# Başbakan Yıldırım EKK kararlarını açıklayacak

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/basbakan-yildirim-ekk-kararlarini-aciklayacak-17383h/
- Yayımlanma: 2016-12-04T16:29:46+03:00
- Yazar: Murat Ali Oral

Reklam

 [ ⌊Stablex Kare Banner⌉ ](https://track.adform.net/C/?bn=91045298;gdpr=${GDPR};gdpr_consent=${GDPR_CONSENT_50})

Başbakan Yardımcısı Kaynak, EKK kararlarının perşembe günü Başbakan Yıldırım tarafından
açıklanacağını söyledi.

Başbakan Yardımcısı Veysi Kaynak, Ekonomi Koordinasyon Kurulu toplantısının neticelerini,
Başbakan Binali Yıldırım’ın perşembe günü Türkiye ve dünya kamuoyuna açıklayacağını
söyledi. “Şirketlerin, yüksek faizli borçlanmasının önüne geçecek kararları göreceğiz”
diyen Kaynak, bedelli askerlik konusunun ise gündemde olmadığını belirtti. 

Kaynak, CNN Türk’te katıldığı “Hafta Sonu” programında gündeme ilişkin soruları 
yanıtladı.

Ekonomi alanında Türkiye’yi neler beklediği, dövizdeki yükseliş ve buna karşı alınması
gereken tedbirlere ilişkin soru üzerine Kaynak, ekonomideki sert dalgalanmanın ABD’deki
başkanlık seçimlerinin sürpriz bir netice vermesiyle başladığını, Donald Trump’ın
hem seçim kampanyası boyunca hem de seçimden sonra güçlü Amerikan ekonomisi, dışarıdaki
yatırımları içeri çağırma politikasının doları bütün ülkelerin parası karşısında
çok güçlendirdiğini belirtti.

Türkiye’nin bu durumdan bir miktar daha fazla etkilendiğini ifade eden Kaynak, şöyle
konuştu:

“Bunun birinci sebebi, bizim aslında 15 Temmuz’dan sonra Bakanlar Kurulunda değerlendirdiğimiz
bir hadiseydi. Bu FETÖ, darbe girişimini milletimizin kararlılığıyla ve cesaretiyle
başaramadı. Bunun bitmeyeceğini biz öngörüyorduk. Çeşitli yeni varyasyonlarla ülkemize
zarar vermeye devam edecekti. İkincisi, Avrupa Birliği’nin maalesef uzun yıllardan
beri takip ettiği politikadan vazgeçip daha ırkçı daha radikal bir yöne doğru kayması.
Üçüncüsü geçen sene 24 Kasım’da Rusya ile yaşadığımız uçak krizinden sonra turizmde
meydana gelen gerilemeler. Buna şunu da ilave etmemiz lazım, gerek DHKP/C’nin, gerek
PKK’nın gerekse DEAŞ’ın şehirlerde masum insanlara ve turizme yönelik sabotajlarının
da önemli bir miktar payı var.”

Kaynak, benzer bir sürecin 2008-2009 dünya global finansal krizinde de yaşandığını
hatırlatarak, o dönemde çok önemli, günlük hayata dokunan önlemlerin alındığını 
ve Türkiye’nin süreci dünyada en iyi atlatan ülke olduğunu vurguladı.

**‘Kararlar alındı ama hemen açıklanmadı’**

Kaynak, Ekonomi Koordinasyon Kurulu toplantısına da değinerek, “Ekonomi Koordinasyon
Kurulunun neticelerini perşembe günü Sayın Başbakanımız Türkiye ve dünya kamuoyuna
açıklayacak. Kararlar alındı ama bu kararlar hemen açıklanmadı. Neden? Mali ve Hazine
bürokrasisinin teknik düzenlemeler gerektiren, sermaye piyasalarının, BDDK’nın bir
kısım konuları var. Onlar dün ve bugün çalışıldı.” dedi.

