# “Çin ile Türkiye modeli arasında uçurum var”

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/cin-ile-turkiye-modeli-arasinda-ucurum-var-76178h/
- Yayımlanma: 2021-12-04T01:01:38+03:00
- Yazar: Haber Merkezi

Reklam

 [ ⌊Stablex Kare Banner⌉ ](https://track.adform.net/C/?bn=91045298;gdpr=${GDPR};gdpr_consent=${GDPR_CONSENT_50})

Cumhurbaşkanı [Tayyip Erdoğan’](https://www.borsatek.com/erdogan-cin-modeliyle-buyuyecegiz-76144h)
ın geçen Salı günü AKP Merkez Yönetim Kurulu toplantısında yaptığı konuşma basına
sızdı. Hürriyet’ten Gizem Karakış’ın haberine göre, Erdoğan konuşmasında Çin’i ve
Almanya’yı yeni ekonomik model için örnek gösterdi.

Odatv’den Fethi Yılmaz’ın [haberine](https://odatv4.com/makale/prof-dr-korkut-boratav-hukumetin-planini-odatv-ye-anlatti-erdogan-itiraf-etti--223000?fbclid=IwAR3UGzspe5o2J61hYMX5oRskqhmIpnle-jq9tKBu8yNk_MzFbQSf0Vax4m4)
göre, Erdoğan’ın toplantıdaki konuşmasında düşük faiz politikası uygulayan Çin ve
Almanya’yı örnek göstererek, “Üretimle yabancı yatırımcıların dikkatini çekeceğiz.
Çin böyle büyümüş. Biz onlardan daha avantajlıyız. Biz pazara daha yakınız. 1970’
lerin Almanya’sında mülteci nüfus var. Genç nüfus ve mültecileri çalıştırarak işgücünü
sağlıyorlar. Çin ise genç nüfus, sanayi ve üretimle büyüdü. Biz de faizle değil,
genç nüfusla, üretimle büyüme sağlamalıyız. Vatandaşlarımızın refah seviyesi yükselecek,
alım gücü artacak. Böylece cari açığımız kapanacak. Faiz düşük, yüksek kazanç elde
eden sanayi ülkesi haline geleceğiz” dedi.

Erdoğan kurmaylarına yeni ekonomi programının vatandaşa anlatılmasını isterken, 
6 ay sonra sonuç alacaklarını belirtti.

Peki Çin ve Almanya modeli Türkiye için geçerli olabilir mi?

### “Çin ve Almanya ile hiçbir benzerlik yok”

Erdoğan’ın Çin ve Almanya’yı örnek gösterdiği yeni ekonomi politikasını, hocaların
hocası olarak da bilinen iktisatçı Prof. Dr. Korkut Boratav ile konuştuk.

“Cumhurbaşkanı’nın kastettiği iki politika arasında hiçbir benzerlik yok” diyerek
söze başlayan Prof. Dr. Korkut Boratav, Çin ekonomisi ile Türkiye ekonomisi arasındaki
farkları şöyle anlattı:

“İki aşamadan geçti Çin. Bir kere çok yaygın kamulaştırmalarla sosyalist bir ekonomi
kuruldu önce, sonra yabancı sermayeye açıldı. Yabancı sermayeye açılırken sosyalist
ekonominin temel direkleri olan kamu mülkiyetini korudu. Özel sektör yabancı sermaye
ile girdi. Sonra Çin’in sermaye çevreleri gelişti.

Türkiye’de tam aksine kamunun bütün sektörleri özelleştirildi. Hatta öyle ki kamunun
elindeki hazine arazileri dahi özel sermayeye, spekülatörlere veya kişilere, şirketlere
devredilmektedir. Temelde Çin devlet politiğinden hareket etti sonra açıldı.

İkincisi, Çin açılma döneminde bile sermaye hareketlerini üretken olmayanların dışında
çok sıkı kontrol etti. Yani spekülatif sermaye hareketleri Çin’in büyüme stratejisinde
hiçbir önemli rol oynamadı. Doğrudan yatırımlar önemli rol oynadı. Yani gelen yabancı
sermaye üretken sektörlere geldi.

