# Babacan’dan eski partisi AKP ve Erdoğan’a sert eleştiriler

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/babacandan-eski-partisi-akp-ve-erdogana-sert-elestiriler-53386h/
- Yayımlanma: 2020-05-25T18:09:51+03:00
- Yazar: Murat Ali Oral

Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA) Genel Başkanı Ali Babacan, Türkiye’nin ekonomik
ve siyasi durumuna ilişkin, “Ülkenin itibarı mahvolmuş durumda, ekonomi mahvolmuş
durumda. Bunun sebebi; işini bilen insan sayısı çok çok azaldı ve aynı zamanda kararların
dar bir çevrede bir aile içinde ya da tek bir kişinin alması. Ne zaman ki Cumhurbaşkanlığı
forsu ile bir parti logosu yan yana konuldu o gün bugündür dikiş tutmuyor ülke. 
Mevcut anayasanın hükümlerine aykırı bu. Anayasada Cumhurbaşkanlığı tarafsızdır 
diyor. Cumhurbaşkanı tarafsızlık yemini ediyor. Bir partinin genel başkanı olan 
ve karşı tarafı düşman gören ve bunu her gün çıkıp söyleyen birinden tarafsızlığa
uymasını nasıl bekleyeceğiz?” diye konuştu. 

Demokrasi ve Atılım Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Halk TV’de Bayram Sohbetleri
programında gazeteci Özlem Gürses’in sorularını yanıtladı.  

Ana akım medyanın partisini yok saydığını ifade eden Babacan, “Bizim şu anda sosyal
medyada yaptığımız en ufak bir etkinlik sosyal medyada ciddi izlenirken, takip edilirken,
haber değeri çok yüksek şeyler olurken ana akım medya bunu görmüyor” dedi. 

Sözlerine başbakan yardımcılığı yaptığı dönem ile başlayan Babacan’ın açıklamalarından
satır başları şöyle:

**“O dönemle bu dönem çok benziyor”**

“Aslında o dönemle bu dönem çok benziyor. O dönem siyaset benim için bir mecburiyet
haline gelmişti. Toplumsal sorumluluk gereği siyasete başlamıştım. Ülkenin durumu
çok kötüydü, ekonomik kriz yaşanıyordu. Ben o zaman iş dünyasındaydım ve rasyonel
ekonomi ve finans perspektifinin devlet yönetimine yansıması gerektiğini bana söylediler.
Öyle ikna ettiler beni, o sorumluluk gereği siyasete girdim. Yakın çevremden çok
tepki aldım. ‘Siyaset karışıktır, kirlidir. Senin ne işin var orda?’ diye.  Ülke
için bir mecburiyet bildim açıkcası, iyi de oldu. İyi ki yapmışım diyorum. 

2002-2004 yılları arasında Türkiye’nin çehresi çok hızlı şekilde değişti. İki yılda
enflasyon tek haneye indirdik. Düşünün ki 34 yıl boyunca çift hane ya da üç haneli
enflasyon var ülkede para sürekli değer kaybediyor, en küçük para birimimiz 1 milyon
TL’idi. Sıfırları sayıyordu insanlar. O dönemden alıp paradan altı sıfırı atmak,
enflasyonu tek haneye indirmek, refah seviyesini çok hızlı bir şekilde yükseltmek
büyük bir tatmin duygusu verdi. Sanki ülkeme olan borcumu önemli bir ölçüde ödedim
hissi güzel bir his. Bugün de aynı şekilde hissediyorum doğrusu.

Bugünde de ülkenin şartları çok kötü, ekonomik krizin tam ortasındayız. Yine özgürlükler
sınırlandırılmış durumda, insanlar rahat konuşamıyorlar. Bir korku iklimi var, içinde
bulunduğumuz coğrafya karışık ve Türkiye’nin o coğrafyayı düzeltmek için en ufak
bir katkısı yok.