Şirketlerin, yüksek faizli borçlanmasının önüne geçecek kararların açıklamada görüleceğini
aktaran Kaynak, “Bu önemli. Dolardaki yükseliş elbetteki önemlidir ama faizdeki 
yükseliş şirketlerimizi çok çabuk etkiliyor. Bu kurulun temel niyeti şuydu; 2000
yılındaki gibi, onun sonu 2001 krizine gitmişti, şirketlerin etkilenmesi, bu etkinin
bankacılık sistemini etkilemesi ve Türkiye’nin maalesef bir finansal kaosa gitmesi.
Hep beraber göreceğiz insanımızın günlük hayatına dokunan, şirketlerimizi finansal
anlamda ve bankalarımızı rahatlatacak bir tedbirler paketini Başbakanımız açıklayacak.”
değerlendirmesinde bulundu.

Bu kararların kısa vadede uygulanacağını vurgulayan Kaynak, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bir kısmı cuma günü, bir kısmı 1 Ocak’tan itibaren uygulanacak. İş gücü piyasalarında
da istihdamı arttıracak çalışmalar var. Herkesin merak ettiği bir husus daha var;
Avrupa’da ‘Türkiye ile müzakereleri donduralım’ tavsiye kararından sonra bizim için
iki önemli hadise var. Bir tanesi Gümrük Birliği ne olacak? Biri de Türkiye’de 3
milyon mülteci var. Bunlarla ilgili geri kabul birebir anlaşması ve mali yardım 
paketi var. Bunlar ne olacak?

Gümrük Birliği ile ilgili Ekonomi Bakanımız, Gümrük ve Ticaret Bakanımız, Avrupa
Birliği Bakanımız, bilgiler verdiler bu kurulda. Zannediyorum dün Ekonomi Bakanımız
Nihat Zeybekçi İsviçre’de Gümrük Birliği ile ilgili gerek Avrupa tarafındaki gerekse
Türkiye tarafındaki bakış, bunun her iki tarafın da yararında olduğu, devam etmesi
gerektiği ancak revize edilecek alanların tespit edilerek revize edilmesi gerektiğini
belirtti. Yani ne Gümrük Birliği’nden çıkmayı konuştuk o gün biz, ne de Avrupa bunu
konuşuyor. Bunun revize edilecek alanları var.”

**‘AB, 1.2 milyar euroluk yardımı hesabından çıkardı’**

Veysi Kaynak, Avrupa’dan ve Birleşmiş Milletler’den mülteciler için Türkiye’ye yapılan
yardım tutarına ilişkin, şu bilgileri verdi:

“7 Kasım’da bakanlığıma bağlı kuruluşların bütçelerini sunduğumda verdiğim rakam
bütün dünyadan 512 milyon dolardı. Ama bugün bu rakamın sadece Avrupa Birliği bakımından
600 milyon avro ilave edildiğini göreceğiz. Sebebi şu; Birebir anlaşması karşılığında
Avrupa Birliği 2015-2016 yılları için mültecilere 3 milyar avro mali yardımda bulunacaktı.
Ucu açıktı, bir o kadar da daha sonra ilave edilebilecekti. Bunun müzakere süreci
çok uzun sürüyor. Şimdi teknik bir ayrıntı ama Avrupa Birliği 1 milyar 200 milyon
avrodan fazla parayı, hesabından çıkardı. Önce sektörler belirlendi. Eğitim, sağlık,
belediyelerin altyapısı, Göç İdaresi, Sahil Güvenlik gibi bir kısım kuruluşların
güçlendirilmesi…Bu sektörler belirlendikten sonra Avrupa Birliği ile bir sözleşme
altına alınıyor.

Geldiğimiz nokta itibarıyla 1 milyar 200 milyon avronun nasıl harcanacağının müzakeresi
başlıyor. Avrupa Birliği istiyor ki bunu, kendi STK’ları eliyle yapsın. Biz de istiyoruz
ki biz bu işte deneyimli bir devletiz. Diyelim ki eğitim sektöründe bizim okul ihtiyacımız
var, biz okul yaptıralım. Biz 20 milyon poliklinik muayene, 800 binden fazla cerrahi
müdahale yapmışız, Türkiye’de 177 bin çocuk doğmuş. Bunlar hastanelerimizi kullanmışlar,
doktorlarımız hizmet etmişler. Biz hastane yapalım istiyoruz. Avrupa Birliği ile
sürecin tıkandığı noktalardan biri bu. Biz karşı çıkıyoruz. Biz diyoruz ki; Türkiye
çadır devleti değil. Türkiye bu işleri çok başarılı yapan, dünyanın en iyi sağlık
sistemini kuran, en iyi hastanelerini, okullarını yapan bir ülke.”

