# Bahçeli’den döviz kuru açıklaması

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/bahceliden-doviz-kuru-aciklamasi-55101h/
- Yayımlanma: 2020-08-12T15:16:12+03:00
- Yazar: Murat Ali Oral

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “Siyaseti karıştırmak isteyen çürüklerin, ekonomik
saldırılardan medet umması, Merkez Bankası’nın döviz rezervinin eridiği yalanına
bel bağlaması utanç vesikasıdır. Döviz kurunun yükselişinden sevinenler bir defa
zalimlerin oyuncağıdır.” açıklamasında bulundu. 

“Beyrut Limanı’ndaki menfur patlama son dönemlerin en ağır felaketlerinden birisi”

Bahçeli, ”Son dönemlerde Türkiye’ye direkt tesir eden iç ve dış sorun alanlarının
ivme kazandığı, bununla birlikte içerik ve istikametinde tehlikeli değişimler yaşandığı
gözlenmektedir. Üstelik küresel ve bölgesel tansiyondaki artış kaygı verici seviyededir.
Lübnan’ın başkenti Beyrut’ta yaşanan feci patlama hem söz konusu ülke siyasetini
hem de bölgesel dinamikleri olumsuz yönde etkilemiştir. 158 insanın öldüğü ve sayıları
6 bine yaklaşan insanın yaralandığı Beyrut Limanı’ndaki menfur patlama son dönemlerin
en ağır felaketlerinden birisi olmuştur. Lübnan’daki patlamanın bir sabotaj mı yoksa
bir ihmal mi olduğu yapılan araştırma ve analizlerin hitamında netleşecektir.” değerlendirmesinde
bulundu. 

“Beyrut patlaması oldukça düşündürücü ve dikkat çekici”

Bahçeli, “Bu kadar vahim bir olayla pençeleşen Lübnan’ın adeta bir yerlerden düğmeye
basılmışçasına karışması, halkın sokağa dökülüp hükümetin istifasına kadar ulaşan
zincirleme krizlere maruz kalması vaka-i adiyeden bir durum sayılamayacaktır. Lübnan’daki
her sorun Suriye’yi, İran’ı, Irak’ı, Ürdün’ü, İsrail’i, Kıbrıs’ı, Türkiye’yi ve 
hatta dünyayı etkileme kapasitesine sahiptir. Doğu Akdeniz’de yükselen gerilimlerin
ülkemiz ve uluslararası siyaset gündeminin başköşesine yerleştiği bir dönemde Beyrut
patlaması oldukça düşündürücü ve dikkat çekicidir.” düşüncesini dile getirdi. 

Bahçeli, “Türkiye’yi Libya’dan, Suriye’den, hatta Doğu Akdeniz’den tecrit etmek 
için kuyruğa giren müstevli şarlatanlığın Beyrut-Ankara bağlantısını koparmak, ülkemizi
içine hapsetmek amacıyla şiddet dolu bir eylem içinde olduğu vehim değil vaki bir
gerçektir. Bu bayatlamış kanlı oyunu merkezinde bozmak hedefiyle Lübnan’a giden 
Cumhurbaşkanı Yardımcımız ile Dışişleri Bakanımız zamanlama itibariyle çok doğru
bir hamle yapmışlardır. Türkiye Cumhuriyeti devleti; tarih, kültür ve kardeşlik 
bağlarının gereğini fırsatçıları perdeleyerek yerine getirmiştir. Fransa’nın saman
altından su yürütme kurnazlığı ise müflis bir anlayışın, mütehakkim bir arayışın
çirkin tezahürü olarak kalmaya mahkûmdur.” görüşünü savundu. 

“Yunanistan’ın Mısır’la geçersiz ve yok hükmünde bir anlaşma imzalaması ahlaksız
bir tertip”

Bahçeli, “Beyrut Limanı’ndaki patlama 4 Ağustos 2020’de gerçekleşmiştir. Bu sırada
Türkiye ile Yunanistan karşılıklı olarak mevzilenmiştir. Ele alınması gereken bir
diğer konu ise Yunanistan ile Mısır arasında Beyrut patlamasından iki gün sonra 
imzalanan sözde deniz yetki alanlarını sınırlandırma anlaşmasıdır. Mezkûr iki ülke
tarafından sınırlandırıldığı ilan edilen deniz alanın Türk kıta sahanlığı içinde
yer aldığı bariz ve berrak bir durumdur. Kaldı ki Libya’nın da deniz yetki alanlarına
tecavüz edilmektedir. Bir yanda Türkiye’yle Almanya’da müzakere masasına oturan 
Yunanistan’ın diğer yanda arasında deniz sınırı olmayan Mısır’la geçersiz ve yok
hükmünde bir anlaşma imzalaması ahlaksız bir tertiptir.” yorumunu yaptı. 

