# Aracında ölü bulunan ASELSAN mühendisi ile ilgili yeni detaylar

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/aracinda-olu-bulunan-aselsan-muhendisi-ile-ilgili-yeni-detaylar-33872h/
- Yayımlanma: 2018-03-19T07:31:59+03:00
- Yazar: Haber Merkezi

Milli tank projesinin sunumunu yapacağı gün aracında ölü bulunan ASELSAN mühendisi
Hüseyin Başbilen’in cesedi ilk görenlerden Sinan Akyol’un ifadesindeki tespitler
cinayet ihtimalini güçlendirdi. 12 yıl önce yaşanan olayla ilgili verilen ifadede
çarpıcı ayrıntılar yer aldı.

Milli bir tank projesinde görevliyken şüpheli şekilde hayatını kaybeden ASELSAN 
mühendisi Hüseyin Başbilen’in cesedinin bulunduğu ana şahit olan bir akrabasının
ifadesi ortaya çıktı. Sinan Akyol ceset bulunduğu anda araç koltuğunun sonuna kadar
geri çekilmiş olduğunu Hüseyin’in kısa boylu olması sebebiyle koltuk ayarını hep
direksiyona yakın mesafede kullandığını bunun da aracı kesinlikle Hüseyin’in kullanmadığı,
onu cesedin bulunduğu Aydınlı köyüne başkasının getirdiği anlamına geldiğini belirtti.

Kan izleri ve cesedin duruşu

Sabah gazetesinde yer alan habere göre ifadedeki bir başka ayrıntı ise kan izleri
ve cesedin duruşuna ilişkin. Akyol, “Hüseyin’in kesilen elinin içerisinde hiç kan
yoktu. Sağ elinde de kan yoktu. Bundan da kuşkulandım. Hüseyin’in boynu kesik olduğu
halde sırtında hiç kan yoktu. Aracın tavan ve yanlarında da kan yoktu. Sadece sol
koltuk üstünde bulaşma şeklinde sürtünmeye bağlı kan izi vardı. Kan her tarafa sıçramamıştı.
Hüseyin’in araç içinde duruş pozisyonundan da kuşkulandım. Sanki kafası aracın sağ
ön koltuğu ile konsül arasına sokulmuş gibiydi” dedi.

**Evinden 50 km uzakta bulunmuştu**

Başbilen 1997’de ODTÜ’den derece ile mezun olmuş ve ASELSAN’da çalışmaya başlamıştı.
Milli projelerde görevlendirilen başarılı mühendis 4 Ağustos 2006 sabahı 07.30’da
başlayacak mesaisi için 06.50’de Yenimahalle’deki evinden çıkmış ancak işyerine 
gitmemişti. 2 ay eşi ve iş arkadaşlarının aradığı Başbilen’in cansız bedeni bir 
gün sonra evinden 50 km uzaklıktaki Altındağ’a bağlı Aydınlı köyündeki mezarlığın
yanında bir tarlada park edilmiş aracında bulundu. Aracın kapıları kilitli el freni
çekikti. Kontak anahtarı da üzerindeydi.

**Boynunda ve bileğindeki kesikler**

Fakat garip olan cesedin duruş pozisyonuydu. Başbilen’in kafası sağ yolcu koltuğu
tarafında torpido ile koltuk aracına sıkışmış yere yani pasapasa değecek şekildeydi.
Ayakları ise havada iki koltuk arasına uzanmıştı. İlk incelemede boynunda ve sol
bileğinde kesiler aracın bazı bölgelerinde kanlar vardı. Olay yerine Hüseyin Başbilen’in
babası ile ilk giden ise akrabası Sinan Akyol’du.

Akyol’un ifadesi Başbilen’in cesedinin bulunduğu anda araçta bir çok sıra dışılık
olduğunu ortaya koyuyor. Bu sıra dışı ayrıntılar olayın ihtihar değil cinayet olabileceği
şüphesini güçlendiriyor. Sinan Akyol olay gününü şöyle anlatıyor: Ben ölen Hüseyin
Başbilen’in eniştesi olurum. Eşim ile Hüseyin amca çocuklarıdır. TIR şoförüyüm. 
Ağustos 2006’da Rusya’ya gitmiştim. Rusya’dan dönüşte eve vardım. Eşim üzgündü. 
Bana Hüseyin Başbilen’in iki gündür kayıp olduğunu, aramalara rağmen hiçbir haber
alınamadığını söyledi. Birlikte Hüseyin’in amcası Müzevver Başbilen’in evine gittik.
Ben daha oturmadan jandarmadan telefon geldi.

**Soruşturmayı yürüten savcıdan ByLock çıktı**

ASELSAN mühendislerinin şüpheli ölümleriyle ilgili soruşturmayı 2011’de eski savcı
Murat Demir yürütüyordu. 15 Temmuz sonrası meslekten ihraç edilen Demir’in ByLock
kullandığı tespit edildi. Gözaltına alınan Demir, FETÖ mağduru olduğu yönünde ifade
vermişti.Hüseyin’in, Aydınlı köyünde bulunduğunu söylemişler. Aydınlı köyü çıkışında
biçilmiş buğday tarlalarının arasında Hüseyin’in aracı görünüyordu. Vardığımızda
olay mahallinde jandarma, adli tabip ve Cumhuriyet Savcısı vardı. Cumhuriyet savcısının
bir yakınını çağırdığını söylediler. Babası gitti. Bende babası ayakta duramayacak
halde olduğu için yanında gittim. Ben aracın içine baktığımda Hüseyin’in sağ ön 
koltukta ayakları yukarıda, başı aşağıda paspasın bulunduğu yere sokulmuş halde 
gördüm. Şoför koltuğu sonuna kadar geriye itilmişti. Ben bundan kuşkulandım. Hüseyin
hiçbir şekilde koltuğu geriye çekmezdi. Direksiyon ile koltuk arasında çok az bir
mesafe kalırdı. Koltuğun geriye çekilmiş olduğunu görünce aracı Hüseyin’in kullanmadığına
kanaat getirdim. Ben Hüseyin’in araç içinde duruş pozisyonundan da kuşkulandım. 
Kendiliğinden o şekilde durma imkânının olmadığına kanaat getirdim” dedi.
