# Büyüme rakamı gerçeği yansıtmıyor mu

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/buyume-rakami-gercegi-yansitmiyor-mu-5643h/
- Yayımlanma: 2015-04-01T12:16:00+03:00
- Yazar: Murat Ali Oral

Son çeyrek büyüme rakamları gerçeği yansıtmıyor mu? 2015 ilk çeyrekte küçülme bekleyen
Prof. Dr. İbrahim Öztürk’e göre şaibeli. Rotahaber’de yer alan İbrahim Öztürk röportajı
şu şekilde:

“Türkiye’nin 2014 büyüme rakamları açıklandı. TÜİK’in açıkladığı rakamlara TÜİK 
rakamlarına göre Türkiye, 2014’te yüzde 2,9 büyüdü, 2014 son çeyrek büyümesi ise
yüzde 2,6 oldu. Bu büyüme rakamlarının ne anlama geldiğini Marmara Üniversitesi 
İktisat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof.Dr. İbrahim Öztürk’e sorduk.

Ekonomi Profesörü Öztürk piyasaların beklentisinin altında bir büyüme gerçekleştiğini
belirterek özellikle 2014 son çeyrek büyüme rakamlarının ise gerçeği yansıtmadığını
ve rakamlarda kurumlara siyasi baskı nedeniyle şeffaflık sorunu olduğunu düşündüğünü
vurguladı.

**Dördüncü çeyrekte yüzde 2,6 büyüme olanağı imkansız**

Öztürk bu hususla ilgili şu görüşleri ortaya koydu: “Orta vadeli progframa göre 
başlangıçta yüzde 4 büyüme hedefi vardı. Sonradan bu yüzde 3 buçuğa revize edildi.
Benim Ekim ayından beri öngördüğüm Türkiye’nin yüzde 2,8 kadar büyüyeceğiydi.

Görüldüğü üzere beklentilerin altında bir büyüme gerçekleşti ve son çeyrek büyümesi
2,6 olarak açıklandı. Ancak son çeyrek ihracat ve sanayi verileri bunu desteklemiyor.
Burada bir şeffaflık sorunu olduğunu gündeme getirmek istiyorum. Elimizdeki umumi
veriler bu rakamların doğru yansıtılmadığını gösteriyor. Zira son çeyrekte korkunç
bir çöküş yaşandığı görülüyordu. Üçüncü ve dördüncü çeyrek sanayi verilerini, ihracat
verilerini mukayese ettiğiniz zaman bu tablo net görünüyor. Üçüncü çeyrekte yüzde
1,7 büyüyen ekonominin dördüncü çeyrekte yüzde 2,6 büyüme olanağı imkansızdır. Zira
bu dönemde tam tersine sanayi ve ihrcatta düşüş keskinleşti.”

**Sıfır büyüme olması gerekiyordu**

Öztürk 2014 son çeyrekle ilgili gerçek büyüme rakamlarını ise şu ifadelerle açıkladı:“
Olup bitenden sonra kurumların otonomisi ve bağımsızlığına olan güvenimiz kalmadı.
Üçüncü çeyrek ve dördüncü çeyrek verilerini mukayese ettiğimizde dördüncü çeyrekteki
işsizlik rakamları, ihracattaki düşüş, sanayideki travma, tüketici beklentilerindeki
kötüleşmeyi de göz önüne aldığımızda, sıfır büyüme olması gerekirdi.”

**2014 gerçek büyüme yüzde 2.5**

“Benim bugüne kadar Türk ekonomisiyle ilgili yapıp da tutmayan büyüme tahminim hiç
olmadı” diyen Öztürk bu tespitinde ısrarlı. Öztürk, “2,6 rakamını görünce şaşırdım.
Şaibeli bir rakam olduğunu düşünüyorum. Dolayısıyla 2014’ün 2,9’luk büyüme rakamının
da gerçek olmadığını düşünüyorum. Gerçek rakamların yüzde 2 buçuk kadar bir büyümeye
işaret ettiğini söyleyebilirim” ifadelerini kullandı.

**Kişi başına gelir 10 bin doların altında**

Açıklanan büyüme rakamlarının Türkiye için ne anlama geldiğini sorduğumuz Öztürk,“
Türkiye’de nüfus artış oranını bundan çıkarttığınız zaman elde bir şey kalmıyor.
2008 yılında Türkiye kişi başı gelirde 10 bin 500 doları görmüştü. O günden beri
niye onun üzerine çıkamıyoruz. İşte bu tür büyümeler nedeniyle… Türkiye’de nüfus
artıyor ancak kişi başı gelir artmıyor. Şu sıralar kişi başı gelirde 10 bin doların
altına düşmüş olabiliriz” dedi.