**‘Suriyelilerin yarıdan fazlası kalmak istiyor’**

Türkiye’de 2 milyon 750 bin Suriyeli, 100 binden fazla Iraklı, 9 bin Yezidi, 50 
binden fazla Gürcü, Filistin, Libyalı ve Mısırlı olmak üzere toplam 3 milyonu aşan
mülteci olduğunu ifade eden Kaynak, resmi olmayan rakamlara göre de bu sayının 300
kişi daha fazla olduğunun tahmin edildiğini söyledi.

Kaynak, Türkiye’ye gelen mültecilerin entegrasyonuna ilişkin bir soru üzerine ise
şunları anlattı:

“9 bin çocuktan bahsediyoruz. Bunların bir kısmı Türkiye’de doğmuş, okul öncesi 
eğitim çağına gelmiş. Türkiye’ye gelmiş 5 yaşında, şimdi ilköğretim çağında. Türkiye’ye
geldiğinde 10 yaşında, lise çağında şimdi. Biz bunlara bir umut, bir ufuk, bir vizyon
vermezsek, gelecek umudu aşılamazsak, bunlar gerçekten ya DEAŞ terör örgütüne yazılırlar
ya Hizbullah terör örgütüne yazılırlar ya El-Kaide’ci olurlar, ya El-Nusra’cı olurlar.
Bu çok büyük bir tehlike. O nedenle eğitime büyük önem veriyoruz. Bunların tamamı
bu senenin ikinci yarısından itibaren eğitim kapsamına alınacak. Tamamına iyi meslekler
öğreteceğiz. Aksi taktirde Türkiye’de kalsalar da dert, Suriye’de her şey düzelse
Suriye’ye gitseler de dert.”

Kaynak, yaptırdığı gayri resmi araştırmalara göre, Türkiye’ye gelen insanların yarısından
fazlasının burada kalmak isteyeceğinin tespit edildiğini, bunun da normal karşılanması
gerektiğini dile getirdi.

Türkiye’nin daha gelişmiş bir ülke olduğunu vurgulayan Kaynak, şöyle devam etti:

“Kendi ülkelerinde her şey normal olsa bile Türkiye daha gelişmiş bir ülke. Sağlık
sisteminden daha iyi yararlanma, imkanları daha iyi olduğu için bunu normal karşılamamız
lazım. Bunları yük olarak da görmememiz lazım. Bunları eğitebilirsek, meslek edindirebilirsek,
ekonomimize de önemli katkı vereceklerdir diye düşünüyorum. Almanya’nın, Sayın Merkel’in
ısrarla mülteci istemesinin altında bu yatıyor. Merkel istiyor, diğer siyasi aktörler
istemiyorlar. Avrupa’daki en fazla mülteci sayısı Almanya’da. Yanlış bilmiyorsam
600 binden fazla. Yüzde yarım büyüyen Almanya’nın büyümesi yüzde 1,5’a çıkmış. Fakat
Almanya bir şey yapıyor. Biz diyoruz ki bu bir insanlık dramıdır, kimsenin boyuna,
posuna bakmayız. Tahsiline, güzelliğine, yakışıklılığına bakmayız. Ama Almanya diyor
ki, ‘Ben seçer alırım’. ‘Tahsillisini alırım, sağlamını alırım, boylusunu, poslusunu
alırım.’ Ben böyle karikatürize ediyorum. Almanya ile farklı politikamız burada.
Biz insansa tamam, bu kadar.”

**‘Suriye’den önemli işadamları da geldi’**

Kaynak, Türkiye’ye gelen Suriyelilerin ülkenin büyümesine katkısı olup olmadığına
ilişkin soru üzerine de Türkiye’de sadece fakir, bakıma muhtaç sığınmacıların bulunmadığını,
önemli Suriyeli işadamlarının da sermayeleriyle yurda geldiğini bildirdi.

