# BDDK’dan geri adım

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/bddkdan-geri-adim-523h/
- Yayımlanma: 2013-12-07T18:48:00+02:00
- Yazar: Haber Merkezi

The Wall Street Journal’ın haberine göre, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun
ağustos ayında verdiği bir görüş ile 2001 krizinden bu yana taviz vermediği bir 
alanda ilk defa geri adım attı ve banka yöneticilerinin kendi şirketlerine kredi
kullandırabilmesinin önünü açtı. Sözkonusu karar ile üst düzey banka yetkililerinin
yüzde 25’ten daha fazla hisseye sahip oldukları firmalara borç vermesini yorumlayan
BDDK, ortaklığın “dolaylı” olması durumunda bu sınırın aşılmasında bir sorun olmadığını
belirtti. Kararın temelinde, işadamı Abdullah Tivnikli’nin dolaylı olarak yüzde 
30’dan fazla paya sahip olduğu Dicle Enerji Yatırım’ın kazandığı 387 milyon dolarlık
bir özelleştirme var. İhaleyi kazanan şirketin finansmanında, Tivnikli’nin yönetim
kurulu başkan yardımcısı olduğu Kuveyt Türk de yer aldı.

Dicle Elektrik Dağıtım’ın özelleştirmesi için verilen kredi, eski BDDK ve Hazine
yetkilileri ile bağımsız denetmenlerin ifade ettiğine göre mevzuatın ruhuna aykırı.
Kanun, doğrudan ya da dolaylı ortaklık arasında fark gözetmemekte. Uzmanlara göre
BDDK’nın yaptığı yorum, bütün banka yöneticilerinin dolaylı pay sahibi oldukları
şirketlere kredi kullandırmalarına imkan sağlayabilir. 24 Temmuz tarihindeki Dicle
Elektirk Dağıtım devir teslim töreni.

Diyarbakır, Şanlıurfa, Siirt, Mardin, Batman ve Şırnak illerinin dağıtımını yapan
Dicle Elektrik Dağıtım, 24 Temmuz’da yapılan bir törenle Tivnikli’nin dolaylı ortak
olduğu Dicle Elektrik Yatırım’a devredildi. Dicle Elektrik Yatırım’ın altında Doğu
Hattı, İş Kaya ve Kök Makine şirketleri bulunuyor. Tivnikli’nin bu şirketlerden 
Doğu Hattı ve Kök Makine’de ortaklıkları bulunuyor. Böylece Tivnikli, Dicle Elektrik
Dağıtım’da yüzde 30’da fazla hisseye sahip konuma geliyor.

Bankalar; Yönetim kurulu üyelerine, genel müdüre, genel müdür yardımcılarına ve 
kredi açmaya yetkili mensuplarına; bunların eş ve velâyet altındaki çocuklarına;
tek başlarına ya da birlikte sermayesinin yüzde yirmibeş veya fazlasına sahip oldukları
ortaklıklara, her ne şekilde olursa olsun nakdi ve gayrinakdi kredi veremez. Bu 
görüşü savunanlar arasında, 2001 krizinde Hazine Müsteşar Yardımcısı olan ve kamu
bankalarının yeniden yapılandırmasında görev alan Hakan Özyıldız da var. Özyıldız,“
Ben hukuki değil, iktisadi bir değerlendirme yapabilirim. Doğrudan ya da dolaylı
olmasının bence bir önemi yok” değerlendirmesinde bulundu.

