# Borsa’da 8 aylık getiri yüzde 50’ye yaklaştı

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/borsada-8-aylik-getiri-yuzde-50ye-yaklasti-25803h/
- Yayımlanma: 2017-08-03T11:27:35+03:00
- Yazar: Haber Merkezi

BIST 100 endeksi Aralık 2016’da başladığı yükseliş trendini temmuz ayında da devam
ettirdi ve yükselişini üst üstte 8’inci aya taşıdı. Böylece endeks Temmuz 2007’den
bu yana ilk defa 8 ay üst üste yükseliş kaydederken bu dönemde yüzde 45,3 değer 
kazandı.      
         Yıl başından bu yana gösterdiği performansla aralarında 
Almanya, ABD, İngiltere, Japonya’nın da bulunduğu dünyanın başlıca borsalarını geride
bırakan BIST 100 endeksi, temmuz ayında da getiri bazında liderliği bırakmadı. Temmuz
ayını yüzde 7,06 yükselişe tamamlayan BIST 100 endeksini yüzde 2,54 artışla ABD’de
Dow Jones endeksi, yüzde 0,81 ile İngiltere’de FTSE 100 endeksi takip etti. Almaya’da
DAX endeksi ile Japonya’da Nikkei endeksi ise temmuz ayını değer kaybıyla tamamladı.
Ocak- temmuz dönemi itibarıyla bakıldığında BIST 100 endeksinin hem başlıca dünya
borsalarından hem de gelişmekte olan ülke borsaları endekslerinden yüksek bir performans
sergilediği görüldü. Bu yıl 2016 kapanışına göre yüzde 37,6 değer kazanan BIST 100
endeksini, yüzde 10,76 artış ile Dow Jones endeksi, yüzde 5,55 değer kazancı ile
DAX endeksi, yüzde 4,55 yükseliş ile Nikkei endeksi, yüzde 3,21 artışla ile de FTSE
100 endeksi izledi. Gelişmekte olan ülke borsalarına ilişkin gösterge niteliğindeki
MSCI EM endeksi ise yüzde 23 getiri sağladı.      

