# Alkin: Enflasyonu durdurmak sadece Merkez’in işi değil

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/alkin-enflasyonu-durdurmak-sadece-merkezin-isi-degil-61093h/
- Yayımlanma: 2021-03-18T20:30:52+03:00
- Yazar: Murat Ali Oral

Türkiye Cumhuriyet  Merkez Bankası’nın bugün 200 baz puan ile piyasaların 100 baz
puan beklentisinin üstünde faiz artışı yapmasına dönük değerlendirmeler gelmeye 
devam ediyor. Merkez Bankası’nın politika faizini yüzde 19’a yükseltmesini değerlendiren
Altınbaş Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Emre Alkin, faiz artışını değerlendirirken“
Merkez Bankası imkansız değil ama düşük ihtimal olarak 100 baz puanın da üzerindeki
böylesi bir faiz artışını büyük bir cesaretle gerçekleştirdi” dedi.

Merkez Bankası’nın bu kararıyla bir anlamda tüm ekonomi aktörlerine de bir mesaj
vermiş olduğunu kaydeden ünlü ekonomist, “Enflasyon ve döviz kurlarının yükselişi,
hayat pahalılığı ve diğer piyasa bozukluklarıyla alakalı olarak nedenlerle uğraşmak
yerine sonuçlarla mücadele gerekiyorsa bunu en sert şekilde yaparım mesajını verdi.
Siz ekonomik sorunların sebepleriyle uğraşmazsanız ben de sonuçlarıyla uğraşır ve
en sert şekilde müdahale ederim demek istiyor.”

**“Tedbir almazsanız ameliyat şart olur”**

Prof. Dr. Emre Alkin’e göre bir başka ifadeyle Merkez Bankası’nın söylemek istediği
aslında şu:

“Sayın Cumhurbaşkanı bir ekonomi program açıkladı. Program ekonomik istikrara etki
eden faktörlerin bilindiğini, izleneceğini söylüyordu. Bu amaçla da gıda fiyatları
izleme komitesi kurulmuştu. Ancak bu komiteler görevini tam yapana kadar enflasyon
yükselmeye devam edecek. Bu nedenle Ticaret, Sanayi, Hazine ve Maliye bakanlıkları
ile belediyelerin de üzerine düşen görevleri yapmaları lazım. Fakat istikrarsızlık
yüzünden yaşanan enflasyon ve kur artışını önleyecek tedbirler almazsanız, ben de
Merkez Bankası olarak cerrah gibi davranır, ameliyat gibi bir operasyonla duruma
müdahale ederim.”

**Merkez, diğer kurumlara zaman kazandırdı**

Alkin, Merkez Bankası’nın son faiz artışı kararı ile enflasyonla mücadeleye katkı
yapması beklenen diğer kurumlara zaman ve manevra alanı kazandırdığını da ifade 
etti. “Bu faiz artışı üç aylığına vakit kazandırmış oldu” diyen Alkin, diğer kurumlara
düşen görevleri ise şöyle özetledi:

“Tarım Bakanlığı, tarım ve gıda ürünlerinin üreticiden tüketiciye ulaşmasına uzanan
zincirdeki piyasa bozucu faktörleri Ticaret Bakanlığı ile eşgüdümlü şekilde yakından
izlemeli ve önlemeli. Ticaret Bakanlığı da enflasyon üreten dış ticaret mevzuatını
tekrar ele almalı, gerekli değişiklikleri yapmalı. Dış Ticaret yapanlardan kanun
dışı para alan yerler var. Hazine ve Maliye Bakanlığı zaruri mallar üzerindeki tüm
vergileri düşürmeli. Bunun gibi örnekleri sıralayabiliriz. Tüm bu ve benzeri önlemleri
almadan, enflasyonla mücadeleyi sadece Merkez Bankası’na bırakırsak o da soruna 
yarayı pansuman eder gibi değil, ameliyat eder gibi müdahale eder.”

**Yeni Başkan’ın başka imkânı yok**

Prof. Dr. Emre Alkin, son faiz artışı kararını “Güçlü bir Merkez Bankası’nın ve 
onun başkanının bundan öte bir müdahale imkanı yoktur” diye değerlendirdi. Alkin
şöyle devam etti:

“Merkez Bankası sadece enflasyon değil, diplomaside ve küresel ölçekte yaşanabilecek
tüm belirsizliklerin de farkında olarak önden yüklemeli bir faiz artışı yapma kararı
almış gözüküyor. Daha önceki Merkez Bankası yönetiminin yanlış bir şekilde önden
yüklemeli olarak düşürdüğü faizlerin zararlı sonuçlarını gördük. Bugünkü Merkez 
Bankası yönetimi ise daha doğru bir hareketle, önden yüklemeli olarak 200 baz puanlık
bir faiz artışıyla yaşanabilecek olumsuzluklara tepkisel değil, proaktif bir hamle
yapmış oldu.”

**“Talep değil maliyet enflasyonu var”**

Ekonomist Emre Alkin, faizlerdeki yükselişin ne bankacılar ne de ekonomistler için
hiçbir zaman iyi haber olmadığını vurgularken “Ancak söylediğim gibi sebeplerle 
mücadele etmek yerine sonuçlarını bertaraf etmeye kalkarsak elimizde faiz yükseltmekten
başka bir çare kalmaz” diye konuştu. Alkin değerlendirmesini şöyle tamamladı:

“Tekrar hatırlatıyorum. Bir devletin görevi mal ve hizmet üretenin maliyetini düşürüp
onları rasyonel fiyattan mal satmaya ikna etmektir. Bunuz yapmayınca ve fiyatlar
da yükselince Merkez Bankalarının elinde faiz yükseltmekten başka çare kalmıyor.
Halbuki Türkiye’de talep enflasyonu değil, maliyet enflasyonu hüküm sürüyor.”
