Avrupa Konseyi seçimlerin adil olmadığını savundu

Avrupa Konseyi seçimlerin adil olmadığını savundu

Yerel seçimleri izlemek için gelen Avrupa Konseyi heyeti; seçim kampanyaları, medyada siyasi partilerin eşit yer alması ve yargıdaki gelişmeler açısından ‘demokratik bir seçim ortamı' yaşanmadığını savundu.

A+A-

Yerel seçimleri izlemek için gelen Avrupa Konseyi heyeti; seçim kampanyaları, medyada siyasi partilerin eşit yer alması ve yargıdaki gelişmeler açısından ‘demokratik bir seçim ortamı' yaşanmadığını savundu. Ancak birçok siyasi partinin farklı yerlerde kazanmış olması 'demokrasinin direnci' olarak nitelendirildi.

Avrupa Konseyi'nden gelen 22 kişilik heyet, Ankara'dan Diyarbakır'a, İstanbul'dan Erzurum'a kadar pek çok farklı şehirde toplam 140 sandıkta yaptığı gözlemlere dair tespitlerini düzenledikleri basın toplantısında kamuoyuyla paylaştı.

Deutsche Welle'den Hilal Köylü'nün haberine göre Avrupa Konseyi Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi Heyeti Başkanı Andrew Dawson, demokratik bir seçim ortamı konusunda eleştirilerde bulundu.

Dawson'ın, seçim kampanyaları ve medyada siyasi partilerin eşit yer alması, basın ve ifade özgürlüğü ve yargıda yaşanan gelişmelere ilişkin hükümete yaptığı eleştiriler dikkat çekti.

'DEVLET KAYNAKLARI BİR SİYASİ PARTİ İÇİN KULLANILMAMALI'

Demokratik bir seçim ortamının ilk koşulu olarak ifade özgürlüğünün sağlanması gerektiğini belirten Dawson, bu özgürlüğün; vatandaşları, gazetecileri, siyasi parti temsilcilerini eşit şekilde kapsamına ihtiyaç olduğunu ifade etti.

Seçim öncesinde ve hemen sonrasında gazetecilerin haber ve yorum yaparken işten atılma ya da cezaevine girme korkusu yaşadıklarını gözlemlediklerini aktaran Andrew Dawson, partilerin seçim kampanyalarını medyanın eşit olarak yansıtamadığını da vurguladı.

Dawson, "Seçim kampanyalarının eşit koşullarda yürütülmesi için de adil ve makul bir hukuki çerçeve de yaratılmadı. Hukukun üstünlüğü öne çıkarılmadı. Devlet kaynakları bir siyasi parti için kullanılmamalı. Türkiye'de yerel yöneticiler üzerlerinde baskı hissetmeden görevlerini yapabilmeli" dedi.

Andrew Dawson, ayrıca oy kullanılan okulların içinde ve dışında silahlı jandarmaların otomatik silahlarını göstere göstere görev yapmasını ise ‘garipsediğini' vurguladı.

ADİL VE ÖZGÜR SEÇİM KONUSUNDA 'İKNA OLMADIK'

Heyet, özellikle Doğu ve Güneydoğu'daki HDP'li belediyelere yine kayyum atanabileceğine dair açıklamaları da endişe verici buldu. Dawson, "Türkiye'nin kendi bütünlüğünü koruma önceliğini gözardı etmiş değiliz. Ancak, HDP'li belediye başkanlarının terörist olduğu iddialarını kabul etmiyoruz. Lütfen, Türkiye'de normalleşme politikalarına dönülsün" diye konuştu.

Dawson, "Demokrasi tehlikede olduğunda çözüm daha az değil, daha çok demokrasidir. Korkarım ki, Türkiye'de demokratik bir seçim yapılması için Avrupa değerlerine uygun adil ve özgür bir seçim olduğuna ilişkin ikna olmadık" dedi.

'DEMOKRASİNİN DİRENCİ'

Ancak bunlara rağmen seçim sonuçlarına bakıldığında birçok siyasi partinin farklı yerlerde kazanmış olması ‘Türk demokrasisi açısından umut verici' olarak nitelendi. 

Dawson, bu durumu ‘demokrasinin direnci' olarak nitelendirdi.

Öte yandan Dawson, yüzde 84 olarak açıklanan seçime katılım oranının Türk halkının demokrasi ve seçimlere konusundaki farkındalığını artırdığını göstermesi bakımında önemli olduğunu söyledi. Dawson, Yüksek Seçim Kurulu ve sandık kurullarının teknik yetkinlik konusunda da başarı sergilediğini söyledi.

YORUM YAZ

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar; inançlara saldırı içeren ve doğru imla kuralları ile yazılmamış,ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.