# Avrupa gayrimenkul sektörü, zayıf ekonomik genel görünüme rağmen gelecekten umutlu

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/avrupa-gayrimenkul-sektoru-umutlu/
- Yayımlanma: 2025-01-21T18:26:54+03:00
- Yazar: Haber Merkezi

* **PwC ve ULI tarafından gerçekleştirilen “[Gayrimenkulde Gelişen Trendler](https://r.eposta.basinlistem.com/tr/cl/zpVo2PqTD11CJxv7_UDOnsWG0hA-MIyjS9AGApJhtIpXvU7LkObzD6yaDGlAxDEU2VUqyR1USM-bagASaCKaFKwgi_QBQZyZH0OH4o1sfxFQjaaORIS0tyG3xJzJ-PUJ1cCu9ztBQ0b_3S1RHPHrlRkMC9d8DieXDErappdSXPiAdqU6EU7IT26tv_PiHHaNqzwXVPgEw42MQEKXE27SvCYe6LxfWF7nOao6fhKzgGPLS_LHqpilb06aDZmp8MUulnjTZrHz_rj23ioeEuS4TFiKgSax9Bbk2UvX9_oQ70uiIG22dcV0TwyDVbh_DomwN3C07bkijFQRXkA8RbGIF4CXY2mBRnRRKdtaangBDtMFla2c4KV5Q7K16ucuwJbU14u4INVXOc0crmTTGxQvzuHyZxPByY9uxpbF048vJ8RoGkljpw85qsdKJEA_cymO4xF6SKDYPQTvFBCkLWhc0a7-GDDiciMCvNnqvT_LMt8peO6Fc82A6_IZI6fYl4dEtib0xysbYuQZeBHpSzgXfb-UjrcJJvvP7cVtRJ6cjMdTAfWMEThAaL90UQ)”
   araştırmasının sonuçları sektörün yaşanan belirsizliklere karşı 2025 yılından
   ihtiyatlı olarak umutlu olduğunu ortaya koyuyor. Jeopolitik riskler ve siyasi
   belirsizlik kaynaklı riskler, makro ekonomik ve sektörel risklerden fazla kaygı
   yaratıyor.**
 * **Sektörel risk açısından Katılımcılarının üçte ikisinden fazlasının Çevresel,
   Sosyal ve Yönetişim uygulamasını yönlendiren en büyük faktör olarak iklim riskini
   görüyor.**
 * **İklim değişikliği nedeniyle artan sigorta primleri, sigorta ve reasürans şirketlerinin
   mevcut prim seviyelerinde poliçe üretimindeki endişeleri gayrimenkul sektöründe
   giderek daha önemli bir kaygı yaratıyor.**
 * **Avrupa gayrimenkul pazarının lider lokasyonları faiz ortamının önceki yıllara
   kıyasla daha pozitif seyretmesiyle rahatlarken, kırılgan ekonomik büyüme ve artan
   jeopolitik belirsizlikler etkisini sürdürüyor.**

PwC’nin ULI iş birliği ile gerçekleştirdiği “Gayrimenkulde Gelişen Trendler” araştırmasının
sonuçları açıklandı. Araştırma, Avrupa gayrimenkul pazarında lider konumda olan 
lokasyonların faiz oranı ortamının önceki yıllara kıyasla daha pozitif seyretmesiyle
nispeten rahatladığını gösteriyor. Bununla birlikte, kırılgan ekonomik büyümenin
ve artan jeopolitik belirsizliklerin etkileri devam ediyor.

**PwC Türkiye Gayrimenkul Sektörü Lideri Umurcan Gago** gayrimenkul sektöründe son
dönemdeki en önemli gündem başlıklarından birinin de iklim değişikliği olduğunu 
vurguladı ve şunları söyledi:

“Birçok sektörde olduğu gibi gayrimenkul sektörünün de son dönemde sıklığı ve şiddeti
artan ekstrem hava olaylarından kaynaklanan risklerle giderek daha fazla karşı karşıya
kaldığını görüyoruz. Gayrimenkul finansmanında, kredi kuruluşları iklim riskini 
giderek daha fazla dikkate alıyor. Yatırımcılar Avrupa’nın önde gelen kredi kuruluşları
tarafından daha fazla incelemeye tabi tutuluyor, kredi değer oranları ve fiyatlandırma
da dahil olmak üzere karar süreçlerinde iklim risk haritaları da dikkate alınıyor.

