# Biden görüşmesi sonrası Erdoğan’dan ilk açıklama

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/biden-gorusmesi-sonrasi-erdogandan-ilk-aciklama-65447h/
- Yayımlanma: 2021-06-14T21:16:23+03:00
- Yazar: Selim Soydan

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ABD Başkanı Joe Biden ile yaptığı görüşmenin
ardından düzenlenen basın toplantısında, “Son derece yararlı ve samimi bir görüşmeydi”
ifadesini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ” Küresel ekonomik ve güvenlik mimarisinde köklü değişimlerin
yaşandığı dönemden geçiyoruz. Bölgesel aktörlerin etkisi ve ağırlığı günden güne
artıyor. Son 1,5 yıldır koronavirüs salgını bu değişimi hızlandırmıştır. Ekonomiden,
ticarete, toplumsal hareketlerden, kamu güvenliğine kadar salgının artçı sarsıntılarına
şahit oluyoruz. Salgınla beraber İslam karşıtlığı ve ırkçı akımların dünyanın çeşitli
yerlerinde yaygınlaştığını görüyoruz” dedi.

Erdoğan, “Sorun çözme mekanizmaları işlerliklerini kaybediyor. Salgınla beraber 
ekonomileri kötüleşen az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelere yönelik yardımların
şarta bağlanması adalete, hakkaniyete bağlı olan inancı aşındırıyor. Dünyanın içinde
bulunduğu manzara bize NATO’nun da üzerine inşa edildiği ittifak, dayanışma ruhunun
önemini göstermiştir” şeklinde konuştu.

Erdoğan, “NATO’nun hem belirleyiciliği ve sorumlulukları artmıştır. Üye devletler
kurucu ilkelere sahip çıkmalı, ittifakı güçlendirmelidir. NATO’nun sağladığı güvenlik
şemsiyesinde ittifak her yerde aktif rol üstlenmelidir. Dönem sorumluluktan kaçma
değil elini taşın altına koyma dönemidir. Zirve vesilesi ile özellikle ABD Başkanı
Joe Biden’la az evvel bir araya geldik. İttifakın önümüzdeki 10 yıl haritasını teşkil
edecek 2030’a ilişkin önemli kararlar alındığı zirvemizi tamamladık” dedi.

Erdoğan, “NATO’nun güvenliğine yönelik tehdit, meydan okumalar hakkında görüş alışverişinde
bulunduk. NATO’yu askeri bakımdan muhkem hale getirirken siyasi bakımdan tahkim 
edilecek kararlar aldık. Stratejik konseptin günümüz şartlarla güncelleme sürecini
başlatan kararlar aldık” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasına şöyle devam etti:

Terörle mücadele başta olmak üzere Türkiye’nin öncelik, hassasiyet ve haklı beklentilerini
müttefiklerimizin dikkatine sunduk. Ancak burada üzülerek bir hususun altını çizmek
istiyorum. Terör meselesinde örgütler arasında ayrım yapan, iyi terörist, kötü terörist
sınıflamasına giden çarpık düşünce ne yazık ki kendini koruyor. Bunun terör örgütlerine
cesaret vereceği açıktır. DEAŞ tehdidinin yeni isimler **altında** varlığını sürdürmesi,
terörle mücadele rehavet ve çifte standardın yeri olmadığını göstermiştir.

Türkiye DEAŞ’a karşı mücadele etmiş, Suriye’den sökülüp atılmasını sağlamış tek 
NATO müttefiğidir. İdlib’de tesis ettiğimiz güven atmosferi ile yeni bir insani 
trajedinin ve büyük göç dalgasının önüne geçtik. Son günlerde İdlib’e yönelik rejim
ve PKK/YPG saldırılarının yoğunlaşması bu bölgeyi tekrar kaosa sürüklemeyi amaçlamaktadır.
Geçen Cumartesi YPG/PKK terör örgütü Şifa hastanesini hedef alıp insanları katletmiştir.
Bu örgütün kanlı yüzünü göstermeye kafidir.

