# Banka hisselerini bekleyen tehlike

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/banka-hisselerini-bekleyen-tehlike-5203h/
- Yayımlanma: 2015-02-16T16:03:00+02:00
- Yazar: Murat Ali Oral

Milliyet Gazetesi yazarı ve Merkez Bankası eski Başkanı Yaman Törüner bugünkü köşesinde
faiz tartışmaları ışığında bankaların kredi maliyetlerini köşesine taşıdı.  İşte
Törüner’in o yazısı:

2014 yılında, banka kredileri yüzde 18.8 arttı. Sektördeki Türk Lirası ve döviz 
dahil mevduat artışı ise, sadece yüzde 11.4… Sektör, topladığı mevduatın yüzde 17’
si kadar fazla kredi veriyor. Yani, sektörün kredi/mevduat oranı yüzde 117. Bankalar,
aradaki farkı, dışarıdan aldıkları döviz kredileri ile karşılıyorlar. Belli ki, 
ülkemizde yeterli tasarruf seviyesi yok.

Bankalar, topladıkları mevduattan fazla kredi verdiklerinde; geri ödenemeyen kredilerin
miktarı, sermayelerine oranla artıyor. Şirketlerin aldıkları kredileri rahatça geri
ödeyebilmeleri için, kredi maliyetinin düşmesi gerekiyor. Maliyetlerin düşmesi için
ise, yalnız faizlerin düşürülmesi yeterli değil.

Krediler üzerindeki tüm maliyetlerin azaltılması lazım. Bu maliyetlerden birisi,
Kaynak Kullanımı Destekleme Fonu (KKDF) kesintisi. Diğer birisi ise, bankaların 
Merkez Bankası’nda tuttukları kanuni karşılıklar. KKDF’nin kaldırılması ile ilgili
çalışmalar var. Merkez Bankası, faizleri indirmeden önce, Açık Piyasa İşlemleri 
ile piyasaya verdiği parayı azaltıp; azalttığı miktar kadar (hatta, biraz daha fazla)
kanuni karşılığı bankalara vermeli. Bu operasyon, hem bankaları rahatlatıcı hem 
de kredilerin geri dönmeme riskini azaltıcı bir etki yapar.

**Varlık ve sermaye büyümesi**

Banka bilançolarındaki varlıkların büyümesi, banka sermayelerinin büyümesinden fazla.
Bankalarda, kredi büyümesi yüzde 18.8 olduğu halde; sermaye kârlılıkları, sadece
yüzde 12. Sermaye kârlılığı artırılamazsa, banka kredilerinde sürekli bir yükselme
trendi de yakalanamaz. Sermaye kârlılığının artmaması, bankaların maliyetlerinin
gelirlerine oranının yükseldiğini; verdikleri faizlerle, ödedikleri faizler arasındaki
marjın azaldığını gösterir.

Bankaların sermaye kârlılıkları düşük olduğu sürece de; banka hissedarları, bankalarına
ilave sermaye koymak istemez. Yabancılar da, borsada banka hissesi almakta tereddüt
gösterirler. Banka hisseleri, borsalarda endeksleri sürükleyici rol oynar. Banka
hisselerinin değeri düştüğünde, çoğu zaman tüm borsa endeksi düşer.

Öte yandan, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun, sermaye artırma yönünde,
bankalar üzerinde bir baskısı var. Haklı olarak, bankacılık sisteminin sermaye yeterlilik
oranını arttırmak istiyorlar. Ancak, kâr etmeyeceğini bile bile, sermaye artırmak,
kolay değil; belki mümkün de değil. Bankaların yaptığı kârlar, bazılarına yüksek
geliyor; ancak, konulan sermayeye göre yapılan kârların oranı düşük. Bu da, kredi
maliyetlerini yükselten diğer bir baskı. Kısacası, kredi maliyetlerini düşürmek 
için, banka kârlarını arttırmak da gerekiyor.

Bankalar üzerindeki gereksiz baskılar, sürdürülebilir değil. Kredilerin arttırılması
istenirken, tüm diğer dengelerin bir arada düşünülmesi gerekiyor.

**Banka hisselerinin durumu**

2014’te, banka hisseleri yüzde 32 yükseldi. Bu oran, borsa endeksinin genel yükselme
seviyesinin oldukça üzerinde idi. Ancak, 2014’te, banka hisselerindeki yükselme 
oranı, son 5 yıllık ortalamanın altında kaldı. Halen, bankaların fonlama maliyetlerinin
yüksek olmasının yanında; mevduatla, krediler arasında vade uyuşmazlığı bulunması
da, bir risk unsuru.

Olması gerekenin tersine, ülkemizde kısa vadeli faizler, uzun vadeli faizlerden 
yüksek. Yeterli iç tasarruf olmaması, bankaları gittikçe artan ölçüde dış tasarruflara
yönlendiriyor. Halen, banka yükümlülüklerinin yüzde 42’si yabancı kaynaklardan sağlanmış
vaziyette.

Dengeler, bir yanlış kararla kolayca bozulabilme hassasiyeti, taşıyor.

 

---