Bankacılık Kanunu’nun 50’inci maddesi, banka yöneticilerine, yüzde 25’den fazla 
ortak oldukları şirketlere kredi verilmesini “her ne şekilde olursa olsun” ifadesiyle
yasaklıyor. Özyıldız, Bankacılık Kanunu’nun bu maddesinin amacını şöyle açıklıyor:“
2001 krizi öncesinde de bu tür krediler kullandırıldı ve kanun koyucu aynı şeylerin
tekrar etmemesi için bu kredilere yasak getirdi.” Son 10 yılda bankacılık, ortalama
yüzde 5 büyüyen 786 milyar dolarlık Türkiye ekonomisinin en sağlam sektörlerinden
biriydi. Bankalar bugün de ulusal ve uluslararası kuruluşlar tarafından Türkiye’nin
en güvenilir kurumları arasında gösteriliyor. Piyasa analistleri, istisnai bir takım
uygulamalar olabileceğini, ancak sektörün genelinde regülasyonların esnetildiğine
ilişkin bir gözlemlerinin olmadığını söyledi. Burgan Yatırım Menkul Değerler Analisti
Nergis Kasabalı, “2001 krizi öncesi gibi bir dönemde değiliz. Türk bankacılık sektörü
oldukça sağlam ve sağlıklı durumda” dedi.

2001 öncesinde, bankaların kendi grup şirketlerine ve yöneticilerine kredi kullandırması
sıkça uygulanan bir yöntemdi. Yaşanan krizde bankacılık sistemi çökmüş, ekonomi 
yüzde 5,7 daralmış, 80 bankanın neredeyse yarısı kapatılmış, IMF’den 20 milyar dolar
kredi alınmış ve finansal sistemi iyileştirmek için 47 milyar dolar harcanmıştı.
Bu miktar, Türkiye’nin o zamanki ekonomik büyüklüğünün dörtte birine denk geliyordu.
Kriz sonrasında IMF’nin çizdiği program ile bankacılık denetimleri Ankara tarafından
uygulanmış, bu da Türkiye’nin finansal kurumlarının iyileştirilmesine yardımcı olmuştu.
Hatta 2008’de başlayan küresel krizi hasarsız atlatan sektör, ilerleyen yıllarda
da rekor kar rakamları açıkladı. Fakat eski bürokratlar, BDDK’nın Kuveyt Türk’ün
kredisine ilişkin görüşünün, 10 yılda elde edilen kazanımlardan ödün verilebileceğine
ilişkin bir sinyal olduğunu söylediler.

The Wall Street Journal Türkiye, 26 Temmuz’da Dicle Elektrik Dağıtım’ın özelleştirmesini
kazanan şirkete Kuveyt Türk’ün de dahil olduğu dört banka tarafından borç verilmesinin
kanuna aykırı olduğunu söyleyen uzman görüşlerine yer verdi. Tivnikli’nin dolaylı
ortağı olduğu Eksim Yatırım Holding ile yöneticisi olduğu Kuveyt Türk haberin ardından,
6 Ağustos’ta kredinin Bankacılık Kanuna’na aykırı olup olmadığına ilişkin BDDK’nın
görüşüne başvurdu. 19 Ağustos’ta başvuruyu değerlendiren BDDK, Tivnikli’nin ihaleyi
kazanan şirkette “dolaylı” ortak olması nedeniyle, kredinin kanuna aykırı olmadığını
bildirdi. Kuveyt Türk ve Tivnikli’nin ortak olduğu şirketler, The Wall Street Journal’a
yaptıkları açıklamalarda BDDK’nın da görüşleri doğrultusunda kredinin kanuna aykırı
olmadığını belirtti. BDDK Basın Sözcüsü Osman Uzun da alınan borcun mevzuata uygun
olduğunu söylerken, görüş ile ilgili detaylı bilgi vermeyi ve yaratabileceği etkiler
hakkında yorumda bulunmayı reddetti. Fakat eski bürokratlar ve bağımsız denetleyiciler,
BDDK’yla aynı düşüncede değil. 1994-1997 yıllarında SPK Başkanı olarak görev yapan
ve daha sonra Garanti Bankası’nda üst düzey pozisyonlarda bulunan Ali İhsan Karacan,“
2001 krizine kadar da neredeyse tüm krediler kanunlara uygundu. Ancak borç verme
limitlerine getirilen çıta o kadar düşüktü ki herkes çıtayı aşabiliyordu. Bankalar
yalnızca kanunlarla uyumlu olmamalı aynı zamanda kredi verirken etik kurallara da
uymalı” diye konuştu.
