# CHP’nin koalisyon kriterleri

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/chpnin-koalisyon-kriterleri-6913h/
- Yayımlanma: 2015-06-15T13:34:00+03:00
- Yazar: Haber Merkezi

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Parti Meclisi (PM) toplantısı öncesi çok kritik
açıklamalarda bulundu. 7 Haziran seçimleri sonrarı yüzde 40’lık ve 60’lık bir denge
olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, Bütün partilerin bu dengeyi gözardı etmemesi gerekiyor.
Ve asıl görev, hükümet kurma görevi yüzde 60’lık bloka düşüyor” dedi.

Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarından satır başları şu şekilde:
Bu seçimler sonrası 
Türkiye kazandı, demokrasimiz kazandı. Bu vesileyle sandığa gidip oy veren bütün
yurttaşlarımıza içten teşekkürlerimizi sunuyoruz. Demokrasimizi güçlendirdikleri
için. Geleceğe umutla bakıyoruz beklentisini güçlendirdikleri için.

Kuşkusuz örgütlerimize de teşekkür ediyoruz. Yorulmadan çalışan örgütlerimize. Onlar
yorgunluğu hiç düşünmeden çalıştılar. Bütün örgütlerimize içten teşekkürlerimizi
sunuyoruz. Tabii asıl teşekkürümüz STK’lara. Onlar hiçbir beklenti içinde olmaksızın,
demokrasi kazansın, seçimler şaibeli bir ortamda olmasın diye günün 24 saatini çalışarak
geçirdiler. Sandık başlarında durdular. Bazen aç susuz ama çalıştılar. Katkı veren
STK’lara teşekkür ediyoruz. Onları demokrasimizin güvencesi olarak görüyoruz. Bu
seçimin bir özelliği eşit olmayan koşullarda gerçekleşmesiydi. Benzer tabloyu 1980
sonrası yapılan seçimlerde de görüştük.

‘7 Haziran 12 Eylül darbe hukuna darbeyi indirdi’

İkinci önemli husus, halkımız hiçbir kişiye, zümreye, aileye imtiyaz sağlanamaz 
demiştir. Üçüncü özelliği, 12 Eylül darbe hukukuna önemli bir darbeyi indirmiş olmasıdır.
Yüzde 10 barajını çekip atmış olmasıdır.

Seçim atmosferimizden çıktık. Duygularımızla değil, aklımızla hareket etmek zorundayız.
Kendimizi, partimizi değil Türkiye’yi düşünmek zorundayız. Bu çerçevede akılla hareket
etmek zorundayız. Devlet, kinle yönetilmez. Biz eğer iktidar olma yolunda önemli
adımlar atacaksak, aklımızla mantığımızla hareket etmek zorundayız. Bu bağlamda 
hiçbir partiyi ve o partiye oy veren yurttaşlarımızı yok sayamayız, yok saymamalıyız.

Eğer siz bir partiyi ve yurttaşları yok sayarsanız demokrasiye olan inancı sarsmış
olursunuz. Halkın her kesimi elbette ki istediği partiye oy verecektir. Ama sonuç,
hepimizin kabulü olması gerekir. Bu halka duyduğumuz güvenin de bir sonucudur. Eğer
tasada ve kıvançta beraber olacaksak, ülkenin çıkarlarını savunacaksak, hiç kimseyi
ötekileştirmememiz gerekiyor.

‘Hükümet kurma görevi yüzde 60’lık bloka düşüyor’

Eğer biz toplumun her kesimini kucaklar ve sıcak mesajlar verirsek, ülkede barışın
temsili açısından da çok önemli adımları atmış oluruz. Seçim sonrasında yüzde 40’
lık ve 60’lık denge oluştu. Toplumun ortaya koyduğu bir denge. Bütün partilerin 
bu dengeyi gözardı etmemesi gerekiyor. Ve asıl görev, hükümet kurma görevi yüzde
60’lık bloka düşüyor. Eğer toplumun beklentilerine uygun, onları yok saymayan iradeyi
ortaya koymak istiyorsak, 60’lık grubun yada kitlenin beklentilerine uygun bir hükümet
kurmak durumundayız.

