# Bankacılar psikolojik terörden rahatsız

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/bankacilar-psikolojik-terorden-rahatsiz-11963h/
- Yayımlanma: 2016-05-30T17:51:39+03:00
- Yazar: Murat Ali Oral

Türkiye’de banka çalışanlarının yüzde 70’inin antidepresan ilaç kullandığını söylüyor.
Sözcü gazetesinden Murat Muratoğlu, başlığında ‘Bankacılar neden çok genç?’ sorusu
yazan köşe yazısında bu sorunun cevabını arıyor. 

Murat Muratoğlu’nun bugünkü (30 Mayıs 2016) yazısı şöyle:

**Bankacılar neden çok genç?**

Bilanço makyajlarını bir kenara bırakalım, bankaların kârları düşüyor. Banka kârlarında
rakamlar çok büyük olunca insanın kafası karışıyor ama inanın bankaların büyük para
kazandığı falan yok!

Türk bankacılık sektörünün toplamda 250 milyar lirayı bulan sermayesi var. Bu kadar
para yatırılmış. Kârı ne kadar derseniz, 26 milyar lira… Bankalar yılda neredeyse
kendi verdikleri faiz kadar para kazanamıyorlar!

Sorunlu krediler çok hızlı bir biçimde artıyor. Batık kredileri her ne kadar bilanço
kalemlerinde saklamak isteseler de bu oran çoktan yüzde 6’ya ulaştı ki bu büyük 
bir tehlike…

**Psikolojik terör**

Haliyle kârları artırmak için denemedikleri yol kalmıyor. Yılın bir başında, bir
de ortasında projeksiyon hazırlanıyor. Yeni hedefler belirleniyor. Genel müdür onaylıyor.
Yardımcıları görevi müdürlere dağıtıp rapor istiyor.

Kraldan çok kralcı müdürler bir alttaki müdüre baskı uyguluyor. Nihayet sıra hedeflerden
sorumlu şube müdürleri ve çalışanlarına geliyor. Hiyerarşide yetkiyi elinde bulunduran
başlıyor psikolojik teröre…

Her şubenin onlarca hedefi var. Mevduat hedefi, kart hedefi, sigorta hedefi, vadesiz
hedefi, fatura hedefi, ziyaret hedefi, say say bitmez. Bankada çalışan da insan,
o bitiyor bir yerde…

**Sokak bankacılığı**

En basitinden, herhangi bir banka şubesine girin ve etrafınıza bakın… Çalışanların
hepsi çok genç! Düşünün bakalım acaba niye?

Sokak bankacılığı diye bir kavram geliştirdiler. Şubede oturmak yok! Koşturacaksın…
Sözüm ona müşteriye dokunacaksın. Hadi bankanın müşterisine müsaitse ziyarete gidersin,
onu anlarım. Bankacının dükkân dükkân dolaşıp; “Bir ihtiyacınız var mı?” diye sorması
da neyin nesi? Satıcı mı bu?

Banka çalışanlarının tamamı aşırı hedef baskısından şikâyetçi… Normal şartlarda 
ulaşılması çok zor hedefler. Bu hedeflerle performans sistemi kurgulanıyor.

**Sırada binlercesi var**

Olası performans düşüklüğü bankaların elinin altında kovma vesilesi bir koz olarak
her daim mevcut… Bankacıysanız işsiz kalmanız an meselesi… Nasıl olsa sırada her
yıl üniversitelerden mezun olup iş arayan binlerce genç var! Bu aynı zamanda maliyetleri
düşürmek demek!

Banka-Sigorta İşçileri Sendikası, Türkiye’de banka çalışanlarının yüzde 70’inin 
anti-depresan ilaç kullandığını söylüyor. Gerçekse, inanılmaz bir oran…

Abartılı mı geldi, yüzde 50’ye yani her iki banka çalışanından birine düşürelim…
O da felaket! Çalışanların nasıl bir ruh hali içerisinde olduklarını oradan anlayın.