Zirve hitabımız ve ikili görüşmelerimizde PYD/PKK’ya verilen desteğin sonlandırılması
gerektiğini açıkça dile getirdik. Suriye’nin bir terörist yetiştirme kampına dönüşmesinin
önüne geçmeye çalıştık. 9 bine kadar yabancı terörist savaşçı yakalayıp, ülkelerine
geri gönderdik. 100 bini aşkın terör şüphelisine ülkemize giriş yasağı koyduk. Yakalayıp
kaynak ülkelere teslim ettiğimiz teröristlerin ellerini kollarını sallayarak serbestçe
dolaşabilmesi, hatta kimi ülkelerde terör eylemi yapabilmesi büyük zaafiyettir.

Türkiye yabancı terörist savaşçıların engellenmesine yönelik çabalarında tek başına
bırakılmıştır. Ülkemiz Suriye mahreçli düzensiz göç yükünü yalnız başına omuzlamak
durumunda kalmıştır. Türkiye’ye verilen taahhütlerin çoğu yerine getirilmemiştir.

Meşru hükümetin daveti üzerine sağladığımız hem Libya’nın uzun süre iç savaşa sürüklenmesi
engelledi hem siyasi sürecin önünü açtı. Dağlık Karabağ’da 30 yıllık gecikme ile
olsa adalet tecelli etti, bölgede umutlar yeniden yeşerdi. Yeni bir dönemin kapıları
aralandı. Ülkemizin sınırları dışında yürüttüğü müttefiklerimizin güvenliğine katkı
sunan operasyonlara ittifak tarafından güçlü destek verilmesi tercihten öte zorunluluktur.

Müttefiklerimiz sığ hesapları bir yana bırakıp Türkiye ile tam dayanışma sergilemelidir.
ABD Başkanı Joe Biden’la az evvel bir araya geldik. Gündemimizde yer alan konularla
ilgili kapsamlı görüş alışverişinde bulunduk. Görüş ayrılığı yaşadığımız meseleleri,
ortak çıkarları yapıcı bir yaklaşımla ele aldık.

Yapacağımız ortak çalışmaları sayın Biden ve ekibiyle görüştük. Türkiye DEAŞ’la 
mücadeleye destek vermenin yanında NATO’nun sınırının, müşterek çıkarların savunucusu
olmuştur. Salgın sonrası ortaya çıkacak yeni fırsatları dikkate alarak aramızdaki
ekonomik potansiyeli değerlendirdik.

İki müttefike ve stratejik ortağa yakışır şekilde doğrudan diyalog kanallarını etkin
kullanma hususunda mutabık kaldık. İkili işbirliği, bölgesel istişare mekanizmalarının
yeniden canlandırılması gerektiğinin altını çizdik. Neticede son derece yararlı 
ve samimi bir görüşme oldu.

Sayın Biden’la önümüzdeki dönemde bu hedefler doğrultusunda işbirliğimizi arttıracağız.
Türkiye-ABD ilişkilerinde çözülemeyecek hiçbir mesele olmadığını tam tersine zengin
bir görünüm sergilediğini düşünüyorum. Türkiye ile ABD’nin bundan sonra da aynı 
hassasiyetle çalışmalarını yürüteceğine inanıyorum.

Zirve marjında bir diğer görüşmeyi Birleşik Krallık Başbakanı sayın Boris Johnson’la
yaptık. Dost, müttefik ve stratejik ortak olarak ikili işbirliğini sürdürme irademizi
karşılıklı olarak vurguladık.

Video konferansla sıklıkla konuştuğum Şansölye Merkel ile yüz yüze görüştüm. Sayın
Micotakis’le görüşmemizde yeniden canlandırdığımız diyalog mekanizmalarının sürdürülmesini
kararlaştırdık. Pozitif gündemi destekleyecek adımların atılması hususunda fikir
birliğine vardık. Hatta görüşmelerimizi ikili yapalım, daha da ilerisi görüşmelerimizi
özel hattan yapmak suretiyle araya birilerini sokmanın anlamı yok kararına vardık.

İspanya, Hollanda, Fransa Başbakanı ile biraraya geldik. Litvan ve Leton mevkidaşlarımla
görüşmelerim oldu. 24 Haziran’daki zirve öncesinde Türkiye-AB ilişkileri konusunda
görüş alışverişinde bulundum. Dün ayrıca Macaristan Başbakanı ile verimli ikili 
bir görüşme yaptık.”