Açıklanan büyüme rakamlarının görünüşte büyüme olmasına rağmen sevindirici hiçbir
tarafının olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Öztürk, “Mevcut kur üzerinden bakıldığında
bu büyüme Türkiye gibi ülkeler için hiçbir sevindirici haber içermiyor. Türkiye’de
işsizliği düşürmüyor. İşsizliği düşürmek için yüzde 7 büyüme gerekiyor. Yüzde 5 
ile işsizlik sabit kalıyor. Yüzde 3 gibi büyümelerde ise işsizlik artmaya devam 
etmiyor” ifadelerini kullandı.

**Bu durgunluktur**

Bu büyüme rakamlarının Türkiye için olumlu olmadığını Çin örneği üzerinden anlatan
Prof. Öztürk, “Çin yüzde 7 büyüdüğünde durgunluğa giriyorsa ve alarm zilleri çalıyorsa
Türkiye için de bu geçerlidir. Türkiye için de yüzde 4 ve altındaki her rakam sıkıntılıdır.
2012, 2013 ve 2014’te üç sene üst üste Türkiye yüzde 4’ün altında büyüdü. Dolayısıyla
ciddi bir durgunluk sürecindedir diyebiliriz” dedi.

**2015 ilk çeyrekte küçülme olabilir**

2015 için öngörülerini de açıklayan Prof. Dr. Öztürk şunları söyledi: ”Öncü göstergelere
göre 2015’in ilk çeyreğinde yüzde 2 civarında küçülme öngörüyorum. Ocak Şubat ihracat
rakamlarını biliyoruz. Türkiye’nin yüzde sekiz, dokuzlara varan oranlarda ihracatı
daraldı. Mart ayında da daralma devam ediyor. Sanayi üretiminde 2009 krizinden bu
yana en sert daralma yaşıyor. Dolayısıyla 2015’in ilk çeyreğinde daralma görülebilir…

” Hükümetin tedbir almak yerine daha çok tahribe yönlendiğini belirten Öztürk, “
Yaklaşan krize karşı tedbir almaktan ziyade daha çok tahribat yapılıyor. 2015 yılı
Türkiye için pozitif olabilirdi. Zira Çin, Japonya ve Avrupa’da parasal genişleme
vardı. Faiz oranlarının düştüğü bir süreç yaşanıyordu. Enflasyon ve cari açık daralabilirdi.
Bol kredi gelebilirdi. Ama bunun karşılığında siyasi gerilim yumuşamalıydı.

Kurumların bağımsızlığına saldırılmamalıydı. Maalesef yapılmaması gereken her şey
yapıldı. Ahmet Davutoğlu ekonomide reform dönemi yaşayalım diye paket açıkladı. 
Bunun içinde şeffaflık da vardı. Ancak Cumhurbaşkanı şeffaflık gelirse parti teşkilatlarına
adam bulamayız dedi ve o yasayı engelledi. Çünkü herkes çalmış ve biliyorlar bunu.
Bütün bu tahribattan sonra, ekonomiye güven 15 puan düştü. Tüketici güven endeksi
5 puan geriledi yüzde 60 oldu. Bunlar 2009 krizinden beri en kötü seviyelerdir” 
dedi.

**Reel ekonomik krize geçiyoruz**

Prof. Öztürk bu süreçte hükümetin seçime yönelik göstermelik tedbirler alabileceğini
vurgulayarak, “Seçim sathına girdik. Her şey seçmeni aldatmaya yönelik bir sürece
girdi. Davutoğlu’nun açıkladığı teşvik paketinin hiçbir geçerliliği olacağını düşünmüyorum.
Seçmene kaynak aktarma tedbirleri alabilirler. Bu kalıcı bir çözüm sunmaz. Yolun
sonunda Türkiye ekonomisinde bir reel ekonomi krizi yaşanabilir. Finansal bir kriz
olmayabilir ama sonradan finansal krize de dönüşebilir. Ama Türkiye şu an açık bir
şekilde bir reel ekonomi krizinin içinden geçiyor. Finansal krizden farklı olarak
reel ekonomi krizi kolay atlatılamaz ve kalıcı hasarları olur. Bu krizin ciddi sonuçları
olacaktır.”