Sıklığı ve şiddeti artan sel, yangın, fırtına gibi hava olayları ile deprem benzeri
afetler nedeniyle, sigorta ve reasürans şirketlerinin mevcut prim seviyelerinde 
poliçe üretiminde zorlandıklarını, devletin prim tavanları getirdiği hallerde finansal
fizibilitesi olmadan poliçe üretemeyecek olan bu kurumların poliçe yazmaktan çekilmeleri
sonucunda ‘sigorta edilebilirlik’ konusunun bir mesele olarak ortaya çıkmaya başladığını
görüyoruz. Tüm bunların sonucu olarak, Gayrimenkulde Gelişen Trendler araştırmasının
katılımcılarının üçte ikisinden fazlasının Çevresel, Sosyal ve Yönetişim uygulamasını
yönlendiren en büyük faktör olarak iklim riskini görüyor.”

Araştırmaya göre, kiracı talebi, gelecek seneye yönelik zayıf ekonomik genel görünüm
dikkate alındığında katılımcıların %44’ü için bir sorun teşkil etmeye devam ediyor.
Araştırmaya katılan bazı sektör liderleri 2025 yılı için güçlü tahminlerde bulunmak
yerine üç ila beş yıl süreli bir toparlanma süreci olacağı görüşünü benimsiyor. 
Araştırma, gayrimenkul sektörüyle ilgili belirsiz jeopolitik ve ekonomik ortamın
yanı sıra, inşaat maliyetleri, finansal kaynak bulunabilirliği ve yasal düzenlemelere
dair belirsizlikler gibi sektörün gelişmesini sınırlamaya devam eden sorunlara dikkat
çekiyor.

Avrupa ve ABD’deki para politikasıyla ilgili netliğin artmasıyla birlikte, göstergeler,
gayrimenkul alıcı ve satıcılarının ofis ve perakende satıştaki fiyatlandırma konusunda
anlaşmaya daha da yaklaştığını ortaya koyuyor. Araştırma bulguları, durgunluğunu
koruyan yatırım piyasasında lojistik, depolama ve çeşitli konut türlerinin nispeten
iyi bir performans gösterdiğine ve bu dayanıklılığın gelecek yıl da sürmesinin beklendiğine
işaret ediyor.

## Avrupa gayrimenkul sektörü ve ana etkenler

Toparlanma sürecinde, katılımcıların şehir tercihlerinde piyasa büyüklüğü ve likidite
ana etkenler olarak öne çıkıyor. Buna göre Avrupa gayrimenkul sektöründe en çok 
tercih edilen ilk üç kent bu yıl Londra, Madrid ve Paris olarak sıralandı. En büyük
pazarlardaki faaliyetlere bakıldığında, Hollanda, İngiltere, İsveç ve İtalya’da 
hacimler 2024’te artarken Fransa, Almanya ve İspanya’da toparlanma zaman alacak 
gibi görünüyor.

Gayrimenkul için sermaye girişlerinin görünümünün yanı sıra özkaynak ve borç finansmanına
erişim konusunda iyimserlik giderek artıyor. Araştırma, enflasyon ve faiz oranı 
hareketlerine ilişkin endişelerin azaldığını gösteriyor; katılımcıların çoğu, faiz
oranlarının önümüzdeki yıl daha da düşeceğine inanıyor. Tüm bunlar, yatırım hacimleri
için daha parlak beklentilerin göstergesi niteliğinde.

## **Avrupa gayrimenkul sektöründe endişe kaynağı olarak öne çıkan konular**

Araştırma, katılımcıların geçen yıla göre daha düşük bir oran olan yüzde 44’ünün
kiracı talebindeki azalmadan endişe duyduğunu gösteriyor. Faiz oranı hareketleri
ve enflasyona ilişkin korkuların yerini uluslararası büyümeye ilişkin artan endişeler
alıyor. Enflasyonla ilişkili endişeler 2025 yılı için büyük oranda azalırken, geçen
yılki yüzde 83’e kıyasla katılımcıların sadece yüzde 56’sı enflasyon konusunda endişeli
olduğunu belirtiyor.

Ancak birçok Avrupalı ​​yatırımcı, Avrupa kurumları için gerekli bir teşvik olarak
görülen daha fazla faiz indirimi uygulayıp uygulamayacağını görmek için ABD Merkez
Bankası Fed’in uygulayacağı politikaları izlemeye devam ediyor.

