# AYM Başkanı: OHAL hukuksuzluk değildir

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/aym-baskani-ohal-hukuksuzluk-degildir-15470h/
- Yayımlanma: 2016-10-05T14:35:44+03:00
- Yazar: Murat Ali Oral

Reklam

 [ ⌊Stablex Kare Banner⌉ ](https://track.adform.net/C/?bn=91045298;gdpr=${GDPR};gdpr_consent=${GDPR_CONSENT_50})

Anayasa Mahkemesi Başkanı Zühtü Arslan, olağanüstü hâl ilanına ilişkin olarak, “
OHAL, hukuksuzluk hali değildir, olağanüstü durumlarda yapılacakların çerçevesi 
yasalar kapsamında belirlenmiştir. Temennimiz olağanüstü duruma yönelik tehditlerin
bertaraf edilerek normal hale dönülmesidir” dedi.

“Darbeci zihniyete verilecek en güzel cevap yeni bir demokratik anayasa yapmaktır”
diyen Arslan, “İnsan haklarına dayanan tüm kurallarıyla tesis eden yeni bir anayasa
15 Temmuz şehitlerine olan vicdan borcudur” ifadesini kullandı.

AYM Başkanı Arslan, iki yeni üye için düzenlenen törende konuştu.

**Arslan’ın açıklamalarından satır başları şöyle:**

İki değerli meslektaşımız uzun yıllardır kamu yönetimi alanında çalışmaları olan
kaymakamlık görevinden Recai Akyel’in bu engin birikiminin mahkememize önemli katkılar
sunacağına inanıyorum.

Anayasa hukuku alanındaki çalışmalarıyla tanınan Prof. Dr. Şevki Hakyemez’in, mahkememize
hak ekseninde ciddi katkılar yapacağına inancımı tekrarlamak istiyorum. Üyeliklerinin
kendilerine, ailelerine ve mahkemelerimize hayırlı olmasını diliyorum. Mahkememizin
dördüncü kez düzenlediği yaz okulu projesi kapsamında burada bulunanlara hoş geldiniz
diyorum.

Malumları olduğu üzere ülkelerinde tarihinde kırılma noktaları vardır. 15 Temmuz’da
sadece Türk siyasi tarihi değil, dünya demokrasi tarihi açısından da kırılma yaşatmıştır.

O gece zıt duyguları yaşadık, önce bir cunta bize zilleti yaşattı. Onca çabayı demokrasiyi
yok ederek yönetime el koyacağını sanan bir grup cunta, demokrasiyi askıya almaya
çalıştı.  

Ancak aynı gece aziz milletimiz kahramanca bir direniş göstererek bu zilleti kaldırdı
ve bize izzeti yaşattı. Gelecek nesillere gururla aktaracağımız bir demokrasi destanı
yazıldı. Bu vesileyle bu izzeti ve onuru bize yaşatan başta sayın cumhurbaşkanımız
olmak üzere tüm devlet adamlarına, muhalefet partilerin liderlerine, medyaya, ellerinde
bayraklarından başka bir şey olmadan tankların karşısına dikilen milletimize şükranlarımı
sunmayı bir borç biliyorum. Bilindiği üzere AYM’nin varlık nedeni anayasayı ve temel
hak ve özgürlüklerini korumaktır. AYM üyeleri bu nedenle görevlerine başlarken bunları
koruyacaklarına namus ve şerefleri üzerine yemin ederler. 15 Temmuz darbe teşebbüsünün
amacı esas itibariyle temel hak ve özgürlükleri ortadan kaldırmaktı. Bu teşebbüs
sonuç almış olsaydı temel hak ve özgürlükleri koruma göre fiilen paranteze alınacak,
anlamsızlaşacaktı. 

Ünlü filozof Kant, vesayetçiliği tasavvur edilen en büyük despotizm olarak kabul
eder. 15 Temmuz’u daha tehlikeli kılan, toplumun tüm katmanlarını ele geçirmeye 
çalışan bir yapı kurmaya çalışmalarıdır. Nitekim AYM, 4 Ağustos 2016 tarihinde verdiği
kararda “FETÖ/PDY’nin kamu kurumlarının neredeyse tamamen örgütlenmesi, demokratik
anayasal düzeni sürdürmek bakımından olağanüstü tedbirlerin alınmasını zorunlu kılmıştır.”