Yine aynı hissiyatla, bu ülke için bir şeyler yapma hissiyatı ile bu siyasi partiyi
kurduk. Yeniden Türkiye’yi ayağa kaldırabilmek için yeniden Türkiye için yeni bir
şeyler yapabilmek için. Ekibimizle birlikte yoğun bir şekilde çalışıyoruz.

**“Yakın çevremizden ‘karşınızda koskoca devlet gücü var’ uyarıları geldi”**

Yine yakın çevremizden uyarılar geldi. “Karşınızda koskoca devlet gücü var” dediler.“
Yargıyı da içine alan bir devlet gücü var.” dediler. Niyetimiz iyi olduğu ve geçmişimiz
tertemiz olduğu için, korkacak bir şeyimiz olmadığı için her şeyi göze aldım. Ülke
bu durumdayken bir şeyler yapmamaya içimiz el vermedi.”

**“Ana akım medya bizi görmüyor”**

“Ana akım medya bizi görmüyor, bizi yok varsayıyor. Bizim şu anda sosyal medyada
yaptığımız en ufak bir etkinlik sosyal medyada ciddi izlenirken, takip edilirken,
haber değeri çok yüksek şeyler olurken ana akım medya bunu görmüyor.

Şu anda sadece problem o, ama biz bundan şikayet edemeyiz. Bizim çalışmamız şikayet
üzerine kurulamaz. Biz gereğini yapayacağız gören görecek, görmeyen görmeyecek.”

**“Bakanlık döneminde dost bildiğim kim varsa aynen devam ediyor”**

“Bakanlık döneminde arkadaş, dost seçerken bütün bu görevler bittikten sonra da 
konuşabileceğimiz insanlar mı bunlar diye? Şimdi bakıyorum hala dostuz. 

O dönemde kiminle mesafeliysek zaten mesafe daha da açıldı. Çünkü devlette bir görevimiz
olmayınca işi düşmüyor kimsenin işi düşmeyince de aramıyor olabilirler.”

**“İçinde olduğum yapının içten düzeltmenin mücadelesini verdim” **

“13 yıllık bakanlık döneminde benim toplum önümde yaptığım konuşmalar, TV programları..
O günlere dönün bakın bugün dönüp yine altına imza atabilirim.  Fakat düşündüğüm
her şeyi toplum önünde konuşmadım, çünkü bir yapının içindesiniz mümkün olduğunca
o yapıyı korumak ve içinden düzeltmenin mücadelesini vermeye çalıştım ben. İçerde
yaşanılan fikir ayrılıklarını dışarıya yansıtmamaya çalıştım. Ciddi çatışmaları 
dışarıya yansıtmadım. Bakanlığın bitiş zamanında bu görüş ayrılıkları o kadar büyüdü
ki basına da yansıdı. Konuştuğum her şey inandığım şeyler oldu.”

**“AK Parti kendi eli ile inşa ettiğini kendi eli ile yıkıyor”**

“Ülkem adına çok üzülüyorum. Kendim adına da üzülüyorum çünkü yılların emeği var.
AK Parti kendi eli ile inşa ettiğini, kendi eli ile yıkıyor. O kadar inşa edilmiş
başarıyı tekrar kendi elleri ile teker teker maalesef mahvediyorlar. Ülkenin itibarı
mahvolmuş durumda, ekonomi mahvolmuş durumda. Bunun olmasında iki önemli sebep görüyorum.
Birincisi insan kalitesi, işini bilen insan sayısı çok çok azaldı ve aynı zamanda
kararların dar bir çevrede bir aile içinde ya da tek bir kişinin alması. İki tane
önemli teşhis var burda. Biz tedavi için uğraştık ama olmadı, o bünyede tedaviyi
imkansız gördüğümüz için yeni bir siyasi parti başlattık.”

**“Devlet yönetiminde hiçbir grubun ağırlığına imkan vermemeniz gerekir”**

“Hiçbir birimde gruplaşma, hemşehricilik olmaz. Devlet buna izin vermemeli, olamaz.
Tarikatlar ile bir pazarlığa girmek gibi bir ilişki şekli olmamalı.”

