# Borsada son 20 yılın en istikrarlı yükselişi

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/borsada-son-20-yilin-en-istikrarli-yukselisi-26584h/
- Yayımlanma: 2017-09-01T14:15:24+03:00
- Yazar: Murat Ali Oral

Reklam

 [ ⌊Stablex Kare Banner⌉ ](https://track.adform.net/C/?bn=91045298;gdpr=${GDPR};gdpr_consent=${GDPR_CONSENT_50})

Borsa İstanbul’da BIST 100 endeksi aylık yükseliş serisini ağustosta da devam ettirerek
1998 yılından bu yana ilk kez üst üste 9 ay değer kazandı.

BIST 100 endeksi, 2016 yılının aralık ayında başladığı yükseliş rallisini bugüne
kadar devam ettirerek, üst üste 9 ay yatırımcısına kazandırdı ve böylece son 20 
yılın en uzun soluklu yükselişini gerçekleştirdi. Borsa İstanbul’da işlem gören 
hisse senetlerinin bu dönemdeki ortalama getirisi, alternatif yatırım araçları ve
başlıca dünya borsalarına açık ara fark atarak yüzde 49’a ulaştı.

Daha önce 1997 yılının mayıs ayında başlayıp 1998 yılının ocak ayına kadar devam
eden 9 aylık yükseliş rallisinde yüzde 149 kazandıran borsa, aylık yükseliş serisini
1998 yılının şubat ayında, yüzde 7,8’lik düşüşle sonlandırmıştı.

2016 yılının kasım ayını 73.995 puandan tamamlayan BIST 100 endeksi, 9 aydır yükselişine
devam etti ve bu dönemde tüm zamanların en yüksek seviyesi rekorunu 110.531 puana,
günlük

Borsadaki ralli ve gelecek dönem fırsat ve riskleri ile ilgili soruları yanıtlayan
İş Yatırım Araştırma Direktörü Serhat Gürleyen, benzerleri ile karşılaştırıldığında
BIST 100 endeksinin halen görece yüzde 20 ila yüzde 30 arasında daha ucuz olduğuna
söyledi.

Gürleyen, gelişmekte olan ülke piyasalarının, ABD Merkez Bankasının (Fed) faiz artırımının
yavaş hızla olacağı ve ekonomideki büyümenin devam edeceği beklentileri ile gelişmiş
ülke piyasalarından daha iyi performans gösterdiğini belirtti.

**“Yavaş artan faizden en çok gelişmekte olan ülkeler yararlanabilir”**

Serhat Gürleyen, “Yavaş artan faiz, büyümenin devam etmesi ve düşük enflasyon sürecinden
en fazla gelişmekte olan ülkelerin yararlanabileceğini, Türkiye’nin de bu ülkeler
arasında öne çıktığını düşünüyoruz.” dedi.

Türkiye’nin, güçlü büyümesi ile Çin ve Hindistan hariç, gelişmekte olan ülkeler 
arasında çok özel bir yere sahip olduğunu ifade eden Gürleyen, dünyada enflasyonun
gerilemesi ve bunun süreceği beklentisinin, Türkiye üzerindeki “yüksek enflasyon”
baskısını da azalttığını kaydetti.

Gürleyen, küresel ölçekte paranın gelişmekte olan ülkelere yönelmeye devam ettiğini
ve bunun bir süre daha politik açıdan Türkiye’ye özel herhangi bir risk oluşmaması
durumunda sürmesini beklediklerini dile getirdi.

Ekonomi yönetiminin Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek elinde toplanmasını ve ekonomide
atılan adımlar ile yapılan açıklamaların yatırımcılar tarafından oldukça olumlu 
karşılandığını aktaran Gürleyen, “Kimse seçimler öncesinde yaklaşık 1 yılda çok 
kapsamlı reformlar yapılmasını beklemiyor, ancak doğru ekonomi yönetimi, tek seslilik
ve yatırımcılara verilen güven, küresel sermayeyi Türkiye’ye çekmek için yeterli.”
dedi.

