# Bankacılık sektörü için çarpıcı rapor

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/bankacilik-sektoru-icin-carpici-rapor-16284h/
- Yayımlanma: 2016-10-31T10:41:15+03:00
- Yazar: Haber Merkezi

Reklam

 [ ⌊Stablex Kare Banner⌉ ](https://track.adform.net/C/?bn=91045298;gdpr=${GDPR};gdpr_consent=${GDPR_CONSENT_50})

EY’nin Küresel Bankacılıkta Risk Yönetimi 2016 Araştırması’na göre bankalar özsermaye
karlılık oranının artırılması, maliyetlerin düşürülmesi ve iş modellerinin değiştirilmesi
gibi konularda yatırımcılardan baskı görüyor.

Banka yöneticilerinin gündemindeki en önemli üç risk alanını yeni düzenleme kurallarının
uygulanması, siber güvenlik ve risk iştahı oluştururken, bankalar risklerin yönetimi
konusunda sorumluluk paylaşımına etkin çözümler bulmaya çalışıyor

Uluslararası danışmanlık ve denetim şirketi EY, Uluslararası FinansEnstitüsü (IIF)
ile birlikte gerçekleştirdiği Küresel Bankacılıkta Risk Yönetimi 2016 Araştırması’nın
sonuçlarını açıkladı.

Bankacılık sektöründe risk yönetiminde kaydedilen ilerlemeyi mercek altına alan 
araştırmanın sonuçları bankaların küresel finansal krizden bu yana 7 yıl geçmiş 
olmasına rağmen hala risk yönetiminde 
hesap verebilirlik, finans dışı risklerin
yönetilmesi ve sürdürülebilir iş modelleri konusunda etkili ve uygulanabilir plan
arayışında olduklarını ortaya koyuyor.

Dünya genelinde 29 ülkeden 67 bankanın dâhil olduğu araştırmaya göre bankalar küresel
finansal krizin ardından üst yönetimden risk, uyumluluk ve kontrol seviyelerine 
kadar risk yönetimi yaklaşımlarını gözle görülür şekilde güçlendirdi. Ancak sektör
halen finansal vefinans dışı risk yönetiminde sorumluluğun paylaşılmasını sağlayacak
etkin çözümler bulmaya çalışıyor. Araştırmaya katılan bankalardan 23’ü 
küresel 
olarak sistemik öneme sahip 30 banka arasında yer alıyor.

Risk kavramı tüm iş süreçlerine dâhil edilmeli

Araştırma sonuçları ile ilgili değerlendirmede bulunan EY Türkiye Finansal Hizmetler
Sektör Lideri Selim Elhadef şunları söyledi:

“Bankalar risk yönetiminin iyileştirilmesi konusunda krizden bu yana ilerleme kaydetti.
Ancak düzenlemeler hala değişiyor ve sektörün finans-dışı riskler ve artan IT güvenlik
tehditleri gibi sürekli 
gelişen alanlardaki yaklaşımları henüz olgunluğa ulaşmış
değil.

Sürdürülebilir ve mevcut piyasa koşullarına göre esneklik gösterecek bir risk yönetim
modeli bulmak bankaların başarıyı yakalamasına temel oluşturacak. Bankalar farklı
cephelerden büyük baskı altında ve risk yönetiminin işlevi, ekonomik ortam ve yeni
düzenlemelere uyum sağlanması adına hızlı bir şekilde değişiyor. Araştırmamızın 
sonuçları bankaların risk kavramını tüm iş süreçlerine dâhil etmesi 
gerektiğine
ve bunun için de düzenlemeler konusunda istikrara ihtiyaç duyulduğuna işaret ediyor.”

