# Alman gazeteciyle Erdoğan arasında ‘diktatör’ tartışması

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/alman-gazeteciyle-erdogan-arasinda-diktator-tartismasi-24983h/
- Yayımlanma: 2017-07-07T20:57:50+03:00
- Yazar: Haber Merkezi

Reklam

 [ ⌊Stablex Kare Banner⌉ ](https://track.adform.net/C/?bn=91045298;gdpr=${GDPR};gdpr_consent=${GDPR_CONSENT_50})

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, G20 ziyareti öncesi Alman Die Zeit gazetesi 
Yayın Yönetmeni Giovanni di Lorenzo’ya konuştu. Röportaj sırasında Erdoğan Alman
gazeteciye, ‘Alman basının neden kendisini diktatör olarak gördüğünü’ sordu. Lorenzo
bu soruya, Türkiye’deki tutuklu gazetecilere işaret ederek yanıt verdi.

Üç ayrı kontrol noktasından geçirildikten sonra Erdoğan’ın ofisine ulaştıklarını
söyleyen Lorenzo, “Röportajdan önce odada bir süre beklememiz söylenildi. Bir televizyon
kamerası kuruldu, resmi arşiv için kayıt alınacağı söylendi. Sonunda Türkiye Cumhurbaşkanı
iki Türk bayrağının arasına oturdu. Erdoğan’ın standart röportaj süresi olarak belirtilen
30 dakika konuşabileceğimiz söylendi. Ne var ki 20 dakika kadar süreyi aştık.” dedi.

**‘DANIŞMANI RÖPORTAJ SIRASINDA ERDOĞAN’A SÜREKLİ NOT UZATTI’**

Bunun, Erdoğan’ın 5 yılın ardından bir Alman gazetesine verdiği ilk röportaj olduğuna
dikkat çeken Alman yayın yönetmeni “Tüm röportaj boyunca Erdoğan’ın basın danışmanı
ona sürekli, anahtar kelimeler ve bazı ifadelerin yer aldığı not kartları uzattı”
dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Die Zeit’e verdiği ve Grihat tarafından tercüme edilen 
röportajın bazı bölümleri şu şekilde:

**‘ALMAN MEDYASI BİZE KARŞI KARALAMA KAMPANYASI YÜRÜTÜYOR’**

DIE ZEIT: Sayın Cumhurbaşkanı, uzun süredir yabancı bir gazeteye röportaj vermediniz.
Alman medyasıyla girdiğiniz polemik, Berlin hükümetiyle ülkeniz arasındaki ilişkilerin
en düşük seviyede olduğu dönemde kasti bir mesaj mı?

Erdoğan: Şimdi kendimize sorarsak Almanya’yla ilişkimizde neden çatlama oldu, benim
cevabım net: Alman medyası bize karşı karalama kampanyası yürütüyor. Bu kampanyanın
bir parçası da teröristlerle yaptıkları görüşmeler.

**‘BAĞIMSIZ BİR MEDYA OLDUĞUNA İNANMIYORUM, OLSAYDI BU PROBLEMLERİ YAŞAMAZDIK’**

ZEIT: Almanya gibi bir ülkede, bağımsız bir medya Türkiye karşıtı propoganda yürütsün?
Bunu yaparken çıkarı ne olabilir?

Erdoğan: Dünya üzerinde herhangi bir yerde bağımsız bir medya olduğuna inanmıyorum.[…..]
Bağımsız medya gibi bir şey olsaydı, bu yaşadığımız problemlerin hiçbirini yaşamazdık.
Olan biteni açıkça görüyoruz: Rüzgâr nereden eserse oraya gidiyorlar. Alman medyasının
da farkı yok. Kimse bunun böyle olmadığını söyleyemez. Ne olup bittiğini çok iyi
biliyoruz.

ZEIT: Her gazetenin ideolojik yakınlıkları vardır. Daha liberal olanları var, muhafazakâr
olanları var. Bazıları da sola yakın. Ama kural olarak, Almanya’da hiçbir yayıncı
ve özellikle hiçbir politikacı, gazetecilere veya yayın yönetmenlerine ne yazacağını
söyleyemez. Bağımsız medyadan kastım budur.

Erdoğan (gülüyor): Buna inanmamı mı bekliyorsun?

ZEIT: 13 yıldır Zeit’in yayın yönetmeniyim ve hiçbir zaman, ne yayıncıdan ne politikacıdan
böyle bir müdahaleye tanık oldum. Ve böyle bir şey olsaydı, anında istifa ederdim
çünkü artık bağımsız olmadığım anlamına gelirdi bu.