**Endeks geçmişte de benzer performanslar gösterdi      **
               BIST 100
endeksinin tarihsel sürecine bakıldığında geçmişte de benzer performansları gösterdiği
görüldü. En son Aralık 2006  ile Temmuz 2007 arasındaki 8 ayı üst üste de değer 
kazanarak tamamlayan BIST 100 endeksi bu dönemde yüzde 38,3 artış kaydetmişti. Ayrıca
BIST 100 endeksi Ağustos 1996 ile Mart 1997 arasındaki 8 ayı, Mayıs 1997 ile Ocak
1998 arasındaki 9 ayıda üst üste değer kazanarak tamamlamıştı.               Meksa
Yatırım Araştırma Müdürü Eren Can Ümüt, AA muhabirine yaptığı açıklamada, BIST 100
endeksinin 8 aydır yükselişine devam ettiğini belirterek, yıl başından bu yana yükselişin
yüzde 37 seviyesini aştığını kaydetti.               Ümüt, MSCI gelişmekte olan 
piyasalar (EM) endeksinin yüzde 23 yükseliş kaydettiğini, sırf bu oranlara baktığımızda
bile pozitif ayrışmanın olduğunu belirterek şunları kaydetti:             “Gelişmekte
olan ülkelere fon akışı yıl başından bu yana devam ediyor. Özellikle yüksek getiri
arayışı içerisindeki fonlar daha yüksek faiz veren ülkeleri tercih ediyorlar. Bu
durumdan haliyle yurt içi piyasalar pozitif yönde etkileniyor. Tabii küresel ölçekte
risk alma iştahı da bir hayli yüksek. Bu sayede riskli varlık statüsünde bulunan
hisse senedi endeksleri rağbet görüyor. ABD’de S&P 500 endeksi yılbaşından bu yana
yüzde 11’e yakın oranda artış kaydetmesine paralel olarak hemen her hafta yeni rekor
seviyelerinin test edildiğini görüyoruz.”               Sene başında ABD Merkez 
Bakasının (Fed) 3 faiz artırımı tahmini piyasaları strese soktuğunu fakat Fed’in
sözlü yönlendirme politikasını oldukça iyi kullanarak belirsizliği ortadan kaldırdığını
vurgulayan Ümüt, Fed’in faiz artırımına duyarsız bir piyasanın bulunduğunu kaydetti.
Ümüt, ABD’de enflasyonun henüz istenilen düzeyde olmadığını, Fed’in faiz artırımı
konusunda aceleci davranmayacağı ve radikal hamlelerden kaçınacağı beklentilerinin
de mevcut fiyatlamalarda oldukça etkili olduğunu ifade etti.               ABD Başkanı
Donald Trump’ın “Obamacare” olarak bilinen sağlık reformunu iptal edememesinin genişleyici
maliye politikaları vaatlerini yerine getiremeyeceği algısını güçlendirdiğini söylen
Ümüt, “Her ne kadar Trump sayesinde daha hızlı büyüyen ABD ekonomisi beklentileri
hisse senedi piyasalarını bir dönem olumlu etkilese de vaatlerin gerçekleşmemesi
daha hızlı büyüme ve daha hızlı enflasyona verilecek cevap açısından Fed’in ve bu
bağlamda piyasanın elini güçlendiriyor.” dedi.               Ümüt, Türkiye piyasaları
açısından 2016’nın birçok olumsuzluğun yaşandığı bir yıl olduğuna dikkati çekerek,
negatif ayrışan ve aşırı satılan BIST 100 endeksinin benzerlerine göre aradaki farkı
kapatma çabası içerisinde olduğunu söyledi.      **               “Bir miktar kar
satışları görülebilir”            Yurt içi kaynaklı haber akışı ile güçlü bir toparlanma
görmediklerini bildiren Ümüt, mevcut görünümün daha çok yurt dışında risk alma iştahındaki
artış ile yurt içi piyasaların benzerlerine göre aradaki farkı kapatma isteğinin
tetiklemesi şeklinde yorumlanabileceğini kaydetti.             Ümüt, teknik olarak
108.600 seviyeleri ile yeni rekorları test eden BIST 100 endeksinde bir miktar kar
satışı izlediğini ifade ederek şunları kaydetti:               “Özellikle 109.500-
110.000 bölgesi kısa vadede kritik bir eşik. Bu seviyelere yaklaşmasının ardından
kar satışlarının gerçekleşmesi normal. Kısa vadede 110.000 üzeri fiyatlamalar için
yerel ya da küresel yeni bir hikayenin oluşması gerektiğini düşünüyoruz. Şimdilik
107.500 desteğinin aşağı yönde geçilmesi kar satışlarını tetikleyebilir. Bu durumda
107.000 ara desteğini takip etsek de 106.000-105.500 bölgesine kadar gevşemenin 
görülebileceğini düşünüyorum.      Özellikle 105.500 desteğinin kırılması 104.300
seviyesine kadar geri çekilmeyi beraberinde getirebilir ki bu seviye 100.000’den
108.600 seviyesine yaşanan yükselişin Fibo yüzde 50’sine tekabül ediyor. ”      
Hem Fed hem de Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) kararlarının küresel piyasanın odak
noktasında olacağını belirten Ümüt, Fed’e yönelik beklentilerin şimdiden belli olduğunu
ancak eylül FOMC’de faiz artırımı beklenmese de bilanço küçültme programının devreye
girme ihtimalinin ABD dolarında güçlenmeyi tetikleyebileceğini söyledi.         
Ümüt, bu durumun kısa vadede aşırı alım gölgesinde bulunan gelişmekte olan ülke (
GOÜ) hisse senedi endekslerinde kar satışlarını tetikleyebileceğini belirterek, “
Bunun yanında asıl önemli olan ise ECB’nin neler söyleyeceği. Temmuz para politikası
kurulu toplantısı sonrası ECB Başkanı Mario Draghi, para politikasının seyrini sonbaharda
tartışacaklarını dile getirmiş ve bu söylem avro/dolar paritesinin 1,1700 seviyelerinin
üzerine yükselmesini sağlamıştı. Dolayısıyla aylık 60 milyar avroluk varlık alım
programının azaltılacağı ya da sonlanabileceğine ilişkin açıklamalar küresel ölçekte
Fed sonrası likiditenin ECB tarafından da azaltılacağı anlamına gelecektir. Dolayısıyla
Türkiye gibi yüksek cari açık veren ve dış fona erişimi zorunlu olan ülke piyasaları
adına olumsuz fiyatlamalar baş gösterebilir.” değerlendirmesinde bulundu.       
Gedik Yatırım Yatırım Danışmanlığı Müdürü Erol Gürcan da Kasım 2016’da ABD’de Trump’ın
başkan seçilmesi sonrasında küresel hisse senedi piyasaları açısından oldukça ciddi
bir ralli yaşandığı belirtti.             Gürcan, bu ralli hareketini tetikleyen
temel unsurun Trump’ın başta vergi indirimine yönelik vaatleri olmak üzere küresel
büyüme beklentilerini artırıcı gelişmeler olduğunu söylenin mümkün olduğunu ifade
ederek şunları kaydetti:      “Borsa İstanbul da küresel rallide öne çıkan borsaların
başında yer aldı. Bunun en önemli nedenlerinden biri BIST 100 endeksinin son yıllarda
benzer gelişmekte olan ülke piyasalarına kıyasla oldukça iskontolu kalmış olması
olsa da, politika yapıcılar tarafından ekonomiyi ve finansal piyasaları destekleme
yönünde atılan adımların da ciddi bir rol oynamış olduğunu söylemekte fayda var.
Özellikle, mart ayı itibariyla aktif hale gelen Kredi Garanti Fonu’nun (KGF) endekste
şu ana kadar gözlenen yükselişte ciddi bir etkisi olduğunu söyleyebiliriz.”     
Yılın geri kalan kısmında ise pozitif gelişmelerin önemli ölçüde fiyatlamalara yansıdığını
ve bu yükselişte önemli bir role sahip olan KGF’nin de yavaş yavaş doyuma ulaştığını
bildiren Gürcan, BIST 100 endeksi halen benzer ülke piyasalarına kıyasla iskontolu
kalmaya devam ediyor olsa da yılın geri kalan dönemi için yeni bir hikaye arayışının
da yavaş yavaş ön plana çıkabileceğini ifade etti.               Gürcan özellikle
bir süredir detaylarının paylaşılması merakla beklenen 180 günlük eylem planı, Kredi
Garanti Fonu’nun limitinin artırılması gibi şirket karlarını destekleyici yönde 
düzenlemeler yapılması, yakın dönemde gündeme gelen olası vergi indirimi gibi gelişmelerin
bu anlamda olumlu katkı sağlayabileceğini kaydetti.      

