# BES’ten çıkanlar toplu parayı tercih ediyor

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/besten-cikanlar-toplu-parayi-tercih-ediyor-20406h/
- Yayımlanma: 2017-03-01T06:18:10+03:00
- Yazar: Murat Ali Oral

Reklam

 [ ⌊Stablex Kare Banner⌉ ](https://track.adform.net/C/?bn=91045298;gdpr=${GDPR};gdpr_consent=${GDPR_CONSENT_50})

Türkiye’de fiilen 2004’te başlayan ama özellikle 2013’te devreye giren yüzde 25’
lik devlet katkısıyla ivme kazanan bireysel emeklilik sisteminden (BES), emeklilik
hakkı kazananlar da artıyor. BES’ten emekli olmak için 10 yıl sistemde kalmak ve
56 yaşını doldurmak gerekiyor. Bu kapsamda bakıldığında EGM verilerine göre 17 Şubat
itibariyle BES’ten emekli olanların sayısı yaklaşık 47 bin kişiye ulaştı. Ancak 
bu sayı, gönüllü BES’te 6,7 milyondan fazla kişi olduğu düşünüldüğünde gerçekte 
daha yüksek. Birçok kişi sistemden çıkmadan ödemeyi sürdürüyor. Bu yolu tercih edenlerin
oranı yüzde 40-50 arasında.

Emeklilik hakkını kullananlar ise bugün için daha çok “toplu para” alarak BES’ten
çıkmayı tercih ediyor. Bu yönetimi tercih edenlerin oranı da yüzde 85-95 arasında
değişiyor. Emeklilik hakkını kazanan diğer kişiler ise “planlı geri ödeme” ve “gelir
sigortası” seçeneklerini tercih ediyor.

**Gelir sigortası beklemede**

Planlı geri ödemede biriken paranın katılımcı tarafından belli periyodlarla (aylık,
6 aylık gibi) alınmasını içeriyor. Gelir sigortası ise “sigortalı veya bildirdiği
lehdar”ına genelde ömür boyu ve aylık olarak maaş gibi ödemeleri düzenleyen sözleşmeyi
ifade ediyor. Sigorta şirketleri aynı zamanda bu tür maaşlara, üzerinde anlaşılacak
periyod (örneğin yıllık) ve kriterle (TÜFE gibi) zam yapmayı da taahhüt ediyor. 
Zaman içinde BES’in ana unsurlarından birinin bu olması öngörülüyor. Ancak sektör
bu işin henüz başında. Çünkü BES şirketlerinin gelir sigortasına uygun ürünler geliştirmesi
ve satışa sunması gerekiyor. 

Bu konuda gereken mevzuatın Hazine’ce oluşturulduğu, ancak BES şirketlerinin henüz
gelir sigortası ürünü çıkarmadığını belirten Anadolu Hayat Emeklilik Genel Müdürü
Uğur Erkan, şu bilgileri verdi:

**Yüzde 5 ek devlet katkısı**

“Bu tür ürünler için çalışmalar sürüyor. Örneğin mortalite tabloları inceleniyor.
Risklerle ilgili hesaplamalar devam ediyor. Hazırlanacak ürünlerle ilgili daha sonra
Hazine ile de görüşmeler yapılacak. Önümüzdeki dönemde bu tür ürünler çıkacak. Ayrıca
bildiğiniz gibi sektörün bu aralar temel önceliği ‘otomatik katılım.’ Sektör enerjisini
daha çok bu alana harcıyor. Sistemin doğru işlemesi için yoğun bir çaba var.” Ayrıca
otomatik katılım kapsamında, emeklilik hakkı sonrası birikimini en az 10 yıllık 
gelir sigortası sözleşmesiyle almayı tercih eden çalışanlara birikimin yüzde 5’i
karşılığı ek devlet katkısı verileceğini hatırlatan Erkan, bunun da gelir sigortasını
daha cazip hale getireceğini düşünüyor.
 

**YÜZDE 50’SİNİN BİRİKİMİ 50 BİN LİRANIN ALTINDA**

Allianz Yaşam ve Emeklilik Genel Müdürü Taylan Türkölmez, emeklilik hakkını elde
eden katılımcıların yaklaşık yüzde 50’sinin ortalama birikiminin 50 bin lira olduğunu
hatırlatarak şu noktaya dikkat çekti: “Bu birikim tutarının taksitlendirilmesi sonucu
elde edilecek gelirin tutar olarak düşük kalması nedeni ile çoğunluk birikimlerini
toplu olarak almayı tercih etmektedir.” Türkölmez, bu nedenle makul seviyede bir
gelir elde edebilmek için 20 ila 30 yıl arasında bir birikim ve yatırım süresi gerektiğini
vurguladı. Bu tür bir birikime ulaşıldığında; gelir planlarına ve gelir sigortasına
olan talep de artacak.
 

**PRİM ÜRETİMDEN ACENTELER YÜKSELİŞTE!**

Sigorta sektöründe geçen yıl üretilen toplam 40,5 milyar liralık prim üretiminin
yüzde 61,1’i acenteler eliyle sağlandı. Bu oran 2015’te yüzde 59’du.

TSB verilerine göre acentelerin hayat dışı branştaki payı yüzde 66,1’den yüzde 68,9’
a çıkarken, hayat branşında yüzde 7,5’ten yüzde 5,5’e indi.

Prim üretiminde ikinci sırada bankalar var. Bankaların payı genelde yüzde 22,3’ten
yüzde 21,8, hayat dışında yüzde 14,3’ten yüzde 13,2’ye düşerken, hayat branşında
yüzde 79,9’dan yüzde 82,9’a yükseldi.

2016 yılında ayrıca genel prim üretiminde brokerlerin payı yüzde 10,7, şirket merkezlerinin
payı yüzde 5,3 oldu. Bu oranla 2015’te sırasıyla yüzde 11,2 ve yüzde 6,2 idi.  (
Dünya / Serhat Aligil)