### “Çin ile Türkiye modeli arasında uçurum var”

Temel fark budur; sermaye hareketleri sıkı kontrol edildi, spekülatif sermaye hareketleri
engellendi, toprak mülkiyetine giriş engellendi, bankacılığa giriş engellendi, ileri
teknolojili sektörlere açıldı ve kopya ederek kendilerine uyum gösterdiler.

İşte bu durum, Çin ile Türkiye arasındaki modelde uçurumlar olduğunu gösteriyor.

Çin olağanüstü istihdam yaratarak büyüdü. Türkiye’nin istihdam bilançosu ise son
3-4 yıldan bu yana daralıyor. Bu da ayrı bir mesele. Çin’de kırsal bölgeden 100 
milyon insan sanayi bölgesine kaydı. Tarihte enderdir bu durum. Çin’de büyüme istihdam
ile paralel yürürken, Türkiye’de istihdam yaratmayan büyüme var.”

### “Türkiye kendi nüfusunu istihdam edemiyor”

Erdoğan’ın Almanya ve Çin’deki “genç nüfus, mülteci nüfus ile büyüme” şeklindeki
sözlerine, “Hiçbir alakası yok. Yapay bir benzetme” diyerek karşı çıkan Korkut Boratav,“
O zaman ikinci dünya savaşı sonrası Almanya’ya da gidebilir. Yani yıkılmış, sıfıra
dönmüş bir ülkenin tüm sanayisini yeniden kurmuş gibi. Almanya’yı bırakın. Türkiye
kendi nüfusunu istihdam edemiyor. Şu an da yüzde 25 civarında atıl iş gücü var. 
Resmi veri bu. Diplomalı gençlerin işsizlik oranına bakın Türkiye’de. Almanya, Türkiye
dahil dışarıdan göçmen alarak iş gücü sorununu çözüyor. Bu konuda daha fazla konuşmak
dahi istemiyorum.” dedi.

### Boratav: Erdoğan itiraf etti

“İktidar 20 yıl sonra yeni bir ekonomik model arayışına mı girdi?” sorumuza da yanıt
veren Korkut Boratav, Erdoğan’ın “Türkiye ilk defa kendi ihtiyaçlarına bir politikayı
izlemeyi tercih etmiştir” sözlerine atıf yaptı. Boratav, Erdoğan’ın bu sözlerle 
19 yıldır uyguladığı ekonomi politikasının hata ve israf olduğunu itiraf ettiğine
dikkat çekti.

### Boratav’ın sözleri şöyle:

“Yani kendi yaptığı modeli beğenmiyor. Türkiye uluslararası sermayeye sonuna kadar
açıktır, şu anda da kapanmamıştır ayrıca. Sermaye hareketleri üzerine hiçbir kontrol
yoktur. Şu anda borsaya giriş çıkış serbesttir. Yani sıcak para denen şey o. Türkiye’ye
geliyor, varlıklara para bağlıyor. Faiz yüksekse geliyor. Döviz düştüğü zaman büyük
kazançla çıkıyor. 15-20 yıl bunu serbestçe uyguladılar şimdi de hiçbir engel getirmediler.
2020’de bir 10 milyar dolar çıktı borsadan. Sonra Kasım ayında yönetim değişince
10 milyar dolar geri geldi. İşte buyurun. Geçmişi tamamen reddediyorsa, ‘hata yapmışız’
desin. Bir ara sıcak paraya giriş-çıkışla ilgili de söz etti Cumhurbaşkanı. Eee 
nerede yasak. Bir taraftan da serbest piyasa ekonomisini uyguluyoruz diyor. Bu ne
demek; sermaye hareketleri sonuna kadar serbest demek. Niye şikayet ediliyor o zaman
sıcak paradan.

