# Bazı ülkeler Gülen’in okullarını neden kapatmıyor

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/bazi-ulkeler-gulenin-okullarini-neden-kapatmiyor-13844h/
- Yayımlanma: 2016-08-04T14:13:29+03:00
- Yazar: Murat Ali Oral

Azerbaycan, Somali Federal Cumhuriyeti ve Ürdün’ün de aralarında bulunduğu bazı 
ülkeler Türk okulları olarak bilinen bu eğitim kurumlarını kapatma taleplerine olumlu
yanıt verirken, Kırgızistan, Endonezya, Njierya ve Kenya ise okulları kapatmayı 
reddetti.

Bu ülkeler Türkiye’nin çağrısını ‘içişlerine karışmak’ olarak değerlendirip tepki
gösterdi ve ‘eğitimin siyasete alet edilmemesini’ savundu.

Gülen Cemaati’nin 170 ülkede yaklaşık 3 bin eğitim kurumu olduğu tahmin ediliyor.

Bu okulların çoğu Orta Asya’da ve Kafkasya’da Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla
1990ların başında kurulurken, Afrika’daki okulların çoğu da 1990ların ortası ve 
sonuna doğru açılmaya başlandı.

Okulların bulunduğu ülkelerdeki gözlemciler, verilen eğitimin ülke ortalamasının
üzerinde olduğunu ve genellikle de ülkenin ileri gelen ailelerinin çocuklarının 
bu eğitim kurumlarına gittiğini söylüyor.

Dolayısıyla bu kurumların kapatılmasıyla özellikle gelişmekte olan ülkelerde eğitim
alanında boşluk olacağını savunanlar da var.

Bu ülkelerden biri Türkiye’nin çağrısına sert tepki gösteren Kırgızistan. Kırgız
Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamayla önce bu talep reddedildi.

Daha sonra, Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun “FETÖ Kırgızistan’da darbe
yapabilir” iddiasını da Kırgızistan Cumhurbaşkanı Almazbek Atambayev “absürt” olarak
niteledi.

**‘Kırgızistan’ın en gözde eğitim kurumları’**

Kırgız siyaset bilimci ve uluslararası ilişkiler uzmanı İskender Ormon Uulu, ‘darbe
iddiasına’ ilişkin açıklamaların ülkede ‘gülünç karşılandığını’ söylüyor:

“Kırgızistan darbeler konusunda tecrübesiz bir toplum değil, bunun gerçeklerle bağdaşmadığını
en sıradan insan bile görebiliyor. Burada ‘Türkiye devleti ciddiyetini mi kaybediyor’
sorusu soruluyor.”

BBC Türkçe’ye konuşan Uulu’ya göre Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla birçok kurum
gibi eğitimde de aksaklıklar yaşandı, “bu okullar da Kırgızistan’ın en gözde eğitim
kurumları” olarak öne çıktı.

Bu okullarda okuyan öğrencilerin uluslararası platformlarda Kırgızistan’a başarı
getirdiğini ifade eden Uulu devletin böyle bir adım atmayacağı görüşünde:

“Bu okulları kapatmak, devlet bazında bakınca çok mantıklı değil, devlet çıkarıyla
uyuşmayan bir durum. Çünkü bunların kapanması için devletin bir alternatif koyması
lazım. Oralardan mezun olanlar Türk toplumunu, Türkiye’yi seviyor, ileride Türkiye’de
okumak istiyor. Türkiye’nin yumuşak gücüydü, ne yazık ki siyasete alet edilip kapanması
talebi var.”

Kırgızistan, Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra Rusya’nın gölgesinden ayrılmayan
ülkelerden.

Uulu, halkın gündemi ve uluslararası ilişkileri özellikle Rusça yayın yapan medya
aracılığıyla Moskova’nın gözünden takip ettiğini söylüyor.

Rusya ile Türkiye arasında Suriye’de düşürülen uçak kriziyle bağlantılı olarak çıkan
kriz Kırgız kamuoyuna da yansımış. Uulu, bunun da ‘Türkiye karşıtı’ algının güçlenmesine
neden olduğu görüşünde.

**‘Eğitim hakkı siyasi sorun yüzünden tehlikeye atılamaz’**

Türkiye’deki darbe girişiminin arkasında hükümetin Gülen Cemaati olduğu açıklamaları
Kırgızlarda karşılık bulmamış.

Uulu toplumdaki algıya dair şu yorumu yapıyor:

“Bu ülkede 25 senedir Gülen grubunun yaptığı faaliyetler var. Onlara yönelik algının
180 derece tersine dönmesi kolay değil. Delillerin zayıf olması, hem de bunların
aşırı politik gerilimde söylenmiş olması toplum nezdinde, aydınlar nezdinde, siyasetçiler
nezdinde inandırıcı bulunmuyor.”