Başbakan Yardımcısı Kaynak, sadece Gaziantep’te 796 Suriyeli şirketin bulunduğunu,
23 ilde Türkiye-Suriye İş Adamları Derneğinin olduğunu ifade ederek, konuşmasına
şöyle devam etti:

“Bildiğiniz gibi iki önemli tedbir alındı. Bir tanesi perşembe günkü açıklamada 
belki onu da görebiliriz. Turkuaz Kart, yani çalışma izni, arkası oturma izni, arkasından
vatandaşlığa giden bir süreç yaşanacak. Bu bir süreç olarak yani herkes otomatik
olarak vatandaş olmayacak elbette ki. Türkiye’de 50 bin yüksek tahsilli Suriyeli
var. Mühendisi, hukukçusu, doktoru, eczacısı var. Her alanda var. 10 bine yakın 
doktora yapmış Suriyeli var bu 50 bin içinde. İş adamları var. Bir yabancı iş gücü
kanunu çıkardık. Öncelikle buradan başlayacağız ama Türkiye’ye belli bir oranda 
sermaye getiren, Türkiye’de belli bir rakamda gayrimenkul yatırımı yapan ve Türkiye’nin
ihtiyaç duyduğu sektörlerde hizmet verebilecek olan alanlardan… Bunun öncelikle 
Türkiye’nin milli güvenliğine zarar vermeyecek, Türkiye’nin milli güvenliği açısından
risk oluşturmayacak şahıslardan olması gerekiyor. Bunlar gelişte önce sınırda Türkiye’ye
iltica etmek istediklerinde iç ve dış güvenlik birimimiz tarafından denetime tabi
tutuluyorlar. Sonra biyometrik kayıtları yapılıyor, sonra bekleme salonuna alınıyorlar,
sonra da gidecekleri yere gidiyorlar.”

**‘Çok az kayıt dışı var’**

Başbakan Yardımcısı Kaynak, kayıt dışında olan insanlara yönelik bir endişelerinin
olup olmadığı yönündeki soruyu yanıtlarken de Türkiye’nin ciddi bir devlet olduğunu
söyledi.

Türkiye’de kayıt dışında çok az sığınmacı bulunduğunu, bu kişilerin de sınırdan 
kontrolsüz geçenler olduğunu belirten Kaynak, Fırat Kalkanı Harekatından sonra kayıt
dışı ya da kayıt içi geçişin gerçekleşmediğini vurguladı.

Operasyonun bu amaçla yapıldığını dile getiren Kaynak, “Fırat Kalkanı Operasyonu
ile yaklaşık 1820 kilometrelik bir alan DEAŞ teröründen ve PYD teröründen temizlendi.
Cerablus da çok büyük oranda. Geçen hafta pazar günü temizlendi diyebildiğimiz El
Rai’de yani bizim tabirimizle Çobanbey’de bir bombalı araç patlatıldı. Aslında bu
tür intihar ve fedai saldırıları olabilir.” diye konuştu.

Kaynak, haber alınamayan Türk askerleri ile ilgili yeni bir bilgi olup olmadığı 
yönündeki soru üzerine de bununla ilgili yeni bir bilgisinin olmadığını söyledi.

Her operasyonun bir kısım risklerinin olduğunu, bu riskler göze alınarak büyük fotoğrafa
bakılacağını kaydeden Kaynak, Türkiye’nin Fırat Kalkanı Operasyonuna başlama nedenini
şöyle açıkladı:

