talep sürdürülebilir şekilde artacak hem de işverene olan
maliyeti artmadığı için 350 bin yeni istihdam sağlanacak. Bu para Türkiye’nin karşılayamayacağı
bir para değil.

### ‘Sandık ufukta belirdi’

İktidarın 2021 bütçesinde engelli vatandaşlarımıza yeterli gördüğü kaynak bütçenin
sadece yüzde 1’i civarındaydı. Halbuki bu oran İngiltere’de yüzde 6,4 seviyesinde.
Üstelik desteklerin gerçek ihtiyaç sahiplerine gidip gitmediği konusunda da soru
işaretleri var. Yetkiyi aldığımızda engelli vatandaşlara verdiğimiz desteği arttırıp,
bu destekleri gerçek ihtiyaç sahiplerine ulaştıracağız. İYİ Parti iktidarında engelli
vatandaşlarımız engel türüne ve şiddetine bakılmaksızın bir iş sahibi olacak. İşgücü
piyasasından dışlanmayacak. Korumalı istihdam yerine destekli istihdam modelini 
gerçekleştireceğiz. Böylelikle engelli vatandaşlarımız istedikleri firmayı ve iş
koçlarını seçebilecekler.

Erdoğan ve arkadaşları bu ülkeyi yönetemiyor. Gün gibi ortada, sandık ufukta belirdi.
İYİ Parti iktidarı hiç olmadığı kadar yakın.. Memleketi bu iktidarın elinden kurtarıp
yetkiyi aldığımızda Türkiye nasıl yönetilirmiş herkese göstereceğiz. Çünkü bu bir
zihniyet, liyakat, vizyon meselesi. Onların zihniyetinde insanlarımızı fakirleştirmek
Türkiye’yi Bangladeş’e çevirmek var. Bizim vizyonumuzda Avrupa ile rekabet eden 
güçlü ve zengin bir Türkiye var.

 