‘Önemli olan kimlerin koalisyonu değil, ilkeler’

Koalisyon tartışmalarının da eski alışkanlıklardan kalan bir anlayışla sürdüğünü
görüyorum. Üzülerek izliyorum. Kim kiminle koalisyon kuracak… Bakın ilkeler ve öncelikler
konuşulmuyor. Bu 1980 öncesi Türkiye’yi kısır tartışmaların içine çeken bir görüştür,
eğilimdir. Siyasetin bu dar kısır alandan çıkması lazım. Eğer biz Türkiye’nin çıkarlarını
savunacaksak önce ilkelerimizi ortaya koymak zorundayız. Kim o ilkelere evet diyecektir,
o zaman oturulup kim kiminle koalisyon yapacak tartışması daha sağlıklı zemine oturmuş
olacaktır.

Önemli olan kimlerin koalisyonu değil, koalisyon hangi ilkelerden yola çıkılarak
inşa edilecektir? Asıl bunun üzerinde durmamız gerekiyor.

Bizim önceliklerimiz nedir? Biz CHP olarak akılcı, mantıklı, ön yargılardan uzak,
evrensel değerlere bizim milletimizin değerlerine uygun kurallardan hareket ederek
ilkelerimizi belirliyoruz. Bundan yola çıkarak bütün siyasal partilere açık ve net
çağrı yapıyoruz. Hiçbir siyasi partiyi, asla ve asla yok saymıyoruz. Yok sayma gibi
bir düşünce zaten CHP’nin kültüründe de olmaz. Demokrasiyi getiren bir parti olarak,
toplumu kucaklamak bizim temel felsefemizdir.

13 yıllık bir süreç yaşadık. Demokrasiyle başlanan ama otoriter eğilimi artan bir
süreci yaşadık. Bu sürece 7 Haziran seçimlerinde son verildi. O zaman ne yapmalıyız?
Neler yapmalıyız? Hangi ilkeler etrafında birleşmeliyiz? Ve Türkiye’yi nasıl yeniden
onarmalıyız?

Bunun için belli kurallardan yola çıkmamız gerekiyor.

İşte o kriterler:

1. Hukukun üstünlüğü

Can ve mal güvenliğimizi güvence altına alacak, hukukun üstünlüğüne dayalı bir hukuk
sistemi. Hukukun üstünlüğü asla gözardı edilmemeli. Eğer biz uygar dünyanın parçası
olacaksak, bu alanda bütün tahribatları yok etmeliyiz ve yeniden inşa etmeliyiz.
Vatandaş can ve mal güvenliğini hukukun üstünlüğü kavramı içinde sokakta da hissedecek.

2. Darbe yasalarının değişmesi

Ve bu süre içinde ikinci temel konu, hukukun üstünlüğünü sağlayacağız ama 12 Eylül
darbe hukukunun tamamen değişmesi lazım. Darbe yasalarının tamamen değişmesi. Yüzde
10 seçim barajı, YÖK belası… Bunların tamamının Türkiye’de olmaması lazım. Bunların
kalkması lazım. 12 Eylül darbe yasalarını temizlemek, parlamenter sistemimizi güçlendirmek
anlamına geliyor. Yasama ve yargı, yürütmenin arka bahçesi olmamalı. Bakın bu bizim
değerlerimizle de örtüşen bir uygulamadır. 200 yıllık bir parlamenter sistemi daha
güçlü hale getiriyoruz.

Güçler ayrılığı ilkesini gerçekten yerli yerine oturtabilirsek demokrasimiz güçlenecek.

3. Siyasi ahlak yasası

Üçüncüsü, siyasi ahlak yasası… Siyasetin ne kadar kirlendiğini sokaktaki vatandaş
da biliyor. Kesinlikle siyasi ahlak yasası çıkmalı. Siyaset düzgün temiz namuslu
insanların görevi olmalıdır. Siyaset zenginleşme aracı olmamalıdır, köşeyi dönme
aracı olmamalıdır.

4. Güçlü sosyal devlet

Dördüncü ilkemiz, güçlü bir sosyal devlet. Eğer Türkiye güçlü olacaksa, güçlü bir
sosyal devletle olur. 17 milyonun yoksulu olduğu Türkiye’ye hiç kimse güçlü devlettir
diyemez. Bu bağlamda biz, bunun olması için alt parametrelerimizi de belirledik.
Emekliye, bayramlarda iki maaş ikramiye verilmesi. Çiftçi kayıt sistemini esas alarak,
mazotun 1,5 lira olması. 21’nci yüzyılın çağdaş köle sistemi olan taşeron sisteminin
tamamen kaldırılması. Asgari ücretin, açlık sınırının üstüne çekilmesi yani 1500
liraya çekilmesi. Bunlar bizim olmazsa olmazlarımızdır.