Kırgızistan’da ağırlık bu yönde olsa da Uulu, “Daha ziyade Orta Doğu’ya yönelmiş,
kendi yaşam değerlerini din üzerinden belirleyen, Müslümanların lideri konumunda
gözüken Erdoğan’ın imajına inanmış bazı kesimlerin de gözü kapalı (Erdoğan’ı) desteklediğini
görüyoruz” diyor.

Türk hükümetinin Fethullah Gülen okullarının kapanması çağrısına karşı çıkan bir
diğer ülke de Endonezya.

Hükümet, resmi internet sitesinden yaptığı duyuruda okulların kapatılmayacağını 
ve faaliyetlerine devam edeceklerini açıkladı.

Endonezya’da eğitim alanında uzmanlaşan UNESCO büyükelçisi Dr. Arief Rachman da 
bu kararı destekliyor:

“Öğrencilerin eğitim hakkı var. Siyasi bir sorun yüzünden eğitim hakları tehlikeye
atılamaz. Bana göre iyi eğitim alan herkes dünya genelinde kabul görmeli.”

**Somali kapattı, Somaliland kapatmadı**

Türkiye’nin çağrısına olumlu yanıt veren ülkelerden biri ise Somali.

Ülkedeki Cemaat okullarının kapatılması kararı alan hükümet “Kardeş ülke Türkiye’nin
talebini değerlendiren bakanlar kurulu okulların ve hastanelerin de aralarında olduğu
Nil Akademi’nin sunduğu hizmetlerin durdurulması kararı aldı” açıklaması yaptı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Somali’ye 2011’de gitmiş ve ülkeyi Afrikali liderler dışında
son 20 yılda ziyaret eden ilk lider olmuştu.

Erdoğan ülkede ayrıca alt yapı çalışmaları, hastane, cami ve okul inşaatlarının 
da öncülüğünü yaptı.

Bu girişim ve ziyaret, Somali ile Türkiye arasındaki ilişkileri sağlamlaştırdı.

BBC Somali Servisi’nden Abdi Bidhaan Dahir geliştirilen ilişkiler ve yapılan yatırımlar
sonrasında, Mogadişu’nun hükümetten ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan gelecek talebi 
reddetmesinin mümkün olmadığını söylüyor.

Mogadişu yönetiminin aksine hiçbir ülke tarafından tanınmayan Somaliland ise Gülen
cemaatine yakın Nil Akademi’ye bağlı okulları kapatmama kararı aldı.

Somaliland Dışişleri Bakanı Saad Ali Shire, önce okulların yasadışı faaliyet yürüttüklerine
dair kanıtların mahkemeye sunulması gerektiğini ifade etti.

BBC Somali Servisi’nden Dahir’e göre bunun sebebi Türk siyasetçilerin Mogadişu’ya
yaptıkları yatırımı Somaliland’e yapmıyor olması:

“Somaliland zaten tanınan bir ülke değil. Dolayısıyla Türkiye’den bir kuruluşun 
gelip oraya yatırım yapması mühimdi.”

Afrika ülkeleri arasında Somali’nin aksine Gülen okullarının Ömeriye Vakfı’na bağlı
olduğu Kenya da okulları kapatmayı şimdilik reddediyor.

**‘Bazı ülkelerde büyükelçiliklerden önce okullar açıldı’**

Fethullah Gülen Hareketi’nin okullarının büyük bir kısmı başta Afrika, Orta Asya
ve Kafkasya’da olmak üzere 1990lı yıllarda kuruldu.

Okulların açılmasını, Türkiye’den iş dünyasının ticari faaliyetleri izledi ve kimi
zaman da, diplomatik temsilciliklerden önce Türkiye’den o ülkelere Fethullah Gülen
okulları gitti.

Emekli Büyükelçi Ünal Çeviköz, okulların açılması ve iş insanlarının o ülkelere 
yatırım yapmasının Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonraki döneme rastladığına
dikkat çekiyor:

“Türkiye’nin dışarıya açılımında geleneksel olarak izlediği yöntem, önce bir ülkede
büyükelçilik açıp, sonra büyükelçilik üzerinden ilişkilerin genişletilmesi ve bir
takım sosyal, sivil toplum kuruluşlarının oraya gitmesiydi. Bu trend bir şekilde
geri döndü ve önce iş çevreleri ile bir bakıma ticari faaliyet olarak da görmek 
gereken okulların gittiği ülke sayısı arttı.”