“Gaziantep’e kadar gelen 14 yaşındaki bir çocuğa canlı bomba yeleği giydirilerek
patlatılması üzere 56 tane insanımız Kurban Bayramı’ndan önce maalesef öldüler. 
Bunun da 29’u çocuktu. Türkiye güvenli bölge ısrarını kendisi harekete geçirerek
yerine getirdi. Sevinerek ve övünerek söylüyoruz, Fırat Kalkanı Operasyonu bu manada
Türkiye için büyük bir başarı hikayesi olmuştur. O tarihten bugüne Türkiye’ye Fırat
Kalkanı Operasyonuyla temizlenen sahadan bir tane terör ve terörist geçişi olmamıştır.
Amaç buydu. 1820 kilometrekarelik bir alan var. Bu alan içerisinde maalesef evsiz
172 bin insan var. Bu çok büyük bir sayı. Hatay sınırının bitişiğinde. Bunların 
70 bini uluslararası çadır kamplarda yaşıyorlar ama 100 bini zeytinlik bölge dediğimiz
bir ağaç altında, bir bezin, çaputun gölgesinde yaşıyorlar. Biz şimdi ısrar ediyoruz,
yardım yapma taahhüdünde bulunan ya da yardım yapmayı düşünen ülkelere, hayır kuruluşlarına
ki Arap dünyasında bu var. ‘Gelin bu alanda kendi ülkelerinde bunlara köy kuralım.’
Bizim samimi isteğimiz bu. Bu insanlar orada.”

Bu durumda olan ve Türkiye’ye yerleşen insanların buralara gidip gitmeyeceği yönündeki
soru üzerine Kaynak, “En azından çifte vatandaşlık tercih edebilirler, her şey düzelirse
uzun vadede.” diye konuştu.

Görev alanına ilişkin bilgiler veren Kaynak, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı(
TİKA) ile 150 ülkede insani kalkınma programları yaptıklarını, AFAD’ın da nerede
yurt içi ya da yurt dışında bir insani dram ve doğal afetler varsa orada olduğunu
vurguladı.

Vakıfların da kendi sorumluluğunda bulunduğunu, bu kapsamda Yeni Cami, Sultan Ahmet
Cami ve Erzurum Çifte Minareli Medrese’de restorasyon çalışmalarının yapıldığını
dile getiren Kaynak, “373 yaşındaki Yeni Cami diye bildiğimiz İstanbul’un sembolü
Eminönü’ndeki Valide Turhan Sultan Cami 373 yaşında ilk defa kapsamlı bir restorasyon
yapılıyor. Mısır Çarşısı’na orijinaline uygun, tekniğine uygun çok muhteşem restorasyon
yaptık, bitiriyoruz.” dedi.

**‘Bedelli askerliğin gündeme gelmesi mümkün değil’**

Veysi Kaynak, Türkiye’de çadır ve konteyner kent olarak 22 kampın bulunduğunu, Kahramanmaraş,
Osmaniye ve Adana’da çadırları konteynerlere dönüştürdüklerini, bunların iki katlı,
ısı ve ses yalıtımı olan bir tür prefabrik yapılar olduğunu dile getirdi.

Kadınların zorluk çekmemesi için her bağımsız ünitenin içinde çamaşır makinesi, 
mutfak tezgahı, set üstü elektrikli pişirici bulunduğunu söyleyen Kaynak, “Kahramanmaraş’ta
25 bin kapasiteli oluştu. Benim memleketimde çadır boşaltıldı oraya taşındı.18 Aralık
Dünya Göç Günü’nde Kahramanmaraş’ta Sayın Başbakanımız hem onun açılışını, hem Kahramanmaraş
Havalimanı Terminal Binası temel atma törenini icra edecek. Osmaniye’de Bayır Bucak
Türkmenleri çadırlarda kalıyorlardı, gezdim çok durumları iyi değildi. Osmaniye’de
aynı gün açılacak 20 bin kapasiteli. Adana Sarıçam’da çadırı konteynere dönüştürüyoruz.
Bunların uydu alıcıları, sıcak suları var. Adana’da bunun yanında 50 dönüm sera 
yapıyoruz. Çok şey yapıyoruz.”

Başbakan Yardımcısı Kaynak, “Bedelli askerlik var mı? “sorusunu ise “Bu soruyu iki
oğlum ve damadım da soruyor ama Türkiye’nin yurt içinde, yurt dışında çok önemli
terörle mücadele operasyonları yaparken bedelli askerliğin gündeme gelmesi bile 
mümkün değil. asla mümkün değil.” diye yanıtladı.
