# Clinton ve Trump’ın ekonomi yarışı

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/clinton-ve-trumpin-ekonomi-yarisi-14148h/
- Yayımlanma: 2016-08-15T11:49:21+03:00
- Yazar: Haber Merkezi

BD’de başkanlık için yarışan Hillary Clinton ve Donald Trump, vergi reformu, asgari
ücret ve finansal regülasyonlar başlıklarında birbirinden ayrılırken, ticaret konusunda
farklı tonda ama benzer politikalar öneriyor.

Clinton ve Trump arasındaki mücadele 8 Kasım’da yapılacak başkanlık seçimlerine 
3 aydan az bir süre kalmasıyla giderek kızışıyor. Kararsız seçmenler için yarışan
iki adayın en büyük düellosu ekonomi alanında yaşanıyor.

Eski Dışişleri Bakanı Clinton, orta sınıfa hitap eden politikalarla kendisini emlak
milyarderi Trump’tan ayırmaya çalışırken, “Ben bir fabrika işçisinin torunu ve küçük
bir esnafın kızıyım. Her ikisiyle de gurur duyuyorum” gibi duygusal çıkışlar yapmaktan
geri kalmıyor.

Trump ise fakirleri küstürmeden zenginleri güldürmeye çabalarken, sık sık korku 
faktörüne başvuruyor. “ABD üçüncü dünya ülkesine dönüşüyor”, “Yüzde 5’lik işsizlik
modern Amerikan siyasetinin en büyük aldatmacası” gibi söylemlerle kötümser bir 
tablo çizen Trump, kendisinin Amerika’yı yeniden “büyük” hale getireceğini taahhüt
ediyor.

Clinton ve Trump’ın vergi politikaları

ABD’deki her başkanlık seçiminde olduğu gibi karmaşık vergi sistemine yönelik reformlar
bu seçimin de öncelikli meseleleri arasında yer alıyor.

Her iki aday da vergi sistemini basitleştirme vaadinde bulunurken, Clinton ultra
zenginlerin daha fazla vergi ödemesini sağlayacak ufak değişimler, Trump ise varlıklı
ailelere ve şirketlere büyük, düşük gelir sınıfına ise küçük vergi indirimleri öneriyor.

Clinton, mevcut durumda yedi dilimden oluşan gelir vergisi aralıklarının yıllık 
kazancı 5 milyon doların üstündeki zenginlere yönelik vergi oranının yüzde 43,6’
ya yükseltilmesi suretiyle sekize çıkarılmasını planlıyor. 
 

ABD’de mevcut gelir vergisi oranları, yüzde 10’dan başlayarak yüzde 15, yüzde 25,
yüzde 28, yüzde 33, yüzde 35 ve yüzde 39,6’a kadar yükseliyor.

Diğer taraftan Trump, gelir vergisi dilimlerinin ve bunlara karşılık gelen vergi
oranlarının yediden üçe indirilmesi teklif ediyor. Temsilciler Meclisi’nin Cumhuriyetçi
Başkanı Paul Ryan’ın önerisiyle örtüşen bu planda uygulanacak vergi oranları, yüzde
12, yüzde 25 ve yüzde 33. 
 

Şu an yüzde 35 olan kurumlar vergisinin ise yüzde 15’e çekilmesini öneren Trump’ın
ayrıca veraset vergisinin tamamen kaldırılması ve çocuk bakımı için verilen vergi
kredilerinin vergilendirilmesi gibi planları var.

Clinton’ın kurumlar vergisine yönelik yaklaşımı ise oldukça farklı.

Yeni vergi kurallarıyla Amerikalı şirketlerin merkezlerini ülke dışına çıkarmak 
suretiyle vergi ödemekten kaçmasını engellemeyi amaçlayan Demokrat aday aynı zamanda
karını çalışanlarla paylaşan firmalara yüzde 15 vergi kredisi öneriyor.

Clinton vergi gelirlerini artıracak, Trump azaltacak

Washington merkezli düşünce kuruluşlarından Brookings ve Urban enstitülerinin işbirliğiyle
kurulan Vergi Politikası Merkezi’nin analizlerine göre, Clinton’ın vergi politikaları
önümüzdeki 10 yıl içinde vergi gelirlerini 1,1 trilyon dolar artıracak. Trump’ın
vergi reformu ise 9,6 trilyon dolarlık gelir kaybına yol açacak.