**“Dar bir ideolojinin partisi olmak istemedik”**

“Biz dar bir ideolojinin partisi olmak istemedik. Türkiye’deki farklı eğilimlerin
ortak bir gelecek altında buluşabileceğini gördük. Geçmişte mutabakat zor ama gelecekte
mutabakat daha kolay. Özgürlük sınırlandırılmasından herkes şikayetçi… Gençlerin
hepsi biz kendimizi ifade etmekten korkuyoruz diyorlar. Gelecekte ne arzu ediyoruz?
Öncelikle özgürlüklerin doyasıya yaşanması ve devletin bunun teminatı olmasını istiyoruz.

Gelecek konusunda farklı düşünen yok. Biz partiyi ortak gelecek ittifakı üzerine
bir anlayışla oluşturduk.
Kurucularımız incelediğinizde daha önce çok farkı görüşleri
savunmuş arkadaşlarımız var. Her kesimden insanlar var.”

“Öyle yanlış bir sistem oldu ki seçim öncesi ittifaka mecbur bıraktı”

“Parlamenter sistem varken Türkiye’de her siyasi parti seçime girerdi. Tek bir parti
çoğunluğu sağlayamazsa bir koalisyon olurdu. Koalisyonda da şartlar olurdu. Olmazsa
yeniden seçime giderdi. Dolayısıyla her parti kendi olarak seçime girebiliyordu.

Bu yeni Cumhurbaşkanlığı sistemi öyle bir yanlış sistem oldu ki seçim öncesi ittifaka
mecbur bıraktı. Bana özel soran insanlara bu sistemin yanlışlarını anlattım.

Rejim tek bir makamda bütün gücün buluşmasını getirdi. Meclis önemsizleşti. Yargıda
atamalar iktidar partisinin başındaki insana kaldı. Böyle olursa bağımsız yargı 
kalmaz Türkiye’de.”

**“Ne zaman ki Cumhurbaşkanlığı forsu ile bir parti logosu yan yana konuldu o gün
bugündür dikiş tutmuyor ülke”**

“Mevcut anayasanın hükümlerine aykırı bu. Anayasada Cumhurbaşkanlığı tarafsızdır
diyor. Cumhurbaşkanı tarafsızlık yemini ediyor. Bir partinin genel başkanı olan 
ve karşı tarafı düşman gören ve bunu her gün çıkıp söyleyen birinden tarafsızlığa
uymasını nasıl bekleyeceğiz?

Sistem kendi içinde çelişkiler ile dolu. Bu sistemle Türkiye’nin devam etmesi mümkün
değil.

Geçmiştekini yıkın yerine daha iyisini getirmeyin sonra Türkiye’yi yeniden inşa 
etmeye çalışın, bu mümkün değil.
Türkiye’nin itibarı çok düşmüş durumda.”

**“Türkiye’nin kaynağı yok, para bitti”**

“Covid-19 öncesinde de Türkiye’nin ekonomisi hızla zayıflıyordu, kurumlarımız zayıflamıştı.
Bütçenin durumu çok kötüydü, bunu kapatmak için Merkez Bankası’nın yedek akçelerini
bir günde bitirdiler.

Biz Covid öncesinde de krizden bahsediyorduk. Genç işsizliğin rekorunu biz virüsten
önce de gördük. Zaten problemlerimiz çok büyükken şu anda bir de salgının etkilerini
yaşıyoruz.

Bu salgının ne kadar süreceği, aşının ya da ilacın ne zaman bulunacağı bilinmeyenler.
Bunlar bilinmeyen olduğu sürece ekonomiye etkisinin ne kadar süreceği de belli değil
açıkcası.

En kötüye hazır olmak lazım. Bütün dünya çok hızlı adımlar attı. Biz ortalama bir
G20 ülkesi olsak milli gelirin yüzde 8’i kadar doğrudan bütçe harcaması yapmamız
gerekiyor.