“Ayağımızın altında dolaşanın akıbeti ezilmektir”

Bahçeli, “Yunanistan düşmanca tutum sergilemektedir. Ancak Türk milletinin düşmana
ne yaptığı da bilinmektedir. Yüz yıl önce Sevr’e boyun eğip kabullenmemiz için Haziran
1920’de Anadolu’yu istila emri alan kokuşmuş Yunan anlayışının bugün tekrar küresel
emperyalizmin tetikçiliğine heves etmesi Ege ve Akdeniz’i her türlü ihtimale müsait
ve müzahir hale getirmiştir. Türk milletinin şakası yoktur. Ayağımızın altında dolaşanın
akıbeti ezilmektir. Denizde provokasyon yapanları bekleyen makus son çırpına çırpına
boğulmaktır. Kara sularımızdaki pervasızlıkların nihai sonucu batıştır, balıkların
karnıdır, denizin dibidir.” ifadesini kullandı.

Bahçeli açıklamalarından şunları kaydetti:  

Türkiye’yi Akdeniz’den çıkarmaya, Anadolu coğrafyasına kıstırmaya ve sıkıştırmaya
hiçbir ülkenin gücü yetmeyecektir. Geçmişin hesabını güncelleyip üzerimize öfkeyle
gelenlerin ya akılları başlarından gitmiş ya da sirtakiden dolayı bedenleri ve beyinleri
uyuşmuştur.

“Alemde şer bitmezse, Oğuz neslinde de er tükenmez”

Nasıl ki 780 bin km2’lik kara parçamızın tek bir taşından taviz vermiyorsak 460 
bin km2’lik mavi vatanımızın da tek bir damlasından vazgeçmemiz söz konusu olmayacaktır.
Refakatinde savaş gemilerimizin, uçak ve helikopterlerimizin bulunduğu sismik araştırma
gemimiz Oruç Reis ilhamını tarihten alarak, Akdeniz’i Türk gölüne çeviren aziz ecdadımızın
rotasından yüze yüze hakkımızı ve hukukumuzu sonuna kadar müdafaa edecektir. Navtex
alanı olarak belirlenen sularda Türk milletinin karşısına çıkmaya cesaret edenlerin
bilmesi gereken altın kural şudur: Alemde şer bitmezse, Oğuz neslinde de er tükenmez.

“Yunanistan, Lozan Antlaşması’nı çiğnemekte”

Yunanistan, Lozan Antlaşması’nı çiğnemektedir. Yürürlükteki uluslararası antlaşmalar,
bilhassa Doğu Ege Adalarının silahlandırılmasını yasaklamakta, yasal yükümlülükler
getirmektedir. Yunanistan Türkiye’nin itirazlarına rağmen uluslararası hukuk çerçevesinde
ahdi taahhütlerini ve antlaşmaları hiçe sayıp Doğu Ege Adalarının silahsızlandırılmış
statüsüne aykırı hareket etmektedir.

Yunan yönetimi Meis adasından dolayı haksız ve hayasız şekilde 40 bin km2’lik deniz
yetki alanı talep ederken, Türkiye’yi Akdeniz’de durdurmaya, Akdeniz’i Türkiye’ye
kapatmaya kalkışmaktadır.
Meis adasının Türkiye’ye uzaklığı 2 km’dir. Bu adanın 
Yunanistan ana karasına mesafesi ise 580 km’dir. Yunanistan’ın Ege’de alçakça işgal
ettiği adalardan, adacıklardan ve kayalıklardan derhal çekilmesi, adaları silah 
ve askerden arındırması, Akdeniz’deki tahriklerine son vermesi çok tehlikeli kapışma
ve kutuplaşmaların önlenmesi açısından mecburiyettir.

“Yunanistan hiç kimseye güvenip de kağıttan kaplanlık yapmamalı”

Ege’de var olan statüko yeni baştan değerlendirilmelidir. Türkiye ile Yunanistan
arasında uzun yıllardır devamedegelen deniz sınırı sorunu, hava sahası ve kıta sahanlığı
anlaşmazlıklarıyla coğrafi formasyonlardaki ihtilaflar siyaset ve diplomasinin imkânlarıyla
masaya yatırılmalıdır.
Yunanistan hiç kimseye güvenip de kağıttan kaplanlık yapmamalıdır.

Türk milleti korsan ve düşman niyetleri yeri gelirse nefesiyle, yeri gelirse kanıyla,
canıyla bertaraf edecektir. Uluslararası hukuka uygun, komşuluk ahlakına bihakkın
riayet eden anlaşma, görüşme ve mutabakatlarla kronik sorunların çözümü mümkün ve
muhtemeldir. Yunanistan derinleşen krizlerin yatışmasına, sertleşen ilişkilerin 
yumuşamasına hizmet yerine destek olursa bizatihi kendisi zarar görecektir. Türkiye’nin
kıta sahanlığına sırt dönmesi, mavi vatanından ödün vermesi, tehditlere tamam demesi
akla ziyan bir beklentidir. Marmaris’ten Bingazi’ye çekilmiş milli hattın tartışmaya
açılması, imzalanıp Birleşmiş Milletlere tescil ettirilen Münhasır Ekonomik Bölge
Muhtırasından en küçük taviz istiklalimizde kara delikler açacaktır.