Trump, söz konusu kaybın ekonomik büyüme ile dengeleneceğini öne sürüyor ancak vergi
uzmanları bunun mümkün olmadığını düşünüyor.

Bu arada, vergi beyannamelerini açıklamayı reddetmesi Trump’ın bu konudaki hemen
her konuşmasında protesto edilmesine neden oluyor.

Clinton son olarak 12 Ağustos’ta 2015 yılına ait vergi beyannamesini de açıklayarak,
Trump’ı bu konuda köşeye sıkıştırmak için yeni bir hamle yaptı.

ABD’de başkan adaylarının seçimden önce vergi beyannamelerini açıklaması için yasal
bir zorunluluk bulunmamasına karşın 1976’dan bu yana tüm başkan adaylarının seçimlerden
önce vergi beyannamelerini açıklamış olması, Cumhuriyetçi aday Trump’ı zor duruma
düşürüyor.

Asgari ücrette Clinton net, Trump değişken

Federal asgari ücret, Clinton ve Trump’ın politikalarının birbirinden ayrıldığı 
bir başka başlık.

Demokrat Clinton, saat başına 7,50 dolar olan federal asgari ücretin 12 dolara çıkarılmasını
teklif ediyor.

Trump ise birçok konuda olduğu gibi asgari ücret konusunda da sürekli değişen çelişkili
açıklamalarda bulunuyor. Kasım 2015’te katıldığı bir tartışma programında ABD’de
ücretlerin çok yüksek olduğundan yakınan Trump, geçen mayısta ise “İnsanlar nasıl
saat başına 7,50 dolarla geçiniyor bilmiyorum. Bu açıdan, ücretlerde belirli bir
ölçüde artış görmek isterim” demişti.

Daha sonra asgari ücret artışının eyalet yönetimlerine bırakılması gerektiğini savunan
Cumhuriyetçi adayın iki hafta önce açıkladığı en güncel teklifi ise federal asgari
ücretin 10 dolara çıkarılması.

Bununla birlikte, her iki aday, New York gibi yaşam maliyeti yüksek olan bölge ve
şehirlerde yerel yönetimlerin daha yüksek asgari ücret uygulayabilmesini destekliyor.

Finansal regülasyonlar

Clinton, 2007-2008 finansal krizinden sonra yürürlüğe giren Dood-Frank yasa tasarısını
korurken, yüksek frekanslı alım-satım işlemleri gibi bazı faaliyetlere yeni kısıtlamalar
getirmeyi planlıyor.

Dood Frank’ın tamamen kaldırmasını isteyen Trump ise aşırı regülasyonların ülkeyi
her yıl 2 trilyon doların üzerinde zarara uğratarak, ekonominin yüzde 25 daha küçük
kalmasına neden olduğunu savunuyor.

Trump’ın aşırı regülasyonu, “gemi çapasına” benzettiği şu sözleri bu konudaki görüşünü
özetliyor: “Artık bizi dibe çeken bu çapadan kurtulma zamanı geldi. Regülasyonları
olabildiğince azaltacağım.”

Ticaret karşıtlığında Trump öne çıkıyor

Hem Clinton hem Trump, sadece istihdam imkanları ve daha yüksek ücretler sağlayacak
ticaret anlaşmalarını destekleyeceklerini söylerken, Trump popülist teklifleriyle
birkaç adım öne çıkıyor.

Dışişleri Bakanı iken müzakerelerini sürdürdüğü Trans-Pasifik Ortaklığı (TPP) hakkında
fikir değiştiren Clinton, son hali kamuoyuna sunulan anlaşmayı kendi kriterlerini
karşılamadığı için desteklemeyeceğini açıklamıştı.

TPP’ye karşı duruşu, Clinton’ı Barack Obama’dan ayıran ender politikalardan biri.
Demokrat adayın diğer politikaları genel anlamda Obama yönetiminin devamı niteliğini
taşıyor.

Trump ise hem TPP’ye hem de Avrupa Birliği ile müzakare edilen Transatlantik Ticaret
ve Yatırım Ortaklığı Anlaşması’na (TTIP) karşı çıkıyor.

Cumhuriyetçi aday, ayrıca Çin’den ithal edilen mallara yüzde 45 tarife uygulanması
gibi daha önce hiç kimsenin teklif etmediği kadar sert söylemleriyle dikkati çekiyor.