Bunu Türkiye yapamadı, kaynak yok. Para bitti. İsraf, har vurup harman savurma. 
Türkiye’nin düzeleceği ihtimalini görmediğim için ve ekip olarak da görmediğim için
yeni bir çalışma başlattık.”

**Aile hayatı**

“Baba tarafı Ankara’nın yerlisi. Malazgirt sonrası Ankara’ya gelmişler, yerleşmişler.
Anne tarafı da yine İç Anadolu ama Karadenize daha yakın Çorumlu.

Ben Ankara’da doğdum. Okullar Ankara. TED ve ODTÜ’de okudum. 4 kardeşiz. 3 kız kardeşim
var. Benim büyüdüğüm mahalle Çıkrıkçılar yokuşu. Kurtuluş’ta oturuyorduk iş yerimiz
Çıkrıkçılar yokuşundaydı. Babamlar ilçeden babam liseyi ve üniversiteyi okusun diye
gelmişler. Aile tamamen ticaretle uğraşıyor. Siyasetle uğraşan kimse yok. Biz tamamen
işimizi iyi yapmaya çalışan bir aile. 92 yıllık bir ticari geçmiş var.”

**Bayram sofraları**

“Ramazan Bayramının ilk günü büyüklerin evinde buluşma şeklindeydi. Babanın ve annenin
aile evlerinde büyük bir buluşmalar olur. Mutfak hazırlıkları önceden yapılır. Baklava,
yaprak sarması ve su böreği bayramın olmazsa olmazıdır. Aile buluşmamız baya kalabalık
ve canlı olur. Bu buluşmaları sadece bayramlarda değil belirli zamanlarda yapmaya
çalışıyoruz. Şimdi ise Zoom üzerinden yapıyoruz bunu. Hemen bu buluşmalarda gruplaşmalar
olur. Küçük çocuklar, lise ve ortaokul çoçukları… Siyaset çok konuşulmaz.

Mutfağa herkes girer, herkes bir işin ucundan tutar. Ailemiz hep bir aradadır. Fiziksel
olarak uzaklıkta olsa bir kopukluk hiç olmadı. Aile organizasyonları yaparız, genelde
bu bana düşer. 40-50 kişilik buluşmalarımız yılda en az bir kez olur. Bayramlar,
özel günler güzel bir vesile. Bayram vesilesi ile mesafeler kapanıyor. Bayram ruhu
çok önemli. Biz çok önem veriyoruz.”

**“Küçük yaşlarda babam beni çok etkilemiştir”**

“Tek bir kahramanım yok ama özellikle küçük yaşlarda babam beni çok etkilemiştir.
Babam hala haftanın 7 günü işe gider. Tabi bu salgından önce. Annem çok disiplinli
bir anneydi. Babam çok çalıştığı için annemle büyüdük daha çok. Kahramanım olarak
düşününce ilk aklıma babam geliyor.

Üniversiteyi bitirdim mesela sonrası için 30 kişi ile falan görüştüm. Yeni insanlarla
tanışmak, onların görüşlerini ve fikirlerini almak benim için önemlidir. Ben konuşmayı
ve istişare etmeyi severim. Siz olsanız ne yaparsınız diye sorarım.”

**“İki cüzdan taşıyorum”**

“Bu babamdan gelen bir şey. Geçmişte bankacılık sistemi kolay olmadığı için ve ticarette
sıcak para döndüğü için böyle yapardı. O yıllardan gelen bir ihtiyat diyelim.”

**“Ailemin farklı normları var”**

“Pek şarkılı türkülü bir ortamımız yok. Genelde sohbet ediyoruz, memleket meselelerini
konuşuyoruz. 
Oturup tavla oynamam mesela… Ailemizde ve sülalemizde sigara yok mesela.
Ailemin farklı normları var.Daha fazla boş vaktimin olmasını arzu ederdim tabi. 
İlkokulda çalışmaya başladım hala çalışıyorum.”