Finans dışı riskler bankaların gündeminde üst sıralarda yer alıyor

Özellikle sistemik öneme sahip bankaların Finans dışı risklerle mücadele ettiğinin
vurgulandığı raporda geçtiğimiz 5 yıllık dönemde ceza, uzlaşma ve iyileştirme maliyetleri
dolayısıyla %51’inin en az 1 
milyar dolarlık zarar ettiği kaydediliyor. %6’sının
ise en az 20 milyar dolarlık kayıp verdiği belirtiliyor. Finansal olmayan risklerin
bu yıl banka yöneticilerinin gündeminde üst sıralara yükseldiğinin belirtildiği 
raporda özellikle kara para aklama ve yaptırımlar gibi konuların öne çıktığı görülüyor.
2015’te bankaların %52’si para aklamayı en büyük risklerinden biri olarak görürken,
bu oran 2016’da %72’ye yükseldi. Yaptırımlar ile ilgili risk algısının ise 2015’
teki %30 seviyesinden 2016’da %52’ye çıktığı gözleniyor. Öte yandan katılımcıların
yaklaşık yarısı (%48) siber güvenliğin Banka yönetimi için en önemli üç tehdit arasında
yer aldığını dile getirirken, %77’si operasyonel risklere geçtiğimiz seneye göre
daha fazla zaman ayrıldığını ifade ediyor.

Bankalar son dönemde finans dışı risklerin yönetimini iyileştirmek adına önemli 
adımlar attı. Araştırma sonuçlarına göre bankaların %57’si ürün karmaşıklığını azaltmaya
çalışırken, %67’si çalışan 
eğitimlerini geliştiriyor. %90’ı ise risk kültürünü 
ve çalışan tutumunu güçlendirmeye yönelik çalışmalar gerçekleştiriyor.

Bankalar risk yönetiminde yolun yarısında

Araştırmada bankalar tarafından risk yönetiminde küresel finansal krizden bu yana
kaydedilen ilerlemenin 15 yıllık bir sürecin yarısı olabileceğine dikkat çekiliyor.
Bununla birlikte gelirlerin artırılmasına yönelik artan yatırımcı baskısı, sistemik
öneme sahip olmayan bankalar da dâhil olmak üzere bankacılık sektörünü önümüzdeki
3 yıl için %10 ila %15 arasında değişen bir özsermaye karlılık oranı 
hedeflemeye
yöneltiyor. Bankaların mevcut özsermaye karlılık hedefleri kriz öncesi seviyelere
göre oldukça düşük olsa da, bu seviyeleri yakalamak bile kolay olmayacak. Pek çok
bankanın sermaye maliyeti özsermaye karlılığının hemen altında veya hemen üzerinde
seyrediyor. Bu da beklentileri karşılamaya çalışan bankaları, işletme modellerini
bu sürece adapte etmeye zorluyor.

Bankaların %82’si yatırımcı baskısı görüyor

Ekonomik koşullar, faiz oranlarının küresel olarak düşük seyretmesi ve zorunlu sermaye
oranının yükselmesi özsermaye karlılık oranı üzerinde olumsuz etki yaratıyor. Katılımcıların%
82’si özsermaye karlılık oranlarının artırılması için yatırımcıdan baskı geldiğini
belirtiyor %79’u ise maliyetlerin düşürülmesi için baskı görüldüğünü ifade ediyor.
Bankalar ayrıca düzenleyici kurumlardan sermayenin daha 
fazla artırılması ve risk
duyarlılığının düşürülmesine yönelik gelen öneriler konusunda endişe duyuyor. Söz
konusu önerilerin gerçekleştirilmesi kredilendirme faaliyetlerinde karlılığı daha
da olumsuz etkileyebilir. Basel III kapsamında sermaye, likidite ve kaldıraç oranlarında
yapılan değişiklikler bankaları iş modellerini yeniden gözden geçirmeye teşvik etti.
Sistemik öneme sahip bankaların %83’ü ve sistemik öneme sahip olmayan bankaları %
67’si varlık portföylerini değerlendirmeye aldıklarını belirtiyor. Katılımcıların%
48’inden fazlası bazı iş kollarından çıkış yaparken, %27’si bazı ülkelerden çekiliyor.