**“Dünya değer arıyor”**

Gürleyen, nakit akımından çıkan değerlemelere göre BIST 100 endeksinin hedeflerine
geldiğini, ancak gelişmekte olan ülkelerin piyasalarına göre bakıldığında halen 
yüzde 30’a yakın iskontolu olduğunu söyledi. BIST 100 endeksinin, ABD piyasalarına
göre de halen yüzde 20 ucuz olduğuna dikkati çeken Gürleyen, değerlendirmesine şöyle
devam etti:

“Dünya değer arıyor. Ararken de Türkiye’ye sermaye gelmeye devam edecek. Kuzey Kore
ve Donald Trump konusundaki gelişmelerin küçük ve kısa süreli oynaklığa neden olacağını
düşünüyoruz. Piyasalar için asıl büyük riskin, düşük büyüme ve devam edecek faiz
artışı olabileceğini düşünüyoruz. Ancak ekonomi kötüye gidiyor düşüncesi hakim olur
ve faiz artışı beklentisi devam ederse piyasalarda satışlar artar.

Avrupa ekonomisi de iyi gidiyor. Avrupa’da yüzde 1’lik büyüme Türkiye’nin ihracatını
yüzde 10 artırıyor. Avrupa tarafından gelen politik açıklamaları seçim süreçleri
nedeniyle çok ciddiye almamak gerekir. Endeksin hedefleri anlamında ise faizlerin
hala yüksek seyretmesi yukarı yönlü revizyonların ertelenmesine neden oluyor. Faizlerin
gerilmesi durumunda endeks hedeflerinde yukarı yönlü revizyonlar gelebilir.”

**İnanan kazandı**

Turkish Yatırım Araştırma Bölüm Başkanı Baki Atılal ise, Türkiye ekonomisinin dinamiklerine,
ekonomi yönetiminin aldığı tedbirlerin sağlayacağı toparlanmaya inanan yatırımcıların
Borsa İstanbul’da kazandığını ve kazanmaya devam edebileceğini bildirdi.

Yabancı takas oranının, BIST 100 endeksinin 2016’nın aralık ayından başlayan ve 
ağustos sonuna kadar devam eden yükseliş süresinde yüzde 63’lerden yüzde 66’ya çıktığına
dikkati çeken Atılal, Türkiye’nin 2017 yılında yüzde 2,5 büyüyebileceği beklentisiyle
yıla başlayan piyasaların, bu beklentiyi yüzde 4,5- 5 bandında çekmesinin bu rallide
en önemli etken olduğunu, yüzde 5,5’in üzerinde bir büyüme rakamına ulaşılmasının
kendisi için şaşırtıcı olmayacağını belirtti.

Atılal, bankacılık sektörünün ardından sanayi sektörü karlılıklarındaki toparlanma,
kur farkının olumsuz etkisinin ortadan kalkması, şirketlerin esas faaliyet karlılıklarını
artırması ve MSCI Türkiye endeksinin 2017 fiyat/kazanç çarpanının MSCI Gelişmekte
Olan Ülkeler çarpanına göre yaklaşık yüzde 30 iskontolu olmasının, Borsa İstanbul’da
yükseliş potansiyelinin devam ettiğini gösterdiğini kaydetti.

MSCI Gelimekte Olan Ülkeler/MSCI Türkiye iskonto oranının tarihsel ortalamasının
yüzde 16’larda olduğuna dikkati çeken Atılal, “Büyüme oranındaki artış, ekonomiye
olan güven, sanayi üretimindeki canlanma ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının(
TCMB) enflasyon konusunda güven veren tavrının devam etmesi, bu farkın kapanmasına
imkan sağlayacaktır.” ifadelerini kullandı.

Atılal, gösterge tahvilin bileşik faizinin 9 aylık dönemde yüzde 10,46’dan yüzde
11,59 seviyesine yükseldiğine değinerek, tahvil faizlerinde enflasyondaki katılığın
etkisinin gördüğünü dile getirdi. Baz etkisi ve gıda konusunda alınan tedbirlerin
ekim ayında devreye girmesiyle düşmesi beklenen enflasyonun, tahvil faizlerini aşağı
çekebileceğini aktaran Atılal, bunun da tahvil piyasasına yabancı yatırımcı girişlerinin
artarak devam etmesine imkan tanıyacağını söyledi.

Yurt içinde ekonomik gelişmelerin piyasaları desteklediğini kaydeden Atılal, uluslararası
piyasada ise Türkiye özelindeki risklerin azalmasıyla CDS’lerin (risk primi) 293’
lerden 181’lere gerilemesi, Fed’in faiz artırımında aceleci olmayacağının ortaya
çıkması ile doların diğer para birimler karşısındaki değer kaybı, Trump’ın ekonomiye
yönelik vaatleri ve Avrupa’daki ekonomik toparlanmanın yatırımcılardaki risk iştahının
devam etmesini sağladığını vurguladı.