“O ülkelerin birçoğu da Türkiye’nin büyükelçilikleri olmadığı ülkelerdi. Büyükelçilikler
sonra açıldı. Türkiye, devlet olarak o ülkelere bunlardan sonra gitti. Ve bunun 
sonucunda, büyükelçilik açılması için kolaylaştırıcı rol oynamaya başladılar. Zira
o ülkelerdeki siyasi elitleri tanıyorlardı.”

Bu okulların bulunduğu bazı Afrika ve Orta Asya ülkelerinde konuştuğumuz kaynaklar,
okullarda okuyan öğrencilerin büyük bir çoğunluğunun ‘toplumun elit ve maddi olarak
daha avantajlı’ kesimlerinden geldiğini söylüyor.

Öğrenciler arasında, liderlerin, yönetim kadrolarının ve iş dünyasında yer edinen
isimlerin çocukları da var.

**‘Yeni elit yetiştiriyorlar’**

‘Orta Asya’da İslam Misyonerleri – Fethullah Gülen Okulları’ adlı kitabıyla Cemaat
okullarını inceleyen siyaset bilimi uzmanı ve Fransa’da Sciences-Po’da araştırma
görevlisi Bayram Balcı, “Bu okullar 25 yıldır bu ülkelerin yeni elit kesimini yetiştiriyor.
Özellikle Orta Asya, Kafkasya ve Afrika’da kaliteli eğitim veriyorlar ve 25 yıldır
yasal faaliyet yürüten okulları kapatmak zor” diyor.

Fethullah Gülen okulları bulundukları ülkelerde kimi gözlemcilere göre, kültürel,
sosyal ve yardım faaliyetleriyle Türkiye’nin ‘yumuşak gücünü’ temsil ediyordu.

Fethullah Gülen Hareketi’ne bağlı okullar, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AKP) 
iktidara geldiği 2002 yılından itibaren de etkinliğini arttırdı. Bu okulların katılımıyla
2000li yılların başında Uluslararası Türkçe Olimpiyatları düzenlenmeye başlandı.

Bu olimpiyatlar Türkiye’de hükümetle Gülen grubu arasında patlayan krize kadar en
üst düzeyde himaye de gördü.

Bayram Balcı, bu süreci şöyle anlatıyor:

“AKP başa gelmeden önce Türk büyükelçiler Kemalist olsa da pragmatik bir tutum vardı.
Türkiye’nin oralardaki etkisi için, yumuşak gücü için önemli olduğundan destek vardı.”

“AKP başa geldikten sonra bu destek daha önemli oldu çünkü birincisi onlarla AKP
arasında o kadar fark yoktu. İkincisi de, Türkiye devletinin gücünün yetmediği bazı
ülkelerde Cemaat okulları, şirketleri vardı. Bunu en çok Afrika’da gördük.”

**‘Cemaat’in her ülkeye ayrı örgütlenmesi var’**

Peki bundan sonra ne olacak? Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu’nun Kırgızistan’a yaptığı“
FETÖ darbe yapabilir” uyarısını bu ülkeler ciddiye almalı mı?

Bayram Balcı, özellikle Orta Asya ve Kafkasya’da yaptığı incelemelere atıfta bulunup“
Bence bu mümkün değil. Cemaat’in Türkiye’deki gücü başka, o ülkelerdeki gücü başka”
diyor.

Cemaatin Türkiye ve diğer ülkelerde iktidarla ilişkisine dair de Balcı şu yorumu
yapıyor:

“Cemaat’in her ülkeye özgü ayrı bir örgütlenmesi var. Türkiye’deki başka dışarıdaki
başka. Türkiye’deki güçlerini en çok Erdoğan hükümetinin desteğinden aldılar.”

“Emniyette, yargıda, poliste yapılanma olmasa, Türkiye’deki iktidar olmasa yapamazlardı.
Bu avantaj başka ülkelerde onlara verilmedi ki, o yüzden böyle bir risk yoktur.”

Bayram Balcı’ya göre Gülen Cemaati, darbe girişiminden sonraki süreçte Türkiye’deki
gücünü kaybedecek ama “Dışarıdaki itibarını biraz daha muhafaza edebilir.”

Balcı, Kazakistan, Kırgızistan gibi Orta Asya ülkelerinde Cemaat okullarının finansmanını
sağlayan şirketlerin artık Türkiye’den bir şey beklemediğini ama ülke içindeki yapılanmalarıyla
kendi finansmanlarını sağlayabilecek konuma geldiklerini söylüyor. (kaynak:BBC)
