# “Ali Babacan’a bir jöleli darbesi daha”

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/ali-babacana-bir-joleli-darbesi-daha-16485h/
- Yayımlanma: 2016-11-06T20:37:59+03:00
- Yazar: Murat Ali Oral

Reklam

 [ ⌊Stablex Kare Banner⌉ ](https://track.adform.net/C/?bn=91045298;gdpr=${GDPR};gdpr_consent=${GDPR_CONSENT_50})

Yeniçağ Gazetesi Ankara Temsilcisi Ahmet Takan, Ekonomiden sorumlu eski Başbakan
Yardımcısı Ali Babacan’ın “Türkiye’nin dış görünümü ve Türkiye’nin ekonomik durumuna
yurt dışından nasıl bakılıyor” başlıklı bir rapor hazırladığını öne sürdü. Takan,“
Raporunu  sunmak için R. Erdoğan’dan randevu talep etmiş. Erdoğan, randevu vermemiş,‘
Gitsin Yiğit Bulut’a sunsun’ diye haber göndermiş” iddiasını ileri sürdü.

Ahmet Takan’ın “Eski ekonomi patronuna bir Jöleli darbesi daha!..” başlığıyla yayımlanan(
6 Kasım 2016) yazısı şöyle:

Ali Babacan…

Şu an,sadece AKP Ankara Milletvekili.  Devri Binali Yıldırım’a kadar AKP iktidarının
prenslerindendi. Dışişleri Bakanlığı da yaptı ama  kamuoyu onu hep ekonominin patronu
olarak hatırlar.  Azledilen Başbakan Ahmet Davutoğlu döneminde  saray ile arasına
kara kedi girmişti. Erdoğan’ın baş danışmanı jöleli lakaplı Yiğit Bulut ile kavgaları
sürtüşmeleri açıktan kamuoyuna yansımıştı.

Ali Babacan’ın hakkını yemeyelim!.. R. Erdoğan’ın “faiz lobisi” söylemlerine hiç
katılmamıştı. Başta  Merkez Bankası olmak üzere kendisine bağlı kurum ve kuruluşlarda
dayatılan operasyonlara izin de vermemişti. Yiğit Bulut, buralardan gidip brifingler
alıp saraya arz ederdi. Çok kıymetli fikir ve stratejileri (!) ile hep ekonomi  
ve yönetimine müdahale etmeye  çalışırdı. Ali Babacan, her şartta  koltukta oturmaya
direnirdi.  Ali Babacan, siyasette Abdullah Gül’ün talebesidir. Onun ellerinde yetişmiş
büyümüştür!.. Gözden düşmesinin ana sebeplerinden biri, saraya oturmasından sonra
da R. Erdoğan’ın tüm telkinlerine rağmen onun yanında kayıtsız  şartsız yer almamasıdır.

AKP iktidarının, tüm seçimlerde temel parametresi ve algı operasyonlarının en önemli
unsuru olmuştu ekonomi. Mızrak çuvala sığmaz duruma gelince algı operasyonlarının
parametreleri de değişti. Yandaş gazete ve televizyonlardan gördüğünüz üzere!..Azınlık
mutlu zümre dışında,  sanayici, işadamları, esnaf, dar gelirli, işsizler ordusu 
inim inim inliyor, kan ağlıyor. AKP iktidarı ne yapıyor? Bankalardan “insaf” bekliyor.
Tehdit ediyor. Kör topal yürüyen inşaat sektörü ile millete gaz veriliyor.

Uluslararası kredi derecelendirme şirketi Standart&Poor’s ‘negatif’ olarak değerlendirdiği
Türkiye’nin not görünümünü ‘durağan’a yükseltti, ancak yatırım yapılabilir düzeyin
altındaki ‘BB’ seviyesindeki kredi notunu değiştirmedi. S&P, 15 Temmuz darbe girişiminin
ardından 18 Temmuz’da, politik ayrışmanın arttığı ve kurumsal denetiminin zayıfladığı
gerekçesiyle, Türkiye’nin kredi notunu bir kademe indirerek ‘BB+’dan, ‘BB’ düzeyine
düşürmüş ve notun ‘durağan’ olan görünümünü de negatife çekmişti. Başta R. Erdoğan
olmak üzere ilgili ilgisiz AKP sözcüleri S&P’ye ağır hakaretlerle saldırmıştı.  
Vaktiyle AKP iktidarının medarı iftarı olan bu uluslararası kuruluş, parayla not
veren, rüşvetçi  ilan edilmişti. S&P’nin son notunun ardından, bu satırların kaleme
alındığı vakte kadar AKP iktidarının herhangi bir açıklamasına rastlamadım!..

Bir zamanlar, kılıcının iki tarafının da kestiği  üstat Ali Babacan ne yapıyor, 
nerelerde acaba?..

Bir süredir, sesi soluğu çıkmıyor. “Abdullah Gül ekolünden olduğu için sessiz ve
derinden gidiyordur” derseniz; pek sanmıyorum!.. Artık, bir zamanlar AKP içinde 
esen “ABD’de Hilari, Türkiye’de Ali” rüzgarının da  yerinde yeller esiyor!.. Ali
Babacan, AKP’nin kuruluş arifesinde olduğu gibi siyaset ağırlığını yine yurtdışına
kaydırmış vaziyette… Uluslararası konferanslara konuşmacı olarak katılıyormuş. Uluslararası
ekonomi çevreleri ile  kapsamlı görüş alış verişlerinde bulunuyormuş…

İddia saray kaynaklarından geldi;

Ali Babacan, yurt dışında yaptığı temaslar çerçevesinde, “Türkiye’nin dış görünümü
ve Türkiye’nin ekonomik durumuna yurt dışından nasıl bakılıyor”  başlıklı kapsamlı
bir rapor hazırlamış. Raporunu  sunmak için R. Erdoğan’dan randevu talep etmiş. 
Erdoğan, randevu vermemiş, “Gitsin Yiğit Bulut’a sunsun” diye haber göndermiş.

Sonrasında ne olmuş?.. Cevabını öğrenmek için Ali Babacan’ı aradım. Ankara’da yoktu.
Not bıraktım. Dönüş olmadı.

Ali Babacan’ın bu muameleyi hak ettiğini düşünmüyorum. Muhtemeldir ki, abisi ile
dertleşmiştir. Ancak çaresi yok!.. Saraydan onun da  telefonlarına da yanıt verilmiyor…

Naçizane, Ali Babacan’a bir önerim olacak;

“İlla da Erdoğan’a raporu sunacağım” diye ısrarcı ise; MHP Genel Başkanı Doktor 
Devlet  Bahçeli’ye baş vurmasını  tavsiye ederim. Şu günlerde saraya ulaşabilmenin
en kolay ve en kestirme yolu Balgat’dan geçiyor!..İnanmazsa partisi içindeki mebuslara
da sorabilir.

Ankara Siyaset Borsası’nda (ASB) seyreden trende  göre;

Standart&Poor’s “out”, Devlet Bahçeli “in”..

Babacan, hala bana inanmıyorsa; feys de, ATO Başkanlığı’na aday olmadan önce İ. 
Melih Gökçek’in oğlu Osman Gökçek’in Bahçeli’ye yaptığı ziyaretle ilgili paylaştığı
fotoğraflara baksın!..