**“Endekste 108.605 direncinin kırılması durumunda 110.000-112.000 aralığı görülebilir”**

Gürcan, Fed, ECB ve İngiltere Merkez Bankası (BoE) gibi önemli gelişmiş ülke merkez
bankalarının da yavaş yavaş da olsa mevcut genişleyici para politikası duruşlarını
sıkılaştıracak olmasının da yine gelişmekte olan ülkeler için kritik risk unsurları
arasında  olduğunu vurgulayarak, “Bir süredir ölçülü faiz artırımlarına devam eden
Fed’in çok yüksek ihtimalle eylül ayı sonrasında bilanço küçültme sürecini başlatacak
olması, ECB’nin yakın dönemde varlık alım programını sonlandırma ihtimali ve BOE’nin,
Fed’in ardından faiz artıracak önemli gelişmiş ülke merkez bankalarından olma olasılığı
bu anlamda takip edilmesi gereken başlıca gelişmeler olacak” değerlendirmesinde 
bulundu.             Önümüzdeki dönemde endeksteki olası düzeltme hareketlerinde,
sene başından bu yana görülen yükseliş trendi ile 200 saatlik hareketli ortalamaya
karşılık gelen 104.150-104.600 destek bölgesinin oldukça kritik olduğunu söyleyen
Gürcan, bu destek bölgesinin kırılması durumunda düzeltme hareketinin sırasıyla 
101.700, 100.000, 99.200 seviyelerine kadar devam edebileceğini bildirdi.       
Gürcan, mevcut yükseliş eğiliminin korunması ve mevcut tarihi zirve seviye olan 
108.605 direncinin kırılması durumunda ise endeksin 110.000-112.000 aralığına kadar
yükselebileceğini ifade etti.      
