# Bireysel emeklilik sigortası caiz değil, haram

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/bireysel-emeklilik-sigortasi-caiz-degil-haram-15811h/
- Yayımlanma: 2016-10-16T16:19:49+03:00
- Yazar: Haber Merkezi

Reklam

 [ ⌊Stablex Kare Banner⌉ ](https://track.adform.net/C/?bn=91045298;gdpr=${GDPR};gdpr_consent=${GDPR_CONSENT_50})

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve çevresi tarafından görüşleri dikkate alınan Yeni
Şafak yazarı Prof. Hayrettin Karaman,geçtiğimiz aylarda zorunlu hale getirilen “
Bireysek Emeklilik Sistemi” ile ilgili olarak “Bireysel emeklilik ve hayat sigortası
islâmî kurallara göre caiz olamaz. Buraya yapılan yatırımların nemalandırılması 
İslamî kurallara bağlı olmadığı gibi yatırımı yapanların elde edecekleri kazanç 
da -yaptıkları akit fıkıh kurallarına uymadığı için- helal değildir”  görüşünü savundu.

Hayrettin Karaman’ın “Bireysel emeklilik” başlığıyla yayımlanan (16 Ekim 2016) yazısı
şöyle:

Katılım bankaları, bireysel emeklilik ve benzerlerini yapamadığı zamanda aşağıdaki
yazıyı yazmıştım:

Bireysel emeklilik ve hayat sigortası yoğun bir reklam konusu olmakta ve giderek
yaygınlaşmaktadır. Helal haram konusunda hassas olan Müslümanlar çeşitli yollardan
bu sisteme girmenin caiz olup olmadığını soruyorlar. Hükmü açıklamadan önce bu işi
yapan şirketlerin açıklamalarına dayanarak kısaca ne olduğunu ortaya koymak gerekiyor:

İlgililerin açıklamalarından anlaşıldığına göre “Bireysel emeklilik sistemi (BES),
kişilerin aktif çalışma hayatları boyunca yapacakları birikimlerin değerlendirilmesine
dayanarak emeklilik günlerinde yaşam standartlarını sürdürebilecekleri ek bir gelir/
kaynak yaratmaya yöneliktir. Risk teminatı içermez. BES’te hayat sigortalarından
farklı olarak katılımcının yatırım yapılacak fonları seçme ve şirket değiştirme 
hakkı bulunmaktadır. Birikimli hayat sigortaları ile bireysel emeklilik sözleşmeleri
karşılaştırıldığında her ikisinin de diğerine göre avantajları ve dezavantajları
olabileceğinden, karşılaştırma fert bazında uzmanlar tarafından yapılmalıdır. BES
ve hayat sigortaları farklı amaçlara hizmet etmektedir: Hayat sigortaları vefat 
ve benzeri olası bir riskin gerçekleşmesi durumunda sigortalının bakmakla yükümlü
olduğu kişilere maddi kaynak yaratmak amacını taşır. Birikimli hayat sigortaları
ise risklere karşı sağladıkları güvencenin yanı sıra uzun vadeli yatırım aracıdır.
Minimum prim ödeme süresi 10 yıldır ve süre sonundaki ödemeyi almak için yaş zorunluluğu
yoktur. Hayat sigortalarında yatırımların değerlendirilmesi şirket tarafından yapılır.”

Bu açıklamanın bizim için önemli olan noktalarını maddeler halinde tahlil edelim:

1. Bu sistem devlete ait değildir, ticaret yaparak para kazanmak isteyen özel şirketlere
aittir.

2. Sisteme dahil olanların verdikleri paralar artık şirketin malı olmakta ve şirket
bu paraları istediği gibi (helal haram gözetmeden) kullanmakta, para kazanmak için
hukukun izin verdiği, para getiren -faiz dahil- her aracı kullanmaktadır. (BES de
yatırım fonunu seçme hakkı bulunmakla beraber Türkiye’de helal-haram farkı gözeten
yatırım fonu yoktur-Bu yazı yazıldığında yok idi-).

3. Mal ve değerlerin hasara uğraması halinde zararın karşılanmasını amaçlayan sigorta
çeşitlerinden farklıdır; bu sistemde belli bir riskin (kaza, hastalık, yangın vb.)
gerçekleşmesi şartı yoktur. Belli bir süre para ödeme mecburiyeti vardır, bu ödemeyi
yapanlara şirket maaş bağlamakta; yani onlardan aldıkları ile bundan kazandıklarının
bir kısmını geri ödemektedir. Bu sistemde ödenen ile geri alınan arasındaki nisbet
belli değildir; daha az ve daha çok olması mümkündür. Ancak sisteme dahil olanların
beklentilerinin, “verdiklerinden daha fazlasını geri almak” olduğu açıktır. Böyle
olmasaydı parasını başka yerlerde ve şekillerde biriktirir, elinin altında tutar
ve istediği gibi tasarruf ederdi.

4. Sisteme girenler, herhangi bir ticari enstrümana para yatırır gibi buraya da 
yatırım yapmakta; yani kâr etme amacı gütmektedirler. İslam’a göre meşru yatırımın
şartları ve -bu şartlara göre olabilecek- şekilleri bellidir. BES’ne girenler ne
şirkete ortak oluyorlar, ne bir taşınır veya taşınmaz malı alıp satıyor veya kiraya
veriyorlar ne de ortak bir mal veya hizmet üretimi için yatırım yapıyorlar. Yaptıkları
bir hükmi şahsa para verip, belli bir süreden sonra -beklenti ve niyet olarak- daha
fazlasını geri almaktan ibarettir.

Bu durum karşısında bireysel emeklilik ve hayat sigortası islâmî kurallara göre 
caiz olamaz. Buraya yapılan yatırımların nemalandırılması İslamî kurallara bağlı
olmadığı gibi yatırımı yapanların elde edecekleri kazanç da -yaptıkları akit fıkıh
kurallarına uymadığı için- helal değildir.

İnsanların bir gün aç açık kalma korkularının bulunduğu her zaman ve zeminde bu 
korkuyu kullanan tüccarlar çıkacak, bu korku yüzünden tedbirler aramak tabii olacaktır.
Doğru ve adil olanı, her insanın -vaktiyle bir sosyal güvenlik sistemine dahil olması
şartı aranmadan- açlık, açıklık, hastalık gibi temel ihtiyaçlarına karşı devletin/
toplumun güvencesi altında bulunmasıdır. Bu güvence ticarete alet edilmemeli, sivil
dayanışma sistemleriyle ve/veya devletin kurumlarıyla gerçekleşmelidir.

İslam’da, din farkı gözetmeksizin bütün ülke vatandaşlarının ekonomik güvenliği “
akrabaya nafaka (muhtaç olduğunda bakma yükümlülüğü), zekat, çeşitli karşılıksız
yardımlar, vakıflar, imaretler… ve en sonunda devletin maaş bağlaması yoluyla temin
edilmiştir. Bu sistemin işlediği yerde kimsenin gelecek kaygısı olmaz, bu olmayınca
da -halen muhtaç olduğu- parasını, gelecek kaygısıyla, açgözlü ve fırsatçı tüccarlara
kaptırmaz.

Peki bu sistemin işlemediği yerlerde insanlar ne yapsınlar?
Gerçi zaruretler yasakları
geçici olarak kaldırır ama yine de çare -zarurete sığınarak çözümsüzlüğü sürdürmek
yerine- sistemi işletmenin yollarını açmaya çalışmaktır.
