# Babacan: 1 haftada 20 milyar dolar kaybettik

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/babacan-1-haftada-20-milyar-dolar-kaybettik-730h/
- Yayımlanma: 2013-12-23T07:23:00+02:00
- Yazar: Murat Ali Oral

İstanbul merkezli operasyona ilişkin değerlendirmelerde bulunan Babacan, “Bir haftalık
sürede tüm halka açık şirketlerimizin değeri 269 milyar dolardan, 249 milyar dolara
düştü. Bu 20 milyar doların 1 milyar 600 milyon doları Halk Bankasına ait” dedi.

Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, bir televizyon kanalında gündeme ilişkin soruları
yanıtladı.

“Halk Bankası’nın toplam hisse senedi değeri 9 milyar 498 milyon dolardan 7 milyar
873 milyon dolara düştü” diyen Babacan, “Bu operasyonun zamanlaması, içeriği ve 
yöntemi yolsuzlukla mücadeleden öte Türkiye’nin istikrarını hedef almış bir görüntü
veriyor bize” şeklinde konuştu.

Babacan, “Dolayısıyla herkesin mutlaka bu olan biteni aklıselimle değerlendirmesi
lazım, tarafsız değerlendirmesi lazım ve sabırla yargı sürecinin sonucunu beklemesi
lazım. Bunu beklemeden peşin hükümle hareket etmek, Türkiye’ye, ekonomimize ve en
önemlisi de siyasi istikrarımıza zarar verebilecek bir yaklaşımdır. Türkiye kaybediyor.
Bakın bu 20 milyar dolar Türkiye’nin kaybıdır, sadece hisse senedi. Faizlerde artış
var. Türk lirasında bir miktar d üşüş var, kurlarda artış var” dedi.

**Babacan’ın açıklamalarının satırbaşları**

Seçimlerde bir numaralı parti olarak çıkmamızın en önemli nedeni güven unsuru. Uluslararası
Şeffaflık Örgütüne göre Türkiye 2002 yılında 102 ülke arasında 65. ülkeyken, 2012
yılında 177 ülke arasında 53. sıraya yükseldi. Bu Türkiye’nin en şeffaf, en açık
ilk gruptaki ülkeler arasına girdiğini gösterir.

Yolsuzluk, sahtecilik ve ekonomik suçlarda son 11 yılda tam 91 bin 687 operasyon
gerçekleştirmişiz. Bakıyorsunuz kaçakçılıkta 113 bin 545 operasyon yapılmış, 214
bin 615 kişi yakalanmış. Organize suçlarda 2 bin 234 operasyon, 30 bin 570 şahıs.
Narkotikte 123 bin operasyon, 259 bin şüpheli. Bu operasyonlara, bu çalışmalara 
bakın. Yıla, güne bölün, ne kadar yoğun bir mücadele olduğunu bu konuda görüyorsunuz.
Biz hiçbir zaman yolsuzluğun üzerini örtmeyiz, hiçbir zaman yolsuzlukların arkasında
durmayız, gereği ne ise yaparız.

 Bir insan aksi ispat edilene kadar masumdur, suçsuzdur. İddialar olabilir, herkes
bir başkası hakkında iddiada bulunabilir, ortaya koyabilir ama nihayetinde bunun
kararını verecek olan mahkemelerdir. Yolsuzluk ne kadar kötü ise yargısız infaz 
da o kadar kötü. Ama bakıyoruz gazetelerimize, televizyonlarımıza, sosyal medyaya
iddialardan yola çıkarak infaza gidiyorlar.

Dışarıda 100 haber çıktıysa bunun 95’i yolsuzluktan öte, siyasi istikrarla ilgili
kısmına vurgu yapıyor. Bir siyaset mühendisliği vurgusu var özellikle dış basında.
Bu açıdan baktığımızda ister istemez şunu düşünüyorsunuz: Hedef ne? Hedef gerçekten
yolsuzlukla mücadele mi? Bir yolsuzluğu ortaya çıkartmak mı? Yoksa hükümete, iktidar
partisine, dolayısıyla devlete, bu millete, Türkiye’ye zarar vermek mi?

 Arkadaşlarımızla ilgili en ufak bir şüphemiz olamaz. Ta ki mahkemelerin sonucuna
kadar. Bütün arkadaşlarımızın masum olduğuna inanıyoruz. Hiç o konuda şüphemiz olmaz.

Türkiye’nin İran’dan en önemli ithalatı petrol ve doğalgaz. Bu paranın İran’a ödenmesi
gerekir. İran’ın da Türkiye’den ithal ettiği ürünlerin parasının ödemesi gerekir.
Bütün bu para trafiği 2008’den bu yana sadece Halk Bankası üzerinden yürüdü. Bu 
durum hem kendi iç mevzuatımıza göre hem de uluslararası bankacılık düzenlemelerine
göre kitabına uygun bir iş. Burada ne bir kara para var, ne bir ihlal tablosu var.

Burada resmen petrol ve doğalgaz ithal ediyoruz. İran’a ihraç edilen kalemler arasında
gıda, ilaç ve bu senenin temmuz ayına kadar altındı. Temmuzda altınla ilgili yaptırımlar
devreye girince, altın devreden düştü ağırlıklı olarak gıda ve ilaç kaldı. Bunlar
bazen Türkiye’den, bazen üçüncü bir ülkeden gider ama bunun nakit hareketi Türkiye
üzerinden dolaşır. Dolayısıyla bizim burada pırıl pırıl tertemiz bir kuruluşumuz
olan ve her şeyi kuralına göre yapan bankamızı yanlış işlerin içerisine girmiş gibi
sunmak, bankacılık kanuna göre de suçtur ve yaptırım gerektirir. Bankacılık kanunun
bankaların itibarını korumak için gerekli yaptırımlara sahip bir kanundu 