Vesayetçilik bu topraklarda yeni değildir, Bab-ı Ali ile başlayan süreçte modern,
postmodern örneklerine tanık olduk. Hiçbir kurum, cemaat seküler veya dini gerekçelerle
darbe girişimine kalkışamaz. Darbecilik, milli iradeyi yok etmeye çalışan iflah 
olmaz bir hastalık, siyasi sapkınlıktır. Anayasayı değiştirmenin ya da yeni anayasa
yapmanın yolu da parlamentodan geçmektedir. Bunun dışındaki yollar çıkmazdır. 15
Temmuz bu hastalıklı zihniyetle hesaplaşmanın da miladıdır. Demokrasiyi, anayasayı
ortadan kaldırmaya çalışanlar karşısında anayasal hak ve hürriyetleri korumak devletin
temel görevi, varlık nedenidir. Anayasalar toplum sözleşmesidir, intihar sözleşmesi
değildir. Bu nedenle hiçbir demokratik anayasa bu tarz eylemler karşısında sessiz
kalamaz. Modern anayasaların tamamında temel hak ve hürriyetleri daha da sınırlamasını
ön gören yasalar bulunmaktadır. Devletin varlığına yönelik tehditler zaruret oluşturmaktadır.
Ancak bu yasalar temel hak ve hürriyetlerin tamamen kullanılmasını ise reddeder.
OHAL, hukuksuzluk hali değildir, olağanüstü durumlarda yapılacakların çerçevesi 
yasalar kapsamında belirlenmiştir. Temennimiz olağanüstü duruma yönelik tehditlerin
bertaraf edilerek normal hale dönülmesidir.

Özgürlük ve güvenlik birbirine karşıt değil, birbirini tamamlayan değerlerdir. Başvuracağımız
temel değer ise hiç kuşkusuz adalettir. Adalet, devletin temelidir. Temel hak ve
özgürlüklerin daha da kırılgan hale geldiği dönemde adalet daha da önemlidir. 15
Temmuz en büyük krizlerimizde biridir, milletimize ve bize düşen sağlam durarak 
demokrasimizi gelecek nesillere aktarmaktır. 

15 Temmuz sonrası oluşan birlik, bizlerin dayanışmasını yeniden inşa etmiştir. Esas
olan bizim gibi düşünmeyen, bizim gibi olmayanları da yaşatacak temel bir birliğin
sağlanmasıdır. Darbeci zihniyete verilecek en güzel cevap yeni bir demokratik anayasa
yapmaktır. İnsan haklarına dayanan tüm kurallarıyla tesis eden yeni bir anayasa 
15 Temmuz şehitlerine olan vicdan borcudur. Demokratik ve özgürlükçü yeni bir anayasa
bir yandan Atatürk’ün işaret ettiği muhasır devletler seviyesinin üzerine çıkılması
açısından da önemlidir. Ancak anayasa her şey değildir, milletimizin gönlündeki 
özgürlük ateşi söndüğünde anayasanın da hiçbir anlamı kalmayacaktır. 

15 Temmuz direnişi, anayasanın özellikle başlangıç kısmını anlamlı hale getirmiştir.
Malumunuz olduğu üzere anayasanın başlangıç kısmında “Anayasa, demokrasi aşığı vatan
ve millet sevdalılarına emanettir” “Demokrasi, vatan ve millet aşığı Türk evlatlarına
emanettir” denmektedir. Buradaki demokrasi aşkı üzerine epey süre düşündüm, 12 –
13 yıl önce bir söylem analizi yapmaya çalıştım. Gerçekten bu kavramlar neye tekabül
ediyor? Bu ifadelerin tüm zamanların en büyük ironisi olduğunu söylemiştim. Nasıl
yorumlarsak yorumlayalım, bunun muhatapları demokrasiye aşık olduklarını tam olarak
gösterememişlerdi. Ancak 15 Temmuz, bu ironinin de ortadan kalkmasına neden oldu.
Artık gerçekten de anayasa, Türkiye’nin demokrasi aşığı evlatlarına emanettir. Son
olarak belirtmek gerekir ki dünya demokrasi tarihine geçecek 15 Temmuz konusunda
dünya iyi bir sınav verememiştir. Demokrasi savunucusu olarak ortaya çıkanlar, darbe
girişimi karşısında adeta kuzuların sessizliğini oynamıştır. 

Konuşmamın sonunda tüm şehitlerimize ve anayasa mahkemesinin emekli başkan ve üyelerine
Allah’tan rahmet, gazilerimize ve hayatta olan başkan ve üyelerimize sağlık diliyorum.