“Ülkemiz bir ateş çemberi altında”
 

Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerif’in ibadete açılmasını bir türlü hazmedemeyen bu ülkenin
tarih sayfalarındaki rezil hallerini bir kez daha gözden geçirmesi ikaz ve ihtarımızdır.
Türkiye egemenlik haklarını cesaretle savunacaktır. Mısır’ın da Yunanistan ile kurduğu
sarsak ilişkiyi tekrar gözden geçirmesi samimi dileğimizdir. Ülkemiz bir ateş çemberi
altındadır. Güney Kafkasya’da Ermenistan sorunu gittikçe karmaşıklaşmaktır. Belarus’da
seçimlerin yapılmasına rağmen sokaklar hareketli, halkın bir kesimi dış tazyiklerin
de etkisiyle toplu gösteri halindedir.

Bahçeli’den Davutoğlu’na: Serok Ahmet’in Diyarbakır’da PKK üslubuyla konuşması skandal
bir örnek

Dış politikada bunlar oluyorken Türkiye’yi Lübnan’a dönüştürme gayreti, Suriye’ye
çevirme gayesi, milli birlik ve kardeşlik hukukumuzu zedeleyecek teşebbüslerde bulunma
gafleti hain bir niyet olarak karşımızdadır. Marksist literatürü ortaokulda öğrenmiş
kerameti kendinden menkul Serok Ahmet’in Diyarbakır’da PKK üslubuyla konuşması, 
sözde Kürt sorununu yeniden diline dolayıp anadilde eğitimden bahsetmesi emperyalist
tutsaklığın ulaştığı hazin düzeyi göstermesi bakımından skandal bir örnektir.

Bunun yanında Ali Babacan’ın ekonomide felaket tellallığı yapması küresel tefecilerin,
IMF’ci bir kafanın, teslimiyetçi bir zihniyetin sipariş eleştirileridir. Bunlara
inanacak, itibar edecek hiç kimse yoktur. CHP’nin çatısı altında kendilerine ikbal
arayanların zillete düşmeleri acziyettir, teslimiyettir, melanettir.

Serok’un sözde Kürt sorununa vurgu yapması, CHP’nin bölücü bir kisveye bürünüp sözde
Kürt sorunuyla ilgili rapor hazırlığı içinde olması içimizdeki devşirilmiş siyaset
artıklarını teşhir etmiştir. Terörle mücadeleye destek vermekten köşe bucak kaçınıp,
şehidi şühedayı ağızlarına almaktan imtina edip Türkiye’nin büyüme, yükselme ve 
prangalarını kırma dirayetine kara çalanlar tek kelimeyle işbirlikçidir.

Terör örgütlerine darbe vuruldukça CHP-HDP ve marjinal partiler şoka girip şuur 
kaybı yaşamaktadır. Pençe operasyonları terör örgütünün korkulu rüyasıyken bunların
da kabusudur. Siyaseti karıştırmak isteyen çürüklerin ekonomik saldırılardan medet
umması, Merkez Bankası’nın döviz rezervinin eridiği yalanına bel bağlaması utanç
vesikasıdır. Döviz kurunun yükselişinden sevinenler bir defa zalimlerin oyuncağıdır.
Bunların kalbi milletimize yabancıdır.
Türkiye tam bağımsız, milli ve üniter bir
devlettir.

Erken seçim açıklaması
 

Hakkımızı koruyamazsak milli şerefimizi de kaybedeceğimiz aleni bir hakikattir. 
Cumhur İttifakı Türkiye’nin ekonomik menfaatlerini, milli birliğini, tarihsel haklarını,
toplumsal huzurunu, iç barışını, bekasını, refah ve zenginliğini temine kararlı 
ve yeminlidir.
 

“Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem özlemleri boşuna bir talep”

Geleceğin temeli Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’yle atılmıştır. Güçlendirilmiş
Parlamenter Sistem özlemleri boşuna bir taleptir. Cumhuriyet’in yüzüncü yılına temel
sorunlarını kökten bitirmiş bir ülke olarak ulaşmak öncelikli ve önemli hedefimizdir.
Bu çerçevede erken seçim tartışmaları mahsurludur, sinsi ve sivri bir amaca matuftur.
Bilinmelidir ki, 28.Dönem Milletvekili Genel Seçimleri 2023 yılının Haziran ayında
yapılacaktır. İstiklal için birlik, istikbal için dirlik, kazanan Türkiye olacaktır.

Tarih yazan, tarih yapan büyük Türk milleti geleceğin kudret ve kuvveti mevkiine
çıkacaktır.
Türkiye düşmanlarının dümen suyuna giren siyasi odaklar hedefledikleri
iktidarı ancak rüyalarında göreceklerdir.

Türk milleti kimin vatansever kimin vatan satan, kimin milletsever kimin millete
hançer sallayan olduğunu basiretle tarif ve tefrik etmiştir. Sözümüz söz, duruşumuz
nettir, nitekim Türkiye kazanacaktır. Milliyetçi Hareket Partisi bu kutlu amaca 
ne pahasına olursa olsun onurla ve yılmayan bir mücadele azmiyle hizmet edecektir.”
