# Bir deterjanla aynı TV kuşağında Canva ve Gemini reklamı!

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/bir-deterjanla-ayni-tv-kusaginda-canva-ve-gemini-reklami/
- Yayımlanma: 2026-05-24T19:50:49+03:00
- Yazar: Özcan ALTUNKAYA

Televizyonda iki reklam dikkatimi çekti.
Biri Canva, diğeri Google Gemini.Mesajları
neredeyse aynıydı:“Hayal ettiğini üret.”“İstediğin görseli oluştur.”“Bir tıkla yarat.”
İlginç olan sadece bu değildi. Her iki markanın da ekran yüzü, son dönemin popüler
komedyenleri. Yani dünyanın en ileri teknolojilerinden biri, artık toplumun alışık
olduğu reklam diliyle konuşuyor.İşte kritik eşik tam da burada başlıyor.Çünkü televizyon
hâlâ en kitlesel mecra. Bir deterjan, gazlı içecek ya da GSM operatörü nasıl reklam
veriyorsa; artık yapay zekâ araçları da aynı dili kullanıyor. Dünyanın en büyük 
teknolojik devrimi, kitlelere bir tüketim ürünü gibi pazarlanıyor.

Ama burada daha büyük bir çelişki var.
Yıllardır bize “televizyon öldü” denildi.
Gençlerin TV izlemediği, dijitalin bütün mecraları yuttuğu anlatıldı.Peki o zaman
neden dünyanın en dijital şirketleri, en yeni teknolojilerini hâlâ televizyon reklamlarıyla
tanıtıyor?Çünkü mesele artık reyting değil.Televizyon hâlâ toplumsal meşruiyet üreten
mecra.TV’ye reklam vermek; “Ben artık yalnızca teknoloji meraklılarının değil, toplumun
tamamının markasıyım” demektir.Yapay zekâ şirketleri artık yazılımcıları hedeflemiyor.
Anneleri, öğrencileri, emeklileri, esnafı ve gündelik hayatın tamamını hedefliyor.
Aslında izlediğimiz şey, yapay zekânın teknoloji olmaktan çıkıp kitlesel tüketim
ürününe dönüşmesinin ilanı.

Fakat burada ciddi bir sorun var.
İnsanlık enerji krizini, iklim değişikliğini, 
su kıtlığını, gıda güvenliğini ve kentleşme baskısını konuşuyor.Ama yapay zekânın
vitrindeki yüzü sürekli aynı:“Daha güzel görsel üret.”“Daha iyi Instagram postu 
yap.”“Daha havalı içerik oluştur.”Milyarlarca dolarlık araştırmaların sonucu, çoğu
zaman dijital tüketim vaadiyle sunuluyor.Çünkü toplumsal fayda üreten yapay zekâ;
kamu politikası, uzun vadeli yatırım ve ciddi mühendislik ister.Tüketim odaklı yapay
zekâ ise daha hızlı satılır.İnsana “yaratıcılık hissi” verir. Sosyal medyada yayılır.
Abonelik ekonomisi üretir.

Belki de asıl soru şu:
Yapay zekâ insanlığın ortak sorunlarını çözmek için mi geliştiriliyor,
yoksa insanları ekran başında tutacak yeni bir tüketim düzeni kurmak için mi?Televizyondaki
bu reklamlar, ikinci ihtimalin giderek güçlendiğini düşündürüyor.Ama işin ironik
tarafı burada bitmiyor.Türkiye’de iletişim sektörü tarihinin en zor dönemlerinden
birini yaşıyor.TV dizileri yeterli reklam bulamadığı için yayın aralıkları açılıyor.
Prime time kuşakları özetlerin özetiyle dolduruluyor.Gazeteler reklam alamadığı 
için tek tek kapanıyor.Haftalık dergiler neredeyse yok oldu.Google algoritma değişiklikleri
nedeniyle trafik kaybeden haber siteleri ayakta kalma mücadelesi verirken, şimdi
bir de yapay zekâ destekli arama sonuçlarıyla karşı karşıyalar. Kullanıcı artık 
siteye gitmeden cevabı alıyor. Trafik düşüyor. Reklam düşüyor. Ekosistem daralıyor.
Buna rağmen Türkiye’de reklam bütçelerinin önemli kısmı algoritmalara akıyor.

Peki yeterli karşılık alınıyor mu?
Emin değilim.Çünkü iletişim yalnızca erişim değildir.
Bir kültür-sanat dergisini bayiden satın alan okurun gördüğü reklam ile algoritmanın
rastgele önüne attığı reklam aynı etkiyi yaratmaz.Biri bilinçli tercihtir.Diğeri
akışta kaybolan görüntüdür.Konvansiyonel medya çok hızlı terk edildi.Oysa bu büyük
bir ekosistemdi.Her mecranın ayrı kitlesi, ayrı etkisi, ayrı güven ilişkisi vardı.
Ve belki de bugün kendimize şu soruyu sormalıyız:Dünyanın en değerli teknoloji şirketlerinden
biri, üstelik dünyanın en büyük reklam platformlarından birine sahipken, neden televizyona
çıkıp bir deterjan markası gibi reklam veriyor?Belki de cevabı çok basit:Çünkü bazı
mecralar ölmedi.Sadece biz onları erken gömdük.Bir düşünelim hanımefendiler, beyefendiler