**‘İŞİD’LE FİNANSAL İLİŞKİYİ YAZDINIZ’**

Erdoğan: Benim şimdiye kadarki tecrübelerim öyle söylemiyor. Birçok medya kuruluşunun
başıyla tanışıklığım oldu, onlarla çok vakit geçirdim ve çokça konuştum. Öyle zamanlar
oldu ki onlara kendi gazetelerini göstermek zorunda kaldım. Dedim ki: “Hepiniz etik
kurallardan bahsediyorsunuz alın işte sizin gazeteniz. Bu etik mi?” ailemi karalamaya
kadar gitti bunlar. Siz IŞİD’le finansal ilişkiyi yazdınız. Çocuklarımla ilişkilendirdiniz.
Kanıtınız var mı? Hayır. Ama iftira atmaya devam ettiniz. Açık seçik konuştuğum 
için bu gazetecilerle aramız iyi değil. Neden? Çünkü ben her şey hakkında dümdüz
konuşurum. Birçok Alman gazete mesela “Erdoğan diktatör” diye yazdılar. Peki, soruyorum:
Bu medya kuruluşu diktatörü nasıl tanımlıyor?

**LORENZO: DÜNYANIN HİÇBİR ÜLKESİNDE TÜRKİYE’DEKİ KADAR GAZETECİ TUTUKLU DEĞİL**

ZEIT: Alman kamuoyunun sizi neden diktatörü olarak gördüğünü mü soruyorsunuz? Çünkü
dünyanın başka hiçbir ülkesinde Türkiye’de olduğu kadar çok gazeteci parmaklıklar
arkasında değil. Türkiye’de bu sayı 150. Çünkü Deniz Yücel ve Meşale Tolu gibi Alman
gazeteciler hala hapiste ve kimse neden hapiste olduklarını bilmiyor. Ve Yücel hücre
hapsinde tutuluyor. Çünkü on binlerce kişi geçen yaz yaşanan darbe girişimi şüphelisi
olarak işlerini kaybetti. Çünkü sizin istihbaratınız Alman parlamenterle ilgili 
casusluk yaptı. Bunlar sizin böyle bir ününüzün olmasının nedenlerinden sadece birkaçı.

Erdoğan: Aldığınız bilgi yanlış. Ve bu yanlış bilgiye dayanarak yanlış varsayımlar
geliştiriyorsunuz. (Üzeri yazı dolu birkaç not kartını seçerek baktı)

[Çevirmenin notu: Erdoğan gazetecilerden 48’inin terör suçu işlediği, gazetecilikten
hapiste olmadığı tezini uzun uzun anlatıyor röportajın bu kısmında. Akabinde uzun
uzun Deniz Yücel’in halkı kin ve nefrete teşvik suçundan terör örgütü üyeliğiyle
cezaevine atıldığını anlatıyor ve muhabire soru sormaya devam ediyor.]

Binlerce kişinin bizim cezaevlerinde olduğunu, işlerini kaybettiklerini söylüyorsun.
Sana şunu söylemek isterim: Doğu ve Batı Almanya yeniden birleştiğinde, kaç insanın
işini kaybettiğini biliyor musun? 500 binden fazla.

**‘TÜRKİYE’NİN KENDİ ZORUNLULUKLARI VAR’**

ZEIT: Şu anda rakamları kontrol etmem mümkün değil ancak yasalar ve hukuk kuralları
çerçevesinde işleyen prosedürler vardı.

Erdoğan: Bundan niye bahsetmiyorsun, çok sayıda insanın işinden atıldığından? Bunu
yayınlayacaksın tamam mı, silmek yok.

ZEIT: Tabi ki. Deniz Yücel’e dönersek kendisi hakkında hala iddianame hazırlanmış
değil. 140 gündür hapiste, hücre hapsinde. Hakkı olmasına rağmen konsolosluktan 
danışmanlık yardımı almasına izin çıkması çok uzun sürdü. Ve Almanya’da, bir gazeteci,
Deniz Yücel’in suçlandığı eylemlerin hiçbirinden ötürü (Kürt liderle röportaj, Kürtler
ve Türklerle ilgili yaptığı şaka vb.) bir tek gün bile cezaevinde tutulamaz.

Erdoğan: Burası Almanya değil. Türkiye’nin kendi zorunlulukları ve kuralları var.