5. Cumhurbaşkanı’nın Anayasal sınırlara çekilmesi

Beşinci konumuz, Cumhurbaşkanı anayasal sınırların içine çekilmelidir. O makam her
şeye maydanoz olan makam değildir. O makamın özel bir ayrıcalığı vardır. Az konuşur,
öz konuşur. Konuşurken 77 milyon insan dikkatle dinler. Eğer bu iş çığrından çıkmışsa,
kesinlikle Cumhurbaşkanı’nın anayasal sınırlar içine çekilmesi, bizim temel ilkelerimizden
birisidir.

Hele hele koalisyon görüşmelerinin devam ettiği bu süreçte, kendisinin birinci aktör
olarak ortaya çıkması asla kabul edilemez. Koalisyon görüşmelerini yapacak kişi,
sayın Cumhurbaşkanı’nın yetki vereceği kişidir. Bizimle ne görüşülecek? Niçin koalisyon
yapmıyorsunuz mu diyecek? Öyle gizli kapaklı ortamlarda olması da çok şık değildir.
Arka kapı diplomasisine evet, ama gizli kapaklı ikna edelim, buna bizim kapılarımız
kapalı.

Çünkü biz aklımızla sağduyumuzla ve mantığımızla hareket ediyoruz. Kendimizi değil,
partimizi de değil, ülkemizin çıkarlarını her şeyin önünde tutuyoruz.

6. Örtülü ödenek kullanımı

Altıncı ilkemiz, örtülü ödeneği bir kişi kullanır. Cumhuriyetin geleneğinde de bu
vardır. Kullanan kişi de Başbakan’dır. Örtülü ödenek Başbakan’ın namusuna havale
edilen bir paradır. İki kişi, örtülü ödeneği kullanamaz. Başbakan’dan gizli Cumhurbaşkanı
nasıl örtülü ödenek kullanacak? Böyle bir şey olabilir mi? Bununda kaldırılması 
lazım.

7. Yeni bir dış politika

Yedi, kesinlikle yeni bir dış politikaya ihtiyacımız var. Türkiye son 13 yılda dünyadan
soyutlandı. Bu seçim sonuçları kazançtır dedim, ama unutmayın bütün uygar dünya 
bizimle dost olan ülkeler onlar da rahat bir nefes almışlardır. Barış eksenli ülkenin
çıkarları üzerine inşa edilmiş yeni bir dış politikaya ihtiyacımız var. Türkiye 
hem bölgesinde, hem dünyada saygın bir ülke olmak konumundadır. Sözü dinlenen ülke
olmak konumundadır. Bunu ancak ve ancak CHP yapar. Açık ve net söylüyorum. Var olan
mevcut yapı, Türkiye’yi dış politikada ciddi açmazların içine soktu. Çıkamıyorlar,
bu süreçten çıkmanın tek yolu bilinen adresi CHP’dir. Bunu çok net ve açık söylüyorum.
Çünkü biz, herşeyden önce ülkesinin çıkarlarını düşünen partiyiz. Bunları söylerken
bir sonraki seçime asla vurgu yapmıyorum. Eminim sağ duyu sahibi her vatandaş doğruları
söylüyor diyecektir.

8. Meydanların gençlere açılması

Sekiz, bu ülkenin nüfusunun yarısı genç. Gençleri potansiyel suçlu olarak gören 
siyasal düşünceyi asla ve asla kabul etmiyoruz. Hiçbir meydan Türkiye’de gençlere
yasaklanmamalıdır. Gençler enerjilerini meydanlarda boşaltacak. Dolayısıyla konuşan
ve üreten bir Türkiye, gelişen bir Türkiye, özgürlüğü tadan bir Türkiye bunu yapmak
zorundayız.

9. Yasakları azalan Türkiye

Yasaklar var Türkiye’de. Kesinlikle yasakları artan bir Türkiye değil, yasakları
azalan, insanlara insan haklarına saygı duyan, özgürlük alanını genişleten, uygar
dünyanın bir parçası olan bir Türkiye istiyoruz biz. Düşünen ve üreten bir Türkiye’ye
ihtiyacımız var.

