# AYM’den mülkiyet hakkı kararı

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/aymden-mulkiyet-hakki-karari-67651h/
- Yayımlanma: 2021-07-28T15:37:46+03:00
- Yazar: Selim Soydan

Resmi Gazete’nin bugünkü sayısında yer alan karara göre, İstanbul Sarıyer’de yaşayan
bir kişinin arazisine ilişkin 1938’de yapılan kadastro işleminde, arazinin orman
arazisi olduğu tespiti yapıldı. 1940, 1979 ve 1989’daki kadastro işlemlerinde de
arazinin niteliğinde değişiklik yapılmadı.

Bunun üzerine arazi sahibinin varisleri, 2009’da mülkiyet haklarını kullanamadıklarını
ileri sürerek tazminat davası açtı. Davaya bakan Sarıyer 2. Asliye Hukuk Mahkemesi,
hazineye karşı tazminat davasından önce tapu iptal ve tespit davası açılması gerektiğini
belirterek davayı reddetti.

Söz konusu kararın Yargıtay tarafından bozulması üzerine yeniden yargılama yapan
mahkeme, bu sefer arazi sahiplerine tazminat ödenmesine hükmetti, ancak bu karar
da Yargıtay tarafından bozuldu. Bunun üzerine yapılan yeniden yargılamada ise başvurucunun
tazminat istemleri reddedildi ve karar kesinleşti.

Başvurucu, daha önceden tapusu bulunmasına rağmen kadastro işlemi sonrası tapularının
tazminat ödenmeksizin iptal edildiğini, arazilerini kullanamadıklarını ve mülkiyet
hakkının ihlal edildiği gerekçesiyle Anayasa Mahkemesine başvurdu.

Kararı inceleyen Yüksek Mahkeme, başvurucunun mülkiyet hakkının ihlal edildiğine
karar verdi.

## **Kararın gerekçesi**

Anayasa Mahkemesinin kararında, Anayasa’nın 35. maddesinde mülkiyet hakkının güvence
altına alındığı ve kişilerin mülkiyet hakkını yasal çerçevede kullanabileceği ifade
edildi.

Söz konusu maddede ayrıca devletin toplum yararına aykırı olmaması koşuluyla mülkiyetin
kullanımını sınırlayabileceği aktarılan kararda, başvuru konusu taşınmazın orman
olarak tespit edildiği ve kullanımının fiilen engellendiği vurgulandı.

Tapusu bulunan arazinin başvurucu tarafından kullanımdan yoksun bırakılmasının müdahale
anlamı taşıyacağı belirtilen kararda, “Mülkiyet hakkına müdahalede bulunurken, temel
hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin genel ilkeleri düzenleyen Anayasa’nın
13’üncü maddesinin de göz önünde bulundurulması gerekir” ifadesine yer verildi.

Mülkiyet hakkına müdahalelerde ölçütün hukuka uygunluk olduğuna işret edilen kararda,
çevrenin korunması ve herkesin çevreden eşit şekilde yararlanması hakkı kapsamında
Anayasa’nın 169’uncu maddesinde ormanların, devletin hüküm ve tasarrufu altında 
olduğu ve bu alanlarda özel mülkiyetin yasaklandığı hatırlatıldı.

Başvuruya konu taşınmazın başvurucunun murisine devlet tarafından 2510 sayılı Kanun
uyarınca verildiğine işaret edilen kararda, “Bu taşınmazın murise verildiği tarihte
orman olduğuna ilişkin olarak tapu kaydında herhangi bir şerhin veya belirtinin 
bulunduğu kamu makamlarınca gösterilemediği gibi dosya kapsamından başvurucunun 
murisinin taşınmazın orman olduğunu bilebilecek durumda olduğunu gösterir başkaca
herhangi bir olgunun da mevcut olmadığı anlaşılmıştır” vurgusu yapıldı.

Bu kapsamda arazi sahibinin mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin ölçüsüz olduğuna
işaret edilen kararda, şunlar kaydedildi:

“Orman vasfında olan taşınmazın başvurucunun murisine 2510 sayılı Kanun uyarınca
verildikten sonra tekrar orman olarak tespit edilmesi ormanların korunması bağlamında
kamu yararına dayalı meşru bir amacı içerse de mülkten yoksun bırakılan başvurucuya
herhangi bir tazminat ödenmemesi idarenin hatasından doğan zarara bütünüyle başvurucunun
katlanması sonucunu doğurmuştur. Sonuç olarak müdahaleyle başvurucuya aşırı bir 
külfet yüklenmiş olup başvurucunun mülkiyet hakkı ile kamu yararı arasındaki adil
dengenin başvurucu aleyhine bozulduğu anlaşıldığından mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin
ölçüsüz olduğu kanaatine varılmıştır.”