**“Keşke daha fazla vakit ayırabilsem çocuklarıma”**

“Çocuklarımın hepsi birbirinden çok farklı, üç tane birbirinden tamamen farklı üç
insan. Her biri çok farklı, iyi oldukları alanlar var. Keşke daha fazla vakit ayırabilsem
onlara…”

**“Mithat Sancar’ın Eş Genel Başkan seçilmesine sevindim”**

“İyi bir akademisyen. Benim gönlümden geçen siyasi partilerin Türkiyeli olmasıydı.
Mithat Sancar’ın buna faydası olacağını düşünüyorum. Yeter ki o düşündüğünü ve Türkiye
için arzu ettiklerini gerçekleştirmek için alan açılsın onlara. Ben çok sevinirim.”

**“Şiddet bugünün yöntemi değil”**

“Türkiye’deki bölücü terör örgütü, Türkiye’nin siyasetine de müdahil. Keşke siyasetin
önü açılsa ve bu olmasa. 
Terör örgütüne karşı mücadelenin kesinlikle verilmesi 
gerekiyor. Eğer bir hak ve özgürlük mücadelesi varsa gelin hep birlikte bunu verelim.

Şiddet bugünün yöntemi değil. Türkiye’de bununla bir yere varamazsınız. Silahlı 
mücadele bazen ülkelerin özgürlük mücadelelerinde yer alıyor, başka ülkelerde de
bu var ama bugünün Türkiyesinde böyle bir şey yok.
Buna gerek yok. Bugünün Türkiyesindeki
yöntem siyaset ve meşru yollardır.”

**“Toplum siyasetten çok ötede”**

“Siyaset çok geriden gelip toplumu tutuyor. Toplumun büyük bir potansiyeli var ancak
siyaset bunu tutuyor.
Siyaset ötekileştiriyor. Türkiye nüfusunun ağırlığının müslüman
olduğu bir ülkede, Ramazan bayramının ikinci ya da üçüncü günü iktidar muhalefeti
karşısına alıcı  bir üslupla başlıyor. Çok üzüldüm, kendi milletimiz adına üzüldüm.
Sağlık hasarını, can kaybımızı asgaride nasıl tutarız diye ben bunu beklerken, esip
gürlemeler. Muhalefet şöyle de böyle de, yazık gerçekten yazık.”

**“Şu an iktidarın yöntemi vatandaşı korkutmak”**

“Şu anda iktidarın siyaseti tamamen korkutmak. Vatandaşı elindekini kaybetmekle 
korkutmak, hayali düşmanlarla korkutmak ve böylece desteği devam ettirmek.

Bunların yüzde 1, yüzde 3 doğruluk payı varsa bile hükümete düşen vatandaşı böyle
gidip korkutmak değildir. Elinde bir devlet gücü var.  İktidar bir şikayet makamı
değil. Gereğini yapmak işi.” 

**“Siyasete girmeme vesile olan kişi Sayın Gül’dü”**

“Siyasetin bir özü oluyor bir de dedikodusu oluyor. Benim siyasete girmeme vesile
olan kişi Sayın Gül’dü. 

Yeni siyasi parti kurulurken 2001’de, oturup konuştuk ve o şekilde girdim. Abdullah
Bey, düzgün bir devlet adamı.

Bütün güç sınavlarından geçip kendini ve ahlakını koruyabilmiş bir insan. Türkiye’nin
yeni bir siyasi partiye ihtiyacı olduğunu gördü, bizi de cesaretlendirdi, böyle 
bir şeyi yapın dedi. Desteğini de kamuoyu önünde açıkladı. Şu süreçte yüz yüze görüşemiyoruz
ama ortalama ayda bir telefonla konuşuruz.”

Babacan’dan bayram mesajı

“Bayramlar bir dostluk ve kardeşlik vesilesi. Kırgınlıklar, küskünlükler hep olur
ama bunlar gelip geçici.
Bayramları dostlukları tazelemek için, kırgınlıkları, küskünlükleri
sıfırlamak için bir vesile bilmek lazım.Siyasetçiler de bunu ülke için yapmalı. 
Her bayram bir vesile ve bu fırsat bilinmeli.”