10. Medya özgürlüğü ve TRT

On, medya özgürlüğü. TRT iktidarda kim olursa olsun, iktidarın borazanı olmaktan
çıkarılmalıdır. Bununla ilgili tüm hukuki düzenlemeler yapılmalıdır. Kuralları olmalıdır,
yeri geldiğinde elbette ki iktidarı eleştirebilme özgürlüğüne sahip olmalıdır. Ama
bir siyasal iktidarın borazanı olan bir TRT, ya da sopası olan bir RTÜK modelini
biz kabul etmiyoruz. Daha farklı bir yapılanmaya ihtiyacımız var.

11. Vergi denetimleri

Vergi denetimleri siyasal araç olarak kullanılmamalıdır. Buna izin vermemeliyiz.
Vergi denetim elemanı siyasal iktidarın sopası olmamalıdır. İş adamlarını terbiye
etme aracı olmamalıdır. Bizim ilkelerimizden biri de budur. İş dünyasına açık ve
net çağrı yapıyoruz. Sizin güvenceniz CHP’dir. Hiç kimse endişe etmesin. Nasıl işçilerin,
sendikaların güvencesiysek, iş dünyasının da güvencesi biziz. Örgütlü bir toplumdan
yanayız. Düşüncelerin özgürce açıklandığı bir ortamdan yanayız. Düşünceyi açıkladım,
ertesi gün mahkeme. Bunu kabul etmiyoruz.

12. Siyasi hesap komisyonu

Kesin hesap komisyonu TBMM’de kurulmalıdır. Vatandaştan toplanan her kuruş verginin
hesabı mutlaka ama mutlaka parlamentoda verilmelidir. Hem değerlerimizden söz edeceğiz,
hem ahlaktan söz edeceğiz, ama tüyü bitmemiş çocuktan aldığımız verginin hesabını
vermeyeceğiz. Siyaset hesap vermelidir. Hesap vermeyi namuslu görev kabul edilmelidir.

13. Yeni bir Anayasa ve HSYK yapısı

Çağdaş bir anayasaya ihtiyacımız var. Darbe hukukunu değiştireceksek, hem yasalar
hem anayasayı değiştireceğiz. Özellikle anayasa değişikliklerinde yargı bağımsızlığına
ihtiyacımız var. Yapılan değişiklikler yargıyı, yürütme organının arka bahçesi haline
dönüştürdü. Tümüyle bundan vazgeçmeliyiz. HSYK’yı ikiye ayırmalıyız. Bakan ve onun
müsteşarı bu kurullarda görev yapmamalıdır. Ama yargı, elbette o da denetimden uzak
olmamalıdır. O da denetime tabii olmalıdır. Demokrasilerde denetim dışı kalan hiçbir
organ olmamalıdır.

14. Yolsuzluklarla mücadele

Yolsuzluklarla mücadele bizim zaten olmazsa olmazımızdır. Ama siyaset o kadar kirlendi
ki, bazı siyasal partiler o kadar kirlendi ki, belli makamlar o kadar kirlendi ki
bunu 14’nci kural olarak almak zorunda kaldık. Kendi değerlerimize saygı duyuyorsak,
insan haklarına saygı duyuyorsak, kesinlikle yolsuzluklarla bizim oturup hesaplaşmamız
gerekiyor. Çalıp çırpanların artık bu ülkede konuşmaya yüzlerinin olmaması lazım.
Ar damarı çatlamış bir siyaset kabul etmiyoruz. Saygın hesap veren bir siyaset istiyoruz.
Halkın çıkarlarını savunan bir siyaset istiyoruz. 21’nci yüzyılın Türkiyesi’nde,
yolsuzluk yapanların itibarlı olduğu bir sürece girdik. Türkiye’nin bu girdaptan
çıkması lazım ve kurtulması lazım.

Siyasi partilere açık çağrı: Herkes kriterlerini ortaya koysun

İlkelerimiz bunlar, önceliklerimiz bunlar. Hiçbir siyasal partiye sen şöylesin sen
böylesin diye özel bir suçlama getirmiyoruz. Önceliğimizi ifade ettim. Yüzde 60’
lık blokun halkın söylemlerine kulak kabartması lazım. Oturup düşünmesi. Eğer bunu
yapabilirsek demokrasi açısından çok önemli bir mesafeyi almış olacağız. Bütün siyasi
liderlere de açık çağrımdır. Herkes kendi ilkelerini ortaya koysun. İlkelerimizi
koyalım, hangi partilerle ilkelerimiz bağdaşıyorsa oturalım bir arada. 
