# Antalya’da yabancıya konut satışında tüm zamanların rekoru kırıldı

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/antalyada-yabanciya-konut-satisinda-tum-zamanlarin-rekoru-kirildi-68914h/
- Yayımlanma: 2021-08-17T18:44:33+03:00
- Yazar: Selim Soydan

Özgün, yaptığı yazılı açıklamada, Antalya’da yabancılara konut satışlarının 7 ayda
geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 48,1 arttığını ve 4 bin 921 adet olarak gerçekleştiğini
kaydetti.

Ocak-temmuz dönemleri baz alındığında tüm zamanların rekorunun kırıldığını aktaran
Özgün, “Bundan önceki en yüksek rakam 4 bin 857 adetle 2019’da görülmüştü. Kovid-
19’un yaralarının sarılmaya başlandığı net bir şekilde ortaya konuluyor.” ifadesini
kullandı.

Özgün, salgının ardından hızlı toparlanmada birçok etkenin bulunduğun belirterek,
şu açıklamalarda bulundu:

“Özellikle koronavirüs sonrası insanların konut talebinde değişiklik oldu. Yeşil
alanın, balkonun, yatay mimarinin bulunduğu yazlık bölgeler ve sahil kentleri artık
daha çok tercih edilmeye başlandı. Özellikle yüksek döviz kuru yabancı alıcıyı ve
gurbetçiyi harekete geçirdi. Ayrıca uygun fiyatlar da bu hareketi tetikledi. Türkiye’nin
salgınla mücadele gösterdiği başarı da dünyanın çok farklı ülkelerinden Türkiye’ye
ilginin artmasını sağladı. Antalya zaten yabancıya konut satışında hep ilk 2’de 
yer alan bir il. Turizm kenti olması, çok sayıda ülkeye direkt uçuş bulunması, doğası,
güneşi, iklimi, sunduğu imkanları ve çok sayıda cezbedici özelliği sayesinde yabancılar
tarafından tercih ediliyor.”

Özgün, yabancıya satışta temmuzda yüzde 51,4’lük artış yaşandığını ve 931 adet konut
satıldığını belirterek, “Yılın geride kalan döneminde artışların sürmesini bekliyoruz.
2021 sonunda 10 bin adet barajını aşacağımızı düşünüyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.

**“Yanan tarihi yapılar aslına uygun yenilenmeli”**

Selman Özgün, son dönemde başta Antalya ve Muğla olmak üzere ülke genelinde çıkan
yangınlardan büyük üzüntü duyduklarını belirterek, buralarda zarar gören tarihi 
yapılara değindi.

Yangının bu yapıların korunmasının önemini bir kez daha ortaya koyduğunu kaydeden
Özgün, zaman zaman bu yapıların restore edilmesinde veya yeniden yapılmasında olumsuzluklar
yaşanabildiğini bildirdi.

Özgün, “Bu tarihi yapılarımızı hem mimari hem de kullanılan malzemeler açısından
aslına uygun olarak yenilemeli veya restore etmeliyiz. İlgili kurullar süreçleri
yürütürken bu konuya dikkat etmeli. Her açıdan eski haline uygunluk aranmalı.” ifadelerini
kullandı.

**“Maharet toprağa, hayvanlara ve bitkilere zarar vermeden konut üretmek”**

Selman Özgün, Türkiye’deki mimari ve konut üretimine değinerek, herkesin ev yapabileceğini,
bunun maharet olmadığını, asıl maharetin toprağa, hayvanlara ve bitkilere zarar 
vermeden konut üretmek olduğunu vurguladı.

Sağlam ve işlevsel binaların değil,; insanda saygı, sevinç, aidiyet ve sahiplenme
gibi manevi duygular uyandıran yapıların mimarlık ve sanat eseri olduğunu aktaran
Özgün, şu değerlendirmelerde bulundu:

“İstanbul’da milyonlarca insanın evinde balkon bile yok, pencerelerinden yeşil namına
hiçbir şey göremiyorlar. Eskiden her şehrin, her semtin, hatta her mahallenin kendine
mahsus bir karakteri, üslûbu, rengi, kokusu vardı, kısaca şahsiyeti vardı. Öyle 
bir ev inşa etmeliyiz ki; kapısı, penceresi, cumbası, çatısı, bahçesi gibi her bir
parçası insanda elleme, dokunma, avuçlama, sevme isteği uyandırmalı.”

**“Betonarme binaların Türk ekonomisine milyarlarca lira zararı var”**

Helmann Yapı Yönetim Kurulu Başkanı Özgün, mimari miras meselesi üzerine bugüne 
kadar hiçbir yazı ve yayında rastlamadığı orijinal bir tespitini paylaşmak istediğini
belirterek, şu açıklamalarda bulundu:

“Betonun kısa ömürlü bir malzeme olması nedeniyle (çoğunluk 60, iyimserler 80-100
yıl ömür biçiyor) hiçbir betonarme bina geleceğe miras kalamayacak. İleride kimse
21. yüzyıl mimarlığından söz edemeyecek. Mimarlık fakültesi öğrencilerine naçizane
tavsiyem, betonarme dışında geleneksel inşaat teknikleri ve doğal malzemelerle ev
yapma üzerine ihtisaslaşmaları, konu hakkında bilgilerini artırmaları, artan talepler
için hazır olmaları.”

Özgün, betonarme binaların kısa ömürlü olmaları ve geri dönüştürülememe gibi nedenlerle
her yıl Türk ekonomisine milyarca lira zarar verdiğini vurguladı.

Bu gidişle toprakların uçsuz bucaksız bir moloz çöp döküm sahasına dönüşme ihtimalinin
bulunduğunu savunan Özgün, “Tek çözüm, ‘geri dönüştürülebilir doğal malzemelerle
inşaata yönelmek’. Sürekli yap-yık modeli ekonomik kayıp demektir. Hangi ülke bu
derece ekonomik kayba dayanabilir? Her yıl ömrü dolan 500 bin konutun yıkılması 
gerekiyor. Ömrümüz yapıp yıkmakla geçebilir mi?” değerlendirmesinde bulundu.

Özgün, diğer inşaat malzemeleri ile karşılaştırıldığında en az ömürlü malzemenin
betonarme olduğunu kaydederek, dünyada betonun kapladığı alanın, yeşil alanları 
geçtiğini, sudan sonra en çok kullanılan malzemenin beton olduğunu bildirdi.