Cumhurbaşkanı ‘Türkiye ilk defa kendi ihtiyaçlarına bir politikayı izlemeyi tercih
etmiştir’ dedi. Peki o zaman 19 yıldır israf edildiğini, Türkiye’nin geçmiş iktisat
tarihinin büyük hata dönemi olduğunu örtülü olarak itiraf etmiş oluyor. Umarım o
itirafın içine, tüm üretken kamu varlıklarının nasıl sıfıra döndüğünü ve satıldığını,
bir kısmının da kapatıldığını ekler.

### “2022’de seçim geliyor”

Korkut Boratav, iktidarın kemer sıkmaya başlamadan önce seçime gideceğini ifade 
etti. İktidarın sermaye ve borçlanmayı umursamayarak kredi pompaladığını ve büyümeyi
bu yolla sağladığını anlatan Boratav, 2017’de bunu yaparak Cumhurbaşkanlığı seçimini
kazandığını, 2019’da ise kemer sıkmanın bedeli olarak yerel seçimleri kaybettiğini
anlattı.

Boratav, şimdi de büyüme ivmesi düşmeden hükümetin seçime gideceğine işaret ederek,
bunun da 2022 yılında olacağı tahmininde bulundu ve hükümetin 2023’ü görmeyeceğini
savundu.

### Boratav’ın sözleri şöyle:

“Bunun adı seçim ekonomisidir. Dış dengeyi, yani sermaye ve borçlanmayı umursamadan
iç piyasayı krediler yoluyla sonuna kadar pompalayarak bir büyüme ivmesi yakalıyor.
Bunu geçmişte de yaptı. 2017’de büyüme yüksek. 2020 yılında büyüme dünya sıralamasında
yukarıda. Fakat bu büyüme ivmesi iki sorun yaratıyor. Bu pompalama sonunda üretim
sonuna yaklaştığı için enflasyon hızlanıyor, dış açık hızlanıyor. Şimdi dış açığın
sonucunu yakın zamanda göreceğiz. Bu 2018 ve 2020’de oldu. İki kez dış açık ve enflasyon
engeline saplanınca yüksek faizlere döndü. Yani parasal daralmaya döndü. Şimdi bu
parasal daralma gelmeden önce, piyasanın canlanmasından yararlanarak seçime gitmek
istiyor. Kısa vadede tutar, ondan sonrası ‘Allah kerim’ diyecek, bakalım.

Yani iktidarın hesabı, diyor ki, ‘Nasıl ki ben 2017’den 2018’in Ağustos ayına kadar
para pompalayarak umurumda değil dış açık diyerek genişleyebildim. Daha sonra 2020’
de para pompalayarak genişleyebildim. Önüme enflasyon, dış açık ve döviz krizi çıktı.
Şimdi o kriz noktasına gelmeden sokak diliyle söyleyeyim, ‘malı götüreyim.’  İşte
bu.

Tıkanma noktasına ne zaman gelir bilemiyorum ama bu modelin er geç o noktaya geleceği
kaçınılmaz.  

Yeni hiçbir şey yapmıyor. 2017’de sermaye hareketleri sınırlandığı için bu politikayı
seçti. Bu politikanın önce nimetini yedi, sonra da bedelini ödedi. Nimeti 2018 seçimi,
sonra kemer sıktı bedelini de 2019 yerel seçimlerinde ödedi. Seçimi kaybetti.

Kaybettikten sonra da kemer sıkmaya devam etti. 128 milyar dolar harcandı bitti.
Devam edemedi o ivme, sonra yine kemer sıktı. Şimdi yeni bir ivmeye başlamak istiyor.
Kemer sıkma gelmeden önce 2018’de olduğu gibi malı alıp götüreyim istiyor. İşte 
hesap budur.

Demek ki bu zihniyet bizi 2023’e götürmez. Muhtemelen 2022’de tıkanma gördüğü anda,
yani büyüme, dış açık ve enflasyon duvarına toslamadan seçime gider. Çin, Almanya
sözleri ciddiye alınacak iktisat değil.”