Araştırmaya katılanların yüzde 74’ü, İşletmeleri etkileyen başlıca gayrimenkul sorunları
açısından yasal düzenlemeleri bir endişe kaynağı olarak listenin başına koyuyor.
Katılımcıların yüzde 56’sı ise varlıkların eskimesini artan endişe kaynaklarından
biri olarak görüyor. En önemli sosyal ve politik endişeler başlığında katılımcıların
yüzde 85’i, uluslararası siyasi istikrarsızlığı temel sorun olarak belirtiyor. Bunu
yüzde 83’lük bir oranla yeni bir yanıt kategorisi olan Avrupa ve Orta Doğu’daki 
savaşların daha da tırmanması izliyor. Bu tablo, jeopolitik gerilimlerin geçen yıla
kıyasla çok daha fazla önem arz ettiğini gösteriyor.

**Avrupa gayrimenkul sektörü ve çevresel riskler**

Araştırma ekstrem hava olaylarının sıklığının ve şiddetinin artışından kaynaklı 
risklerin artacağına dikkat çekiyor. Bununla birlikte katılımcıların yaklaşık üçte
ikisi gelecek beş yıl içerisinde sigorta masraflarında artış beklerken yarıdan fazlası
sigortaya erişimin zorlaşacağını tahmin ediyor.

Araştırma, sigorta ve finans kuruluşlarının, gayrimenkul sektörünün iklim değişikliğine
verdiği yanıtı desteklemek için verimli sigorta ve finansman piyasaları sağlamayı
amaçlarken aynı zamanda değişen düzenlemeler ve teknolojik gelişmeler karşısında
iş modellerini yeniden değerlendirdiklerine dikkat çekiyor. Katılımcıların yaklaşık
yüzde 90’ı gelecek beş yıl içinde net sıfıra geçiş için yatırım harcamaları ve finansman
gereksinimlerinin gayrimenkul finansmanında önemli bir etken olmasını bekliyor.

Gayrimenkulün iklim risklerine karşı sigorta ve finanse edilmesiyle ilgili sorunları
yaygın bir şekilde kabul edilirken, mevcut farkındalık ve iş birliği seviyelerinin,
sorunun ölçeğini ve aciliyetini yansıtır ölçüde olmadığı da dikkat çekiyor.

Katılımcıların üçte ikisinden fazlası 2025 yılındaki çevresel ve karbonsuzlaşma 
gereklilikleriyle ilgili endişe duyarken yüzde 70’i bu endişelerinin gelecek beş
yılı kapsadığını belirtiyor. Önümüzdeki 12 ayda ve takip eden beş yılda yenilenebilir
enerji teknolojilerinin benimsenmesinin önemi sorulan katılımcılar, yüzde 82’ye 
yüzde 73 olmak üzere bunun uzun vadedeki öneminin daha da artacağına inanıyor.

Araştırma, sektördeki bazı oyuncuların, yatırım getirilerine ulaşmanın zorlaştığı
ve işletme kârlarının baskı altında olduğu bir dönemde çevresel kaygıları ilk sırada
tutmakta zorlandığını gösteriyor.

## **Gayrimenkul sektörü ve yapay zekâ**

Araştırma son birkaç yılda ChatGPT gibi üretken yapay zekâ araçları ve sanal asistanların
geliştirilmesi, yapay zekâyı (AI) yalnızca kamu gündemine getirmekle kalmayıp iş
dünyasında da varlığının hissedilmesini sağladı.

Avrupa gayrimenkul sektörü liderleri operasyonel kesinti, mali kayıplar, prestij
kaybı ve düzenleyici uyum konularında olası riskler olduğu görüşünde. Bunlardan 
sonuncusu olan düzenleyici uyumu, AB’deki işletmeler için özellikle bir sorun teşkil
ediyor.

Araştırmaya göre gayrimenkul şirketleri için, sektörün gayrimenkul teknolojisini
ve yapay zekâyı benimseme yolundaki çabaları sürerken, bu teknolojilerin beraberinde
gelen güvenlik açıkları bir endişe kaynağı.

**2025 yılında Avrupa gayrimenkul sektöründe endişe uyandıran başlıklar şöyle sıralanıyor:**

 * Siyasi istikrarsızlık
 * Avrupa/Orta Doğu’daki çatışmaların tırmanışı
 * Avrupa’daki ekonomik büyüme
 * Düzenleme kapsamının artması (ulusal/uluslararası)
 * Çevresel sorunlar
 * İnşaat maliyetleri ve kaynak bulunabilirliği
 * Sermaye gereklilikleri
 * Çevresel sürdürülebilirlik/karbonsuzlaşma gereklilikleri
 * Küresel ekonomik büyüme
 * (Yeniden) finansman bulunabilirliği/maliyeti
